Sultanahmet Kültür Sarayı Mehmet Nuri Yardım

 

Sultanahmet Kültür Sarayı

Mehmet Nuri Yardım

Henüz öyle bir saray yok. Ama bu hayal hakikate dönüşürse ne kadar da iyi olur. Düşünebiliyor musunuz, Sultanahmet’in merkezinde, İbrahim Paşa Sarayı (Türk İslâm Eserleri Müzesi)’nın arkasında bir saray daha… İçinde hat, ebru, minyatür, tezhip ve nakış örneklerinin sergilendiği, millî sanatlarımızın teşhir edildiği muhteşem bir yapı… Hayali bile gönül okşuyor, o kadar muhteşem.

Mutlaka haberiniz olmuştur aziz okuyucular. Biliyorsunuz, ESKADER 2012 Ödülleri’ni açıkladığımız 31 Aralık 2012 tarihinde bir de “Adliye Sarayı Kültür Sarayı olsun!” şeklinde bir duyuru yaptık. Ödüllerimizin yanı sıra bu teklifimiz de büyük ilgi gördü, görmeye devam ediyor. Pek çok sitede bu haber yer aldı, üç dört gazete geniş bir biçimde verdi. Yavuz Bülent Bâkiler, bugün Türkiye gazetesindeki köşesinde meseleyi işledi ve hayırlı teklife “Kültür Bakanlığımız da sahip çıkmaz mı?” diye sordu.

Peki mesele nedir? Niçin böyle bir ihtiyaç duyuldu? Kısaca anlatayım. Bilindiği gibi geçen yıl Adliye Sarayı Sultanahmet’teki yerinden Okmeydanı’ndaki yeni muazzam binasına taşındı. Boşaltılan eski yer aynen boş olarak duruyor. Peki ne olacak burası? Biz Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER) olarak eski Adliye Sarayı’nın bir Kültür Sarayı’na dönüştürülmesini talep ettik. Bu istek büyük bir teveccüh görüyor. Demek ki böyle büyük bir merkeze ihtiyaç varmış. Meseleyi şöyle açalım:

Öncelikle Sultanahmet dünyanın muhtelif ülkelerinden gelen turistlerin ve Türkiye’nin değişik şehirlerinden İstanbul’a gelen vatandaşlarımızın en çok gezdiği alan. Topkapı Sarayı, Sultanahmet Camii, Ayasofya, Türk İslâm Eserleri Müzesi, Yerebatan Sarnıcı ve Aya İrini Kilisesi’nin yanı sıra çevredeki bazı müzeler ve tarihî mekânlar, bölgeyi bir cazibe merkezi haline getirmiştir. Semtin kenarlarına dağılan irili ufaklı dükkânlarda her ne kadar klâsik sanatlarımızın ürünleri teşhir ediliyorsa da bu, daha ziyade ticarî amaçlıdır ve sanatın o târif edilmez sihrinden uzak bir ortamda bu tanıtım yapılmaktadır. Hâlbuki düşündüğümüz gibi böyle bir Kültür Sarayı’nda farklı odalarda çeşitli sanatlarımız ustaların gözetiminde yerli ve yabancı turistlere arz edilebilir. Devamlı olarak uygulamalar yapılabilir. Herkes ebrunun nasıl yapıldığını, hüsn-ü hattın nasıl yazıldığını, tezhibin nasıl işlendiğini yakından görebilir. Şüphesiz tezhipler, ebrular, minyatürler ve nakışlar göz alıcılıklarıyla Kültür Sarayı’na renk ve derinlik katacaktır. Elbette sadece klâsik sanatlarımız sergilenmemeli burada. Ressamlarımızın tabloları da sanatseverlerin önüne çıkmalı. Dolayısıyla en azından bir galeri resimseverlerin hizmetine sunulmalı. Oluşturulacak bir cep sinema ile yerli ve yabancı filmler seyredilebilir, yine bir cep tiyatrosu ile bir çok oyun sahnelenebilir. Klâsik Türk müziğimizin tarih içindeki bütün safhaları gözler önüne serilebilir, icralar yapılabilir. İnsanlarımızın çeşitli dâvâlar yüzünden gitmek zorunda kaldı ve bazen büyük acıların yaşandığı bu bina, geçmişten gelen ve geleceğe uzanacak olan fevkalâde sanatlarımızın biricik mekânı olabilir. Nesiller burada millî kültür ve sanat konusunda benliklerine kavuşabilir.

Toplantılar, paneller, sohbetler ve imza günleri… Yayınevlerinin belki de en çok rağbet göstereceği bir mekân olacak Kültür Sarayı… Âdeta dâimi bir fuar hüviyetine bürünebilir burası. Elbette büyük ölçekte değil ama niçin sürekli olarak tematik ve küçük fuarlar açılmasın. Meselâ 18 Mart’ta Çanakkale Kitapları Sergisi, 23 Nisan Haftasında Çocuk Kitapları Sergisi oluşturulamaz mı? Zaman zaman kadın, çocuk, edebiyat, tarih ve farklı alanlarda çıkmış dergiler, meraklıların istifadesine sunulamaz mı? Bütün bunlar rahatlıkla yapılabilir. Yeter ki eski Adliye Sarayı binası, ehil bir ekibe teslim edilsin ve bu sayede İstanbul’umuz, değerli faaliyetlerin yapıldığı mühim bir kültür sanat merkezine kavuşsun.

Sultanahmet Kültür Sarayı, kulağa ne kadar da hoş geliyor. Sultanahmet, kültür ve saray… Üç anlamlı, uyumlu, büyülü ve ahenkli kelime… Bu düşünceyi görüştüğüm bir çok kültür sanat adamı, yazar, sanatçı inanın duyunca o kadar heyecanlandı ki… Hemen hemen hepsi bu fikri desteklediğini söyledi. Öyleyse şimdi görev, hem sivil toplum kuruluşlarında hem de konuyla direkt alakalı olan müesseselerde. Yani Adalet Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Fatih Belediyesi yetkililerinde…

ESKADER yöneticileri fikr-i takip sahibidir. Önümüzdeki hafta, yani 10 Ocak 2013 Perşembe akşamı bu mevzu hakkında bir toplantı düzenliyoruz. Konu başlığımız belli: “Adliye Sarayı’ndan Kültür Sarayı’na”… Sivil toplum kuruluşlarının idarecileri, yazarlar, sanatçılar, gazeteciler, yayıncılar ve kültür sanatla ilgilenenler inşallah toplanacak ve bu meseleyi görüşecek. Ben bu programın hayırlı ve faydalı olacağını, iyi yankılar uyandıracağını düşünüyorum. Bekleyelim, görelim. Gün ola, harman ola. İbrahim Hakkı gibi biz de tevekkül içinde şöyle diyelim: “Mevlâ görelim neyler / Neylerse güzel eyler.”

Yorum yazabilmek için lütfen Oturum Açın

Yorum Yaz