SAMANOĞLU AZ ve ÖZ ŞİİR YAZDI

Basın İlan Kurumu eski Genel Müdürü, şair Gültekin Samanoğlu, vefatının 10. yılında kalabalık bir dinleyici topluluğu tarafından Basın Müzesi’nde yâd edildi

ESKADER ve Basın İlan Kurumu’nun birlikte düzenlediği “Matbuat Dünyasından Sanatkâr Çehreler” başlıklı toplantı dizisinde bu ay, araştırmacı yazar Ahmet Özdemir’in anlatımıyla Şair Gültekin Samanoğlu vefatının 10. yılında yâd edildi.

         Basın ilan Kurumu ve Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği’nin (ESKADER) birlikte organize ettiği “Matbuat Dünyasından Sanatkâr Çehreler” seri toplantıları, basın dünyamızın müstesna isimlerini gündeme taşımaya devam ediyor. Bu ayki portre, vefatının 10. yılında andığımız şair Gültekin (Samancı) Samanoğlu’ydu. Halk edebiyatı konusundaki çalışmaları, biyografi ve portre eserleriyle sanat dünyamıza katkılarından tanıdığımız Ahmet Özdemir, şairin hayatı, eserleri, şiir üslûbu, sanat anlayışı, bir sanatçı olarak hayata bakışı ve duruşu hakkında yaptığı konuşmasında sık sık Samanoğlu’nun ses kayıtlarından kısa dinletiler sundu. Gültekin Samanoğlu’nun Ahmet Özdemir tarafından seslendirilen şiirleri ve kendi sesi ile harmanlanan program, eşi Müzeyyen Samancı, kardeşi Çetin Samancı, Hisar dergisindeki çalışmalarında ve hayatı boyunca yanında yer alan dostlarından Mustafa Necati Karaer’in eşi Şükran Karaer, Basın İlan Kurumu Müdürü Mehmet Atalay, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcalto, İstanbul Gazeteciler Derneği Başkanı Engin Köklüçınar, Yeni İstanbul Gazetesi’nin sahibi Alaattin Koçak, sevenleri ve yakın dostlarının katılımı ile oldukça kalabalık bir dinleyici grubu tarafından takip edildi.

      Programın açılış konuşmasını ve takdimini gerçekleştiren ESKADER Başkanı Mehmet Nuri Yardım, basın dünyamıza hizmet edenleri sanat yönlerinin, sanat yönü ile tanınanların gazetecilik yönlerinin hatırlanmadığını ve gözardı edildiğini dile getirerek “Bu program bu eşsiz insanları her iki yönleri ile hatırlamak amacı taşıyor.” dedi. 11 Nisan 2003’de vefat eden Gültekin Samanoğlu’nun böyle bir toplantı ile hatırlanmaması halinde edebiyat ve basın dünyamız adına büyük bir kusur olacağını belirterek “Samanoğlu, birçok meslektaşının, şairin ve yazarın dertlerine tercüman ve onların en zor zamanında yanında olmasıyla dahi unutulmaması gereken özel bir şahsiyettir. Basın İlan Kurumu’nda genel müdür olarak yıllarca çok güzel hizmetlerde bulundu ve birçok organizasyona imza attı.” diyerek sözü Gültekin Samanoğlu ile yıllarca birlikte çalışmış olan ve onu çok yakından tanıyan Ahmet Özdemir’e bıraktı.

                   MUSİKİ VE ŞİİRLE HAYATI ADIMLAMAK

         Konuşmasının başında Gültekin Samanoğlu’na vefa gösteren Basın İlan Kurumu ve ESKADER ile toplantıya iştirak eden yakınlarına ve arkadaşlarına teşekkür eden Ahmet Özdemir, biyografik bilgiler eşlinde Samanoğlu’nun portresini sundu. Aslında Samancı soyadına sahip olan şairin sanat dünyasında Samanoğlu soyadını kullandığını belirten Özdemir, “Samancızâde olarak bilinen bir aileye mensup. İslâmî duyarlığı yüksek bir ailede büyüyen Gültekin Samanoğlu’nun, anne ve babasının musikiye özel bir ilgisi vardı. Babası hemen hemen her enstrümanı çalarken annesi ud çalıyordu. Gültekin Bey, çalınan ve söylenen eserleri ezberleyerek anne ve babasına eşlik ediyordu.” dedi. Samanoğlu’nun ilkokuldan sonra baba ocağından uzaklaşarak ortaokula bir süre büyük anne ve büyükbabasının yanında devam etiğini dile getiren Ahmet Özdemir, ortaokulun ikinci yılında İstanbul’a dayısının yanına gelerek öğrenimine devam ettiğini, üçüncü yılında ise yeniden anne babasının yanına döndüğünü belirtti. “Liseye memur ailelerden yetişen çocukların ortak kaderi olan askerî okulda devam etti Samanoğlu. Mecburi hizmetini tamamlayıncaya dek orduda kaldı ve yüzbaşı rütbesinde iken ayrıldı. Subay olduğu dönemde Müzeyyen Hanım ile evlendi bir erkek ve bir kız, iki çocuk sahibi oldu. Ordudan ayrılınca da Basın İlan Kurumu’na geçti.” diyen Özdemir, şairin 1961’de kurulan Basın İlan Kurumu’nun yönetim kuruluna seçildiğini ve 2003 yılına dek kurumda yöneticilik yaptığını dile getirdi.

                   HİSAR’IN KURUCULARINDAN…

         Konuşmasında Mehmet Nuri Yardım’ın Gültekin Samanoğlu ile yaptığı ve Türk Edebiyatı dergisinde yayımlanan röportajından cümlelere de yer veren Ahmet Özdemir, şairin İstanbul’u ilk gördüğünde yaşadığı heyecanı anlattığı bir kayıt dinletti. Eserlerini okuduğu şair ve yazarların biyografilerini de okuyarak kendini edebiyat alanında yetiştiren Samanoğlu’nun okuldayken en sevdiği dersin edebiyat olduğu da yine kendi sesinden duyuldu. Şairin ordu mensubu olması dolayısıyla ilk yazdığı şiirleri müstear isimlerle dergilerde yayımlattığını dile getiren Ahmet Özdemir, “Munis Faik Ozansoy’un teklifi ile ilk defa Samanoğlu soyadını kullandı. 1949 yılı sonlarında Hisar dergisinin ilk tohumları atıldı. Dönemin şiiri ve dolayısıyla edebiyatı yozlaştırma ve iğrençleştirme hareketine karşı Hisar dergisi, sade Türkçe anlayışı ve edebiyat üzerindeki komünist etkileri azaltmak maksadı taşıyarak ortaya kondu.” dedi ve Samanoğlu’nun kayıtlarda kendi sesinden duyulan “Şiirde basitlik ve iğrençlik olmamalıydı. Hisarcılar Batı’nın taklidi olarak yetinilmesine karşıydı ve yeniliklerin gelenekleri çiğnemesine izin vermiyordu.” sözlerine yer verdi. Şairin diğer Hisar şairlerinde olduğu gibi yoz düşüncelere kaptırılmak istenen Türk sanatının ileriye taşınmasını sağladığını belirten Özdemir, Çağrı, Türk Yurdu gibi dergilerde de şiirlerinin yayımlandığını, 1980 yılında Hisar dergisinin kapanması ile birlikte Türk Edebiyatı ve Boğaziçi gibi dergilerde şiirlerinin yayımlandığı kaydetti.

                   “ŞİİRİN MACERASI ŞAİRE SORULMAMALI”

         Gültekin Samanoğlu’nun 40 yaşına dek kitap çıkartmak istemediğini ve ilk kitabını 1972 yılında Alacakaranlık adıyla yayımladığını anlatan Ahmet Özdemir, Uzun Vuran Gölge’nin ardından ve Yüz Temel Eser arasına giren ve Cahit Sıtkı Tarancı’yı konu eden kitabını yayımladığını belirtti. Şairin “Konya Âşıklar Bayramı”nda jüri üyeliği yaptığını ve Anadolu Basını toplantılarına her yıl katılarak bir bildiri yayımladığını, yayımlanmış bildirilerinden yalnızca birkaçına ulaşabildiğini söyleyen Özdemir, 1988 yılında ve iki dönem üst üste olarak TRT’nin yönetim kurulu üyeliğine seçildiğini ve büyük katkıları olduğunu, 1987 yılında ise Pera Palas Şiir Toplantıları’nı başlattığını dile getirdi. “Dili kusursuz, taze, anlaşılır ve sade bir anlatıma sahipti. Gerçekleri duyguların içinde eritiyor. Kendi iç dünyasına ve hatırlarına dönük, lirik, didaktik bir şairdi. Siyasi ideolojilere alet edilemeyen, sımsıcak Anadolulu bir anlatım. Şiirleri Anadolu insanının yazgısını çağrıştırıyor. Ona göre şiir, binlerce çiçekten elde edilen esans gibi birkaç mısradaydı. Güzellik şiirle yaşıyordu. Şiir, şairin ses, mânâ bütünlüğü içinde insana renk veren bir sanattı. Başkaları gibi günde iki üç şiir yazmıyor, az ve öz yazıyordu. Yazdığı her şiirin bir hikâyesi vardı.” diyen Ahmet Özdemir, yine kayıtlarda geçen Samanoğlu’ya ait “Bir şiirin nasıl ortaya çıktığı, şiirin macerası şaire sorulmamalı.” cümlesine yer verdi.

                   GÖZ VE GÖRÜŞÜN İNCE ŞAİRİ

         Basın çevresinde Gültekin Samanoğlu’nun “baba” ve “ağabey” olarak anıldığını dile getiren Özdemir, “Uzun Duran Gölge” adlı şiirini kendisi okurken duygulandığını anlatarak kendi sesinden bu şiiri dinletti. Kendisine “Göz ve görüşün ince şairi” dediği Gültekin Samanoğlu’nun bundan on yıl önce hayata veda ettiğini söyleyen Özdemir, “Tarih şuuru içinde gelişen bir hayat duyarlığı ve büyük sanat denizine önemli bir katkı olarak yer buldu.” diyerek Gültekin Samanoğlu’nun unutulmayacak bir şair olduğunu dile getirdi.

                   ETKİN, ÜRETKEN VE YARDIMSEVER

         Söz alan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcalto, Gültekin Samanoğlu ile iki kez yollarının kesiştiğini, ilkinin TRT, ikincisinin de Türkiye Gazeteciler Cemiyeti olduğunu dile getirerek “TRT’de zaman zaman anlaşmazlığa düştüğümüz oldu. Ancak insan tarafı çok güçlü biriydi. Herkesin yardımına koşardı. İnsanların dertlerini dinler, onlara derman olurdu. Yıllar sonra Cemiyette yollarımız kesişti. O Genel Müdür’ken ben yönetim kuruluna seçildim. Birlikte çok güzel çalıştık. Zaman zaman odasında şiir konuşurduk. Aynı şairleri sevmesek de birleştiğimiz çok nokta vardı. Meselâ o da Necip Fazıl’ı severdi, ben de severdim.” dedi. Sonrasında konuşan Engin Köklüçınar, Başbakan Müsteşarı aracılığı ile tanıştıklarını anlatarak “Bazı insanlar toprağa gömülür ama ölmezler. Türk edebiyatı Gültekin Samanoğlu’nu unutmayacak.” dedi ve hâtıralarına aktarıp programda emeği geçenlere teşekkür etti. Dinleyiciler arasında bulunan Alaattin Koçak, Basın İlan Kurumu’nda birlikte çalıştıklarını belirterek “Onunla birlikte güzel hafta sonlarımız geçti. Unutulmaz biriydi.” dedi. Prof. Dr. Şeyma Güngör, Gültekin Samanoğlu’nu, eşi merhum Erol Güngör vasıtası ile tanıdığını, edebiyat öğretmenliğine de onun teşviki ile başladığını ve 39 yıl boyunca bu görevi büyük mutluluk duyarak yerine getirdiğini dile getirdi. Kardeşi müzisyen ve Hisar dergisinde de emekleri bulunun Çetin Samancı, Gültekin Samanoğlu’nun şiirlerinden bestelediği, “Ellerin” adlı hüzzam bestesini seslendirdi ve şairin musikiyi çok sevdiğini şarkıları ve icracıları da çok iyi bildiğini dile getirdi. Son olarak konuşan Müzeyyen Samancı ise programı organize eden, dinlemeye gelen herkese teşekkür etti ve “Ben Gültekin Bey ile elli yıl bir yastığa baş koydum ama beni çok erken terk etti.” dedi. Dinleyiciler, toplantının sona ermesinden sonra Gültekin Samanoğlu’nun fotoğraflarından, eserlerinden ve yazılarından meydana gelen sergiyi gezdiler. Bir çok dinleyicinin ayakta takip ettiği program, hatıra fotoğraflarının çekilmesi ve ikram ile son buldu.

Yorum yazabilmek için lütfen Oturum Açın