Nurullah Genç: “Şiir kalbin keşif alanıdır.”

Nurullah Genç: “Şiir kalbin keşif alanıdır.”

Aşkın  Geçgel (Sanatalemi.net)

Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER)’nin düzenlediği “Bâbıâli Sohbetleri’nde konuşan şair ve yazar Nurullah Genç, dinleyicilerine bir şiir yolculuğu yaptırdı. Şiirseverler, Nurullah Genç’i yaklaşık iki saat boyunca büyük bir dikkat ile dinlediler. Genç, konuşmasının ardından dinleyicilerin sorularına cevap verdi. Şair ve yazar Hüseyin Akın’ın takdim ve idare ettiği toplantıya büyük bir ilgi oldu.

“Hayatı kucaklamak istiyorsanız, her türlü bilgiden faydalanmalısınız.” diyerek konuşmasına başlayan Nurullah Genç, bilginin, donanımlı olmanın önemini belirtti. Nurullah Genç, “Vizyon, görev ve stratejinin nehir yataklarına benziyor. İnsanın iç dünyası bazen bir nehir gibi denize ulaşabiliyor. Her insan bir ırmak gibidir. Bazı insanlar denize kavuşamadan ovalarda kalıyor. Kavuşacak deniz bulan ırmaklar, daha da büyürler, ama bu da bir nasiptir.” dedi.

 

BİLİM ADAMLARI ŞİİRLE İLGİLENMELİ

Hüseyin Akın’ın zaman zaman sorularına da cevap veren Nurullah Genç, “Bir bilim adamının şiirle uğraşması nasıl oluyor?” sorusuna şu cevabı verdi:

“Her bilim adamı edebiyat, şiir ve roman ile ilgilenmelidir. Bilimin ön plana çıkardığı olgu akli muhakemedir. Sanat, Edebiyat, şiir için kalbin keşif alanı gerekiyor. Bir eren açısından keramet alanıdır, bir şair açısından şiir alanıdır.”

Kendisine yöneltilen, “Okuyucularınız sizi en çok ‘Yağmur’ adlı şiiriniz ile tanıyor ne düşünüyorsunuz? O kadar şiiriniz varken.” sorusuna Genç şu karşılığı verdi: “Sorunuzu tersten almak gerekirse ‘Yağmur’ olmasa ben ne olurdum diye düşünecek olursam eğer; benim bundan memnun olmamam küfran olur. Amel niyete göredir.” Nurullah Genç, bir soru üzerine edebiyat dergilerini, özellikle de şiir bölümlerini 5-6 sene öncesine kadar düzenli takip ettiğini ancak artık vakit bulamadığını söyledi.

Katıldığı şiir programlarından bazı hâtıraları paylaşan Nurullah Genç, üçüncü bir romanına başladığını da sözlerine ekledi.

Nurullah Genç unutamadığı çocukluk hâtıralarından da bahsederken şunları söyledi: “Çocukluk yıllarımda boyacılık yaptım, yaparken de boyadığım ayakkabıların sahiplerinin isimlerini kaydettim, Listeme göre düzenli çalışıyordum, git gide işlerim arttı, yani şimdiki örnekle müşteri ilişkileri, işletmecilik yapmışım o yaşlarda. İşlerim o kadar arttı ki başarımı çekemeyenler, ayakkabı boya tahtamı kırdılar beni uzaklaştırdılar.” Genç, şiirlerinin niçin çok sevildiğinin sorulması üzerine, “Ben bizim mahallenin çocuğuyum, içlerinden biriyim, gönüllerinde taşıyorlar, içten buluyorlar, Edebiyatın evrenselliğini seviyorum. Meselâ bir şiirimle çiftler birbirine evlenme teklifi yapmış bu çok güzel. Şiir yazıldıktan sonra paylaşıldıktan sonra gönüllere ulaşır. Şairler de birbirlerine destek olmalıdırlar.”

Nurullah Genç konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Dinleyici, şiir okuyanın kendinden bir yön bulmalıdır. Şiir, okurda farklı bir etki ediyorsa güçlüdür. Şair hem duygusunu ifşa eder, hem de setr eder. İç yolculuğunuza çıkmadıkça yazamazsınız. Şiir yazmak inzivadan başka nedir ki? Münzevi halidir, Şiir yazmak arızi bir haldir, kendimle çatıştığım için yazabiliyorum. Şuara Suresini hatırlayalım. Şairlerin başıboşluğa hakkı yoktur, şairin kibri olmaz, duygularını içinden geldiği gibi aktarır.”

 

 

Yorum yazabilmek için lütfen Oturum Açın

Yorum Yaz