“Mehmet Serhan Tayşi Allameydi”

“Mehmet Serhan Tayşi allameydi.”

 

Osman Esgice (Sanatalemi.net)

         Kısa bir süre önce hayata veda eden Millet Kütüphanesi eski Müdürü kitabiyat âlimi Mehmet Serhan Tayşi hakkında düzenlenen anma programı, İstanbul’daki kitap dostlarını bir araya getirdi.

Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER)’nin düzenlediği “Bâbıâli Sohbetleri”nin konusu, Mehmet Serhan Tayşi’nin hayatı, eserleri ve hizmetleri idi. Timaş Kitapkahve’de buluşan Tayşi dostları ve sevenleri, duygu ve düşüncelerini dile getirdiler, hâtıralarını naklettiler. Mehmet Nuri Yardım yaptığı takdim konuşmasında, Mehmet Serhan Tayşi ile 1980’li yıllarda Millet Kütüphanesi’nde tanıştıklarını belirterek şöyle devam etti:

“Onun hâli, vakarı ve ciddiyeti zaten insanı etkiliyordu. Biz Türkoloji öğrencileri kütüphaneleri bir sığınak gibi görüyorduk. Millet Kütüphanesi de Tayşi sayesinde bir akademiye dönüşmüştü. Dolayısıyla sık ziyaret ettiğimiz ve manevi havasından da istifade ettiğimiz mekânların başında Millet Kütüphanesi geliyordu. Mehmet Serhan Bey’den Zeytinburnu’nda İsmail Sâib Sencer Hocayı, geçen yıl da Bâbıâli Sohbetleri’nde Ali Emirî Efendi’yi dinlemiş, istifade etmiştik. Kendisi kitabiyat sahasında büyük bir otorite idi. Bilgiyi paylaşmayı seven bir araştırmacı, bir ilim adamı ve hepsinin önünde gönül insanıydı.”

İlk konuşmacı kültür tarihçisi Süleyman Zeki Bağlan, Mehmet Serhan Tayşi ile tanışmasının hikâyesini anlattı. “1970 yılının Mayıs ayında kendisiyle tanışmıştık. Babası Rasih Amca ile de tanışıklığımız olmuştu. Herkesi çalışmaya teşvik ederdi. Öğrencilerin tez hazırlamasını, doktora yapmasını isterdi. Onlara elinden gelen yardımı yapardı. Kütüphaneye gelen herkese çok candan davranır, onlara ikramda bulunur ve sohbet ederdi.” diyen Bağlan, Tayşi’nin hazırladığı eserlerden etraflıca bahsetti, dostluğunu, ilmî hayatını, müktesebatını ve kuşatıcı kişiliğini anlattı. Konuşmasında Mehmet Serhan Tayşi’nin dostlarından ve o dönemin ilim, fikir ve sanat adamlarından da söz eden Bağlan, o kültür muhitinin nesiller yetiştirdiğine işaret etti.

Mehmet Serhan Tayşi’nin Fethi Gemuhluoğlu’na ithaf ettiği bir şiiri bulunduğunu hatırlatan Bağlan, “Son dönemde Balaban Tekkesi’nde A’mak-ı Hayal Okumaları yapıyordu. Bütün eserlerini Bilim Sanat Vakfı’na bağışladı.” diyerek sözlerini tamamladı.

         ALLAME VE İSTANBUL BEYEFENDİSİ

Kültür tarihçisi Dursun Gürlek de konuşmasına “Mehmet Serhan Tayşi hem bir allame, hem de bir İstanbul beyefendisi idi. Hakikaten kendisine ‘Günümüzün Ali Emirisi’ denilebilirdi. Kitaplarla, kütüphanelerle bu kadar fazla içli dışlı idi. Hem kütüphanede hem de Sahra-ı Cedit’teki evinde sohbetler ederdi. Bize ‘Eskiden Sohbet Şeyhi varmış.’ derdi. O da aslında aranılan ve çok sevilen bir sohbet şeyhi idi. Vefatından bir süre önce üç arkadaş, evinde kendisini ziyaret etmiş ve yaklaşık 5.5 saat sohbet etmiştik. O uzun sohbet meclisinde fikirlerinden istifade etmiştik. Yeni baskısı yapılan Ali Emiri Efendi’nin İzinde isimli eseri bir mücevher kutusudur, okunmalıdır.”

         ÇOK ÇALIŞIYORDU

Mehmet Serhan Beyin manevi oğlu ve son zamanda yanında bulunan Ömer Faruk Deliktaş, Tayşi Hocanın bilgisini ve birikimini gençlerle paylaşmaktan mutluluk duyduğunu söyledi ve hususi hayatından bazı örnekler verdi. Deliktaş, “Hocamız Elmalılı Hamdi Yazır’ı çok severdi. Bazı eserleri birlikte okurduk. Son olarak Dem-i Vahdet isimli eseri mütalaa ediyordu.” dedi.

Konuşmacılar, Mehmet Serhan Tayşi’nin hâtıralarının yanı sıra, makalelerinin, mektuplarının ve hakkında yazılan yazılar ile kendisiyle yapılan röportajların da yayımlanması gerektiğini söylediler. Seçkin bir dâvetli topluluğunun iştirak ettiği anma programı, Ertuğrul Arpat’ın okuduğu Kur’an-ı Kerim, Ahmet Yüter’in yaptığı dua ve çekilen hâtıra fotoğrafları ile son buldu.

GÜNÜMÜZÜN ALİ EMİRİ’Sİ

         İzmir, Bayındırlı bir ulemâ ailesine mensup       olan Mehmet Serhan Tayşi, 1942 yılında babasının vazifesi gereği bulunduğu Adana’da dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini İzmir’de tamamlayan Tayşi, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nden mezun oldu. 1970 yılında girdiği bir imtihan neticesinde Millet Kütüphanesi’nde göreve başlayarak sırasıyla memurluk, bölüm şefi, uzmanlık, başuzmanlık ve müdür yardımcılığı görevlerinde bulundu. 1983’te Millet Kütüphanesi müdürü oldu ve 2003 yılı başında, emekli olana kadar bu görevine devam etti. Kütüphanecilik, kütüphaneler, kitaplar, kültür ve tarih konulu birçok makale kaleme aldı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yayınlanan bu makalelerinin yanında Mecmuâ-yi Tekâyâ, Lemezât-ı Hulviyye, Kıyâfetu’l-İnsâniye gibi klasik Osmanlı eserlerini günümüz Türkçesine kazandırdı. 27 Nisan 2015 tarihinde Hakka yürüdü. Ertesi günü Fatih Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Topkapı Mezarlığı’nda defnedildi. Hakkında, kendisiyle gerçekleştirilmiş uzun soluklu bir söyleşiye dayanarak hazırlanmış Ali Emirî’nin İzinde isimli bir eser bulunmaktadır. İstanbul Sahrâyıcedit’te ikamet eden Mehmet Serhan Tayşi, Elif Hanım’la evliydi. Kültür tarihçisi Dursun Gürlek, Mehmet Serhan Tayşi’nin “Günümüzün Ali Emirisi” olduğunu söylüyor. Müellifin bütün eserlerini neşreden Timaş Yayınları’nın, Mehmet Serhan  Tayşi’nin diğer çalışmalarını da kitaplaştırması bekleniyor.

 

Yorum yazabilmek için lütfen Oturum Açın

Yorum Yaz