Abdullah Işıklar’ın Sohbetine Yüksek Katılım

Abdullah Işıklar’ın Sohbetine Yüksek Katılım

Bir dönemin İz Bırakan Ruhunu Anlattı

Sena Çataloğlu

         ESKADER’in her Perşembe günü saat 18.00’de Timaş KitapkKahve’de düzenlediği Bâbıali Sohbetleri’nin bu haftaki konuğu, değerli yayıncı ve kültür adamı Abdullah Işıklar oldu. Katılımın yoğun olduğu ve aralarında Osman Akkuşak, Vehbi Vakkasoğlu, Şerif Aydemir, Fırat Kızıltuğ,  İhsan Kabil ve Dursun Gürlek gibi katılımcıların da bulunduğu toplantıyı Sanatalemi.net yazarı ve radyo programcısı Uğur İlyas Canpolat yönetti. Genelde neşeli bir ortamda geçen toplantıda, zaman zaman da hüzünlü dakikalar da yaşandı.

         Pek çok şair, yazar, gazeteci ve yayıncının müdavimi olduğu Babıali’nin Işıklar Kitabevi, zamanının pek çok fikrinin harmanlandığı, pek çok yazarın soluk alıp verdiği ve hasbihâl ettiği bir mekândı. İlyas Canbolat, Abdullah Işıklar’ın kitabevini, “meşhur ve meçhul herkesin geldiği bir mekân” olarak tanımladı. O dönemde Işıklar’ın öğrenci, yazar- çizer, zengin-gariban herkes için bir ‘çayı içilesi abi’ olduğunu kaydetti.

         Daha sonra söz alan Abdullah Işıklar, elli- altmış yıl öncesinden günümüze mekânında yankısı süren üstatları, çehreleri, fikir ve sanat dünyasına dair tanıklıklarını, zorlu mücadeleleri nakletti, unutulmaz hâtıralarını dinleyicilerle paylaştı. Yaşadığı semtten toplantıya gelirken gördüğü cami manzaralarıyla ilgili konuşan Işıklar, zamanında ahır, kömürlük, top tüfek müzesi olarak kullanılan camilerin kapatılması, satılması, kiraya verilmesi; hakkında Fetih Gazetesi’nde çıkardığı haberle ilgili asılsız ve delilsiz dayanaklarla ‘din istismarı’ iftirasıyla gıyabında 5 dava açıldığını ve bu dönemdeki mücadelelerini paylaştı.

                   NECİP FAZIL’DAN HÂTIRALAR

         Abdullah Işıklar, Necip Fazıl Kısakürek ile ilgili hâtırasını naklederken şunları söyledi:

“Tipinin olduğu bir sabah üstad yanıma gelerek ‘Abdullah ben galiba dün senin kalbini kırdım, hakkını helâl et!’ dedi. Bunu diyen adam, 60 İhtilâli’nde Yassıada’da kan gövdeyi götürürken hâkime ‘Dur!’ diyen adamdır. Bu zatları iyi tanımamız lâzım. İslâm diye sokaklarda bağırıp da kendimizi bir iş yaptık zannetmeyelim. Ayet-i kerime açıktır: ‘Yapamayacağınız şeyi ne diye söylersiniz…’ Bu zat-ı muhteremler İslâm’dan bahsediyorsa kendileri de yapan insanlardı.”

Abdullah Işıklar 1952 yılında başlayan gazetecilik hayatında davası uğruna çektiği çileleri, yayıncısı olduğu Fetih gazetesi hakkında açılan davaları ve Yeni Sabah gazetesiyle ilgili anılarını aktardı. Osman Akkuşak, Abdullah Işıklar’ın kurucusu olduğu Fetih Gazetesi için “O dönemde birçok gazete kapatılmıştı, Fetih Gazetesi ise bizim için bir nimetti.” diye konuştu. Üstad Necip Fazıl Kısakürek ile Işıklar Kitabevi’nde geçen diyaloglarını, Bediüzzaman Said Nursi Hazretleriyle Muhsin Alev vasıtasıyla nasıl tanıştıklarını, Sezai Karakoç, Hasan Basri Çantay, Behçet Kemal Çağlar, Muhammed Hamidullah, Süleyman Hilmi Tunahan, Mustafa Yeşil Hoca, Kemal Kaçar, Mustafa Hakkı gibi iz bırakan isimlerle ilgili hâtıralarını, onların mücadelelerini, hayatlarından gözlemlediklerini, gazetecilik ve yayıncılık hayatlarıyla ilgili tanıklıklarını nakletti. Akşam saat 20.00’e kadar süren program, sorularla devam etti, Kuran-ı Kerim tilaveti ve dua ile sonlandırıldı.

Kalabalık bir dinleyici topluluğunun takip ettiği sohbet toplantısını, Uğur İlyas Canbolat başarılı bir şekilde idare etti. Dinleyiciler arasında Osman Akkuşak, Vehbi Vakkasoğlu, Mustafa Akkoca, Muhittin Nalbantoğlu, Fırat Kızıltuğ, Mehmet Cemal Çitfçigüzeli, Şerif Aydemir, Kâmil Eşfak Berki, Fatma Ersem Yargıcı, Veli Avcı, Ali Çorbacıoğlu, Remzi Alioğlu, Reşat Şen, Süleyman Bağlan, Mehmet Cangir, Mehmet Nuri Yardım, Ahmet Yüter, Serdar Üstündağ, Bekir Tuncer, Mehmet Varış, İsmail Fatih Ceylan, Mehmet Güllük, Mehmet Fatih Can, Ekrem Ayyıldız, İhsan Kabil, Sait Yıldırımer ve Hanifi Kayan da vardı.

Yayın Tarihi: 15 Ağustos 2014

Yorum yazabilmek için lütfen Oturum Açın

Yorum Yaz