KasımAralık 2008Ocak
PtSaÇaPeCuCtPz
24252627282930
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
2930311234

ORHAN BAYRAK
 

ORHAN BAYRAK

 

Tarih araştırmacısı ve kültür tarihçisi M. Orhan Bayrak 1926 yılında Denizli’de doğdu. Emekli Kd. Albay (1977), Harita Mühendisi, Harita Genel Müdürlüğü Komptrolörü (1972-1977), İstanbul Belediyesi Harita Müdürü (1981-1982), yazar.
Eserlerinden bazıları:

İstanbul’un Tarihi Yerler Kılavuzu, Türkiye Tarihi Yerler Kılavuzu, İstanbul’da Gömülü Meşhur Adamlar, Osmanlı Meşhurlarından Fıkralar, Atatürk ve Kurtuluş Savaşı, Ansiklopedik İstanbul Rehberi, Osmanlı Tarihi Yazarları, 1920-1984 Türkiye’yi Kimler Yönetti?

 

 

HAKKINDA YAZILANLARDAN:

 

Orhan Bayrak’a saygı yazısı

Mehmet Nuri Yardım

Yazılarımda zaman zaman kendisinden sitayişle, övgüyle ve saygıyla bahsettiğim bir insandır M. Orhan Bayrak…
Zorlu araştırmaların taliplisi… Kültür meselelerinin takipçisi… Harita mühendisi, emekli kıdemli albay… Araştırmacı yazar… Kültür tarihçisi…

18 Temmuz 1926 tarihinde Denizli’de doğdu. 5 yaşında iken babasını kaybedince ilk ve ortaokul tahsili sırasında yaz aylarında çalıştı ve eve katkıda bulundu. İlkokulu bitirince annesi Neyyire Hanım Adapazarı Ortaokulu’na kayıt yaptırmaya götürür küçük Orhan’ı. Müdür Yardımcısı Yusuf Ulusoy, Neyyire Hanım’a der ki:
- Bu çocuğun babası yok mu?
Sevgili baba yıllar önce sonsuzluk diyârına göç etmiştir. Gayret timsali anne başını dik tutar ve metanetle:
- Babası öldü, ben onun hem babası, hem annesiyim.
Bu sözlere karşılık Yusuf Bey, yanındaki öğretmene döner ve söylenir:
- Böyle kadınların aklına şaşıyorum. Oğullarını bir yere çıraklığa vermiyorlar. Bakalım okuyacak mı?
Bu söz çileli kadını çok üzer, ama azminden ve kararlılığından geri adım atmaz. Ciğerparesi Orhan’ın kaydını okula yaptırır.

Orhan, annesinin medâr-ı iftiharı olur, okur ve meslek sahibi olur. Ortaokul ve askeri liseden sonra tarihe ve ansiklopedik eserlere büyük ilgi duymaya başlar. Dergileri takip eder. Hayatı boyunca iyi bir kütüphane sahibi olabilmek için büyük bir çaba harcar. Bu amacına ulaşır da. Büyükbabası Türk Yunan Savaşı’na, babası İstiklâl Harbi’ne katılmıştı. Her ikisinden miras kalan madalyaları büyük bir hassasiyetle sakladı. Askeri okullara girdi ve subay oldu.
Orhan Bayrak, biyografilere meraklıydı. Özellikle de tanınmış devlet adamlarının, askerlerin, bilginlerin ve edebiyatçıların hayat hikâyelerini okudu. Notlar tuttu. Biyografi alanında derinleşti.

“Edebiyatımızın Güleryüzü” kitabıma, iznini alarak bir nüktesini almıştım. Bir çok yerde anlattığım bu nükteyi sizlere de nakletmek istiyorum değerli okuyucular.

Orhan Beyin 1998 yılında “Türbeler Sözlüğü” adlı eseri İstanbul Büyükşehir Belediyesi Mezarlıklar Müdürlüğü’ne bağlı olarak kurulan Mezarlık Vakfı yayını olarak basılacaktır. Anlaşmaya oturulmuştur. Vakıf yetkilileri Bayrak’a, eseri için ne kadar telif istediğini sorarlar. Orhan Bey, “Benim paraya ihtiyacım yok, uygunsa Karacaahmet’te kendime bir mezarlık yeri istiyorum.” der. Yetkililerin bu bedeli az görmesi üzerine, “Öyleyse hanım için de bir yer isteyeyim. İkimiz için yan yana iki mezar yeri tahsis edilmesini talep ediyorum.” Anlaşma sağlanır. Şimdi Karacaahmet Mezarlığı’nda iki kişilik mezar yeri “Bayrak ailesi”ne ayrılmış durumda. Allah gecinden versin…

Orhan Bayrak tam bir İstanbul beyefendisi. Kibar, nazik ve beşerî münasebetleri son derece iyi. Duygulu, azami hassasiyet sahibi… Vakfa ziyarete geldiğinde ne güzel sohbetler ederiz, genelde ben dinleyici olurum. Anlatacaklarını kısa, kestirmeden ve öz olarak söyler, kitaplarından bahseder. Kitaplarını öz evlâtları gibi çok sever.

Araştırmacı yazarımızla Mart 2003 tarihinde bir görüşme yapmıştım. Bu mülakat Tarih ve Düşünce dergisinin 2003 yılının Nisan sayısında yayımlanmıştı. Bazı eserleri Bilge Karınca Yayınları’ndan çıkmıştı. Bu yayınevinin adı Orhan Bey’in ismine de uygundu. Hakikaten bilgiye susamış bir karınca gibidir. Sürekli hareket halindedir. Ziyaretlerinde de bütün ısrarlarıma rağmen fazla oturmaz, kalkar yola düşer. Ya Beyazıt Devlet Kütüphanesi’ne uğrayacaktır veya Sahaflar’a… Cağaloğlu’na uğrayacaksa yayınevine selâm verecektir. Vatanına, milletine, devletine sevdâlıdır. Bayrağına âşıktır. Doğrusu “Bayrak” soyadı da ona çok yakışıyor.

Üç yıl önce dostum Muhsin Karabay’la birlikte Zincirlikuyu Mezarlığı’nı karış karış gezdiler. Ve ünlü kişilerin mezarlarını tespit ettiler. Hem de mezartaşlarının fotoğraflarını çekerek. Bu araştırmaları gece gündüz sürdü. Tatil bayram demeden, durmadan dinlenmeden çalıştılar. Şimdi bu eserin bir an önce basılmasını bekliyorum. İnşallah yakın bir gelecekte bu değerli çalışma okuyucuların önüne çıkar, toplumun istifadesine sunulur.

Daha önce de “İstanbul’da Gömülü Meşhur Adamlar” isimli eserini yayımlamıştı yazarımız. Basılmış kitapları çok. Sonuncusuyla birlikte şimdilik 29 adede ulaştı. Ama bunların toplam baskı adedi 57. Orhan Bayrak 41 yıllık araştırmacı yazardır ve bu eserlerini 1966-2007 tarihleri arasında kaleme almıştır. Bu kitapların tamamının isimlerini ve açıklamalarını burada yazmayacağım. Orhan Bayrak’ın bütün eser ve makalelerinin iyi bir bibliyografyası bir üniversite tezine konu olabilir. Ama ben çalışmaları hakkında bir fikir vermesi bakımından bazı eserlerinin isimlerini zikretmek istiyorum:

İstanbul’un Tarihi Yerler Kılavuzu, Türkiye Tarihi Yerler Kılavuzu, İstanbul’da Gömülü Meşhur Adamlar, Osmanlı Meşhurlarından Fıkralar, Ansiklopedik İstanbul Rehberi, Osmanlı Tarihi Yazarları, Türkiye’yi Kimler Yönetti, Türk Savaşları ve Barışları, Türkiye’de Gazeteler ve Dergiler Sözlüğü, İstanbul Tarihi
Topkapı Sarayı, Türbeler Sözlüğü, Resimli Osmanlı Tarihi Sözlüğü, Türk İmparatorlukları Tarihi, Ölüm ve Mezar Şiirleri Antolojisi, Çanakkale Savaşları,
Türk Tarihinde İbret Dolu Sayfalar…

Yazarımızın yazısı inci gibidir. O kadar güzel yazar ki insan okumaya doyamaz. Hatta zaman zaman, “Hocam aslında bunları boşuna dizdirip bastırıyorsunuz. Dizilmeden de basılabilir ve rahatlıkla okunabilir. Hatta eserleriniz bu haliyle basılırsa daha orijinal olur” derim. Tebessüm eder.

“Otobiyografim” Bayrak’ın yeni eseri. Kapakta boydan boya fotoğrafları var: Çocukluk, gençlik, evlilik, baba olduktan sonra çekilmiş, olgunluk ve yaşlılık fotoğrafları… “Sayın Mehmet Nuri Yardım’a en iyi dileklerimle.” diyerek eseri 16 Ekim 2007 tarihinde lütfedip imzaladı. Bütün hayat hikâyesi en ince teferruatına kadar ve muntazaman burada yer almış. Okuduğu okullar, komutanları, görev yerleri, ilk çalışmaları, kitapları, makaleleri, yurt içi ve yurtdışı gezileri, aldığı diplomalar, sevdiği şarkı ve türküler, başarı belgeleri, çocukları… Kısacası hakkındaki bütün bilgileri 142 sayfada toplamıştı, hem de resimli olarak. Üstelik bu eseri eşe dosta hediye ediyordu. Yani kitap para ile satılmıyordu. Büyük bir ihtimalle masrafını karşılamış ve basılmasını sağlamıştır. Vefa adamıdır Orhan Bayrak. Daha önce de annesi için böyle bir kitap hazırlamış ve 2000 yılında “Neyyire Hanımın Anıları” isimli kitabı neşretmişti.

Kendisini düzenlediğimiz faaliyetlere, toplantılara hep dâvet ederim. Geçenlerde yine telefonla dâvette bulundum. “Gelirim, ama artık evden yalnız çıkamıyorum. Hanımla birlikte geliriz” demişti. Ve sözünde durdu da. Bir gün muhterem eşi Meşkure Hanımefendiyle birlikte vakfımızı teşrif ettiler. Sohbet ettik bir süre. Sonra dış kapıya kadar uğurladım. 81 yıllık ömrünün 54 yılını Meşkure Hanımefendiyle birlikte geçirmişti ve ona büyük sevgisi, saygısı vardı. Örnek bir Türk ailesi profili çiziyorlardı. Karşılıklı sevgi, saygı, anlayış ve sadakat esasına dayanıyordu bu huzur tablosu.

Geçen gün İstanbul’dan kısa süreliğine ayrıldım. Dönüşte arkadaşım Muhsin Karabay üzücü haberi verdi. Orhan Bayrak Cağaloğlu’ndaki yayıncısını ziyaret etmiş, dönüşte merdivenlerden düşmüş ve yaralanmıştı. Eve geldikten sonra bir süre düzelmiş, ancak daha sonra felç geçirmişti. Bu habere çok üzüldüm. Ama ben de bir başka üzüntü yaşıyordum. Çünkü ablamı kaybetmiştim. Memleketten dönüşte yakından tanıdığım bir yazarın bu rahatsızlığı beni son derece kedere sürükledi.

Önceki gün Orhan Bayrak Beyefendinin evini aradım. Biraz da çekinerek tuşlara bastım doğrusu. Tedirgindim. Çünkü alacağım haberin beni ne kadar üzeceğini tahmin edebiliyordum. Ve yazarımızın değerli eşi Meşkure Hanımefendi telefondaydı. Selâm verip hal hatır sorduktan sonra eşinin durumunu sordum. Felç hâli devam ediyordu, tedavi de… Allah’ın izniyle düzeleceğini ve sağlığına tam olarak kavuşacağını söyledim. İlgimden dolayı mütehassis olduğunu söyledi ve teşekkür etti. O da ismiyle müsemmaydı ve bu sıkıntılara ve yaşadıklarına rağmen hâllerine şükrediyordu.

Orhan Bayrak, uzun boyuyla, asker yürüyüşüyle, sebatkâr duruşuyla, azimli sözleriyle, disiplinli çalışmalarıyla benim kendisine hayran olduğum bir şahsiyet. Kültür dünyamızın mütevazı ve soylu komutanı.

Bazı insanlar vardır. Sadece konuşurlar, ama çalışmazlar, üretmezler. Lâfları boldur, sabah akşam nutuk atarlar. Orhan Bayrak ise az konuşup çok iş yapan bir araştırmacı yazardır. Örnek bir insandır. Taklit edilmesi gereken bir aydındır. Azmiyle, iradesiyle rahatsızlığını da atlatacağına inanıyorum.

Orhan Bey, buradan sizi saygıyla, sevgiyle selâmlıyorum. Lütfen bir an önce toparlanın. Bakın yapılacak çalışmalar var daha. Zincirlikuyu kitabı ne oldu? Ardından başka eserleri de bekliyoruz sizden? Belki Karacaahmet ve Eyüp için de araştırmalar yaparsınız? Hem Muhsin Bey de şu anda çalışmıyor, sizi bekliyor. Bugünlerde sizi ziyarete gelecek. Ondan iyilik haberlerinizi alacağımı ümit ediyor, Allah’tan sizlere âcil şifalar diliyorum.

Biyografinizin 107 ve 108. sayfalarında beğendiğiniz şarkı ve türkülerin isimlerini belirtmişsiniz. Bu 23 türkü ve şarkı arasında çok manidar bulduğum iki şarkı var. Biri Amir Ateş’in Segâh makamında bestelediği “Ben seni unutmak için sevmedim” ile Suat Sayın’ın Hicâz makamında bestesini yaptığı “Sevemez kimse seni, benim sevdiğim kadar” eserleri… Ama hizmetlerinizin her zaman hatırlanacağını çağrıştıran Ekrem Güyer’in Nihavnd eseri “Unutturamaz seni hiçbir şey, unutulsam da ben.” şarkısı bence en anlamlı, en güzel ve en duygulu şarkıdır. İsterseniz bu hüzünlü şarkının sözlerini hafifçe değiştirerek tekrarlayayım aziz komutanım:

“Unutturamaz sizi hiçbir şey, unutulsak da biz.”

İnanın ki sizi çok seviyoruz… Sağlıcakla kalın efendim… Hürmetlerimle…

 

(Sanatalemi.net sitesinden alınmıştır.)

 

Araştırmacı yazar Orhan Bayrak:

"HER GÜN YENİ ŞEYLER ÖĞRENİYORUM"

 

Mehmet Nuri Yardım

Araştırmacı yazar Orhan Bayrak harita mühendisi ve emekli kıdemli albay. Denizli Gazi ve Adapazarı Sabihanım İlkokulu, Adapazarı Ortaokulu, Kuleli Askeri Lisesi,Kara Harp Okulu Topçu Okulu, Harita Yüksek Teknik Okulu mezunu. 1951-1977 yılları arasında Harita Genel Müdürlüğü"nde çalışan Bayrak, 1977 yılında komptrolör iken kendi isteği ile emekliye ayrıldı. 1981-1984 yılları arasında İstanbul Belediyesi"nde Harita Müdürlüğü yaptı. Türkiye Turizm Yazarları ve Gazetecileri Derneği (ATURJET) üyesi olan Bayrak"ın yayınlanmış bir çok eseri bulunuyor. Bunlar arasında Türkiye ve İstanbul"un tarihî yerlerini anlatan eserler büyük bir önem arzediyor. Hergün kütüphanelere gidip ciddi bir arşiv çalışması yapan ve "Her gün yeni şöyler öğreniyorum" diyen Orhan Bayrak ile çalışmaları hakkında konuştuk.

Orhan Bey, çalışmalarınıza ilk olarak nasıl başladınız?

BAYRAK: Ben emekli kıdemli albay ve harita mühendisiyim. Yüzbaşı iken bu tür çalışmalara başladım. İlk eserim İstanbul’un Tarihi Yerler Kılavuzu adı ile 1966 yılında basıldı. 13 yıl başka eserimi  subay iken Ankara’da bastırmak pek mümkün olmadı. Bunun yerinin İstanbul olduğunu biliyordum. Kıdemli albay olur olmaz dilekçeyi vererek istifa ettim ve İstanbul’a geldim. Ve 24 yılda 34 eserim basıldı. Fakat bir çok eserim yeni baskılar yaptı. Fakat Türkiye Tarihi Yerler Kılavuzu adlı eserim ilk iki baskısını Remzi Kitabevi’nden, 3.4 baskılarını ise İnkılap Kitapevi’nden yapmıştır. İnkilap Kitabevi’nden bundan başka İstanbul Tarihi ve Resimli Osmanlı Tarihi Sözlüğü de çıkmıştır. Bunların dışında mezarlıkları gezerek meşhur adamların mezar yerlerini topladım. Bu da İstanbul’da Gömülü Meşhur Adamlar ismiyle kitap basıldı.Şimdi de üçüncü baskısı hazırlanıyor. Bu kitabın ikinci baskısını Mezarlıklar Vakfı, Türbeler Sözlüğü ile birlikte bastı. Buna telif hakkı olarak benim ve eşimin Karacaahmet’te en güzel yerde iki kişilik aile mezarlığı tahsis ettiler. Mezar taşlarının yazıları da yazıldı. Ölüm tarihleri açıkta duruyor. 

Bir ekip çalışması gerektiren bazı çalışmaları yalnız yürütüyorsunuz. Bu zor olmuyor mu?

BAYRAK: Ben bir ekip çalışması yapabilecek kudrette olmadığım gibi bu çalışmalar da benim durumumu anlayacak bir yardımcı araştırmacıyı hiçbir zaman düşünmedim. Daima eserlerimde başkasının kitap olarak yayınlamayı düşünmediği bir konuyu seçmeye çalıştım. Evvela tabii çalışmanın müsveddesini hazırlarım.Bir program yaparım. Yazarım,temize çekerim.Fakat bu eser baskıya hazır değildir. Daktilom var ama zamanımı aldığı için elle daha çabuk ve hızlı yazarım.Ayrıca yazım da okunaklı ve güzeldir. Boş ajandalar verirler bazı dostlarım. Ve ben bir kere araştırmamı temize çektikten sonra geçen zaman içerisinde tamamlamaya  çalışırım.

Genelde hangi konular üstünde duruyorsunuz?

BAYRAK: Başlıca dört ana konuda kitaplarımız yayınlandı.Tarih, Biyografi, Turizm ve Bibliyografi. Çalışmalarım bu merkezde devam ediyor. Bazı çalışmalar  vekitaplar zaman içerisinde masamın üstünde bekler ve adeta benim onlara el atmamı isterler. Araya koyduğum bu cümleler ile ilave edeceğim maddelerle dizgicinin anlayamayacağı şekle bürününde yeniden ele alır ve belli bir  düzen içerisinde temize çekiyorum.  Böylelikle elimdeki basıma hazır olanların bir çoğu arka arkaya dört kere temizlenmiş durumdadırlar. Ve bunlar artık bunlara bir şey ilave etmek istemiyorum. Son halini böylece almış oluyor.

Çalışmaları yürütürken karşılaştığınız güçlükler oluyor mu?

BAYRAK: Karşılaştığım tek zorluk Osmanlıca Türkçesi’ni bilmeyişimdir. Yalnız ben değil, benim diyenler bile mezar taşlarındaki eski yazılarını çoğu zaman okuyamamışlardır. Bunlar uzmanlık isteyen alanlar. Ama ben yine de Tokatlı Mehmet Bey (emekli binbaşı) ile İstanbul’un bütün mezarlıklarını dolaştık.Ve eski Türkçe mezarları bilhassa okuyarak, yerlerinin tespitinde çok büyük yardımı olmuştur. Yaşıyorsa minnettarım kendisine, vefat ettiyse Allahtan rahmet dilerim.

Yeni araştırmacılara neyi tavsiye edersiniz?

BAYRAK:Genç araştırmacı arkadaşlara muhakkak Osmanlıca Türkçesi’ni öğrenmelerini tavsiye ederim. Çünkü bu kültürümüzün en az yarısıdır. O dili bildikten sonra eski kaynaklara daha rahat ulaşabileceklerdir. Ve çalışmalarını daha iyi bir şekilde ortaya koyabileceklerdir. Çok değerli 187 parça harita koleksiyonumu Süleymaniye Kütüphanesine bağışladım. Bu haritadan istifade etmek isteyenler oradan fotokopiyle elde edebilirler.

Çalışmalarınız esnasında birlikte olduğunuz meşhurlar kimler, kısaca bahsedebilir misiniz?

BAYRAK: Eski bakanlardan yazar Cahit Kayra ile bir bankaya İstanbul haritaları; İstanbul Anakent Belediyesine de İstanbul haritaları ve İstanbul’un Yokuşları ve Merdivenleri adlı kitapları birlikte hazırladık. Bir çok meşhur kişiyle tanışmış olmakla beraber İbrahim Hakkı Konyalı ile bir anımı eklemek isterim. Bir gazeteye bir dizi yazı hazırladığı günlerde bir yerde karşılaştık ve onun daveti üzerine beraber arabayla gitmeye başladık. Şoföre “Orhan Beyin istediği yere bizi götür. “ dedi. Karacaahmet Mezarlıına girdik. İçeri girdiğimizde türbe içinde bir Karacaahmet Türbesi asılıydı. Ben bu portrenin Karacaahmed’e ait olmadığını söyleyince İbrahim Hakkı bana dönerek, “Peki kime ait diye sordu” “Sadrazam Cezayirli Gazi Hasan Paşaya aittir” dedim. Portreye epeyce baktıktan sonra, “Hakikaten doğru “ dedi ve türbedara çıkıştı. Bilmediğiniz portreleri niye asıyorsunuz diye serzenişte bulundu.

Hasan Pulur’la ilgil ibir hatıram da şöyle: Hasan Pulur Milliyet gazetesinde yazdığı bir makalede Sadrazam Damat İbrahim Paşa’dan bahsetmekte iki asır arayla yaşamış aynı isimde iki kişinin yaşamlarını birbirine karıştırarak tek bir kişi gibi anlatıyor. Bu yanlış, benim gözümden kaçmadı. Bu iki asır farkla yaşamış iki sadrazam, ikisi de damat, ikisi de maktul olduğu için karıştırmış. Birisi Kanuni Sultan Süleyman’ın maktul İbrahim Paşa, birisi de Nevşehirli İbrahim Paşa. Ben bunları açıklayan bir mektubu Nuruosmanıye Caddesindeki Milliyet gazetesine Hasan Pulur adına bıraktım. Bir hafta geçmeden Pulur, sütununda “Bir okurumuz” diyerekten bu açıklamanın kısasını, “yanlış yapmışız” diyerekten özetlemişti. Üçüncü hatıramı dad anlatıp bu mevzuu noktalayayım. Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu’nun kayınpederi olan Emin Bilgiç Kültür Bakanı Müsteşarı idi. Tanımadığım halde albay iken gittim “Müsteşarla görüşmek istiyorum” dedim.Beni çok güzel kabul ettiler. İlk eserim basılmadan önceydi. Onun el yazmasıyla olan kitap şeklini gösterdim. Yarım saat içeriye kimseyi almaması için sekreterini uyardı. Eserimi tam yarım saat tetkik etti. Dönüp bana,”Albayım size tebrik ederim. Bizden cesursunuz. Çünkü biz bir türlü camisi diyemedik. Çünkü Türkçe konuştuğumuza göre, Cami de Türkçe bir kelime olduğuna göre sesli harfle de sona erdiğine göre, takısıyla birlikte camisi denmesi çok doğru. Ama bunu bizim nesil yapmıyor” dedi. Fakat orada kitabımın basılmasını arzu ettiği halde Prof. Dr. Faruk Sümer’in rapor vermesini bekledi. Sümer rapor vermedi. Ben konuyu araştırınca ilgili memur, “Prof. Faruk Sümer Beyden rapor bekliyoruz" dedi. Üç gün sonra telefon ettiğimde, “Efendim eserinizi gelip alın. Rapor aleyhteymiş.  Gidip eseri aldım. Ve maalesef basılmadı.

Tarih profesörü Ali Osman Gencer, kitaplarım hakkında konuşurken “Orhan Bey yüz yıldır bu memlekette en güzel tarihi eserleri akademisyen olmayanlar yazmıştır. Siz de onlardan birisiniz” demiştir.

Sizin Hayat Tarih Mecmuasıyla ilgili unutamadığınız bir hatıranız da olacak sanırım...

BAYRAK: Evet emekli olmadan on yıl önce bu dergiye bir makale göndermiştim. Yayınlanmadı. Ve ben bu makaleyi unuttum. On sene sonra emekli kıdemli albay olarak İstanbul’a geldiğimde bir ağabeyimiz “Tebrik ederim, artık Hayat Tarih Mecmuasında makalelerin çıkıyor” dedi. Ben şaşırdım. “Oraya göndermiyorum” dedim. Israr edince bayine gidip dergiyi aldım. Baktım ki hakikaten benim makalem ama on yıl önce gönderdiğimde yayın işleri Yılmaz Öztuna idi. Dergide kullanmamıştı. Şimdi mecmuanın yeni yazıişleri müdürüne baktım Mithat Sertoğlu’ydu. Dergiye gittim. Kendimi takdim ettim. Sertoğlu kendisiyle çalışmamı teklifte bulundu. Ve müessesenin sahibi yazar Şevket Rado’ya beni götürüp takdim etti. Şevket Rado da hemen kabul edip arşivin düzeltilmesini istedi. Hayat Dergisi dahil bu müesesese o gün altı dergiyi  çıkarıyordu. Gayri muntazam ve pis olan bu arşivi, 25 yıllık bu arşivi yeniden düzenlemeye başladım. Beş buçuk ayda düzelttim. Ve o kütüphanesinden de çok faydalandım.Görmediğim kitapları gördüm.

 Şu anda nelerle uğraşıyorsunuz... Neler hazırlıyorsunuz?

BAYRAK: 18 tane baskıya hazır kitabım var. 75 yaşını bitirdim. Onun için yeni bir kitaba başlamak istemiyorum. Yoruluyorum. Yeni bir kitaba başlamaktan ziyade yayına hazır olan 18 kitabımın yayınlanması için çaba göstereceğim. İlerde elimdeki bu çalışmalar kitaplaştıktan sonra bakarsınız yine yeni kitaplar hazırlamaya başlarım.

Kitapla, yazıyla okumayla geçen bir ömrünüz var. Ailede çalışmalarınızı devam ettirecek birileri vardır umarım...

BAYRAK: 35 yılda yazdığım 22 eserim 36 baskı yaptı. Bunların tamamı da on bin sayfaya yaklaştı. Çocuklarıma mal mülk bırakamadım ama bu yazdıklarımı bırakıyorum.

 

ORHAN BAYRAK"IN ESERLERİ

·         İstanbul"un Tarihi Yerler Kılavuzu

·         Türkiye Tarihi Yerler Kılavuzu

·         İstanbul"da Gömülü Meşhur Adamlar

·         Osmanlı Meşhurlarından Fıkralar

·         Atatürk ve Kurtuluş Savaşı

·         Ansiklopedik İstanbul Rehberi

·         Osmanlı Tarihi Yazarları

·         Türkiye"yi Kimler Yönetti

·         Panorama of Turkey

·         Marmara Bölgesi Doğal ve Tarihi Yerler Kılavuzu

·         Türk Savaşları ve Barışları

·         İzmir"in Tarihi Yerler Kılavuzu

·         Türkiye Gazeteler ve Dergiler Sözlüğü

·         İstanbul Tarihi

·         Topkapı Sarayı

·         A short History of Turkey and Atatürk

·         Türbeler Sözlüğü

·         Resimli Osmanlı Tarihi Sözlüğü

·         Neyyire Hanımın Anıları

·         Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Sözlüğü

 


(Sanatalemi.net sitesinden alınmıştır.)



Hit : 29
  
Yorum eklemek istermisiniz ?
Etiketler : Orhan Bayrak

Mesaj Panosu ( Üyeler için)

   Üye Girişi
 
 

   HABERLER
Sitemizi Ziyaret Edenler  
Powered by Netfırtına