KasımAralık 2008Ocak
PtSaÇaPeCuCtPz
24252627282930
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
2930311234

TÜRK SİNEMASINDA GÜZEL TARİHİ FİLMLER YAPILDI


 

TÜRK SİNEMASINDA GÜZEL

TARİHİ FİLMLER YAPILDI

Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER), Beyazıt Devlet Kütüphanesi"nde “Türk Sinemasında Tarihî Filmler” konulu bir panel düzenledi...

Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER), Beyazıt Devlet Kütüphanesi"nde “Türk Sinemasında Tarihî Filmler” konulu bir panel düzenledi. Toplantının baş konuğu Türk sinemasının duayen yönetmenlerinden Halit Refiğ Beyefendi idi.

Programın açış konuşmasını ESKADER Başkanı Mehmet Nuri Yardım yaptı. Yardım, Halit Refiğ’in Türk sinemasının bilge adamı ve düşünen, okuyan, araştıran bir sinema ustası olduğunu belirterek takdim konuşmasını yaptı. Hem katılımcılara hem de dinleyicilere teşekkür etti. Daha sonra programa geçildi.

Önemli bir sinema toplantısı olan sohbet toplantısında Halit Refiğ şunları söyledi: “Her şeyden önce sinemada tarihî filmler yapmak, güncel konulu filmler yapmaktan zor ve bir o kadar maliyetli bir iştir. Tarihî filmlerde yer ve zaman birebir aslına uygun olmak zorunda olduğu için, bu durum filmin maliyetini artırmaktadır. Ona göre yer bulacaksınız, ona göre dekor ve kıyafetler ayarlayacaksınız, bu size ekstra bir yük yüklemektedir. Amerikan Sineması"nda da tarihî filmler yapılmaktadır. Amerikalı film yapımcıları tarihî filmlerde tarihî gerçeklikten çok görsel şöleni ön plana aldıkları için onlarda bizdeki gibi bir sıkıntı yaşanmamaktadır. Amerikan Sineması’nda bir tarihî film yapılınca maliyet yüksek dahi olsa film sonunda toplanan hasılat ona göre de yüksek olmaktadır. Türk Sineması"nda ise bu durum tam tersinedir. Maliyet yüksek olmasına yüksektir, buna oranla toplanan hasılat son derece düşüktür. O yüzden de Türkye"de tarihi filmler 1950"li yıllarda yapılmış daha sonra ara ara yapılsa da sinema seyircisi rağbet etmediği için tarihi film yapma hevesi çok gelişmemiştir. Yönetmenler ve yapımcılar herşeyden önce maliyet hesapları yapmak zorunda oldukları için bu alanda biraz geri kalmışız. Buna rağmen Türk sinemasında güzel tarihi filmler de yapılmıştır.”

Halit Refiğ konuşmasına şöyle devam etti:
“Türk sinemasında tarihî filmleri iki kısımda toplamamız mümkündür. Birinci kısımda tarihî filmler, tarihe dışardan bakan filmlerdir. Tarihî bir olay olmuştur çok uzun zaman sonra bunun filmini yapmışsınız. Meselâ İstanbul"un fethini filme aktarmışsınız. Bu türden filmlere Halit Refiğ’in “Haremde Dört Kadın” filmi de örnek olarak gösterilebilir.
İkinci kısımda tarihi filmlerde ise, yazar kendi yaşadıklarını roman yapmıştır. Siz ondan yıllar sonra bu romanı filme alırsınız. Burada roman kendi yazıldığı tarihte güncel olurken, daha sonra bir tarihi film olarak karşımıza çıkar. Bu türden filmlere en güzel örnek, Halide Edip Adıvar"ın yazdığı ‘Vurun Kahpeye’ adlı romanın bir tarihî film olarak yapılması gösterilebilir.

Haremde Dört Kadın filmi ‘tarihî gerçeklik filmine’ ilk örnek olması bakımından önemli bir filmdir. Yalnız filmde o dönemin ahlak anlayışına ters bir biçimde kadın cinselliğinin işlenmesi, dönemin aile seyircisi tarafından film hoş karşılanmamış ve rağbet görmemiştir.
’Vurun Kahpeye’ filmi ise ‘Haremde Dört Kadın’ filminin aksine, halktan beklenmedik bir ilgi toplamıştır. Vurun Kahpeye romanında Halide Edip, Kurtuluş Savaşı sırasında, Yunanlı bir subayla aşk yaşayan bir Türk Öğretmenin hikâyesini anlatır. Hikâyede adı geçen kahraman Aliye Öğretmen, savaş sonrasında halk tarafından linç edilir. Oysa, Aliye Öğretmen Kuvva-yı Milliye’ye bilgi toplayan bir vatanseverdir. Bu hikâye Türk sinemasında büyük ilgi uyandırmış. Aynı romanı üç değişik yönetmen kendilerince filme aktarmışlardır. Tabiri caizse marifet iltifata tabidir Türk Sineması"nda. Sinema seyircisi neye rağbet ediyorsa o türden filmler çekilmeye devam edilmiştir.”

KEMAL TAHİR EKOLÜ
Kemal Tahir, Türkiye"de önemli etkiler bırakmış bir düşünür ve yazardır. Halit Refiğ, Metin Erkcan, Şerif Mardin gibi önemli aydınlarımız üzerinde önemli etkiler bırakmış olmasıyla Türk Sineması üzerinde de etkisi vardır. Çoğu zaman Halit Refiğ’in fikirlerine ve sinema anlayışına tesir eden ve ilham veren Kemal Tahir’in Kör Duman, Sağır Dere ve Göl İnsanları adlı romanlarıdır. Kemal Tahir okulunun bir mensubu olarak Halit Refiğ, ‘Yorgun Savaşçı’ gibi Türk sinemasında bir başyapıt kabul edilen filme imzasını atmıştır.

ATATÜRK FİLMİ TARTIŞMALARI
Türkiye"de sürekli tartışılan, fakat bir türlü hayata geçirilemeyen Atatürk Filmi yapma fikrinin Halit Refiğ"e göre iki cephesi var. Olayın birinci cephesi; Amerikalı film yapımcılarının Türkiye"nin Atatürk konusundaki hassasiyetlerini bildiklerinden, Atatürk’ü tanıtma bahanesiyle filmin masraflarını Türkiye’ye yıkıp, muhtemel kârı kendi hanelerine yazmak istemeleridir. Bu durumun farkına varan Türk bürokrasisi Amerikalı yapımcılara bu yüzden yüz vermemektedir.
Olayın ikinci cephesinde ise, Türkiyeli sinema yapımcıları gelmektedir ki; onlar da böyle büyük bir projenin maliyetini göze alamamaktadırlar. Çünkü, sinema büyük bütçeler gerektiren bir uğraş ve getirisini hesap edemedikleri bir projeye büyük paralar yatırmak riskli bir iştir. Bu yüzden de Atatürk filmi yapma fikri sürekli sürüncemede kalmaktadır. Bir türlü hayata geçirilememektedir.”

PLAKET TÖRENİ
Söyleşinin sonunda plâketler verildi. ESKADER adına Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Muhterem Yüceyılmaz Halit Refiğ’e, Elif Dergisi"nin Genel Yayın Yönetmeni şair ve fikir adamı Suad Alkan Abdurrahman Şen’e, gazeteci yazar Recep Arslan ise Vadullah Taş’a plâketlerini verdiler. Toplantıdan sonra konuşmacılar ve dinleyiciler, Vadullah Taş’ın Tarihî Türk Filmleri Afişleri sergisini gezdiler.

Konuşmaların ardında sorulara geçildi. Mehmet Nuri Yardım’ın “Türk sinemacıların Avrupa"da ödül almalarını nasıl değerlendiriyorsunuz. Bugüne kadar verilen ödüller hakkıyla mı verilmiştir, yoksa ideolojik yaklaşımlar da söz konusu mudur?” sorusu üzerine Halit Refiğ şunları söyledi:
“Nuri Bilge Ceylan"ın ödül töreni sırasında söylediği ‘Bu ödülü yalnız ve güzel ülkeme adıyorum sözü çok önemlidir. Dışarıda Türk Filmlerine ödül verilirken ‘İyi bir Türk İmajı’ ortaya koyan filmlere hiç bir zaman ödül verilmediği bir hakikat olarak önümüzdedir. Misal verecek olursak Metin Erksan"ın ‘Susuz Yaz’ filmi Avrupa"da ödül aldı. O filmdeki Türk karakterleri, cahil kabasaba, görgüsüz olarak görülmüştü. Avrupalı’nın kafasında canlandırdığı Türk İmajını oluşturduğu için filme ödül verilirken, aynı yönetmenin ‘Sevmek Zamanı’ adlı filmi güzel Türk imajını canlandırdığı için dikkate bile alınmamıştır. Nuri Bilge Ceylan’ın herkesi şaşırtacak şekilde ödül töreninde ‘Bu ödülü yalnız ve güzel ülkeme adıyorum’ şeklinde konuşması takdire şayan güzel bir jest olarak kabul edilebilir.”




Hit : 28
  
Yorum eklemek istermisiniz ?

Mesaj Panosu ( Üyeler için)

   Üye Girişi
 
 

   HABERLER
Sitemizi Ziyaret Edenler  
Powered by Netfırtına