KasımAralık 2008Ocak
PtSaÇaPeCuCtPz
24252627282930
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
2930311234

’’Milli kültürü canlı tutmak lazım’’
 

Prof. Dr. Oktay Aslanapa:

’’Milli kültürü canlı tutmak lazım’’

Umut Bulut / Sanatalemi.net

Fotoğraflar: Selman Bahadır Onur

Türkiye’de kültürle sanatla alakalı bir şeyler yapmaya kalkıştığınızda büyük çoğunluk tarafından boş işlerin adamı olarak görülürsünüz. Sanat tarihi çalışmaları da işte okullarda aman aman ille de okutulması gerekli bir ders gibi de görülmez. Düşünün ki anne babalar çocuklarına doktor ol avukat ol derken asla akıllarından sanat tarihi üzerine başarılı bir akademisyen ol demek geçmez. Sadece duvarlara sanatla ilgili vecizeler asmakla da sanata sahip çıkılamayacağı herkesin kabul ettiği acı bir gerçektir. Avrupa Birliği fonlarında bir şeyler koparma hırsı da olmazsa pek çok kişinin sanatı kültürü ve tarihi dokuyu umursamayacağı ortadadır. Büyük ve köklü bir medeniyetin varisleri olarak bizler herkesten çok bu değerlere sahip çıkmalıyız. Sanat tarihi alanında kendini kabul ettirmiş başarılı bir akademisyenimiz olan Prof. Dr. Oktay Aslanapa ile bir söyleşi gerçekleştirdik.

1- Sanat değeri taşıyan tarihi eserlerimizin tamir ve bakımı için gerekli mimarları yetiştirebiliyor muyuz?


Maalesef yeterli ölçüde eğitim verilemiyor. Çünkü bir defa kendi sanatımızı öğretim sisteminden kaldırdılar. Mesela mülkiyede ve askeriyede bu dersler okutulmalı çünkü bu eserleri koruyacak olan yine bu insanlardır. Ben Diyarbakır’da Artuk’lulardan kalma bir saray kazısı yaptık. İki sen ortaya çıkarmak için uğraştık. Muhteşem bir saraydı tamamen küp mozaiklerden yapılmış bir eserdi ki bu küp mozaikleri bu zamanda bulmak mümkün değildir. İç kale idi bu saray sonradan öğrendim ki sorumsuzun biri bu Artuklu eserini tamamen yıkıp yok etmiş. Cahil adam üzerini betonla kaplayıp kapatınca mozaikler patır patır dökülmüş. Ondan sonra gelen yöneticiler de bu rezilliğin duyulmaması için yıkıp yerine bina yapmış.

2- Üniversitelerimiz kuru bilgiler yerine uygulamaya dönük bir takım pratikleri de vermelidir. Sizce akademik kadro sahadaki ustalardan yeterince faydalanabiliyor mu?

Bütün Avrupa’da ve Amerika’da bu işe ciddi ciddi özen gösteriliyor. Orada insanlara kendi sanatları birinci planda öğretiliyor. Bizde bu yok. Kendi milli kültürünü yeterince tanımayan insanların bu işe önem vermesi de düşünülemez. Eserlerin millet için ne anlam geldiğini bilmeyen onları koruyamaz. Biz ustalarımızdan yeterince faydalanamıyoruz.

3- Mesela Topkapı Sarayı"ndan emekli bir ustayı Yunanistan"da ‘’Aynoroz Manastırı’’ alıp istihdam etmiş ve kendi eserlerinin tamir ve bakımında kullanıyor. Sizce de biraz işten anlayan adamları bonkörce harcama huyumuz yok mu?

Tam da benim anlatmak istediğim buydu. Şimdi bizim ülkemizde çok değerli sanatkârlar varken biz gidip restorasyon işlerini müteahhitlere veriyoruz. Yönetici konumunda olanlar bu bilince sahip değillerse anlamadan dinlemeden tüccar mantığı ile işleri yürütmeye çalışıyorlar. Oysa bu çok yanlış bir yoldur. Bu yoldan mutlaka dönülmesi lazımdır. Halbuki bu işler için özel yetiştirilmiş mimarlara ihtiyacımız vardır. Uğraştığınız iş basit bir inşaat işi değildir. Burada kaybedince yerine yenisini koyamayacağınız tarihi değerde eserler vardır. Onun için de burada sorumsuzca hareket etme hakkınız yoktur. Eseri müteahhide teslim edince gayet kötü restorasyonlar oluyor. Eser de tahrip oluyor. Buna çok dikkat etmek lazım.

4- Türkiye"de çoğu kez kaynak sıkıntısı bahane edilir sanat eserlerine sahip çıkma hususunda. Paramız olsa bile kültür ve sanata sahip çıkma bilincimiz olmayınca yeterli olmuyoruz. Siz ne dersiniz?


Pek çok lüzumsuz yere para bulunurken maalesef tarihi eserlerimizi korumaya almak için para yok gibi bir bahanenin arkasına sığınılıyor. Ben buna kesinlikle inanmıyorum. Para olmasa bile bir çaresi bulunur. Biz ne zorluklarla bu eselerin korunması için çalışmalar yaptık. Şimdi bu zamanda para yok diye bir mazereti asla ve asla kabul etmiyorum.

6- Bizde müze gezme alışkanlığı yerleşmemiş. Biraz da Aldığımız eğitim yaşadığımız çevre bunda etkili oluyor. Siz bu işin yerleşmesinde neler tavsiye edersiniz. Müzelerimizle okullarımız arasında bir dargınlık varmış gibi çocuklarımıza müzelere gitmeyi öğretemiyoruz. Bu işi nasıl popüler hale getirebiliriz?

Bir defa hocalarımız yetersiz. Hocanın kendisi müzeleri gezmemiş. Müzelerdeki eserleri tanımamış. Öyle olunca da öğrencilerin müzeye gitmelerini bekleyemeyiz. Kendisi eserleri tanımıyorsa o çocuklara ne anlatacak ki? Sınıf öğretmeninin çocuklara zaten müzeleri gezdirmesi işin daha başından yanlışımız. Okullarda sanat tarihi derslerini kaldırırsanız yapabilecek başka bir şeyiniz kalmaz.

7-Eski medeniyetlere ait kalıntılara önem veriyoruz. Bizans’tan kalanları da bulup gün yüzüne çıkarmaya azami gayret gösteriliyor. Oysa Selçuklu ve Osmanlı dönemi dediğimizde biraz ihmalkârlığımız yok mu? Mesela Divriği Ulu Camii muhteşem bir sanat eseri ama biz yeterince tanımıyor tanıtamıyoruz. Bu anlamda bir denge de kurulamaz mı?

Biz ne zor şartlar altında bu işleri yürütmeye çalıştık bir bilseniz. Oysa batılılar bu işi oturtmuşlar ve yaptıkları her çalışmayı değerlendiriyor. Oysa Anadolu tarihi bakımdan dünyanın en zengin yerleşim yeridir. İstediğiniz kadar malzemeyi burada bulma şansınız vardır. İlk yerleşim yerleri burada bulunuyor. Bizim hem Selçuklu’dan hem Osmanlı’dan kalma çok zengin eserlerimiz bulunuyor. Bunların en önemlilerinden biri belki de en önemlisi Divriği Ulu Camii ‘dir. Biz okul kitaplarında yazdık ama o kadarla kaldı daha ileriye götürülemedi.

8- Oktay Aslanapa Hocaların Hocası, Değerli bir bilim adamı. Sanat meraklıları eserlerinizi biliyor, istifade ediyor, acaba son çalışmalarınız, hazırlıklarınız nelerdir? Yeni bir eser bekleyelim mi?

Şöyle bir projem vardı. Uluslarası Türk Dünyası Halı Kongresi yapmak istiyordum. Türk halısı halı sanatının temelidir bana göre. Bun için de bu projeyi hazırlayıp Kültür Bakanlığı’na sundum. Bakanlık böyle bir proje için paramız yok deyince projemiz öylece kaldı. Hala daha projemin hayata geçirilmesi için bekliyorum. Bayağı zengin bir katalog hazırlayacaktım. Bu tür projeler bana göre Türk Dünyasını da birbirine yakınlaştırır. Onun için ihmal edilmemesi lazım.

9- Bir Hoca olarak ülkemizde yeni yetişen gençlere neler tavsiye edersiniz?


Gençler kendi kültürlerini iyi bir şekilde tanımaları gerekiyor. Milli kültürlerini tanımayan gençlerin tarihi eserleri de korumaları mümkün değildir. Öncelikle gençlerimize milli bilinç aşılamak lazımdır. Bu kültürden yoksun olarak yetişen gençlerin müteahhit olunca tarihi değerlerimizi koruyacağına imkân veremezsiniz.

10- Son olarak neler söylemek istersiniz?

Atatürk hayatı boyunca kültür kültür diye bu millete kültürü anlatmaya çalıştı. Ondan sonra bu iş orada kaldı. Onun zamanındaki hız kayboldu. ‘’Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür’’ diyen bir anlayıştan bu güne sadece müteahhitlere ihale edilen eserler kaldı. Atatürk’ün ‘’ her şeyin temeli milli kültürdür’’ sözünü her zaman canlı tutmalıyız.



Hit : 47
  
Yorum eklemek istermisiniz ?
Etiketler : milli kültür

Mesaj Panosu ( Üyeler için)

   Üye Girişi
 
 

   HABERLER
Sitemizi Ziyaret Edenler  
Powered by Netfırtına