İhsan Raif Hanım’ı Mehmet Öklü anlatacak

Şişli Kaymakamı yazar Mehmet Öklü, hüzünlü bir hayatı olan şair İhsan Raif Hanım’ın hayatını Cağaloğlu’nda... 

Sömürü Hukuku Son Bulmalı

ESKADER’in Bâbıâli Sohbetleri’nde konuşan hukukçu yazar Cihan Yamakoğlu, “Sömürü hukukuna cevap verecek bir... 

Türkülerin Üzerimizde Vebali Var

Türk Edebiyatı Vakfının Çarşamba Sohbeti’nde konuşan hikâyeci yazar Şerif Aydemir, “İncelmiş bir halk ne demek... 

Âkif artık Balkanlarda tanınıyor

Mehmet Cemal Çiftçigüzeli: “Âkif artık Balkanlarda tanınıyor.”         Mehmet Âkif Ersoy Fikir ve Sanat Vakfı... 

Hisar Türk Edebiyatının Umut Işığıydı

ESKADER’in düzenlediği Bâbıâli Sohbetleri’nde Hisar dergisini anlatan Yavuz Bülent Bâkiler, Ahmet Özdemir ve... 

Sömürü Hukuku Son Bulmalı

Kategori : Genel - Etiketler : - Tarih : 07 Haziran 2013

ESKADER’in Bâbıâli Sohbetleri’nde konuşan hukukçu yazar Cihan Yamakoğlu, “Sömürü hukukuna cevap verecek bir Türkiye lâzım.” dedi.

Elif Sönmezışık (Sanatalemi.net)

         Edebiyat Sanat ve Kültür Araştımaları Derneği (ESKADER)’nin her hafta Perşembe günü Timaş Kitapkahve’de gerçekleştirdiği Bâbıâli Sohbetleri bu hafta hukuk alanındaki hizmetleriyle ve eserleriyle tanınan Cihan Yamakoğlu oldu. Hayatından ilginç anekdotları ve unutamadığı hâtıralarını anlatan Yamakoğlu, Türkiye’nin sosyal hayatına yön veren hukuk yapısına ilişkin görüşlerini de dile getirdi. Aile hayatımızdan, gündelik yaşantımıza, din algımızdan dünyaya bakışımıza dek birçok konunun konuşulduğu programı ESKADER yöneticilerinden ve her hafta bir aydınımızı Topkapı Oto Sanayiciler Camii’nde ağırlayan Ahmet Yüter yönetti.

         Programın açılış konuşmasını yapan ESKADER Başkanı Mehmet Nuri Yardım, son günlerde gerçekleşen ESKADER faaliyetlerinden bahsederek Ramazan boyunca Türkiye Diyanet Vakfı’nın düzenlediği Türkiye Kitap ve Kültür Fuarı’nda sohbetlerinin bu yıl da gerçekleştirileceği müjdesini verdi. Cihan Yamakoğlu’nun Türkiye’de birçok önemli faaliyetlerde bulunmuş hukukçularımızdan olduğunu belirten Yardım,  eserleriyle toplumumuza önemli katkıları olduğunu belirtti. Programı sunan Ahmet Yüter’in camisinde her hafta bir aydınımızı ağırlamasından dolayı kendisiyle iftihar ettiklerini söyleyen Yardım, “Ahmet Yüter hizmetlerinden dolayı birçok ödül aldı. Ama milletimizin dualarını da alıyor ve en büyük ödül de budur.” dedi.

BİR FİKİR ADAMI VE HUKUKÇU

Kendisi ile 1985 yılında Muğla’ın Datça kazasında askerlik görevini yaparken tanıştığını anlatan Ahmet Yüter, Cihan Yamakoğlu’nu o günden bu yana bir hoca olarak gördüğünü belirtti. Yamakoğlu’na ait biyografik bilgiler veren Yüter, Yamakoğlu’nun yıllarca Adalet Bakanlığı’nda hizmet verdiğini, emekliliğinin ardında da konferans ve sohbetlerle birikimini paylaştığını söyledi. 1945 yılında Rize’de dünyaya gelen Yamakoğlu’nun hem konuşan hem de yazan bir hukukçu olması vesilesiyle yazılarında ve konuşmalarında birikiminden ötürü bir ayrıcalığı olduğunu vurguladı. Yamakoğlu’nun eserlerinde devlet ve aileyi çok önemsediğini, “Devlet varsa aile, aile varsa devlet var” düsturuyla hareket ettiğini anlatan Yüter, Türkçenin Çiçekleri isimli eserinin diğer kitapları arasında ayrı bir yer tuttuğunu da sözlerine ekledi.

                  UFKU GENİŞ BİR BABA

73 yıllık ömrünün son derece hareketli geçtiğini ve bir köy çocuğu olarak yetiştiğini anlatarak sözlerine başlayan Cihan Yamakoğlu, ailesinin son derece geniş olduğunu ve çalışma şartlarından dolayı ilk çocukluk devresinde babasını hiç tanımadığını, sonraları baba sohbetlerinden çok şey kazandığını dile getirdi. “Babamın Osmanlı eğitim sisteminden bir buçuk yıl almış olduğu rüştiye eğitimi, yokluklar içinde geçen öğrenciliğime rağmen çok zengin bir kimlik kazandırdı bana. Cumhuriyet eğitim sistemine göre yetişmiş bizleri kat kat aşan bir birikime sahipti babam.” diyen Yamakoğlu, bir marangozhanenin üst katında geceleyerek ortaokula devam ettiğini, lise döneminde okulun duvar gazetesinin yanı sıra daha geniş çaplı gazeteler de çıkararak kendini ifade etmeye başladığını belirtti. Daha ortaokul yıllarındayken din eğitimini sorgulamaya başladığını anlatan Yamakoğlu, eğitim sisteminde dini müfredat olmamasındaki sancıları eğitimcilerle de sık sık paylaştığını söyledi. 1946’da babasının eve dönüşüyle başlayan gece sohbetlerinin kendisine büyük katkı sağladığını belirten Yamakoğlu, “İsmail Müftüoğlu göreve başladıktan 8 yıl sonra Adalet Bakanlığı’nda görev teklif ettiğinde geri çevirmiş ve baba ocağında kalmayı seçmiştim. Bu durumunu babama anlattığımda bu eğitim sisteminin beni yetiştirememiş olduğundan yakınan babam, hayatın programının yaşlı insanlara göre değil, çocuklara göre yapılması gerektiğini ve onların geleceği için Ankara’da yaşamanın daha uygun olacağını söyledi. Ben de bu tavsiye üzerine teklifi değerlendirerek Ankara’da görev aldım” dedi.

                 SÜRGÜNLER VE KİTAPLAR…

Baba tavsiyesi üzerine Adliye teşkilatını düzenlemek üzere Ankara’ya giden Cihan Yamakoğlu o dönemde bugünlere sirayet eden geniş çaplı bir çalışmanın yürütüldüğünü belirterek bu çalışmalarından ötürü hakkında 9 soruşturma açıldığını ve bir defa da ihraç edildiğini söyledi. “Dini yaşayışım ve görüşlerim dışlanmamda en büyük etkendi. Cumhuriyet sistemini uygulamalı olarak yaşama fırsatı buldum. Adalet Bakanlığı’na geldikten sonra yapabileceğim bir şey olmadığını anlamıştım. İyi adamlar yetiştirmek zorundaydık. Dönemin Adalet Bakanı İsmail Müftüoğlu ile bölücü ve komünist fikirlere sahip olmayan bir kadro oluşturduk. Bu olaydan sonra 7 ayrı yere sürgün edildim. Türkiye’nin yargısına yön vermek mecburiyetindeydik.” diyen Yamakoğlu, 1980’de başka ülkelerin değerlerini alarak bizimmiş gibi devreye sokmanın topluma büyük zarar verdiğini anlatarak yazı serüveninin de buna bağlı geliştiğini ve 1981’de yazdığı Devlet Olmak İçinkitabında bunları eleştirdiğini belirtti. Milliyet gazetesinin “Zehir Kitap” diye manşet attığını anlatan Yamakoğlu, bu kadar düşmanca bulunmasına inanamadığını anlattı. Kitaplarının birçoğunun Milli Eğitim Bakanlığı’nca tavsiye edildiğini söyleyen Yamakoğlu, kitaplarının mahkûm edildiği sürgünler esnasında çıktığını, bu süreçte kaybetmesi istenirken aslında çok şey kazandığını ifade etti.

           “VAHİY SABIKA SAYILDI”

“Bazı insanlar hukuku çok kullanıyor. Hiçbir sorununu barışçı yollardan çözemeyen insan demektir bu. Hukuku kullanmamak için hukuk dışı kurallarla yaşamak gerek. Din, örf, âdet, gelenek, nezaket, ahlak kurallarına uyanlar hukuka ihtiyaç duymuyor. Bizim sistemimiz hukuk kurallarını öne alır. Evde hukuk olmaz, ev hukukla yönetilmez. Ama yıktığımız başka kurallar var. Bize öğretilmediğinden yıktık. Hukuk her türlü kural devre dışı kalırsa devreye girer. Hayatta gördüğüm boşlukları kitap yazarak doldurmaya çalıştım.” diyen Cihan Yamakoğlu İslâmiyet’in yalnız Müslümanların değil, insanlığın dini olduğunu, ideolojilerin ise ona inanan insanların dini gibi olduğunu, ideolojileri uğruna birini öldürdüklerinde dahi bunu suç gibi görmediklerini belirtti. Başörtüsü meselesinde de insanların giysilerine müdahale edilemeyeceği kanaatiyle yaklaşmak gerektiğini, ancak Cumhuriyet aydınının bu biçimde düşünemediğini söyleyen Yamakoğlu, “İnsanların rehberleri kitaplardır. Allah insanlara kitap verdi. Peygamberler arka plana atılmış ve filozoflar öne çıkarılmıştır. Vahiy sabıka sayılmıştır. Bu kuralları hiçe saydığımız için düzenimizi kaybederek yaşıyoruz. Bizde bilimsel bilgi fesatlığa alet edilmiştir ve din saf dışı kalmıştır. Bu dönüş sağlanmadıkça yaşam güzelleşmez. Sömürü hukukuna cevap verecek bir Türkiye lâzım.” dedi.

Yorum Yaz

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız lazım.

Site İçi Arama

Yazarlar