Hisar Türk Edebiyatının Umut Işığıydı

ESKADER’in düzenlediği Bâbıâli Sohbetleri’nde Hisar dergisini anlatan Yavuz Bülent Bâkiler, Ahmet Özdemir ve... 

Seyahatleri Yazı ile Resmetmeyi Seçtim

ESKADER’in Ağaç Kültür Merkezi ile birlikte gerçekleştirdiği Fatih Sohbetleri’nde konuşan Prof. Dr. Cihan Okuyucu,... 

Özdemir Özsoy’dan Düne ve Bugüne Hâtıralar

ESKADER,  Bâbıâli Sohbetleri’nin 150’ncisi bu hafta gerçekleştirildi. Yazar Özdemir Özsoy, edebiyat tutkunu,... 

Gelecekte Şaheser Romanlar Anadolu’dan Çıkacak

ESKADER’in Ağaç Kültür Merkezi ile birlikte gerçekleştirdiği Fatih Sohbetleri’nde konuşan Prof. Dr. Durali Yılmaz,... 

Abdülhak Şinasi Hisar’ın mezarı perişan

Vefatının 50. yılında Abdülhak Şinasi Hisar için anma programı düzenleyen ESKADER yöneticileri, Merkezefendi Mezarlığı’ndaki... 

Derdi Medeniyeti Yaşatmaktı

Kategori : Genel - Etiketler : - Tarih : 22 Mart 2013

Bâbıâli Sohbetleri’nde mütefekkir yazar Sâmiha Ayverdi’yi anlatan Özcan Ergiydiren, “Onun en büyük derdi, büyük medeniyetimizi yaşatmaktı.” dedi.

Ahmet SARI (Sanatalemi.net)

Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER)’nin düzenlediği “Babıâli Sohbetleri”nin bu haftaki konuğu yüksek mimar Özcan Ergiydirendi. Ergiydiren, vefatının 20. yılı münasebetiyle yakınında bulunduğu mütefekkir yazar Sâmiha Ayverdi’yi anlattı.

Ayverdi’nin yâd edildiği akşam Özcan Ergiydiren, yaşadıklarını, hâtıralarını ve mütefekkirin duygu ve düşüncelerini dinleyicilerle paylaştı. Toplantının idarecisi ise hikâyeci ve romancı Muhterem Yüceyılmaz’dı.

Sâmiha Ayverdi’nin hâtıralarına şahitlik eden Ergiydiren, yazarla görüşen aydınlardan ve kültür sanat camiasından da bahsetti. Ayverdi’nin bıraktığı eserlere sık sık temas eden Ergiydiren, Sâmiha Hanımın fikirlerine bugün de ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

Duygulu anların yaşandığı sohbet esnasında Ergiydiren anlattıklarıyla katılımcılarda derin izler bırakırken, vefat yıldönümü dolayısıyla Sâmiha  Ayverdi’nin eserlerine duyulan ihtiyaç bir daha gözler önüne serildi. Özcan Ergiydiren, kronolojik bir sırayla ve nezih üslûbuyla Sâmiha Ayverdi’nin fikir hayatını ve ideallerini anlattı. Hayatının sonuna kadar Sâmiha Ayverdi’nin ideal hayatına ve ulvî hizmetlerine şahit olduğunu ifade eden Özcan Ergiydiren şöyle dedi:

“Sâmiha anne, iki, iki buçuk yaşlarında olan olayları ve yaşadıklarını dahi hatırlardı. İnanılmaz zengin bir hâfızaya sahipti.” Ardından Ayverdi Ailesi’nden ve bulundukları ortamdan bahseden Ergiydiren, “Biz en çok Sâmiha anneyi anlamak için uğraşmalıyız, onun yazdıkları sadece onun zamanları için değildir. Onun düşüncelerine her zaman ihtiyacımız var.” diye konuştu.

ZOR ZAMANLARDI

Sâmiha Ayverdi’nin içinde bulunduğu zamanları ve bu zamanlardaki Türkiye’nin durumunu da bütün hatlarıyla anlatan Özcan Ergiydiren konuşmasının ilerleyen bölümünde, “Çok zor zamanlardı. Millî ve manevi değerlerimizi bir kenara bırakın, büyüklerinin isimlerini bile anamayan nesiller yetişmişti. Bu devirde Sâmiha annenin söyleyecek birçok sözü vardı ama bunu nasıl yapacağını çok iyi düşünmüştü.” derken Ayverdi’nin içinde bulunduğu, büyüdüğü ve yetiştiği zaman dilimlerini de bütün çıplaklığıyla ve acısıyla dinleyicilere aktardı. “O zaman sadece bir devlet çökmüyor, binlerce yıl içinde gelişmiş bir medeniyet çöküyor. Onun en büyük derdi bu medeniyeti gelecek nesillere intikal ettirebilmekti.” diyen Ergiydiren, “Sâmiha Hanım’ı tanımak, Kenan Rifâî’yi tanımaktan geçer. Onu tanımadan Sâmiha anneyi tanımak imkânsızdır.”’ dedi ve ardından Sâmiha Hanım’ın, Ken’an Rifâî Hazretleri’ne bağlanışından bahsetti. Sâmiha Ayverdi’nin tasavvuf yönüyle de çok ileri bir insan olduğundan sık sık bahseden Ergiydiren, “Onun hayatı bir yönde değildir, o hayatını hep bir bütün olarak yaşamıştır, ancak onun hedefleri tek bir yöne bakar.” diyerek Ayverdi’nin idealist kişiliğine de değindi.

Ayverdi’nin romanlarında tasavvufun ve özellikle Kenan Rıfai Hazretleri’nin önemli bir yeri olduğunu ve Ken’an Rifâî’nin onun romanlarında genellikle gizlenmiş bir karakter olarak hep karşımıza çıktığını dinleyicilerle paylaşan Ergiydiren, Ayverdi’nin sosyal hayatından ve kişiliğinden de uzunca bahsetti.

Sâmiha Ayverdi’nin ilk kitabını bir reaksiyon sonucu 15 günde yazıp tamamladaığını ifade eden Ergiydiren, konuşmasının son bölümünde şunları söyledi:

“’Ayverdi ilk kitabını, bir başka kitabı okuyunca yazmaya başladı. Bu kitaptan çok rencide oldu ve üzüldü. Ardından ilk kitabını 15 günde tamamlayıverdi. O idealist ve ince ruhlu bir insandı. Hatta o kadar ince ruhlu bir hanım ki sabah kahvaltıdan önce eğer gazetelerde kötü bir haber varsa ona okutmazlardı gazeteleri göz önünde bırakmazlardı, çünkü üzüntüden yemek yiyemezdi.”

GENÇLERİ BIRAKMADI

Özcan Ergiydiren, “Sâmiha anne gençlerle irtibatı hiç bırakmadı, onlara hep değer verirdi, hatta onlara daha çok değer verirdi. Bir keresinde çok uzak olmasına rağmen benim evime gelmişti. Hâl hatır sormuş gitmişti. O kadar şaşırdım ki ortada bir sebep yokken sadece hal hatır sormak için bir talebe evine gelmişti.” diyerek hayretini ve hayranlığını dinleyicilere aktardı.

AYVERDİ’NİN TAVSİYESİ

Özcan Ergiydiren konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Sâmiha Ayverdi’ye bir gün bir mecliste sordular: En çok ne okursunuz? Sâmiha Hanım’ın cevabı şöyle olmuş: Kur-an’ı Kerim ve Mesnevî. Onun en büyük tavsiyesi şuydu. En çok tarih okuyun, özellikle gençler okusun ve hatta yakın tarihi daha çok okusunlar.”

         Toplantının sonunda dinleyiciler Ergiydiren’e çeşitli sorular yönelttiler. Program, Kur’an-ı Kerim tilaveti ve duanın ardından çekilen hâtıra fotoğrafları ile son buldu.

Yorum Yaz

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız lazım.

Site İçi Arama

Yazarlar