Mehmed Kırkıncı Hocaefendi Bâbıâli’de

  Mehmed Kırkıncı Hocaefendi Bâbıâli’de Ahmet Öztürk (Sanatalemi.net) Türkiye’nin değerli ilim, fikir... 

Ergiydiren, Bursa’da Ayverdi’yi anlattı

  Ergiydiren, Bursa’da Ayverdi’yi anlattı Şenol Tombaş (Sanatalemi.net) İstanbul’da, edebiyat ve sanat sohbetleriyle... 

Eskader 5. Bâbıâli Günleri’ndeydi

  Eskader 5. Bâbıâli Günleri’ndeydi Ahmet Öztürk (Sanatalemi.net) Her yıl büyük bir heyecanla beklenen ve... 

Safiye Erol Mezarı Başında Anıldı

  Safiye Erol Mezarı Başında Anıldı Ahmet Öztürk (Sanatalemi.net) Türk edebiyatının son on yılda keşfedilen... 

Basit biri değilim

Basit biri değilim Basit biri değilim..! Gözlerimi kanatırcasına ağladığım gecelerim var.! Ve kahkahalara sarılmış... 

İBRAHİM KALKAN ŞİİR VE TİYATROYA BAKIŞINI ANLATTI…

Kategori : Genel - Etiketler : - Tarih : 21 Temmuz 2011

 

Özlem Gedikli (sanatalemi.net)

ESKADER’in her hafta Timaş Kitap Kahve’de düzenlediği Bâbıâli Sohbetleri’nin 66.’sına bu hafta, şair, bestekâr, ve oyuncu İbrahim Kalkan konuk edildi. Dinleyiciler, Mehmet Nuri Yardım’ın ifadesiyle “hecemizi en iyi kullanan” şairlerden biri olan İbrahim Kalkan Beyefendi’nin şiire, tiyatroya ve musikimize dair düşüncelerini öğrenme fırsatını buldu. Mehmet Nuri Yardım’ın çocuk edebiyatıyla da ilgilendiğini ifade ettiği İbrahim Kalkan ile sohbet, iki saat boyunca sürdü.  
BUGÜNÜN ŞİİRİ
Toplantıda İbrahim Bey hayatında önemli olan üç unsurdan bahsetti. Bunların başında şiir geliyordu. Şiirin de kötü bir durumda olduğunu üzülerek belirtti. Şiir yazabilmek için bugünün insanıyla hemhal olunması gerektiğini, bugünü Nedim’in, Fûzulî’nin anlatamayacağını belirtti. O büyük şairlerin de özde bizi anlattıklarından ancak bugünün insanlarının ızdıraplarının daha farklı olduğundan, düşünmediğimizden ve artık şiire kendimizi vermediğimizden bahsetti. “Şiir kelimelerin taşıyıcısıdır” diyerek şiirin önemini vurguladı. Türkçe bilmeyen ve sorumluluğunu bilmeyen şairin şiir yazıyor olsa da şair olamayacağını dile getirdi. İbrahim Kalkan aruz ve hece ölçüsü ile yazılmayan şiirleri şiirden saymadığını ayrıca sözlerine ilave etti.  “Hece, sözü ölçüye sığdırma sanatıdır” diyerek şiiri evvela kendisi ve kendi sevgilisi için yazdığını, düşmanı için yazdığını belirti. Ancak okuyan insanların da o şiirin bir ucundan kendisine dair bir şeyler bulması gerektiğini ekledi.

Mehmet Akif’in Safahat adlı eserinin sadeleştirilmesinden duyduğu üzüntüyü dile getiren Kalkan, “Akif’i anlamak için neden Akif’in bulunduğu yüksek mertebeyi kendimize çekmeye çalışıyoruz” diyerek bizim Akif’in mertebesine çıkarak yazmış olduğu şiirleri anlamamız gerektiğinden bahsetti. Şairin istediği gibi düşünüp, istediği gibi yazması gerektiğini, onu veya bunu memnun etmek için yazılan şiirlerin bir anlamı olmadığını belirtti. “Anne” ve “Davacıyım Hâkim Bey” adlı şiirlerini dinleyicilere okuyarak şiir dünyasından iki örneği dinleyicilerle paylaşmış oldu. Bilhassa “Anne” adlı şiirini seslendirirken gerek kendisi gerek de okuyuculardan bazıları gözyaşlarına hâkim olamadı.

 

EDEBİYAT VE TİYATRO

Varlık Dergisi’nin 70. Yılını kutluyor olması toplantıda dile getirilirken Mehmet Nuri Bey, Varlık Dergisi yöneticilesiyle görüştüğünü, yakın bir zamanda Bâbıâli Sohbetleri’ne iştirak edeceğini dinleyicilere müjdeledi. Mehmet Nuri Yardım Bey uzun soluklu dergilerimizin olmadığından dergi çıkarmak isteyen gençlere ise tavsiyesinin gençlerin var olan dergileri okuması gerektiğini, hatta var olan dergilere yazılarını, şiirlerini göndermeleri gerektiğini belirtti. Şair olan gençlerin de usta şairlerin şiirlerini okumasını gerektiğini sözlerine ilave etti.

İbrahim Bey, şiir hakkındaki düşüncelerinden sonra tiyatro hakkındaki düşüncelerini dinleyicilere aktardı. Tanzimat sonrası gayri milli olan tiyatromuzun ve adapte edilen tiyatromuzun yanı sıra bugün yerli edebiyatı üreten birçok sanatçımızın olduğundan bahsetti. Ancak bu sanatçıların eserlerinin tiyatroya uyarlanıp uyarlanamayacağı hakkındaki düşüncelerini dile getirdi. Mehmet Nuri Yardım bu esnada  “Sinemanın edebiyata muhtaç olduğundan bahsederek bugün tiyatro ve sinemanın yerli yazarlardan istifade edip edemediğini İbrahim Kalkan’a sordu. İbrahim Bey, evvela edebiyatın çok önemli olduğunu vurgulayarak o günlerle bugünleri mukayese ettiğinde şu sözleri dile getirdi. “Benim dedem okuryazardı ben de okuryazarım ama babam cahildi. Arada kalmıştı. Yalnız ben dedemi anlayamadım dedem de beni anlamadı.”

Mehmet Nuri Yardım Turan Oflazoğlu gibi yerli çıkışların tiyatro da olup olmadığını, devamının gelip gelmediğini İbrahim Bey’e sordu. İbrahim Bey ise Turan Oflazoğlu’nun da Tarık Buğra’nın da eserlerini okuyup sahnelenen tiyatro eserlerini izlediğinden bahsetti. Ancak yerli tiyatro eserlerimizin mantık olarak batılı olduğunu dile getirdi. Geleneksel Türk Tiyatrosu’nun unutulduğundan bahsetti. Bazı yazarların Geleneksel Türk Tiyatrosu’nu dışlayarak kötülediklerini dile getirdi.

Şerif Aydemir , Sadettin Kaplan, İbrahim Özgün, Erol Mermer, Ahmet Yüter, Sadenaz Mürtezaoğlu, Özlem Gedikli, İbrahim Güleç, Naci Öğüt, Mehmet Köşger, Tuğrul Tanser, Yiğit Özdemir, Celal Öztürk ve Nidayi Sevim’in iştirak ettiği toplantı Ahmet Yüter’in duasıyla ve ardından çekilen hatıra fotoğraflarıyla son buldu.

 

ANNE

Sokaklar karanlık, karışık, ıssız
Yalnızım bu koca şehirde anne
Çoğu zaman şaşkın, ürkek, kararsız
Boğulacak gibi, nehirde anne

Sığamadım dünya dar geldi bana
Ne tarafa gitsem, itildim anne
Hasretim sevgiye, en çok da sana
Kucaktan kucağa atıldım anne

Ümit besliyorum, hani olur ya
Bir kapı açılır sabaha anne
Bazen insan üç beş kuruş bulur ya
Bakınıp gezerim, bir daha anne

Birde çocukların elinde simit
Yanımdan geçerler gözlerim anne
Fakirin, derler ya ‘ekmeği ümit’
Hayalde bir şeyler közlerim anne

Bir selam verenim olsaydı eğer
Açlıktı, tokluktu fark etmez anne
Üstte başta yokta, hayali değer
Bakışın gözümden hiç gitmez anne

Bazen ellerinden ılık bir suyla
Bir kaşık çorbaya muhtacım anne
Sıcacık yatakta derin uykuyla
O güler yüzlerin, ilacım anne

Akşam olup herkes eve dönerken
İçim burkularak, ağlarım anne
Evlerin ışığı bir bir sönerken
Tutamam kendimi, çağlarım anne

Nedense burada yaşamak çok zor
Bu şehirde sabah olmuyor anne
Biraz gezinmeye insan korkuyor
Yüreğime sevgi dolmuyor anne

Bir anne yanında çocuklarıyla
Geçse buralardan dolarım anne
Hücum eder dertler kör oklarıyla
Kirli saçlarımı yolarım anne

Kimseye derdimi açamıyorum
Ne tutsam elimde kalıyor anne
Acı ve kederden kaçamıyorum
Her tarafta beni, buluyor anne

Baharla yaz çabuk gelip geçiyor
Hayaller heveste kalıyor anne
Kara bahtım kışı mekân seçiyor
Yoksulluk ömrümü çalıyor anne

Dün gece bir parkta uzanacaktım
Tekme tokat beni attılar anne
Tuza ekmeğimi az banacaktım
Onu da döktüler, çattılar anne

Yaşamak nasıldır, nedir ki hayat
Huzur pazardan mı alınır anne
Yediğim, içtiğim her gıda bayat
Ne zaman, nerede kalınır anne

Arada otursam kuytu bir yere
Yüreğim hasretle dalıyor anne
Kalkmak istiyorum günde bin kere
Ellerim havada kalıyor anne
 
İbrahim Kalkan

Yorum Yaz

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız lazım.