Artık Kendimizi Bulma Zamanıdır

  Artık Kendimizi Bulma Zamanıdır Elif Sönmezışık (Sanatalemi.net)   ESKADER’in düzenlediği Bâbıâli... 

Fuat Başar ile Mülakat

  Nesiller arasında köprü: Fuat Başar Mehmet Nuri Yardım   Hattat, şair, ama önce ve en çok ebru üstadı... 

Fuat Başar “Bâbıâli Sohbetleri”nde

  Fuat Başar Sanat macerasını anlatacak Ebru sanatkârı ve hattat Fuat Başar, ESKADER’in düzenlediği “Bâbıâli... 

Barışarak Yaşamak!…

Barışarak Yaşamak!… Faruk Gökbulut(Eskader.Net)   Barışarak yaşamak ya da yarışarak barışmak… 2013 yılının... 

ESKADER “Aramızda Selamı Yayalım” Diye Kuruldu

Aylık edebiyat sanat dergisi Dergâh, Ocak 2013 sayısının orta sayfa sohbetini ESKADER’in faaliyetlerine ayırdı.... 

KENAN RIFAÎ HZ. ANILDI

Kategori : Genel - Etiketler : - Tarih : 25 Haziran 2011

Hülya Saygı (Sanatalemi.net)

Zeytinburnu Kültür Merkezi’nde, bir süredir “Zeytinburnu’nun Ebedi Sakinleri” başlığı altında, Zeytinburnu’nda vefatlarından sonra sonsuz uykusunu uyuyan zatları anma programı düzenleniyor. İlgi çeken programı, edebiyatçı yazar Mehmet Nuri Yardım yönetiyor.
Anma programının üçüncüsü, Ken’an Rifâî Hazretleri hakkında yapıldı. Anmak; ana çağırmaktır yâd edileni… İsmini zikretmek, capcanlı olan ruhunu meclise davet etmek; sohbete, muhabbet ve sevgisini katmasını talep etmektir… Bu meclisin konuğu Ken’an Rifâî, mecliste hazır bulunanlar ise onun muhabbetinin dünya gözüyle ehliydiler. Rifâî hakkında söz söyleme lütfu, Özcan Ergiydiren Bey’e nasip oldu. Kendisi yüksek mimar ve Sâmiha Ayverdi Hanım’ın da öğrenciliğinden geçmiş bir gönül ehli. Konuşması boyunca gözleri ışıl ışıl, elleri kelimelerini tam yerine göndermek istercesine hareketli, sandalyesinde kıpır kıpırdı.
Bildiği, hissettiği her şeyi anlatma, paylaşma, Ken’an Rifâî’yi başkalarının da kendi gözüyle görebilmesini sağlama kaygısıydı belki de halindeki… Ken’an Rifâî’yi ilk olarak Kazasker Molla adlı bir Mevlevînin övdüğünden bahsetti. Mevleviler, Mesnevi’yi Kur’an-ı Kerim’den sonra ana kitapları olarak benimserler.  Çünkü Mesnevî Kuran’ın özüne dair bir yansımadır. Mevlevi şeyhlerinin, Mesnevi’yi şerh etmesi, Mesnevi’den kendi gönlünün gördüğünü ortaya koyması gerekir.
Kazasker Molla da bir Mevlevi şeyhidir ve elli yıl Mesnevi’yi okutmuştur.  Ancak Ken’an Rifâî Hazretleri’nin Mesnevi şerhini dinledikten sonra, herkesin, O’nun Mesnevi şerhini mutlaka dinlemesi gerektiğini ve bu güne kadar hiçbir şeyhin Mesnevi’yi bu şekilde yorumlamadığını söyler. Ken’an Rifâî, Kur’an’ın özüne olan gönül bakışı da, O’nu ifade edişindeki farklılık da bu şekilde, kendisini başka bir gönül ehlinin dilinden ortaya koyuyor.

SÖYLEDİĞİNİ YAŞARDI
Özcan Ergiydiren, konuşmasına şöyle devam etti:
“O’nun halindeki başkalık, oldukça sade, ama bir o kadar da çetin bir kapıdan geçmiş olmasına bağlıdır. O, olduğu gibi görünür, göründüğü gibi olurdu. Söylediğini yaşar, yaşamadığını söylemezdi. İslâm’ın en nazik suretlerinden biriydi ve insanların da bu şekilde yaşamaları, hissetmesi içindi bütün çabası.
İnsanın fıtratını son derece iyi bilen, hoşgörüsü ve kucaklayıcılığı dillere destan olan bu Zat’ın meclisinde çok farlı çevrelerden,  mevkii ve makam sahibi kişilerden oluşan bir takipçi kitlesi vardı. Milletvekilleri, rektörler, emekli şeyhülislamlar da dergâhına devam etmiş, feyzi ve bereketini gönüllerinde taşıyarak dış dünyaya dönmüşlerdir. Söylenir ki; şeyhülislamlar kendi aralarında, Ken’an Rifâî Hazretlerinde bulunan hâl ilminin başka hiç kimsede bulunmadığında hem fikir olmuşlardır. Ken’an Rifâî’nin edasının özünü, kapsayıcılık ve kuşatıcılık oluşturuyordu. İnsanlık kurtuluşa, taşıdığı bütün fanatik duygulardan arınarak, saf ve temiz bir iman ile ulaşabilirdi. Bireyler arası ortak değerler inşa edilirse fikri bağlılık oluşur ve bu bağlılık nifak tohumlarına karşı durabilmeyi kolaylaştırırdı.”

 

Zaman zaman Sâmiha Ayverdi’den dinlediklerini de dinleyicilere aktaran Özcan Ergiydiren konuşmasının ilerleyen bölümlerinde şunları söyledi:
“O, mistik dünya ile akıl terazisini dengelemiş ve ruhanî bir lider olmuştu yolunu kaybetmişlere. Kendisinin kuşatıcılığını bilenlerin dolup taştığı dergâhına, Sulukule sâkinleri de gelir ve O’nun hoş sesinden (sesi hakikaten çok güzeldir) işaret ettiği noktaları dikkatle dinlerdi.
Hazret-i Mevlânâ’nın manevi kapısının azameti Ken’an Rifâî’de tecelli eder. Ken’an Rifâî, mali açıdan iyi durumda olan bir aileden geliyordu. O dönemin en ileri eğitim kurumu olan Mekteb-i Sultanî’de okumuştu. Eğitiminde doğu ve batı dillerini, dolayısıyla kültürlerini de öğrenir. Çalışma hayatında, makam-mevkii ve maddiyat olarak çok parlak şartlara sahipken, sıradan görünen ancak bir milletin yetişmesinde çok büyük rolü olan ‘öğretmenlik mesleği’ni seçer. O, İslâm terbiyesi ile hayatını inşa etmişken toplumun içinde bulunduğu buhranlı ve kasvetli ortamına ışık olabilmenin yolunu öğretmenlikte görmüştür. Konuşma dilini sadeleştirmiş ve aynı zamanda gerçekleri ya da mana âlemini anlatırken teşbih ve benzetmeler ile örnekler vermiştir, içinden çıkılması zor durumlarda.”
İLK DERS ANNEDEN
Ken’an Rifâî’nin hayatında ilk önemli tesirin annesi annesi Hatice Cenan Hanım tarafından geldiğine dikkat çeken Ergiydiren bu etkilenmeyi şu şekilde izah etti:
“Annesinin kendisine sürekli vurguladığı öğüdü, ‘İnsanlık ile öyle bütünleşmelisin ki, onların doğumlarına sevinmeli, ölümlerinde de acı duymalısın.’ şeklindedir. Gerçekten bu ilke O’nun hayat prensibi haline gelir. Annesinden sonra ruh terbiyesinin bayrağını şeyhi ve mürşidi olan Filibeli Ethem Efendi alır. Yalnızca 6 ay O’nun eğitiminden geçer ama bu 6 ay, asırlara denk bir feyiz ve bereket aktarımına sahne olur. Mürşidi O’na önce kılmadığı namazlarını kaza ettirir ve ney öğrenmesini öğütler. Ethem Efendi de ilginç bir feyiz kaynağıdır ki; kendisinde bulunan bu derin hali kimselere göstermemiştir. Âdeta, yalnızca Ken’an Rifâî’nin özel eğitimine tahsis edilmiş gibi, sırlar annesiyle birlikte kendisine âyân olur.
Aldığı terbiye ve ruh âleminin sırlarını da birleştirince, yaşadığı devirdeki tüm insanlığa ulaşmayı tercih etmiştir. Bundan dolayı da ahlakî prensipleri, Vahdet-i vücudu ve ruhun trans halini kendinde birleştirmiştir. Mahlûkatı Allah’ın yansıması olarak bildiği için, ilişkide bulunduğu canlılara karşı tavrı, Allah ile ilişkide olduğunu bilircesineydi. Yaşanan her durumu Allah’tan bilir ve olaylara her zaman hoşgörülü, sabırlı yaklaşırdı.

 

 MEDİNE BABASI
Öğretmenlik mesleğine geçiş yaptıktan sonra, Anadolu’nun çeşitli yerlerinde öğretmenlik yapar. İstanbul’a tekrar döndüğünde, bir müddet önce dünyadan ayrılmış olan hocası mânâda O’na Medine’ye gitmesini söyler. O dönemde Medine’de okul yoktur. Maarif Müdürlüğü’ne başvurur Medine’ye gönderilmesi için ama beklemek zorunda kalır. Üç yıl sonra Sultan Abdülhamid, Medine’de bir okul açmaya karar verir, kendisine de gidip gitmeyeceğini sorarlar, hemen kabul eder. Medine’de de, sahip olduğu kucaklayıcı tavırları ile bütün insanları etrafında toplar. Çölde yaşayan bedeviler bile O’na hayrandır. Lisan olarak anlaşamasalar bile O’nu alıp çadırlarına götürür ve orada O’na hizmet ederek kendisine bağlılıklarını gösterirler. Medine’de O’na ‘Medine Babası’ ismini takarlar.
Medine’de kaldığı dönemde, Şeyh’ül Meşayih Hamza Rifâî ile tanışır ve ondan ‘Halifelik İcazet’ alır. Kendisine verilen bu icazet, yazılı bir belge olarak kayıtlıdır. Tekrar, 1903-1904 yıllarına tekabül eden bir zamanda İstanbul’a döner. İcazet almış olması O’na bir görev daha yüklemiştir. Bu yüzden evinde Mesnevî sohbetlerine başlar. Evinin bahçesine bir dergâh yapar. O dönemde Osmanlı’da açılan son dergâhtır. İnşaat bittiğinde Meşrutiyet ilan edilir ve o ara müracaat ederek dergâhın açılışını resmileştirir.

 DERGÂH FAALİYETLERİ
Konuşmasının son bölümünde dergâh faaliyetlerine temas eden Özcan Ergiydiren sohbetini şu sözlerle tamamladı:
“Dergâh faaliyetlerine başlayınca, Nişanca’da kendi dergâhı ve talebeleri bulunan Şeyh Bahreddin Efendi’de kendi mensupları ile birlikte O’nun dergâhına intisap eder. Hakkında anlatılacak çok menkıbeler var aslında, meselâ Rum Lisesi’ne öğretmen olarak tayin olduğunda, sınıfa ilk girişinde tahtaya Rumca ‘Elhamdülillah-i Rabb’ül Âlemin’ yazması ve Rabbi’ne şükrünü vurgulamasıdır. En belirgin özelliği; hak için halka hizmet etmesidir. O’nun evliyâ anlayışı budur. Yeni bir medeniyet, yıkılan bir inanç sisteminin yeniden inşası, irfan düşüncesinin yaygınlaşması ve lisanın tam ve doğru olarak kullanılması kendisi ve talebelerinin izlediği yol haritasıdır. Yolunu kaybetmişlere rehber, Kuran’ın özü Mesnevi’yi, hâl diliyle tekrar yaşatan, yürüyen bir nur Ken’an Rufaî… Allah O’nun feyziyle ve bereketiyle kuşatsın hepimizi…”

Yorum Yaz

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız lazım.

Site İçi Arama

Anket

Sizce Eski Sultanahmet Adliyesi Kültür Sarayı Olmalı mı?

Sonuçlar

 Yükleniyor ...

Karikatür

[img src="http://www.eskader.net/wp-content/uploads/2012/11/Adsız173.png" alt=""]Adsız
[img src="http://www.eskader.net/wp-content/uploads/2012/11/Adsız150.png" alt=""]Adsız
[img src="http://www.eskader.net/wp-content/uploads/2012/11/Adsız133.png" alt=""]Adsız
[img src="http://www.eskader.net/wp-content/uploads/2012/11/Adsız131.png" alt=""]Adsız
[img src="http://www.eskader.net/wp-content/uploads/2012/11/Adsız113.png" alt=""]Adsız
[img src="http://www.eskader.net/wp-content/uploads/2012/11/Adsız77.png" alt=""]Adsız
[img src="http://www.eskader.net/wp-content/uploads/2012/11/2012-11-16-22.21.35.jpg" alt=""]2021-11-16 22.21.35
[img src="http://www.eskader.net/wp-content/uploads/2012/11/Adsız97.png" alt=""]Adsız
[img src="http://www.eskader.net/wp-content/uploads/2012/11/Adsız72.png" alt=""]Adsız
[img src="http://www.eskader.net/wp-content/uploads/2012/11/Adsız70.png" alt=""]Adsız
[img src="http://www.eskader.net/wp-content/uploads/2012/11/Adsız64.png" alt=""]Adsız
[img src="http://www.eskader.net/wp-content/uploads/2012/11/Adsız52.png" alt=""]Adsız
[img src="http://www.eskader.net/wp-content/uploads/2012/11/59601_305399486235572_865784944_n1.jpg" alt=""]59601_305399486235572_865784944_n
[img src="http://www.eskader.net/wp-content/uploads/2012/11/Adsız1.png" alt=""]Adsız
<
>