TÜRKÜLERDEN YEŞEREN HİKÂYELER

Bazen yazarın kaleminden kelimeler öylesine dökülüverir. Ardı ardınca cümleler, peşi sıra sıralandığında o sele sizde kapılmış gidiverirsiniz. Hoşnutsunuzdur bu durumdan, durup biran düşünmek istersiniz. Ama koşup giden kelimeler tramvayını kaçırmakta istemez deli gönlünüz, takılırsınız ardı sıra. Bakmışsınız ki ta yurdun bir ucundan diğer ucuna gidivermişsiniz, bir türkünün mısralarında…

(Ayşe Emine Sultan Çelik)

Ama ben bir hikâyenin içindeydim. Nasıl ne zaman geldim türkünün dalına, tünedim bu serçenin yamacına, dersiniz. Yoo serçe değilmiş güle ilânı aşk eyleyen bülbül imiş, duyduğunuz ses sizi de efsunlamış, gözleriniz kamaşmış inceden kulak verirsiniz…

Üç noktada gizlenmiş bir ömürlük sevdanın türküsüymüş bu… Askere giden yeni evli yiğidin, “Ben er ocağına varınca mektup yazayım, yazayım da gönlümüm sultanı sana selam yazamam, anam babamdan ar ederim. Ama bilesin ki mektubumum sonuna iliştirdiğim üç noktada, sana olan sevdanın yükü vardır.” Anadolu kadını dört yıl asker ocağından gelen mektubun sonundaki o üç noktayı arar durur. Bulunca kalbindeki sevdayı yükler, mutlu olur. Gün olur devran döner, oğul, gelin, torun derken yaş kemale erince, herkes kendi köşesine çekilince hatun kişiden küçük bir sitem yükselir. “Efendi, eskiden sen ne güzel mektuplar yazardın” diye…

Birde kalem tutmaz, kelam tanımaz ümmi vardı ki o ne yapsın… Mektup yazacak mecâli yok. İnceden inceden bir türkü tutturur. Elâ gözlü yiğidine, kara gözlü kardeşine, derdini dile verir. Türküyü duyan yiğit, durur mu yerinde kopar gelir sel gibi, yerine yurduna… Gönlü sızlatan nâmeyi duyan karagözlü kardeşi, gökbakışlı şahin olur uçar gelir yâdellerden… İşte türküler, bizi biz yapan aslî kültürel değerlerimiz…

Değerli büyüğümüz, yazar Şerif Aydemir’in kitaplarının ana kaynağı imiş… Türk Edebiyat Vakfı’nda mükemmel sohbetinde bunu öğrendik.

Şerif Aydemir’in kitapları kendine has tanımlanması pek mümkün olmayan, kanayan yüreğinin sancısını paylaşırken, diğer taraftan çağlayan karşısında coşarken, huzuru da sizinle bölüştüğü buram buram Anadolu kokan mahzun ve mütevazı…

Türkülerle harman olmuş bir ömre sığdırdığı milyonlarca anı, hatıra yüklü dost kervanının bir parçasını bizlerle paylaşıverdi. Bunu kitaplarında da yapmış idi, ama üstadın kendi dilinden dinlemek bir başka oluyor vesselam… Bu duygu yüklü hazineyi kelâma dökmede biraz geç kalmış olduğunu dile getirse de biz yine deriz ki devamını bekliyoruz. Kitaplarında, sohbetlerinde Şerif Hocam…

Yorum yazabilmek için lütfen Oturum Açın