ULUNAY BİR OSMANLI ENTELEKTÜELİYDİ

Basın İlan Kurumu ve ESKADER’in birlikte düzenlediği “Matbuat Dünyasından Sanatkâr Çehreler” adlı program dizisinde bu ay Refi Cevat Ulunay anıldı. Programda konuşan Ünal Sakman, “Refi Cevat Ulunay, eserlerinde eski yaşantımızdaki bizi anlatarak geçmişi bugüne taşıdı.” dedi.

                Basın İlan Kurumu ve ESKADER’in birlikte düzenlediği “Matbuat Dünyasından Sanatkâr Çehreler” toplantılarında her ay, basın dünyamızdan sanatkâr olarak öne çıkan şahsiyetler konuşuluyor. Basın Müzesi’nde gerçekleşen toplantıların bu ayki konusu, basın dünyamızın unutulmayan ismi Refi Cevat Ulunay’dı.

Osmanlı’nın son yıllarında kalemi ve duruşu ile öne çıkan bu unutulmaz simayı, Tercüman gazetesi Eski Genel Yayın Yönetmeni, gazeteci yazar Ünal Sakman anlattı. Gazeteci yazar Recep Arslan’ın yönettiği ve Basın Müzesi’nde gerçekleşen toplantıda, Ulunay hakkında biyografik bilgilerin yanı sıra basın dünyasındaki farklı duruşuna ve prensiplerine de değinen Sakman, birçok bakımdan Ulunay’ın Osmanlı’nın Cumhuriyet dönemine akseden kalemlerinden olduğunu kaydetti. Programı dinleyenler arasında Basın İlan Kurumu İstanbul İl Başkanı Mehmet Köşker, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Özdemir, romancı Üstün İnanç, kültür tarihçisi Dursun Gürlek, yazar İhsan Kurt, edebiyatçı İlyas Dirin, gazeteci Bekir Aydın ve ESKADER yönetim kadrosu ile kültür camiasının seçkin isimleri vardı.

                Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren ESKADER Başkanı Mehmet Nuri Yardım, Refi Cevat Ulunay gibi isimleri hatırlamanın, onları yeni nesillere tanıtmak anlamına geldiğini dile getirerek Refi Cevat Ulunay’ın son fıkra muharrirlerinden olduğunu belirtti. Türkiye’de köşe yazarlığı ile yer değiştirdiğinden beri fıkra muharriri yetişmediğini vurgulayan Yardım, Ulunay’ın bu alanın en iyi isimlerinden biri olduğunu ve eserlerinin külliyat halinde yayımlanması gerektiğini söyledi. Yardım, program dizisinin gerçekleşmesi için destek sağlayan Basın İlan Kurumu’na ve Basın Müzesi yetkililerine teşekkür etti.

OSMANLI TÜRKÇESİNİ SAVUNDU

                Programın takdimini gerçekleştiren Recep Arslan, Refi Cevat Ulunay’ın fırtınalı bir karaktere sahip olduğunu vurgulayarak, büyük bir kalem olmasına rağmen herkesin ulaşabildiği bir isim olduğunu ve bu sebeple değerinin yeterince anlaşılmadığını kaydetti. Ulunay’ın yaşadığı dönemin Türk toplumunun değişim süreci olduğunu hatırlatan Arslan, Ulunay’dan itibaren yetişen yazarlarımızın değişen toplumumuz üzerindeki etkileri hakkında bir inceleme yapılmasının son derece isabetli olacağını vurguladı.

                Refi Cevat Ulunay hakkındaki sözlerine onun Türkçeye olan bağlılığına ve her şartta sahip çıkışına vurgu yaparak başlayan Ünal Sakman, “Uydurukçaya yüz vermediği gibi, Osmanlı Türkçesinden de taviz vermemiştir. Bütün hayatını bir Osmanlı aydını olarak yaşamıştır.” dedi. Ulunay’ın bir türlü rahat duramayan zeki bir insan olduğuna dikkat çeken Sakman, Osmanlı döneminden itibaren İttihatçıların tutumuna karşı olduğunu, bu sebeple dört yıl sürgüne mahkûm edildiğini, Millî Mücadele’ye inanmadığını ve imparatorluğun devamından yana olduğunu ve bunları vurgulayan yazılar kaleme aldığını ifade etti. “Türkçeyi doğru kullanmaya öylesine inanıyor ki, bu titizlik olmadığı takdirde edebiyatın yaşayacağına da inanmıyor.” diyen Ünal Sakman, Ulunay kitaplarının hepsinin geçmiş hayatımızın renklerini bugüne taşıyan ve bizi anlatan kitaplar olduğunu dile getirdi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

İMPARATORLUKTAN YANA DURAN BİR KALEM

                “Sayılı Fırtınalar adlı eseri, bütün kitaplarından daha çok dikkat çeker ve İstanbul’un yaşantısını, kabadayılarını anlatır. Bir dönem Paris’te yaşıyor ve Türkiye’ye dönünce de fıkra muharrirliğine başlıyor. Vefat etmeden önce Milliyet’te yazıyordu.  Mevlâna Hazretleri soyundan gelen gerçek bir Mevlevi’ydi. Hatta vasiyetinde Konya Mevlâna Türbesi karşısındaki Üçler Mezarlığı’na defnedilmeyi istemiş ve dediği yapılarak orada toprağa verilmiştir. Çiftlik kuracak kadar hayvan sever bir insandı. Kuşlarını çalışma odasında kendi elleriyle besliyordu. Sert ve acımasız görünmesine rağmen çok yumuşak ve efendi bir insandı. Kendisine yapılan şakaları da anlayışla karşılardı. Fevkalade kibar biriydi. Vefatının ardından basında çok güzel yazılar çıkmıştır. Bunlardan en önemlisi, Halit Fahri Ozansoy’un kaleme aldığı yazıdır. Ulunay, kimsenin yazamadığı şeyleri yazmakla farkını ortaya koymuştur. Dile gelmesi halinde meramını anlatmak pahasına, toplumdan dışlanması söz konusu olacak meseleleri büyük bir ustalıkla ele almış ve tepki çekmeden anlaşılmayı başarabilmiştir.”

 “AYDINLIK BİR BEYİN GERİCİ OLAMAZ”

                Refi Cevat Ulunay’ın Nâzım Hikmet’in şairliği hakkındaki yazısını okuyan Ünal Sakman, yazarın kimi çevrelerce gerici olarak yaftalandığını, ancak muharrimizin gerici olmadığını, sanatın her türüne vakıf ve bilgi ile birikimi son derece üst düzey olan aydın bir beynin gerici olamayacağını ifade etti. “Ulunay bir Osmanlı entelektüeliydi. Kitaplarının çoğunu ne yazık ki bulamıyoruz. Gazete yazılarının kitap olarak basılması toplumumuz adına son derece faydalı bir iş olur.” diyen Sakman, Mehmet Nuri Yardım’ın “Son zamanlarda niçin fıkra muharriri yetişmiyor?” sorusu üzerine şunları söyledi:

                “Gerçek bir fıkra muharriri olmak için, birkaç dil bilmek, büyük birikim sahibi olmak lâzım. O dönemlerde bir köşe yazarı yazısında bir kelimeyi ikinci kere kullanmıyordu. Bugün öyle değil. Bir kültür zafiyeti var. Yaşantımız değişti ve çok az kelime ile konuşuyoruz. Bunlar yüzünden eskisi gibi köşe yazarları çıkmıyor. Şuur altına bilgi yerleştirebilen, derinlikli yazarlar yok artık. Ancak çok yetenekli kalemler köşe yazarı olabilir. Eski gazete sahipleri, aynı zamanda o gazetenin başmuharrirliğini yapıyordu. Şimdikiler ise daha çok tüccar ve edebiyatla ilişkili değiller. Çok iyi yetişmiş beş-altı lisan bilen insanlarımız var fakat onlar da basında yer bulmuyor. Çünkü basın eski kudretini yitirdi. Artık kitleler üzerindeki etkisi çok düşük.”

                Ünal Sakman’ın konuşmasını tamamlamasının ardından romancı Üstün İnanç ve yazar İhsan Kurt da Refi Cevat Ulunay hakkındaki düşüncelerini belirttiler. Verimli geçen program, hâtıra fotoğraflarının çekilmesi ve ikram ile son buldu. Dinleyiciler son olarak salonda açılan “Refi Cevat Ulunay Eserleri ve Fotoğrafları” sergisini gezdi.

_DSC0001 _DSC0002 _DSC0003 _DSC0006 _DSC0007 _DSC0008 _DSC0010 _DSC0011 _DSC0013 _DSC0015 _DSC0016 _DSC0017 _DSC0018 _DSC0019 _DSC0020 _DSC0021 _DSC0023 _DSC0024 _DSC0026 _DSC0027 _DSC0029 _DSC0031 _DSC0033 _DSC0034 _DSC0036 _DSC0037 _DSC0038 _DSC0039 _DSC0041 _DSC0043 _DSC0044 _DSC0045 _DSC0047 _DSC0049 _DSC0050 _DSC0051 _DSC0052 _DSC0053 _DSC0054 _DSC0055 _DSC0058 _DSC0063 _DSC0066 _DSC0068 _DSC0073 _DSC0090 _DSC0098 _DSC0101 _DSC0103 _DSC0105 _DSC0114 _DSC0115 _DSC0140 _DSC0143 _DSC0148 _DSC0149 _DSC0150 _DSC0151 _DSC0159 _DSC0160 _DSC0163 _DSC0166 _DSC0167 _DSC0168 _DSC0169 _DSC0170 _DSC0174

Yorum yazabilmek için lütfen Oturum Açın