TELEVİZYON VE ÇOCUKLAR EVLERİN YENİ EFENDİLERİ

         ESKADER’in düzenlediği Bâbıâli Sohbetleri’ne konuk olan eğitimci yazar Mustafa K. Topaloğlu, “Sınırsız ilgi ve iletişim kültürü, çocuklarla anne baba arasındaki yabancılaşmaya son verir.” dedi.

         Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği’nin (ESKADER) her hafta perşembe günleri Timaş Kitapkahve’de düzenlediği Bâbıâli Sohbetleri’nde bu hafta eğitimci yazar Mustafa K. Topaloğlu, “Çocuk Eğitiminde Ailenin Rolü” başlıklı bir sohbet gerçekleştirdi. Aile, eğitim ve evlilik konularında eserleri yayımlanan ve sayısız seminere imza atan Topaloğlu sohbetini, hikâyeci yazar Bekir Tuncer yönetti. Programa dinleyiciler de etkin bir şekilde iştirak ederken, aile yaşantısında toplumun hassasiyet göstermesi gereken meseleler tartışıldı. Eğitimci yazar Ali Erkan Kavaklı, çocuk edebiyatının tanınmış yazarlarından Mine İzgi, tiyatro yazarı ve senarist Üstün İnanç ve gazeteci yazar Recep Arslan Mustafa K. Topaloğlu’nu dinleyerek görüşlerini paylaştılar.

         YENİ EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILINA MERHABA DERKEN…

Programın açılış konuşmasını yapan ESKADER Başkanı Mehmet Nuri Yardım, Türkiye’de eğitim konusunun en çok tartışılan meselelerin başında geldiğini ifade ederek Mustafa K. Topaloğlu’nun Milli Gazete’de eğitim ve aile konuları çerçevesinde önemli yazılar kaleme aldığını kaydetti. Yeni başlayan eğitim-öğretim yılı ile birlikte eğitim meselelerin gün yüzüne çıktığını belirten Yardım, bu sebeple eğitim konusunu masaya yatırmayı uygun gördüklerini dile getirdi.

Programın sunumunu gerçekleştiren Bekir Tuncer, Mustafa K. Topaloğlu’nun özgeçmişi hakkında bilgiler aktararak Topaloğlu’nun işletme mezunu olup sonrasında alan değiştirerek eğitim idareciliği alanında 20 yıldan bu yana hizmet verdiğini dile getirdi. Sinema ve tiyatro hakkındaki kritik yazılarının yanı sıra senaryolar da kaleme alan Mustafa K. Topaloğlu’nun hassas meselelerden eğitim, evlilik, sanat ve edebiyat konularında yazılar yazarak eserler vermeye devam ettiğini vurguladı. Topaloğlu’nun çocuk eğitimi, evlilik ve aile üzerine seminerler vererek radyo programları hazırladığını sözlerine ekleyen Tuncer, sözü Mustafa K. Topaloğlu’na bıraktı.

         AİLE YOKSA ÇARESİZ YALNIZLIK VAR

Konuşmasının başında kültür sahasına unutulmaz katkılarda bulunan ESKADER’e ve Başkan Mehmet Nuri Yardım’a teşekkürlerini dile getiren Mustafa K. Topaloğlu, bu çalışmaların gönül işi ve gerçek zenginlik olduğunu kaydetti. İlk insan Âdem Aleyhisselam’dan başlayarak günümüze dek aile yaşantısına olan ihtiyacımızın sebeplerini ortaya koyan Topaloğlu, “Cennetteki Hazret-i Âdem’in yalnızlığı, Hazret-i Havva’nın yaratılışı ve onunla evlenmesiyle son buldu. Aile insanın yaratılışından bu yana var ve aile olmadan yaşamamız, bir birey olmamız mümkün değildir.” dedi. Evlilikteki amaçlara da kısaca değinen Mustafa K. Topaloğlu, yalnızlıktan kurtulmak, aile olmak, neslin devamı, mutlu olmak ihtiyacından ötürü evliliğin gerçekleştirildiğini, ailenin kale gibi bir kurum olduğunu ve rejimlerin bu kurumu yıkmak için üstün bir gayret göstermesine rağmen başarılı olamadıklarını söyledi. Son yıllarda artan boşanmalara ve yalnızlık sorunlarına rağmen Türk ailesinin dünyada birinci sırada olduğunu, karşısındaki en büyük tehlikenin modernizmin beraberinde meydana gelen kültürel yozlaşma olduğunu dile getiren Topaloğlu, “Gelenekçi ve İslâmî bir kimliğe sahip Türk ailesinde içten içe bir kaynama var. Modernite kadınla erkeği yan yana değil, karşı karşıya getirdi. Buna sebep olan çalışmalar, direk değil, dolaylı yoldan hayatlarımızı etkiliyor.” dedi.

         EĞİTİMİN YARISI ANNE BABANIN VAZİFESİ

Bugün ailenin yeniden toparlanması için önemli çalışmalar olmasına rağmen bunun çabuk aşılamayacağını belirten Mustafa K. Topaloğlu, Batı’nın aileyi yok etmenin bedelini yalnızlığı ile ödediğine dikkat çekti. Bugün süregelen ailedeki şiddet olaylarının kaynaştırma, birleştirme ve ailenin değerini anlatma ile çözülebileceğini dile getiren Topaloğlu, bu çerçevede ailenin çocuğu üzerine etkileri hakkında şunları söyledi:

“Eğitim bugün üzerine en çok konuşulması gereken meselelerimizden. Evlendikten sonra hayatımızı ailemize, çocuklarımıza adıyoruz. Geleneğimizdeki eğitim anlayışında ‘havalecilik’ vardır. Eğitimi okullara bırakırız. Bu tamamen yanlıştır. Oysa eğitim çocuk anne karnında iken başlıyor. Yüzde 25-30 oranındaki kişiliğini anne karnında kazanıyor çocuk. Doğduktan sonra 3-4 yaşına dek yüzde 50 oranında yani eğitiminin yarısı anne baba yanında tamamlanmış oluyor. Okulda aldığı eğitim ise yüzde 25-30 civarında. Kalan yüzde 20’lik eğitim ise topludan sağlanıyor. Bu oranlar genel eğitim için geçerli. Zamanımızda nasihat dönemi bitti ve model olma dönemi başladı. Anne ve baba birinci derecede modeldir. Çocuk onlardan ne görürse uygular. Bunun bilincinde olarak doğru hareket etmek gerek. Toplumumuzda babalar son derece özverili. Bu özveri yüzünden çocukların eğitimleri konusunda baskı oluşturmamak gerekir.”

         “ÇOCUKLAR TOPRAKLA BULUŞMALI”

         “Betonarme içine sıkıştırılmış hayatlarımız yüzünde çocukların son derece hareketli olduğuna dikkat çeken Mustafa K. Topaloğlu, bunun enerjisini atamamasından kaynaklandığını ve çağımız insanının betonarme etkisi ile katılaşması gibi çocukların da katılaşmaya başladığını vurguladı. Topaloğlu konuşmasına şöyle devam etti:

         “Çocukları toprakla temas ettirmek gerekir. Çıplak ayakla toprağı hissedemeyen çocuk enerjisini atamaz ve söz dinlemez hale gelir. Diğer meseleler gibi çocuğu toprakla buluşturmak konusunda da özverimizi ortaya koymamız gerekiyor.”

Büyükanne ve büyükbaba faktörünün de çocuğun eğitiminde sorunlara neden olduğunu dile getiren Mustafa K. Topaloğlu, büyüklerin çocuklara sunduğu sınırsız sevginin çocuklarla anne babaları arasına duvar örecek kadar sıkıntı oluşturabildiğine dikkat çekti. 3-4 yaşına kadar verilen sınırsız sevginin, 3-4 yaştan sonra sınırsız ilgiye dönüşmesi gerektiğini belirten Topaloğlu, “Baba modellerimiz ailede ilgi hususunda geri planda kalıyor. Oysa çocuğa ilgi noktasında kaliteli zaman ayırmak gerekiyor. Diğer taraftan çocuklar arasında asla ayırım yapmadan adaletle yaklaşılmalıdır. Çünkü dünyada eşitlik söz konusu değildir, ama adalet zorunludur. Bu ailede de olmalıdır.” dedi. Kendi neslinin otoriter bir ortamda yetiştiğine vurgu yapan Mustafa K. Topaloğlu, zamanımızda ise bunun tam tersinin yaşandığını, çocuğun kutsallaştırılarak evin hâkimi konumuna geldiğini, çözümün orta yolu bulup denge kurma gayreti ile ortaya konabileceğini, dayak ve baskı yerine makul cezalar uygulanması ve otoritenin de belli bir program çerçevesinde diri tutulması gerektiğini dile getirdi.

TELEVİZYON VE ÇOCUKLAR EVLERİN YENİ EFENDİLERİ

“Kanunlar değiştiğinden bu yana evin reisi erkek değil televizyon. Bununla ilgili etkili bir disiplin geliştirmek gerekli. İnternet ve televizyon yasaklamak yerine azaltılmalı.” diyen Mustafa K. Topaloğlu, eşler arasındaki anlaşmazlıkların kine, şiddete ve nefrete dönüşmeden yaşandığında çocuklardan da saklanacak bir sakınca içermediğini ifade etti. Çocukların tartışmaların ardından barışmaları da görmesi ve bu şekilde hayatı bir yönden tanıması gerektiğini savunan Topaloğlu, “Tartışmalar da böylece seviyeli bir hale gelir.” dedi. Mehmet Nuri Yardım’ın bilgisayardan desteklenen çocukların ve gençlerin yeni dünyasını ebeveynlerin yeterince tanımadığını ve hatta yabancısı olduğunu dile getirmesi üzerine Mustafa K. Topaloğlu, ilginin bu sorunu aşabileceğini, iletişim kültürünün ailede büyük rol oynadığını, toplu iletişim yerine ikili iletişimin benimsenmesi gerektiğini dile getirdi ve annelerin iletişim konusunda babalardan daha başarılı olduğunu belirtti. Gönüllü işbirliklerinin dünyevileşmenin getirdiği büyük manevi kayıplardan biraz olsun bizi uzaklaştırdığını belirten Mustafa K. Topaloğlu,  topluma yayılan bu etkiden çocukları muhafaza etmek adına arkadaşlarını tanımak ve onlarla vakit geçirmek, aile toplantıları ve okuma saatleri düzenlemek, duanın bütünleştirici ve iyileştirici gücünü vurgulamak ve yaşatmanın yanı sıra çocukların dünyası ve verimliliği ile tanış olmak gerektiğini sözlerine ekledi.

 Programın sonunda İbrahim Kalkan’ın söylediği bir türkünün ardından Neyzen Âkif Arslan üç eser icra etti. Program, Çatalçeşme Mescidi İmamı Mithat Damar’ın okuduğu aşr-ı şerif ve çekilen hatıra fotoğrafları ile son buldu.

DSC_0029 DSC_0045 DSC_0073 DSC_0075 DSC_0125 DSC_0129 DSC_0128 DSC_0104 DSC_0115 DSC_0119 DSC_0123 DSC_0103 DSC_0098 DSC_0096 DSC_0076 DSC_0073 DSC_0067 DSC_0058 DSC_0063 DSC_0064 DSC_0062 DSC_0054 DSC_0053 DSC_0051 DSC_0050 DSC_0044 DSC_0045 DSC_0048 DSC_0046 DSC_0035 DSC_0029 DSC_0028 DSC_0017 DSC_0019 DSC_0021 DSC_0024 DSC_0008 DSC_0001 DSC_0010 DSC_0011

Yorum yazabilmek için lütfen Oturum Açın