SEYAHAT BİR AŞK VE SABIR İŞİDİR

4-ihsan hoca

ESKADER’in Fatih Ağaç Kültür Merkezi’nde düzenlediği Fatih Sohbetleri’nde konuşan İslâm tarihçisi ve yazar Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma, “Aşkı ve sabrı olmayan seyahate çıkamaz.” dedi.

Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER)’nin Ağaç Kültür Merkezi ile birlikte düzenlediği Fatih Sohbetleri’nin 14’üncü haftasında İslâm tarihçisi yazar ve seyyah Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma konuştu. “Dünyayı Seyahat Macerası” başlıklı bir sohbet gerçekleştiren       Sırma, Çin’den Endülüs’e, Hicaz’dan Fransa’ya kadar geniş coğrafyaya yapmış olduğu gezileri unutamadığı hâtıraları ile dile getirdi. Dinleyicilerin büyük bir ilgiyle dinlediği Sırma, soruları cevaplandırmayı ihmal etmeyerek izlenimlerini detaylarıyla aktardığı unutulmaz bir sohbet gerçekleştirdi.

Sohbeti idare eden Sanatalemi Genel Yayın Yönetmeni Elif Sönmezışık, “Günümüzün Evliya Çelebisi” dediği Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma’nın Kanada, Mısır, Fransa, Endülüs, Çin gibi ülkeler başta olmak üzere, hayatının büyük kısmını dünyayı gezerek geçirdiğini vurgularken “Doktorasını yapmak üzere gittiği Fransa’dan sonra birçok ülkeye gitti. İhsan Süreyya Sırma gezdiklerini yazmayı ihmal etmedi ve Yalan Dünyayı Adımlarken, Çin Müslümanları ve Çin’e Seyahat, Ano Yemendir, Seyahatname-i Süreyya adlı gezi kitapları Beyan Yayınları’ndan basılıyor. Bu yılın başında Sırma’nın adı Siirt’te bir ortaokula verildi. İnşallah bu girişim güzel bir misal teşkil eder ve devamı gelir.” dedi ve sözü İhsan Süreyya Sırma’ya devretti.

         İLK SEYAHAT MEVLÂNA’YI ZİYARET İÇİN

Fransa’daki hocası Muhammed Hamidullah ile ilgili hâtıralarını anlatarak sözlerine başlayan Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma, öyle birinin talebesi olmakla çok şey kazandığını dile getirdi. “Seyahat bir aşk ve sabır işidir. Aşkı ve sabrı olmayan seyahate çıkamaz. Evliya Çelebi’den çok gezdim, ama o benden fazla yazdı. O varlıklı biri olarak seyahat ediyordu ve bekârdı. Ben ise evliyim. Ama bu vesileyle birçok yere hanımımı da götürdüm.” diyerek ilk yazdığı hâtıralarının Tunus hâtıraları olduğunu kaydeden Sırma, seyahate olan ilgisinin çocukluktan geldiğini, doğup büyüdüğü Siirt’i daha çocuk yaşta sokak sokak gezdiğini anlattı. Bu gezintilerde hanlarda gecelediğini de söyleyen Sırma, “Liseyi bitirdikten sonra sınav için Ankara’ya gittim. Aldığım bursun yarısını da Amerika’da dil eğitimi için Amerikan Kültür Derneği’ne vermiştim. Ve kendime amatör bir fotoğraf makinesi alarak Konya Mevlâna Türbesi’ne gittim vakit kaybetmeden. İlk seyahatim Konya’ya olmuştu böylece ve sonra İstanbul’a da geldim. Ama hayatımdaki asıl seyahatler Avrupa’ya gittikten sora başladı. Fransa’da kaldığım yurtta gezmeyi seven insanların yanına düştüm ve gittiğimin üçüncü ayında Avrupa’da büyük bir seyahate çıktım. Fransızca bile bilmiyordum. Onların Paskalya tatilinde Doğu Almanya, Polonya ve Çekoslovakya’yı kapsayan bir seyahatti bu.” dedi.

         DAĞLARA TEFEKKÜR İÇİN ÇIKMAK…

On günlük Avrupa seyahatinde çok şey öğrendiğini söyleyen İhsan Süreyya Sırma, gittiği her yerde hayran kaldığı bütün manzaraları fotoğrafladığını anlatınca ESKADER Başkanı Mehmet Nuri Yardım, bir sergi hazırlanması önerisinde bulundu. Karadeniz’in dağları hakkında bir eser yazılmadığına dikkat çekerek sözlerine devam eden Sırma, oraları her gezdiğinde büyük hayranlık duyduğunu ve yazılması gerektiğini belirtti. Gittiği her yerdeki önemli yerleri bir daha görememek kaygısı ile muhakkak ziyaret ettiğini anlatan Sırma, “Tur Dağı’na çıkışım da zaman darlığında mümkün oldu. Herkes inerken biz çıkıyorduk. Keklik seslerinin duyulduğu harika bir yerdi. İki buçuk saat sürdü çıkışımız. Bir mescit bir de kilise vardı. Orada tefekküre dalmak çok güzeldi. Kendi kendinizle başbaşa kalıyorsunuz. Erzurum Palandöken’e de çıkmanızı tavsiye ederim. Dağlara çıkmayı çok seviyorum. Çin Seddi’ne çıkarken çok zorlandım, çünkü çok sıcak bir zamandı.” diyerek Çin’deki Müslümanları anlattı. Orada bilgisi hayretini celbeden Çinliler bulunduğunu da anlatan Sırma, “Pekin’de medrese var ve çok iyi Arapça biliyorlar. İpekyolu’nun başladığı yer olan Şian’a gittim, benim için çok anlamlıydı.” dedi.

         “ENDÜLÜS BİR YARAMIZDIR”

Endülüs’e dört defa gittiğini ama gezemediği çok yer olduğunu anlatan İhsan Süreyya Sırma, tekrar gitmek istediğini belirterek “Endülüs’te çok önemli ve fotoğraflanması gereken yerler. Bütün camiler kiliseye çevrilmiş ama minareler yıkılmayarak çan kulesi yapılmış. Muhakkak gezilmeli. Endülüs bir yaramızdır. O kadar yıkım olmasına rağmen halen tarih kokuyor ve Emevilerden kalma çok sayıda eser var.” dedi. Endülüs ile ilgili önemli tarihî vakaları da aktaran Sırma, seyahatin Allah’ın bir emri olduğunu ve “Yeryüzünde geziniz. Sizden öncelerin akıbetini öğreniniz ki sizin başınıza gelmesin.” ayetinin seyahati gerekli kıldığını anlattı. “Bu insanlık neler çekmiş. Fransa’da Abdülmecid’in Özel Kalem Müdürü ile tanıştım. İkinci Dünya Savaşı’nın başında Halife’nin vefatında İstanbul’a gömülme arzusunun reddedildiğini ve Paris’te Halife’yi yıkayacak bir Müslüman bulamayıp bizzat yıkadığını ve Halife’nin Paris Camii’nin avlusuna gömüldüğünü kendisi anlattı. Giderseniz mezarı ziyaret etmelisiniz. Çok cefa çektikleri halde hanedan ailesi asla Türkiye Cumhuriyeti için kötü bir söz söylememiştir.” diyen Sırma, bu alanda yaptığı çalışmalardan ve akademik hatıralarından bahsetti.

Yorum yazabilmek için lütfen Oturum Açın