SAFİYE EROL’U DÜNYA TANIMALI

2-Safiye Erol toplantısı

Romancı, yazar ve mütefekkir Safiye Erol vefatının 50. yılında ESKADER tarafından düzenlenen Bâbıâli Sohbetleri’nde anıldı. Programda konuşan yazar Muhterem Yüceyılmaz, “Safiye Erol dünya çapında bir romancıdır. Onu bütün dünyaya tanıtmamız gerekir.” dedi.

            Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER)’nin her hafta Timaş Kitapkahve’de düzenlediği Bâbıâli Sohbetleri’nde bu hafta son 15 yıldır adından sıkça söz ettiren ve Ciğerdelen adlı romanı ile geniş kesimlerin tanıdığı mütefekkir yazar Safiye Erol anıldı. Vefatının 50. yılı dolayısı ile İstanbul’da düzenlenen ilk programda romancı yazar Muhterem Yüceyılmaz, Safiye Erol’un edebiyatımızdaki doldurulamaz yerini anlattı. Takdimini ESKADER Yönetim Kurulu Üyesi Fatma Ersem Yargıcı’nın yaptığı toplantıda, Yüceyılmaz, Safiye Erol’un eserleri üzerinden edebî duruşunu, fikir dünyasını ve söz sanatını anekdotlarla birlikte dinleyiciye aktardı. Büyük bir ilgiyle takip edilen toplantıda Erol’un başta Ciğerdelen romanı olmak üzere kaleme aldığı bütün romanların sinemaya uyarlanabileceği, kendi hayatının da biyografik bir filme konu olabileceği ve vefatının 50. yılında hatırlanışının bir sinema filmi ile taçlanması gerektiği belirtildi.

                        ESERLERİ SİNEMAYA AKTARILMALI

            Programda açılış konuşması yapan ESKADER Başkanı Mehmet Nuri Yardım, Safiye Erol’un 2000’li yıllara kadar bilinmeyen bir yazar olduğunu, 2001 yılında Kubbealtı Neşriyat tarafından bütün eserlerinin yayımlamasıyla yeniden gündeme geldiğini dile getirdi. “2001, 2002 ve 2003 yıllarında hakkında en çok makale yazılan ve yayımlanan romancı oldu. Mustafa Kutlu, Beşir Ayvazoğlu, Selim İleri, Mehmed Niyazi, Murat Belge isimlerin kaleminden Safiye Erol’u okuduk. Hakkında 10’dan fazla tez hazırlandı.” diyen Yardım, 3 Ocak 2014’te Edirne’de bir panel düzenlediklerini, bu yıl vefatının 50. yılı olduğundan bu bu hatırlayışın çoğalacağını ifade etti. Safiye Erol’un fırsat buldukça Edirne’ye gittiğini anlatan Mehmet Nuri Yardım, “Safiye Erol, tarihle çok yakın bir gönül bağı kurmuştur. Selimiye’ye ‘Annem’, Beyazıt Külliyesi’ne de ‘Babam’ demiştir.” dedi. Muhterem Yüceyılmaz’ın Safiye Erol’un kalemine hayran yazarlardan olduğunu vurgulayan Yardım, “Bana göre onu en iyi tanıyanlardan biridir Muhterem Hanım.” diyerek takdimi gerçekleştiren Fatma Ersem Yargıcı’nın da Erol’un kitapları ilk çıktığından bu yana tanınması için büyük çaba sarf ettiğini söyledi.

                        DİLİ HÂLÂ ÇOK CANLI

            Sözü alan Fatma Ersem Yargıcı, Safiye Erol hakkında biyografik bilgiler aktararak yazarın 2001 yılına kadar sadece onu yakından tanıyanlar arasında kaldığını ve eserleri yayımlanmaya başlayınca bunun aşıldığını belirtti. “Bugün yazılmış gibi duran ve son derece etkileyici birçok kitaba imza atmış. Bu sebeple herkesin okumasını isteyeceğim bir yazar. Safiye Erol’un hâlâ çok canlı bir edebî duruşu var. Kendi hayatı dahi bir filmin konusu olabilir.” diyen Yargıcı, Muhterem Yüceyılmaz hakkında bilgiler de vererek, 1995 yılında Türk Edebiyatı dergisinin düzenlediği Ömer Seyfettin Hikâye yarışmasında birinci olduğunu vurguladı ve her konuşmasında insanları okumaya teşvik eden bir yazar olduğunun altını çizdi.

                        BATILI YAZARLARLA BOY ÖLÇÜŞÜYOR

            Muhterem Yüceyılmaz, edebiyat dostlarını Safiye Erol’u anmak için bir arada görmekten son derece mutlu olduğunu dile getirerek sözlerine başlarken, Safiye Erol’un edebiyatımız için son derece önemli bir isim olduğunun altını çizdi. “Eserlerini okuduğumuz zaman birçok Batılı yazardan hiç aşağı kalır bir yanı yok. Keşke dünyaya tanıtabilsek.” diyen Yüceyılmaz, Erol’un büyük eserlere kaynaklık eden tarih, aşk, ayrılık ve ölüm gibi kaynakları etkileyici diliyle birleştirebilen bir yazar olduğunu ifade etti. Erol’un eserlerinde aşkın dominant ve kullandığı Türkçenin son derece seçkin olduğunu anlatan Muhterem Yüceyılmaz, “Onda Osmanlı’dan kalma bir imparatorluk dili var. Bol bol deyim ve atasözü kullanmış. Bunları da diline çok güzel yedirmiş. Kullanmayı bıraktığımız güzel kelimeleri hatırlatıyor. Yüzyıllar arasındaki kopukluğu gideriyor. Son derece yetkin bir dile sahip ve kelime bulmakta zorlanmıyor.” dedi ve bilhassa Ciğerdelen adlı romanından anekdotlarla edebî duruşuna dair önemli bilgileri aktararak sözlerini şöyle sürdürdü:

 

                        CİĞERDELEN DÜNYA ÇAPINDA BİR ROMAN

            “Ciğerdelen adlı romanında bizi 16. yüzyıla götürür. Bazı kelimeler var ki, geçmişten bugüne taşınmış. Tarihî perspektiften serhat boylarında yaşananlara tanık oluyoruz. Bu romanı kaleme alırken kırk kiloya kadar düşmüştür. Dünya çapında bir eserdir. Zira büyük eserlerde tarih ve aşk birlikte işlenir. Öyle benzetmeler ve kelimeler kullanıyor ki irkiliyorsunuz. Bu onun dilinin ustalığı. Ciğerdelen’deki aşk, üç nesil boyunca sürüyor. Bir erkeğin ağzından anlatıyor ki edebiyatta bu zor bir şeydir. Safiye Erol aşkı anlatırken bugünkü ve yarınki hayata da uyarlanabilecek hayat bilgisi veriyor. Okuyan bunu ilk fırsatta anlayabilir. ‘Keşke ben yazsaydım.’ dediğim bir romandır. Romanları okurken akıp gidiyor. Bu dil zenginliği çok sağlam bir eğitimin sonucudur. Birinci Dünya Savaşı’nda yurt dışına eğitim için gönderiliyor ve küçük yaşına rağmen devrin zorluklarının üstesinden gelmeyi başarıyor. Avrupa’da büyümüş bir Türk kızı olarak yurda döndüğünde tercümeler yapmaya ve hikâyeler yazmaya başlıyor. O dönemde Avrupa’da boy gösteren feminist akıma rağmen Safiye Erol kendi kültürü ile ilgili metinler kaleme almaya başlıyor. Bu aslında sanıldığı kadar kolay değil. Yazar olarak kendi yolunu ve romanlarıyla o dönemin Türkiye’sini çizebilmiştir. Davetlerin gözde isimlerinden olsa da romanlarını yazarken bambaşka bir Safiye Erol oluverir. Son derece hassas bir romancıydı.”

 

                        MODERN BİR OSMANLI

            Safiye Erol’un bütün hayatını aşkın özünün nerede olduğunu bilmeye adadığını ve bunu çözdüğünü anlatan Muhterem Yüceyılmaz, yazarın çağdaşları gibi Doğu Batı meselesine kafa yorduğunu, Batı terbiyesiyle büyüdüğü halde Batı’yı irdelediğini belirtti. Doğu-Batı sentezine aydınlarımızın sıkça kafa yorduklarını söyleyen Yüceyılmaz, “Aydınlarımız Doğu ile Batı’yı birleştirmek istemişlerdir. Safiye Erol da bu birleştirme ve karşılaştırmaları romanlarında yapmıştır. “Yazar cümleyi yazdığı an, yaşamış olur.” diyen Muhterem Yüceyılmaz, Safiye Erol’un döneminde yazarların görüş ve tutumlarına ilişkin bilgiler verdi. Erol’un, Ciğerdelen dışındaki romanlarına da dair de değerlendirmeler yapan Yüceyılmaz, ilk romanı olan Kadıköyü’nün Romanı hakkında da bilgi verdi ve burada 1930’lu yılların Kadıköy’ünü çok güzel anlattığını, belgesel denebilecek betimlemeler içerdiğini dile getirdi. “Romanları film olabileceği gibi tiyatro eseri olarak da değerlendirilebilir.” diyen Muhterem Yüceyılmaz, yazarın tarihe bağlılığının millî aidiyeti olmasından kaynaklandığını ve kendisine modern bir Osmanlı denebileceğini vurguladı. Annesi vasıtasıyla Kenan Rifaî’yi tanıdığını ve bu cemiyetin içinde bir eğitimden geçerek tasavvuf terbiyesi aldığını söyleyen Yüceyılmaz, “Tasavvuf terminolojisini çok iyi biliyordu. Eserlerinde bu dokundurmaları görmek mümkün.” dedi.

            Dinleyiciler arasında bulunan yazar Osman Akkuşak, Safiye Erol ile 60’lı yıllarda yaşadığı Çiçekçi semtindeki evinde tanıştığını ve o zamanlar Yeni İstanbul gazetesinde yazılarının yayımlandığını belirtti. Makalelerinde süzülmüş bir dilin hâkim olduğunu vurgulayan Akkuşak, evinde periyodik bir toplantı düzeni olmasa da sık sık uğradığını ve sohbet ettiklerini anlattı ve “O aşkı bütün veçheleriyle bilen biriydi. Nezihe Araz ve Safiye Erol aşkın iç yüzünü okuyucuya aksettirebilmişlerdir. İkisinin de ruhu çok hassas, çok derindi.” dedi. Programın sonunda Ahmet Yüter’in Ku’an tilaveti ile Safiye Erol’a özel kaleme aldığı manzum duayı okumasının ardından hatıra fotoğrafları çekildi.

Yorum yazabilmek için lütfen Oturum Açın