NEZİHE ARAZ UNUTULMADI

Dört yıl önce kaybettiğimiz gazeteci yazar Nezihe Araz hakkında düzenlenen toplantıda konuşan edebiyatçı yazar Mehmet Nuri Yardım, “Nezihe Araz, unutulmaması gereken gerçek değerlerimizdendir.” dedi.

         Basın İlan Kurumu ile ESKADER’in düzenlediği, Nezihe Araz’ı anma toplantısı dün Basın Müzesi’nde gerçekleşti. Yaz aylarının en sıcak günlerini geçirdiğimiz bu günlerde toplantı salonu yine edebiyatseverlerle doldu. Sunuculuğunu Ayşe Emine Sultan Çelik’in üstlendiği Nezihe Araz’ı anma toplantısının konuşmacısı, bu konu ile ilgili araştırmalara devam eden edebiyatçı yazar Mehmet Nuri Yardım’dı. Soru cevap şeklinde süren toplantı, Nezihe Araz’ı tanımayan genç dinleyicilere yeni ufuklar açtı.

         Basın İlan Kurumu ile Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER)’nin birlikte düzenlediği “Matbuat Dünyasından Sanatkâr Çehreler” programının beşincisi dün yapıldı. Recep Arslan’ın açış konuşmasının ardından toplantıya geçildi. Çelik’in sorularına cevap veren Mehmet Nuri Yardım konuşmasına, “Nezihe Araz deyince sanırım benim ve herkesin aklına ilk olarak Anadolu Evliyaları isimli eseri gelir.” dedi. Bu eserinin yanı sıra Anadolu’nun Kadın Erenleri isimli eserinin önemli olduğunu vurgulayan Yardım, “Nezihe Araz Dertli Dolap isimli kitabıyla bize Yûnus Emre’yi sevdirmiştir, diğer eserleriyle Mevlâna’yı, Hacı Bektaş’ı, Aziz Mahmud Hüdai’yi ve diğer gönül sultanlarını sevdirmiştir, maneviyat yolunun önderlerini halkımıza tanıtmıştır.” dedi.

         Nezihe Araz ile tanışmasının hikâyesini anlatan Mehmet Nuri Yardım, konuşmasında şöyle dedi:

         “Nezihe Araz 11 Mayıs 1922 tarihinde Konya’da doğdu. Mevlânâ’ya ve Konya’da büyük sevgisi vardı. Kendisi eski milletvekillerimizden Rıfat Araz’ın kızıdır. Babasının maneviyat dünyasına büyük bir ilgisi ve gönül yakınlığı vardı. 1946 yılında Ankara Üniversitesi Felsefe Bölümü’nü bitirmiş, daha sonra gazeteciliğe başlamıştır. Asıl adı Fatma Nezihe Araz’dır. Yayımlanan ilk eseri ise, Benim Dünyam isimli şiir kitabıdır.”

BÜTÜN ESERLERİ ELİMİZDE YOK

Nezihe Araz’ın 1950’de Resimli Hayat dergisinde gazeteciliğe başladığını vurgulayan Yardım, yazarın şiirleri, araştırmaları, makaleleri, röportajları, biyografileri, portre yazıları, roman ve tiyatro eserleri bulunduğunu hatırlattı. Araz’ın yazılarının toplanmadığını, eserlerinin toplu olarak yayımlanmadığını dile getiren Yardım, konuşmasının ilerleyen bölümünde şöyle devam etti:

“Ne yazık ki bir çok yazarımızın uğradığı talihsizlik Nezihe Araz’ın da başında bulunuyor. Yaklaşık 30 civarında eseri olmasına rağmen bunlardan yalnızca 3’ü 4’ü yayımlanmış bulunuyor. Diğerleri kitapevlerinde yok. Okuyucu yazarın bütün eserlerine ulaşamıyor. Bu konunun bir an önce halledilmesi lâzım. Yazıları ve makaleleri toplanıp kitaplaşmalı. Araz’ın yayıncısı ve mirasçılar arasında problemler çözülmeli ve Nezihe Araz bütün eserleriyle artık okuyucuların ve araştırmacıların önünde olmalıdır.”

Nezihe Araz’ın son eserlerinden birinin Fatih Sultan Mehmed’in hayatı ile ilgili olduğunu hatırlatan Yardım, yazarın “Geçmişi bilmeden bugünü değerlendirmek, hem eksik hem de yanlış olur.” sözüne vurgu yaparak onun büyük bir tarih şuuruna sahip olduğunu söyledi.

İLK ANSİKLOPEDİSLERİMİZDEN

Nezihe Araz’ın hayatı, çalışmaları ve eserleri üzerinde duran Yardım, “Nezihe Araz Türkiye’de ilk ansiklopedileri çıkaran ekiptendir. Nezih Demirkent’in ifadesiyle 1950’lerde üniversite mezunu olan beş gazeteciden biridir. Hakkı Devrim ile birlikte Meydan Larousse ansiklopedisini ve başka ansiklopedileri yayıma hazırlamıştır. Kaynak kitaplara imza atmıştır.” diye konuştu. Kitaplarına tek tek değinen Yardım, Nezihe Araz’ın senaryo olarak bir çok eseri hazırladığını, özellikle çocuklar için yazdığı çok güzel tiyatroları bulunduğunu söyledi. Yardım, Hanım adlı eserinin de film olarak çekildiğini söyledi. Yazarın basın hayatına büyük emek verdiğine işaret eden Yardım, ilk başta Behice Boran’ın üniversitede asistanı olan Araz’ın, daha sonra bu çevreden uzaklaşarak Sâmiha Ayverdi, Safiye Erol ve Sofi Huri ile birlikte Ken’an Rifai ve Yirminci Asrın Işığında Müslümanlık adlı esere imza attığını kaydetti.

Araz’ın bir düşünür yönü de olduğunu belirten Yardım, Neriman Malkoç’un kendisiyle yaptığı bir röportajda, “Şark ile Garp hakkındaki düşünceleriniz nedir?” şeklindeki soruya, “Şark tefekkürü ile Garp tekniğinin birleştirilmesi gerektiği kanaatindeyim.” şeklinde bir cevap verdiğini söyledi. Aynı gazetecinin “Türk edebiyatında en çok kimleri beğeniyorsunuz?” sorusuna da “Eğer bana Türk edebiyatında kimin yerine geçmek isteseydiniz diye sorsaydınız cevabım Süleyman Çelebi olurdu, şiirde ise Yahya Kemal ve Ahmet Haşim’i çok beğeniyorum.” karşılığını verdiğini de sözlerine ekledi.

         Mehmet Nuri Yardım Araz’ın, Nezihe Araz’ın şairlik yönünün ihmal edildiğini belirtirken “Devran” adlı şiirini de seslendirdi. Bir dinleyicinin Nezihe Araz’ın eserlerindeki tasavvuf yoğunluğunu sorması üzerine, “Bu konuya Tanpınar’ın deyişiyle açıklama getirmek isterim. Nezihe Hanım’ın eserlerinde tasavvuf, sütün içindeki yağ gibidir. Yani ilk başta görülmez ama zamanla hissedilir. Eserlerini okuduktan sonra tasavvufun coşkusunu, neşvesini fark etmeye, hatta yaşamaya başlarsınız.” dedi.

 

KEDİLERİ SEVERDİ

         Nezihe Araz’ın bir çok edebiyatçı gibi hayvanlara büyük sevgi beslediğini hatırlatan Yardım, şöyle devam etti: “Nezihe Hanım’ın da evinde kedi ve köpek beslediğini biliyoruz. Onlara düşkündü, büyük bir şefkatle bakmıştı.”

         Mehmet Nuri Yardım konuşmasına şu sözlerle son verdi:

         “Nezihe Hanım ne yazık ki ömrünün sonunu Maltepe Huzurevi’nde ve alzheimer hastası olarak geçirmiştir. Geçmişi unutmuştur. Bu arada bir 2010’da yazarın kızkardeşi Vecihe Büyükaksoy’un torunu Jeyda Elsasser’in yönetmenliğinde hazırlanan bir belgeselin varlığı bizi sevindirmiştir. Selim İleri ve Doğan Hızlan gibi bazı aydınlar, vefatından sonra güzel yazılar yazdılar. Yazarlarımızın kıymetini maalesef hayatta oldukları zaman bilmiyoruz vefatlarından sonra değerleri anlaşılıyor. Hâlbuki yaşarlarken kıymetleri bilinse onlar için de büyük bir mutluluk kaynağı olur. Nezihe Araz gibi hoşgörünün simgesi olan yazarların Türkiye’de çoğalması halinde, anlamsız kavgaların ve kör çatışmaların azalacağına inanıyorum. Bu toplantı, yazarımız hakkındaki ilk programdır. Nezihe Araz için başka toplantılar da yapılmalı. Kitapları düzenli yayımlanmalı, onun için bir anma kitabı hazırlanmalı ve adına bir yarışma açılmalıdır. Genç edebiyatçılar Nezihe Araz gibi gerçek edebiyatçıları tanırlarsa daha güzel eserlere imza atacaklardır. Bu anlamda eski edebiyatçılarla yeni şair ve yazarlar arasında bir köprü kurulmalıdır.”

         Dinleyiciler arasında bulunan Ahmet Özdemir, Osman Akkuşak ve Zeki Yılmaz da Nezihe Araz hakkındaki duygu ve düşüncelerini paylaştılar. Özdemir, Nezihe Araz’ın hayatını üçe ayırmak gerektiğini elirterek, “Nezihe Araz’ı üç yönüyle ele almak gerekir. Bunların birincisi gazetecilik yönü, ikincisi makale ve roman yönü, üçüncüsü tasavvuf yönüdür.’ dedi. Osman Akkuşak ise yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi:

“Müthiş bir kalem sahibiydi. Milliyet gazetesinde köşe yazılarını merakla takip ederdim. Sevginin ve aşkın terennümünü görünmeyen zerre damlalarla kalbimiz ve beynimize akıtırdı. O zaman düzenlediğimiz toplantılara sık gelemezdi. Geldiğinde ise susar, dinlerdi. Zannediyorum ki hislerini fikirlerini sözden ziyâde kalemle söylemek isterlerdi. Arayan bir ruhu vardı. Ahmet Haşim ve Yahya Kemal yerinde olmak isteyişi edebiyatta ne kadar titiz olduğunu gösteriyor.”

         İstanbul’da 25 Temmuz 2009 tarihinde vefat eden Nezihe Araz, Levent Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından kendisinin de sevmediği ve anlamsız gördüğü cenaze alkışlaması yapılmadan dualarla Yeniköy Mezarlığı’na defnedilmişti. Toplantı Nezihe Araz’ın fotoğraflarından, yazılarından ve eserlerinden meydana gelen serginin gezilmesi ve hâtıra fotoğraflarının çekilmesiyle ile son buldu.

DERTLİ DOLAB’IN YAZARI

         1922 yılında Ankara’da doğan Nezihe Araz, Ankara Milletvekili Rıfat Araz’ın kızıydı. 1941 yılında Ankara Kız Lisesi’ni, 1946’da ise Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümü’nü bitirdi. 28 Temmuz 2009 tarihinde İstanbul’da vefat eden Araz, Levent Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Yeniköy Mezarlığı’na defnedilmişti.

         Türkiye’de çok okunan kitaplara imza atan Nezihe Araz, 1952’de Resimli Hayat dergisinde gazeteciliğe başladı. Milliyet, Havadis, Yeni Sabah, Akşam, Tasvir, Yeni İstanbul, Yeni Gazete, Hürriyet ve Meydan gazetelerinde yazı ve röportajları yayımlandı. Anadolu Evliyaları’nın yanı sıra Anadolu’nun Kadın Erenleri’ni kaleme aldı. Peygamberler Peygamberi Hazreti Muhammed’de Efendimiz’i, Dertli Dolap’ta Yunus Emre’yi, Mevlâna’yı, Mustafa Kemal Atatürk’ü ve Kırk Pencereli Konak’ta Yörükleri anlattı. “Bozkır Güzellemesi”, “Öyle Bir Nevcivan”, “Alacakaranlık”, “İmparatorun İki Oğlu”, “Afife Jale”, “Cahide”, “Ballar Balını Buldum” gibi oyunları sahnelendi. Senaryolar, şiirler yazdı. Gençliğinde Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nde Behice Boran’ın asistanı iken sonraki yıllarda Ken’an Rifâî ve Yirminci Asrın Işığında Müslümanlık adlı esere Samiha Ayverdi, Safiye Erol ve Sofi Huri ile birlikte imza attı.

Yorum yazabilmek için lütfen Oturum Açın