MİZAH OKULU KURULMALI

ESKADER ve Ağaç Kültür Merkezi’nin birlikte organize ettiği Fatih Sohbetleri’nin sekizinci haftasında konuk olan mizah yazarı Necati Tuncer “Toplum hafızası mizahla korunur” dedi.

Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER) ile Ağaç Kültür Merkezi’nin birlikte gerçekleştirdiği Fatih Sohbetleri her hafta bir yazar konuğunu edebiyatseverlerle buluşturuyor. Bu haftanın konusu olan “Mizahî Hikâye”yi, uzun yıllardan bu yana Milli Gazete’de köşe yazarlığı yapan ve Akra Fm’deki programlarından “Kara Mizahın Mafya Babası” olarak tanınan Necati Tuncer anlattı. İlgi ile takip edilen ve dinleyicilerin de iştirak ettiği toplantıyı ESKADER Yönetim Kurulu’ndan Elif Sönmezışık yönetti. Mizaha neden ihtiyaç duyduğumuzu ve doğru mizah örneklerinin nasıl olması gerektiğinin konuşulduğu sohbette mizah üretenlerin azlığına dikkat çekilirken ESKADER Başkanı Mehmet Nuri Yardım’ın önerisi ile bir mizah okulu kurulması gerektiği gündeme geldi.

Elif Sönmezışık, Necati Tuncer’in yıllarını mizahî yazılara adamış olduğuna dikkat çekerken mizah sayfaları hazırladığı gazete ve dergilerden söz etti. Hayatından kısa anekdotlar akran ve Tuncer’in yayımlanmış 4 kitabı bulunduğunu ve yayımlanmış 5 kitabının da hazır olduğunu belirten Sönmezışık, “Necati Tuncer, uzun yıllar mizahî yazılar yazmış ve eserler vermiş olmasının yanında eğitimini aldığı eczacılık mesleğini de sürdürüyor. Türkiye’de hikâye alanında bile yeterli hareketlilik olmazken alternatifi yok denecek kadar az olan mizahî hikâye için kalem oynatmak bu şartlarda oldukça zor olmalı” diyerek sözü Necati Tuncer’e bıraktı.

NECİP FAZIL VE SERDENGEÇTİ’DEN FEYZ ALMAK

Necati Tuncer MTTP’den yetiştiğini ve Necip Fazıl başta olmak üzere birçok usta kalemin sohbetlerinde bulunduğunu, birlikte çalışma imkânı yakaladığını anlatarak bilhassa Necip Fazıl ve Serdengeçti gibi isimlerin ufkunu açtığını ve onları usta kabul ettiğini belirtti. Mizahın siyasi alanda etkisinin bilinen ve görünenden daha fazla olduğunu dile getiren Tuncer, “Menderes döneminde onun karşısında olan mizahçıların ürettikleri fıkralar, gelecekte olacakları fısıldayan dayanaklardı. Mizah bu bakımdan son derece etkili bir tür. Menderes’in ve Demokrat Parti’nin başına gelenler, kendilerinin dilinden konuşan ve bu saldırılara cevap veren bir mizahçı olmamasındandı. Bugün de mizahın etkisi çok geniş. Ama yine millî ve manevî değerlerimizi ortaya koyacak ve çamur atanlara cevap verir şekilde değil” diyerek mizahın her tür insanı kavrayan etkin bir tarafı olduğunu vurguladı. Necip Fazıl’In “Süleymanname”sinin en sevdiği şiiri oluğunu söyleyen Tuncer, bu şiirin siyasî hiciv için de örnek olduğunu dile getirdi.

“TOPLUMUN MORALE İHTİYACI VARDI”

İlk mizah çalışmalarının MTTP tarafından çıkarılan Çatı dergisinde kendine ayrılan bir sayfada olduğunu anlatan Necati Tuncer, derneğe teklifi kendinin götürdüğünü ve başta olumsuz karşılansa da sonradan kabul gördüğünü söyledi. Sonrasında mizah konusunda karar kılmasının da toplumun moral ihtiyacını karşılama düşüncesi ile olduğunu belirten Tuncer, mizaha bu yüzden sarıldığını ifade etti. Yaşlı insanların çocukluk döneminde nasıl olduğunu hayal ederek siyasileri bir mahallenin çocukları olarak resmedildiği ve anlatıldığı Filit adlı bir mizah dergisi yayımladığını, ancak uzun ömürlü olamadığını anlatan Necati Tuncer, bu fikrinin yıllar sonra, televizyondaki bir komedi programında kullanıldığını, ancak fikir haklarını koruyamadığını dile getirdi.

“BİRÇOK HİKÂYEMİ MEDDAH ÜSLÛBUYLA YAZDIM”

Hayatında yaşadığı ilginç ve komik olayların yanı sıra bol bol fıkra anlatan Necati Tuncer, Türkiye’de gazeteci ve yazar olmanın yaşattığı trajikomik olaylara dair de zihinlerde bir fotoğraf oluşmasını sağladı.  Özellikle fıkralarla dinî unsurlarımızın rencide edildiğine de değinen Tuncer, bunlara dair birkaç örnek verdi ve şöyle devam etti:

 “Bayağılaşmadan da mizah yapılabileceğini, Necip Fazıl ve Serdengeçti gibi isimlerde gördük. Mizah toplum hafızasının nakledilmesini sağlıyor. Yani bir gülüp geçme hadisesi değildir. Doğru mizah olmaması toplum hafızasının katledilmesine yol açmıştır. Bunu geriye dönüp düzeltmek de mümkün değildir. Çok hikâyemi meddahvari bir şekilde yazmıştım. Bir gün gelip oynanabilir düşüncesiyle.”

MİZAH ÖĞRETİLMELİ

Söz alan Mehmet Nuri Yardım, daha önce Bâbıâli Sohbetleri’nin konuğu olarak konuşan Ömer Öztürkmen’in İrfan Atagün ile çıkardıkları Karakedi mizah dergisini hatırlatarak istenirse seviyeli mizah dergilerinin de çıkarılabildiğini belirtti. Karakedi ulaştığı 100 binlik tirajın da bunun ispatı olduğunu söyleyen Yardım, “Doğru mizahla ilgili bilince ulaştığımız takdirde toplumumuzun bu tür dergilerin yeniden alıcısı olabilir” dedi. Muhafazakâr basının karikatüristlerine, mizahçılarına sahip çıkmadığını ve kamuoyuna tanımadığını söyleyen Mehmet Nuri Yardım, bu konuda adımlar atılması gerektiğini ve böylelikle seviyesiz mizahçıların gençlerimize sirayet edemeyeceğini belirtti ve bir mizah okulu açmanın mizahı anlayan ve anlatan insanlar yetiştirmek konusunda büyük katkı sağlayacağını sözlerine ekledi. Yönetmen Erol Mermer ve yazar Şenol Tombaş da mizahın halkın arasında en güzel ve yalın haliyle yaşadığını, keşif yoluyla zengin bir mizah arşivine sahip olacağımıza dikkat çektiler. Program Mehmet Tuncer ile çekilen hâtıra fotoğrafları ile son buldu.

Yorum yazabilmek için lütfen Oturum Açın