MEVLÂNA HAKİKİ BİR PEDAGOGDUR

Mevlâna Hakiki Bir Pedagogdur

Elif Sönmezışık (Sanatalemi.net)

ESKADER’in düzenlediği Bâbıâli Sohbetleri’nde Mesnevî’deki pedagojik telkinler ile ilgili bir konuşma yapan Yıldız Üniversitesi öğretim üyesi Doç Dr. Süleyman Doğan, “Mesnevî’de Pedagojik Telkinler kitabını hazırlarken gördüm ki; Mesnevî gerçek bir pedagoji kitabı, Mevlâna ise gerçek bir pedagogdur. Mesnevî’deki hikâyeler filme alınsa eğitime büyük katkı sağlar.” dedi.

Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği’nin (ESKADER) her hafta Timaş Kitapkahve’de düzenlediği Bâbıâli Sohbetleri’nde bu hafta, aile ve eğitim konusunda uzmanlığı bulunan akademisyen yazar Doç. Dr. Süleyman Uludağ’ı ağırladı. Doğan’ın “Mesnevî’den Pedagojik Telkinler” başlıklı bir konuşma yaptığı programı, ESKADER Yönetim Kurulu Üyesi Serdar Üstündağ yönetti. Konuşmasını dört başlıkta gerçekleştiren Süleyman Doğan, Mevlâna Hazretleri’nin hayatı ve yaşayışından, Mevlâna ve onun çağdaşları arasındaki farklardan, konu başlığı ile aynı adı taşıyan kitabında Mesnevî’deki pedagojik yaklaşımlara kaynak teşkil eden alıntılardan, başka Türk İslâm klasiklerinden eğitimle ilgili alınabilecek tüyolardan bahsetti. Kalabalık bir dinleyici gurubu tarafından ilgiyle takip edilen programda, şair ve yazar Yavuz Bülent Bâkiler de dinleyenler arasında yer aldı. Programın sonunda Selis Yayınları Yöneticisi Mehmet Tuncel, bütün dinleyicilere Süleyman Doğan’ın Mesnevî’den Pedagojik Telkinler isimli eserini hediye etti.

         EĞİTİM UZMANI VE EĞİTİMCİ

Açılış konuşmasını gerçekleştiren edebiyatçı yazar Mehmet Nuri Yardım, Süleyman Doğan’ın gazeteci, yazar ve ilim adamı olmasının yanında başarılı bir akademisyen olduğunu belirterek “Birçok değerli esere imza atan Süleyman Doğan’ın bu eserlerinin okunması ve onlardan istifade edilmesi gerekir.” dedi. Programın takdimini gerçekleştiren Serdar Üstündağ, Doç Dr. Süleyman Üstündağ hakkında biyografik bilgiler aktararak akademik hayatının yanı sıra resmi kurumlarda çeşitli görevler almış bir eğitim uzmanı olduğuna dikkat çekti. Doğan’ın yine eğitim alanında birçok kurumda ve eğitim biriminde dersler verdiğini anlatan Üstündağ, “Süleyman Doğan, muhabir, editör, köşe yazarı olarak gazetelerin çeşitli bölümlerinde çalışmış deneyimli bir gazetecidir.” dedi ve eserleri hakkında dinleyenleri bilgilendirdi.

BATI’YA ESİN KAYNAĞI BİR ÂLİM

Konuşmasının başında pedagoji kelimesinin anlamı üzerinde duran Süleyman Doğan, Mevlâna’nın hem Doğu’da hem de Batı’da tanınan büyük bir Türk düşünürü olduğunun altını çizdi. Belh şehrini ve Mevlâna’nın büyüdüğü beldeleri tek tek gezerek bu atmosferi soluduğunu anlatan Doğan, Mevlâna hakkında biyografik bilgiler aktararak doğduğu coğrafyanın kişiliğindeki ve daha sonra ortaya koyduğu eserlerdeki tesirleri hakkında bilgi verdi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mevlâna bir göçmen çocuk. Belh’ten Konya’ya kadarki beş bin kilometrelik yolu daha 5 yaşında iken katediyor. Mevlâna ismi onun sıfatıdır. Asıl adı Muhammed Celâleddin’dir. Onun zamanında birçok âlim yetişmiş ise de onların arasından sivrilebilmiştir. Mesnevî’ye bir hadis ve tefsir kitabı demek mümkün. Mevlâna, Allah’ı, eşyayı ve varlığı iyi anlamış ve bunların ilişkisini çok iyi anlatmıştır. Bulunduğu zamanın sancıları ile ilgili çare bulucu çözümler üretmiştir. Onun uzak görüşlülüğü sayesinde Mesnevî, İslâm eserleri arasında hadis ve tefsirlerden sonra en çok satan eser olmuş, Mevlâna ve Mesnevî’si hakkında birçok kitap basılmıştır. Hiçbir İslâm âlimi için bu kadar çalışma ve inceleme yapılmamıştır. Batı Polyannacılık da dahil birçok akımın cevherini Mevlâna’dan almıştır. Mesnevî’de Mevlâna’nın yaşadığı yıllardaki Batı’ya göre kadınlarla ilgili son derece olumlu bir ortaya koyan detaylar vardır. Kadına yüklediği anlam, Batı için yeni bir ifadedir.”

AİLE EĞİTİMİ BÜTÜN EĞİTİMLERİN KÖKENİ

Mevlâna’nın gözlem metodu bulunduğunu ve bu metotla insanın kendini anlamasını ve nefsini terbiye etmesini telkin ettiğini anlatan Süleyman Doğan, Mevlâna’nın sadece ney’i konuşturmayıp, bütün hayvanatı, nebatatı hatta taşları bile konuşturabildiğini söyledi. Mevlâna’nın insana dair çok müthiş tanımlamaları bulunduğunu belirten Doğan, Mesnevî’nin pedagojiye olan katkılarını şöyle sıraladı:

Mesnevî’de aşk ve nur’a çok atıfta bulunur. Benim de Mesnevî’de Pedagojik Telkinler kitabını hazırlarken hipotezim; ‘Mesnevî’nin bir pedagoji kitabı mıdır, Mevlâna bir pedagog mudur?’ sorularının cevabını aramaktı. İncelemelerim esnasında bu iki sorunun cevabının fazlasıyla olumlu karşılık bulduğunu gördüm. Sabır ve tecrübe bilimde kullanılacak iki vasıtadır. Mesnevî’de bunun önemine dair çok sayıda atıf vardır. Mevlâna’nın her konuştuğu şey bir’e işaret eder. Genelden özele bir yolculuk vardır. Allah’ı mutlak tutarak, dünyadakileri ona binaen anlatmıştır. Sokratik, yani sorgulayarak öğretme yöntemini kullanmıştır. ‘İnsanın değeri aradığı şeydir.’ derken önemli bir tanım ortaya koymuştur. Mesnevî’de yüzden fazla yerde akla atıf yapılır. Kulluğu akılla, akıl baliğ olmakla, hürlükle anlamlandırmıştır. Kulluk bilinciyle eğitimin süregelebileceği mesajını verir. Biz ise kulluktan vatandaşlığa dönüşen bir eğitilecek kitle meydana getirdiğimiz için önü alınmaz bir yozlaşma yaşamaktayız. Allah, Âdem ve âlemi bütünleştirerek anlatan Mevlâna, eğitimde en önemli ilkenin edep olduğunu söylemiştir. Ayrıca, ‘Huyların güzelleşmesinin en iyi yolu eğitimdir.’ der. Eğitimciye büyük önem verir, istidat ve kapasiteyi önceler. Kişinin durumuna, mekâna ve zamana göre eğitim verilmesini savunmuştur. Bir ağaç benzetmesi yaparak, kökün kuruması halinde gövde dallar ve yaprağın da kuruyacağını söylemiştir. Kökten kasıt ailedeki temel eğitimdir. Toplumdaki bozulmanın eğitimi etkisiz kıldığını söylemiştir.”

“MEVLÂNA, YUNUS VE SADİ BUGÜNE TAŞINMALI”

13. asırda yaşamış bir kimsenin yaşayışını bugüne getirmenin mümkün olmadığını, ancak o bilgi ve birikimden faydalanmanın çok önemli olduğunu dile getiren Süleyman Doğan, bu bilgileri 18. asrın bilgi verme metoduyla kitlelere ve bütün dünyaya sunmamız gerektiğini belirtti. Mesnevî’nin edebiyat yapmayıp ebediyetle yazıldığını söyleyen Doğan, “AVM ve ATM arasında gidip gelen bir insanın Mesnevî’ye çok ihtiyacı vardır. Mesnevî hikayeleri film yapılırsa eğitime büyük katkı sağlar. Çünkü bir hikmet deryası. Herkes aradığını bulabilir. Yunus Emre ve Sâdi Şirazî de bugünkü bilim adamları için müthiş bir kaynaktır. Batı Mevlâna’yı bizden daha iyi anlıyor. Bizde Mesnevîşinas bir akademisyene rastlayamazsınız, ama bu Batı’da mevcut. Mevlâna’nın beslendiği yer Kur’an ve sünnettir.” dedi.

Program sonunda Süleyman Doğan dinleyicilerin sorularını cevapladı. Şair Yusuf Bilge, Mevlâna için yazdığı şiirini seslendirerek katkıda bulundu. Halk ozanı Mustafa Kurbanoğlu, sazıyla iki türkü seslendirdi. Ertuğrul Arpat’ın okuduğu aşr-ı şerifin ardından, Ahmet Yüter, Süleyman Doğan’a özel kaleme aldığı duayı okudu. Hâtıra fotoğraflarının çekilmesi ile son bulan programda dinleyiciler arasında, Yavuz Bülent Bâkiler, Yusuf Bilge, Mahmut Çetin, Mehmet Uyar, Şadi Polat, Cafer Vayni, Zeki Yılmaz, Halil Gökkaya, akademisyenler ile kültür sanat dünyasından isimler de vardı.

Yayın Tarihi: 6 Haziran 2014

Yorum yazabilmek için lütfen Oturum Açın