Memduh Cumhur: “Uysal, Yahya Kemal’i Ölümsüzleştirdi”

Memduh Cumhur: “Uysal, Yahya Kemal’i Ölümsüzleştirdi”

Müzeyyen Hülya Günay (Sanatalemi.net)

ESKADER’ in düzenlemiş olduğu Bâbıâli Sohbetleri’nin 291’ncisi Timaş Kitapkahve’de gerçekleştirildi. 40 gün önce hakka yürüyen; Yahya Kemal Beyatlı ve Abdülhak Şinasi Hisar’ın yanı sıra bir çok şair ve yazarla dostluğu bilinen edebiyatçı, gazeteci ve biyografi yazarı  Sermet Sami Uysal anısına yakın dostları ve akademisyenler;  Prof. Dr. Güngör Şatıroğlu Prof. Dr. Serdar Öztürk, Memduh Cumhur , Yard. Yard. Doç. Dr. Nur Özmel Akın ve Hulusi Özbay, Mehmet Nuri Yardım’ın takdimi ile hâtıralarını ve edebiyatçımızın bilinmeyen yönlerini anlattılar.

Prof. Dr. Güngör Şatıroğlu sözlerine şöyle başladı: “Değerli bir İstanbul Beyefendisini kaybettik 30 Mart’ta; kendisi gerçekten dört dörtlük, araştırıcı, tevazu sahibi, Türkçeyi çok iyi kullanan, Fransızcayı o derece iyi bilen iyi bir dosttu. Sermet Hoca’yı ben Sezai Soydere’nin çıkardığı mecmuâ ile tanıdım. Cem Karaca’nın babası Mehmet Karaca ile röportaj yapmış. Bu mecmuaları çocukluk, gençlik yıllarımda çok severdim. Tiyatro, sinema , taş plak ile ilişkim vardı. Dolayısı ile ismini duydum, okudum makaleleri beni çok etkiledi. Sonrasında ben üniversiteye girdiğim senelerde rektörlük binasının en alt katında Melek Ablamız vardı , onun bulunduğu yerde bir anda karşılaştık. ‘Ben sizi tanıyorum dedim.’ ‘Nerden?’ dedi. Yıldız mecmualarındaki röportajlarınızdan, gazetelerdeki makalelerinizden tanıyorum dedim. Böyle başladı dostluğumuz. Akşamları saatlerce telefonda konuşurduk, sinema üzerine konuşurduk, evine davet ederdi.”

Güngör Şatıroğlu sözlerine şöyle devam etti:

“Sermet Hoca, dinlenmemek için yola çıkanlardandır. Daima üretken ve bir şeyler yapmak isteyen bir kişiydi, hiç dinlenmezdi. Bir ara Bâbıâli’de lugat çalışmaları yaptı. Türkoloji mezunudur. Doktorasını Paris’te yapmış, Galatasaray Lisesi’nde çok başarılı bir müdürlük yapmıştır. Brüksel Üniversitesi’nde, Paris’te Türk Dili Bölümü’nde çalışmış ve dersler vermiştir. 1970’de İstanbul Üniversitesi Yabancı Diller Okulu’nda ders verdi. Çok iyi konuşan ve çok iyi anlatan bir Hocaydı. Yahya Kemal, Abdülhak Şinasi Hisar’ın Çamlıca’daki Eniştemiz kitabını hazırlamıştır. Ayrıca senelerce süren Türkçe sözlük çalışmaları olmuştur. Ali Nihad Tarlan’ın talebesidir. Her zaman üniversiteye davet edilmiş fakat üniversitede kalmak istememiştir.”

Sözlerini bitirirken, “Hoca’nın bir hatası vardı, o da hiç hatasının olmamasıydı.” diyen Şatıroğlu: ‘‘ Ne kendi kimseye benzer, ne kimse kendisine nur içinde yatsın.” Diyerek duygu yüklü bir konuşma yaptı.

CUMHUR: “ALİ NİHAD TARLAN’IN TALEBESİYDİ”

Program Memduh Cumhur’un konuşması ile devam etti: “Benim Sermet Hoca ile tanışmam bir telefon sürprizi ile oldu. Çay içmeye gittim yatıya kaldım, otuz sene sürdü ahbaplığımız. Her gidişimde gece ikilere üçlere kadar sohbet ederdik. Nasıl bir derya ile karşılaştığımı nasıl nazik bir insanla karşılaştığımı zaman içerisinde gördüm, çok şükür aile dostluğuna dönüştü dostluğumuz. Ara sıra yazlığına giderdim, üç dört sene önce yine bir yazlık ziyaretine gittiğimde neyle karşılaştım; yaşı seksen altı seksen yedi iken; bahçesindeki asma yapraklarından yaprak sarma yapmış, ‘Bu senin ağzına lâyıktır.’ dedi. Emeğini esirgemeyen nazik bir insandı. Ali Nihad Tarlan’ın talebesi olması münasebeti ile bana anlattığı bir hâtırayı paylaşayım. Ali Nihad Tarlan Sermet Hoca’yı o kadar severmiş ki; paranın para zamanında 1950’lerde buzdolabı henüz yeni yeni çıktığı zaman gitmiş bankadan kredi çekmiş; Sermet Hoca’nın evine düğün hediyesi buzdolabı almış. Neveser Kökdeş ile olan anısını ve Galatasaray Lisesindeki Timur Selçuk’un velisi ile ilgili hâtıralarını anlatan Cumhur, “Sermet Hoca Yahya Kemal’ı ölümsüzleştiren insandır. Yazdığı kitaplarda Yahya Kemal’i araştırarak kılı kırk yararcasına çalışmıştır. Bir de Yahya Kemal’in Sermet Hoca’ya ihsanı; kimseye vermediği not tutma iznini Sermet Hoca’ya vermiştir. Son iki sene her pazar gitmiş. Sermet Hoca’nın not defteri çıkar, şairimiz, “Hadi evladım bunları not et.” dermiş. Yahya Kemal in ölümünden bir sene sonra bu kitap Yahya Kemal ile Sohbetler adıyla yayımlandı. Bu kitapta Yahya Kemal ile ilgili son derece titiz ve derin tespitler vardır. Sermet Hoca Baki Kalan Bu Kubbede kitabında bana bir lütufta bulunmuştur. Evine her gittiğimde kâğıt kalem çıkarır, bir takım sorular sorar, cevaplarını alırdı. Meğer o sorular, bu kitabın hazırlığıymış. Daha sonra kitap karşıma çıktı, resim de koymuş. Bir soruya cevabımı tespit olarak koymuş. ‘Türk Musikisini nasıl buluyorsunuz?’ diye sormuştu ben de ‘Bulamıyorum ki Hocam’ demişim. Sermet Hoca’nın ızdırabı büyüktü.”

Memduh Cumhur unutamadığı bir hâtıra ile konuşmasını bitirdi. Bir gün yazlıktan dönerken banliyö trenine binmiş. Talebeler hücum etmişler, lise öğrencileri, yakalarında Yahya Kemal Beyatlı Lisesi amblemi var. Hoca da göstermiş: “Evladım bu kim?” demiş. Yahya Kemal Lisesi’nde okuyor, bilmiyor, Yahya Kemal’i duymamış. Hayatını Yahya Kemal’e hasletmiş olan Sermet Hoca’nın ızdırabını tahmin ediniz.

Prof. Dr. Serdar Öztürk; operacı  sesi ile mikrofon kullanmaya gerek duymadan söyleşiye devam etti: “Şu anda eminim ve inanıyorum ki Sermet Sami Uysal Rahmeti Rahmana kavuşmuştur. Ruhaniyeti inşallah aramızda dolaşıyor. Beni görür görmez silahına davranan ve hayatla memat arasında karşısındakini sıkıştıran bir lâf söylerdi: ‘Şarkı söyle… Kimsenin söyleyemediği, bir operacının söyleyemeyeceği bir şarkı söyle.’ Esprili ve iyi bir insandı. Çok büyük bir insandı.” Sermet Sami Uysal ile ilgili hâtıralarını anlatarak sözlerini noktaladı.

Yard. Doç.Dr. Nur Özmel Akın; Sermet Sami Uysal’ın Abdülhak Şinasi Hisar’ı anlattığı Basın Müzesi’ndeki son toplantısını idare etmişti. Nur Özmel Akın giriş konuşması ve toplantı hâtıralarının ardından Uysal’ın Eşlerine Göre Ediplerimiz eserinden özellikle hanım yazarlar üzerinden çarpıcı bölümler paylaşıp,merhumun bir şiirini okuyarak konuşmalarını bitirdi.

İSTANBUL’A GELİRSEM SİZİNLE RÛBERÛ GÖRÜŞMEK İSTERİM

17 yaşında  lise öğrencisi iken bir eczanede dinlediği anekdottan etkilenip; Sermet Sami Uysal’ın kitapları ile tanışıp, merak ve hassasiyeti ile göz dolduran Hulusi Özbay, bilinmeyen numaralardan merhuma ulaşıp ; bir yıl telefonda türlü sebepler ile görüşme ortamı sağlayıp, üniversite ve İstanbul hayali gerçekleşince; hayallerinin üzerinde bir şekilde Uysal’ın talebesi olmak nasibine erişir. Tarih Bölümü Öğrencisi Hulusi Özbay’ın ; Uysal ile tanışmasından, nehir röportajına, ev ziyaretlerinden son dönemdeki hastane ziyaretlerine kadar bütün gençlere ibret ve örnek olacak,son derece girişimci, heyecanlı, yaşının çok üzerinde olgun ve duygusal konuşması ile toplantı sona erdi. Toplantının sonunda konuşmacılar ve dinleyiciler toplu hâtıra fotoğrafları çektirdiler.

 

 

 

 

 

 

Yorum yazabilmek için lütfen Oturum Açın