KELİMELERLE MÜZİK YAPIYORUM

         Müziğimizin yaşayan değerli sanatçılarından Fırat Kızıltuğ, “Bâbıâli Sohbetleri”nde son 60 yılda yaşadığı ve unutamadığı hâtıraları anlattı. Nihat Çeçen’in hazırladığı sorulara cevap veren ud ve viyolonsel sanatçısı, şair, yazar ve bestekâr Fırat Kızıltuğ, yakından tanıdığı ve beraber çalıştığı müzik ustalarından bahsetti, onlarla yaşadığı ilginç hâtıraları nakletti.

         Toplantının açılışını yapan Mehmet Nuri Yardım, Fırat Kızıltuğ’un eskilerin tabiriyle ‘hezarfen’ bir sanatkâr olduğunu belirterek, “Fırat Kızıltuğ iyi bir şair, iyi bir nâsir, iyi bir müzisyen, mükemmel bir hoca ve bütün bunların üstünde vazgeçilmez bir gönül insanıdır.” dedi. Yardım, gençlerin Fırat Hoca gibi değerlerden daha çok istifade etmeleri gerektiğinin altını çizdi.

         Konuşmasına Bayburt’ta başlayan çocukluğunu anlatarak başlayan Fırat Kızıltuğ, sanatçı bir ailenin evladı olduğunu ifade etti “Babam Batı müziğini bilir, severdi. Benim de batı müziğini öğrenmemi istedi. Ben batı müziği terbiyesiyle büyüdüm.” dedi. Çocukluk ve delikanlılık yıllarında daha sonra ud çalmaya başladığını belirten Kızıltuğ, konuşmasına şöyle devam etti: “Ud’a büyük bir merakım ve sevgim vardı. Fırsat buldukça çalıyordum. Babam, ud müziğine olan derin ilgimi görünce ‘O zaman iki müziği birden icra et.’ dedi.”

         Konuşmasında eski müzisyenlerden sık sık bahseden Fırat Kızıltuğ, Hakkı Derman yönetiminde uzun yıllar fasıllar yapıldığını, öğretmenleri Süleyman Hatipoğlu’nun ise iyi bir piyanist olduğunu söyledi. Kızıltuğ, “Süleyman Hocadan başka Suna Gerçek isminde ikinci bir hocamız vardı. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ve Mehmet Kaplan’ın talebesi olmuştu. Trabzon’da hocamız oldu. O yıllarda Mehmet Kaplan Hoca, Hadise Yayınevi tarafından yayımlanan İstanbul dergisinin de başyazarıydı.” dedi.

         6 Haziran 1956 tarihinde İstanbul Tophane’ye Trabzon vapuruyla geldiğini belirten Kızıltuğ, “Hemen Musiki Mektebine kaydımı yaptırdım. Sonra Akaretler’de İleri Türk Müziği’ne gittim. Sadettin Arel ve Laika Karabey ile görüştüm. İstanbul’a adımımı attıktan 24 saat sonra Laika Hoca’nın isteğiyle İstanbul Radyosu’nda ud çalmıştım.” diye konuştu.

                   MERAGALI, ITRİ VE DEDE ÜÇ EVERESTİMİZ

         Folklor Hocası Halil Bedii Yönetken ve Süheyla Altmışdört gibi hocaların çok üretken olduklarını ve talebe yetiştirdiklerini kaydeden Kızıltuğ, Türk müziğine en çok hizmet eden sanatkârlar arasında Tanburi Cemil, Mesut Cemil, Münir Nureddin Selçuk, Alaeddin Yavaşça, Niyazi Sayın, Necdet Yaşar ve Necati Özgen gibi şahsiyetler olduğunun altını çizdi. “Bugünkü müzisyenler müzik değil iş yapıyorlar. Sanat yapmıyorlar. Sanat ayrı bir şey.” diyen Kızıltuğ, “Bir gün Yorgo Bacanos beni çağırdı, viyolonsel çalmamı istedi. Sonra Münir Nureddin Selçuk beni davet etti. Üstatla çalışmaya başladık. Niyazi Sayın, Necdet Yaşar gibi sanatkârlar da vardı. Onlarla iyi bir ekip oluşturmuştuk.”

         “Sadece Nevakâr makamı kalsa, Türk müziğinin bütün unsurları yaşar.” diyen Kızıltuğ, Meragalı Abdülkadir, Itrî ve Dede Efendi’nin, Türk müziğinin üç Everest’i olduğunu sözlerine ekledi. Kâni Karaca’nın da müziğimizde muazzam bir ses olduğunu vurgulayan Kızıltuğ, yakından tanıdığı bazı müzisyenlerden unutamadığı hâtıraları naklederken zaman zaman duygulandı. Kızıltuğ, daha sonra dinleyicilerin sorularına cevap verdikten sonra sevilen besteleri ud’uyla seslendirdi.

                   MUSİKİYE ADANMIŞ BİR ÖMÜR

         Yazar, şair, bestekâr, viyolonsel sanatçısı ve ûdî Fırat Kızıltuğ, 13 Ocak 1935 tarihinde Bayburt’ta doğdu. 1957 yılında Trabzon Öğretmen Okulu’nu bitirdikten sonra yurdun çeşitli yerlerinde ilkokul öğretmenliği ve fotoğrafçılık yaptı. Müzik bilgilerini İstanbul Belediye Konservatuvarı ve İleri Türk Müziği Konservatuvarı’nda ilerletti. Viyolonsel, solfej ve usûl dersleri aldı. 1956-1966 yılları arasında İleri Türk Müziği Konservatuvarı Derneği’nde viyolonsel çaldı, ders verdi ve genel sekreterlik yaptı. 1963-1976 arasında Münir Nurettin Selçuk yönetimindeki İstanbul Belediye Konservatuvarı İcra Heyeti’nde yer aldı. İstanbul Devlet Klasik Türk Müziği Korosu’nda 1976-2000 arasında viyolonsel çaldı. 2000 yılında emekliye ayrıldı. Şiir ve yazıları 1983 yılından itibaren Türk Edebiyat dergisinde çıkmaya başladı. 100’ü aşkın bestesi vardır. Şiirleri Bir Dane Bir Dane (1990), Bayburt Şikesteleri (1996), Oğuz Destanı (1994), Kitab-ı Yave (Hicivleri, 1998), Mavi Karanlık (1999) isimli kitaplarda toplandı. Hikâyelerini ise Satrançname’de bir araya getirdi. Deneme kitapları: Dildeste (Bestekârlar, şairler ve şiirler üzerine, 2001), Dilbeste (Bestekârlar, şairler ve şiirler üzerine, 2005). Fırat Kızıltuğ hâtıralarını Bandodan Klasik Müziğe (2003) adıyla yayımladı. Marşları ise 2000 yılında Çocuklara Müzik’te toplandı. Fırat Kızıltuğ’un yeni eserleri ve diğer bütün kitapları Akıl Fikir Yayınları arasında okuyuculara ulaşacak.

4-fırat kızıltuğ (1)

Yorum yazabilmek için lütfen Oturum Açın