“HALDUN TANER KÜLTÜRÜNÜ KİŞİLİĞİNDE TAŞIDI”

“Haldun Taner Kültürünü Kişiliğinde Taşıdı”

Elif Sönmezışık (Sanatalemi.net)

Basın İlan Kurumu ve ESKADER’in birlikte düzenlediği “Matbuat Dünyasından Sanatkâr Çehreler” programında bu ay, edebiyat, tiyatro ve basın dünyamızın unutulmaz ismi Haldun Taner yâd edildi. Ahmet Özdemir’in konuşmacı olduğu programda eşi Demet Taner de bir konuşma yaparak Haldun Taner’in yeni nesillerle tanıştırılması gerektiğini vurguladı.

Basın İlan Kurumu ve Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği’nin (ESKADER) bir yıldan fazladır müşterek tertiplediği “Matbuat Dünyasından Sanatkâr Çehreler” toplantı dizisinde bu ay, Türk edebiyatının, basınının mümtaz ismi olmasının yanı sıra, Türk tiyatrosuna ilkleri kazandırmış bir öncü olan Haldun Taner anıldı. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’ne bağlı olan Basın Müzesi’nde gerçekleşen programda, bundan 28 yıl önce vefat eden Taner’i, programın konuşmacısı araştırmacı yazar Ahmet Özdemir anlattı. Takdimini Cengizhan Orakçı’nın gerçekleştirdiği toplantıda Özdemir, Haldun Taner’in tiyatro yazarlığı ve aydın kişiliği üzerinde durarak basındaki ses getiren duruşuna ve edebî kişiliğine değindi. Dinleyiciler arasında bulunan eşi Demet Taner ise Haldun Taner’i özel ve benzersiz kılan yönlerini anlattığı bir konuşma yaptı. Toplantı, seçkin bir kalabalık tarafından ilgiyle takip edildi.

ÇELEBİ BİR KİŞİLİK

Toplantının açılış konuşmasını yapan ESKADER Başkanı Mehmet Nuri Yardım, Haldun Taner’in Türk edebiyatına, basınına ve tiyatrosuna büyük katkılar ve yenilikler sunduğunu belirterek önemli bir kültür sanat adamı olduğunu dile getirdi. “Yıllar önce kendisinin bir konferansına katılmış ve çok istifade etmiştim. Çelebi bir kişiliği vardı. Batı’ya yaklaşırken Doğu’dan da uzak durmadı. Sentezci bir yapısı vardı. Geniş ufuklu bakışıyla Taner’i Tanpınar’a benzetiyorum.” diyen Yardım, özgün fikirlerinden dolayı Taner’in daha geniş kesimlere tanıtılması ve okutulması gerektiğini söyledi. Takdimi gerçekleştiren Cengizhan Orakçı, Haldun Taner’in çağdaş Türk edebiyatının en önemli ve ön planda olan ismi olduğunu vurgulayarak sözü Ahmet Özdemir’e bıraktı.

BAĞIMSIZLIĞI SAVUNAN TAM BAĞIMSIZ BİR KİŞİLİK

“Büyük üstat, edebiyatçı yazar Haldun Taner’i ölümünün 28. yıldönümünde anıyoruz.” diyerek sözlerine başlayan Ahmet Özdemir, Taner’in kabare tiyatrosunun ve epik tiyatronun öncüsü olduğunu dile getirdi. Haldun Taner hakkında detaylı biyografik bilgiler aktaran Özdemir, Taner’in bağımsızlığı savunan aydın bir insan olduğunu belirtti ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“Edebiyat hayatına gençlik yıllarında yazdığı skeçlerle başladı. 1950 ve 1954 yıllarında sanat tarihi kürsüsünde asistanlık yaparak başladığı akademik hayatının yanı sıra edebiyat yönüyle de kendinden söz ettirdi. 1956 yılında Varlık dergisinin yarışmasında en beğenilen öykücü seçildi. Aynı dönemlerde bilim adamının yerinin siyasetin neresinde olması gerektiğini sorgulamaya başladı ve siyasette aktif olup olmamak konusunda ikilem yaşadı. Siyasete girmeme kararı doğrultusunda, asistanlığı bırakıp Viyana’ya tiyatro eğitimi almaya gitti. 1957 yılında Türkiye’ye dönünce üniversite kürsülerinde tiyatro tarihi dersi verdi. Tercüman gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. Sonrasında siyasi ve sosyal taşlamaları olan oyunlar yazdı. Keşanlı Ali Destanı oyunu ile dünya çağında tanındı. Oyun 1964 yılında ilk defa sergilendi. Aradan yıllar geçmesine rağmen Türk tiyatrosunun temel taşı olma özelliğini hiç kaybetmedi. 1970 yılında Nüvit Özdoğru tarafından İngilizceye çevrildi. Türk tiyatro tarihinde fenomen haline gelen oyun, dünyanın birçok ülkesinde sahnelendi.”

İLKLERLE TİYATRO HAYATI

Haldun Taner’in belli başlı oyunları ve kitaplaşmış yazıları hakkında bilgiler veren Ahmet Özdemir, Haldun Taner’in kabare tiyatroyu nasıl kurduğuna ilişkin hikâyeyi de aktardı. Yazarın bir dönem Milliyet gazetesinde Devekuşu’na Mektuplar başlığı altında köşe yazıları kaleme aldığını anlatan Özdemir, Taner’in 1953 yılında “Şişhaneye Yağmur Yağıyordu” hikâyesi ile ilk ödülünü kazandığını belirtti. Haldun Taner’in aldığı ödüllerin sayılamayacak kadar çok olduğuna dikkat çeken Ahmet Özdemir, ölümünün ardından Haldun Taner hakkında yazılar kaleme alan Oktay Akbal, Füsun Akatlı, Muhtar Körükçü, Vedat Günyol, Prof. Dr. Mehmet Kaplan, İlhan Selçuk gibi yazarlardan alıntılar yaparak şunları söyledi:

NAMUSLU AYDIN TAVRI

Milliyet gazetesi öldüğü yıl olan 1986’dan bu yana Haldun Taner Hikâye Ödülleri veriyor. Eşi Demet Hanım da bu ödüllerin jürisinde yer alıyor. Öykülerini hayat ve doğa sevgisi, dürüstlük övgüsü, ama hepsinden çok insan sevgisi üzerine kurdu. Öykü serüveni 1949 ile 1983 yılları arasına yayılmıştı. İlk kabare tiyatrosunu 1962 yılında ‘Bu Şehri İstanbul ki’ adlı oyunla gerçekleştirdi. Kabara Tiyatrosu’nda oynanan “Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım” oyunu da gelecek nesillere kalacak eserlerinden biridir. 1978 yılında Ahmet Gülhan ile birlikte Tef Kabare Tiyatrosu’nu kurdu. Oyunlar dışında fıkra, söyleşi ve deneme kitapları ile de adından söz ettirdi. Aynı zamanda birçok kişinin farklı yönlerini okuyabildiğimiz portre yazılarını kaleme aldı. Berlin Mektupları önemli kitaplarından biridir. Mümkün olduğunca çekişmelerden uzak durdu. Derin insanlık sevgisinden ve fikirlerinden ödün vermedi. Namuslu aydın tavrıyla bunun sorumluluğunu hep taşıdı. Haldun Taner’i bugünkü nesillerin tanıması lâzım. Gençlerin onun insan ve yaşama sevgisinden pay çıkarması lazım. Politikanın üzerinde bir isimdi. İkiliklerin içinde olmadı. Hümanist bir yazardı. Tanınması ve yaşama biçimlerinin anlaşılması lazım.”

BİR İSTANBUL BEYEFENDİSİ

Demet Taner konuşmasında Haldun Taner’in sanatçı, edebiyatçı ve aydın kişiliği üzerinde durarak Taner’in 71 yıllık hayatından geriye çok önemli eserler bıraktığını, onların içinde kendisini yaşattığını vurguladı. Haldun Taner’in tiyatro konusunda Türkiye’de ilk adımları atmış bir sanatçı olduğunun altını çizen Demet Taner, “Sersem Kocanın Kurnaz Karısı” adlı oyunun tiyatro ile ilgilenen gençler tarafından muhakkak okunması ve seyredilmesi gerektiğini söyledi. “İlk defa tiyatroyu bir bilim dalı olarak Türkiye’ye getiren ve okutan Haldun Taner’dir. Uğur Mumcu ölümünün ardından ‘Kaybettiğimiz bir oyun ve öykü yazarı değil, bir kültür ve uygarlık anıtıdır.’ demişti. Fransızca ve Almancayı çok iyi biliyordu. Türk tiyatrosunu yurt dışında çok iyi temsil etti. Kültürünü kendi kişiliğinde taşıyan ve yansıtan biri olduğu için bir Avrupa seyahatinde kendisi için ‘İstanbul Beyefendisi’ diye manşet atılmıştı. Gerçek bir yazar, devamlı gerçeğin peşinde olan ve gerçeği anlatan bir insandır. Haldun Taner de öyleydi.” diyen Demet Taner, Haldun Taner’i İstanbul Beyefendisi yapan özelliklerin Batılı anlamda, bilimi, aklı ve insan haklarını, Doğu anlamda ise, mütevazılığı ve sevgiyi referans almasıyla kendisinde bütünleştiğini belirtti.

Program sonunda Haldun Taner’in eserlerinden ve fotoğraflarından oluşan sergi gezilerek hâtıra fotoğrafları çekildi.

Yayın Tarihi: 28 Mayıs 2014

2-Haldun Taner toplantısı 3-Haldun Taner toplantısı 4-Haldun Taner toplantısı 5-Haldun Taner toplantısı 6-Haldun Taner sergisi

Yorum yazabilmek için lütfen Oturum Açın