HÂLÂ KENDİMİ GELİŞTİRMEYE ÇALIŞIYORUM

ESKADER’in düzenlediği Bâbıâli Sohbetleri’ne konuk olan karikatürist ve ressam Osman Soruoğlu, “Çizgide en güzeli ve yeniliği yakalamak için hâlâ çalışıyorum.” dedi.

            Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği’nin (ESKADER) her hafta perşembe günleri Timaş Kitapkahve’de düzenlediği Bâbıâli Sohbetleri’nde bu hafta karikatürist ressam Osman Soruoğlu, çizerlik sanatı, karikatür ve bugünkü Türkiye’de çizmeye ve çizerliğe verilen değer konusunda görüşlerini paylaştı. Kendi çabaları ile herhangi bir profesyonel eğitim alma ihtiyacı duymadan günümüzün sayılı çizerleri arasına katılan Suroğlu sohbetini, yine ressam ve karikatürist olan Muammer Erkul yönetti. Program dinleyicilerin de sık sık sorularının ve görüşlerinin katkısı ile samimi bir sohbete dönüşürken, bu diyaloglar esnasında basın ve yayın dünyamızın karikatüre bakışı değerlendirildi, geçmişte gazetelerin başköşesinde bulunan yerine nasıl dönebileceği konusunda fikir yürütüldü, çözümleri tartışıldı.

ANADOLU VE İSTANBUL ARASINA SANAT KÖPRÜSÜ

            ESKADER Başkanı Mehmet Nuri Yardım programın açılış konuşmasında, İstanbullu sanatkâr ve yazarların yine kendi şehrindekilerden haberdar olduğunu, Anadolu’dakileri tanıyamadığını belirterek Osman Suroğlu’nun Sakarya’da yaşayan ve sanatını orada sürdüren bir sanatçımız olduğunun altını çizdi. Anadolu’da meydana gelen sanat hareketliliği ile bir köprü kurmak gerektiğini belirten Yardım, “Artık bu ayrımın olmaması gerekir. Oradaki değerli büyüklerimizi de tanımamız gerekiyor. Suroğlu çizgisi ile büyük hizmet vermiş bir sanatkâr. Vehip Sinan ve Gürbüz Azak neslinin devamı. Kendisini en çok Zafer dergisindeki çizimleri ile tanıyoruz.” dedi. Programı yöneten ressam ve karikatürist Muammer Erkul, çizerliğin günümüz şartlarında ekstra bir durum olduğunu belirterek Osman Suroğlu’nun inşaat mühendisi olup da çizerliğe ilgi duymasını ilginç bulduğunu dile getirdi. Suroğlu’nun 30 kişisel sergisi ve ikisi kolektif çalışma olarak 12 kitabı bulunduğuna da dikkat çeken Erkul, Romanya’daki 20 çizerden biri olarak anılmasının da büyük bir başarı olduğunu ifade etti. Suroğlu’nun sergiden sergiye adının duyulduğunu ve çizerliğe bir sanatçı duyarlığı ile gönül verdiğini söyleyen Erkul, çizerliğe geçiş hikâyesini anlatması için sözü Osman Suroğlu’na bıraktı.

ZORLA İNŞAAT MÜHENDİSİ…

Elazığlı olan Osman Suroğlu, doğup büyüdüğü şehirde yalnızca mühendislik ve veterinerlik fakültesi olmasından dolayı lise yıllarından itibaren çizerliğe başlamasına rağmen inşaat mühendisliği bölümünde okuduğunu anlatan Osman Suroğlu, bunun mecburi bir eğitim süreci olduğunu ve hiçbir zaman mühendisliği sevmediğini belirtti ve çizerliğe başlama hikâyesini şöyle anlattı:

“Resimde çok başarılıydım. Lise ikinci sınıfta Günaydın gazetesinin verdiği Ustura dergisini takip etmeye başladım. Oradaki karikatürlerden etkilendim ve çizmeye başladım. İlk karikatürüm 1975 yılında Gırgır dergisinde yayımlandı. Yeni Asya gazetesine gönderdiğim karikatürler de yayımlanıyordu.  İlk yıllarımdan itibaren Semih Balcıoğlu’nu çizgide örnek aldım. Benim ustam oydu. Sonra kendi çizgimi oluşturdum. Bayındırlık Müdürlüğü için Adapazarı’na tayinim çıkınca mesleği bir süre sonra bırakmama rağmen oraya yerleştim ve Zafer dergisinden gelen teklifle yayın dünyasına girmiş oldum.”

“TEK TEK OKULLARI DOLAŞTIM”

Çizmekten kaynaklanan bir ihtiyaçtan dolayı sıkça sergi açtığını söyleyen Osman Suroğlu, 6 yıldır Adapazarı’nda çizgi kursu verdiğini dile getirdi. Sakarya İl Millî Eğitim Müdürü ile şehrin bütün orta öğretim düzeyindeki okullarını tek tek dolaşarak çizgi ile karikatürü tanıttığını kaydeden Suroğlu, “Sonrasında aileler büyük ilgi gösterdi ve gelen talepleri değerlendirerek belediyenin sağladığı imkânlarla ücretsiz kurs vermeye başladım. Bu okul gezilerinin ardından resim öğretmenleri de gelip eğitim almak ve öğrendiklerini öğrencilerine öğretmek istediklerini söyledi.” dedi. Aynı zamanda bir süredir belediye ile bir mizah dergisi hazırladıklarını ve ücretsiz dağıttıklarını anlatan Osman Suroğlu, hâlâ kendini geliştirmeye çalıştığını belirtti. Karikatür ile ilgili bir ders olmadığına ve üniversitelerde bir bölüm bulunmadığına dikkat çeken bir dinleyicinin tespiti üzerine Suroğlu, böyle olmadığından karikatürün yaygınlaşmadığını, Milli Eğitim müfredatından karikatürün ders olarak bulunmasına rağmen öğretecek kimse olmadığından öğretilemediğini belirtti. Eskiden edebiyat dergilerine de desenler çizdiklerini anlatan Suroğlu, artık bu geleneğin terk edildiğini de sözlerine ekledi.

MİZAH CİDDİYE ALINMALI

“Sanat bir meslek değildir, bir uğraş ve hayat tarzıdır.” diyen Osman Suroğlu, bir kişinin mutlaka bir sanat dalı ile uğraşmasının çevreye büyük bir katkı olduğunu vurguladı. Ailelerin karikatüre sıcak bakmamasının günümüz karikatür dergilerindeki ‘mizah kirliliği’nden kaynaklandığını, oysaki hemen hemen bütün iyi çizerlerin yazar kimlikli ve zeki adamlar olduğunu, Oğuz Aral devrinin karikatüre bir kimlik kazandığını ve bugün o disiplinin yok olduğunu belirterek görüşlerini ifade eden Muammer Erkul, “Mizahî çizgiyi ciddiye alacak insanlar gerekiyor. Zeki insanların yeteneği ve potansiyeli doğru değerlendirilmeli.” dedi. Artık gazetelerin birinci sayfalarında karikatür olmadığının hatırlatılması üzerine, karikatürlerin gazetelerdeki rolünün çok önemli olduğu dile getirildi ve Erkul yeniden bu geleneğin başlaması için gazetelere okuyucu baskısının şart olduğu konusunda görüşünü ifade etti. Kişisel çabalarla karikatürü gündeme taşıyabileceğimizi anlatan Muammer Erkul, şu anda yaygın olan karikatür örneklerinin çok kötü olduğunu ve sanatkâr çizerlere sahip çıkılması gerektiğini belirtti. Dinleyiciler arasında bulunan Zaman Gazetesi Eski Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Gökçe Vehip Sinan ile ilgili hâtıralarını anlatarak gazetelerin ilk sayfasında karikatür bulunmasının zorunluluğu konusuna katıldığını belirtti.

“KARİKATÜR AĞLATABİLİR DE”

Bir dinleyicinin meşhur çizgi karakteri ve Filistin’deki direnişin sembolü olan “Hanzala”yı nasıl değerlendirdiği sorusu üzerine Osman Suroğlu, “Karikatür ağlatabilir de. Sadece mizah alanına hizmet etmez.  Hanzala bunu başardı. Çok güzel bir örnektir.” dedi. Karikatür kursuna ilk defa gelen çocukların şiddet içeren çizimler yaptıklarına dikkat çeken Suroğlu, bu durumun bilgisayar oyunlarından kaynaklandığını ve zamanla düzeldiğini ifade etti. Karikatür öğrenmek isteyen çocukların muhakkak bir hoca bulması gerektiğini anlatan Osman Suroğlu, beğendiği bir çizeri bulup takip ve taklit ederek ve bol bol okuyarak da bunu başarabileceklerini belirtti. Programın sonunda Mustafa Erdem’in okuduğu aşr-ı şerifin ve Ahmet Yüter’in Osman Suroğlu’na özel kaleme aldığı manzum duasını okumasının ardından hâtıra fotoğrafları çekildi. Programın sonunda Osman Suroğlu’nun eserleri, dinleyicilere armağan edildi.

DSC_0103 DSC_0116 DSC_0112 DSC_0108 DSC_0091 DSC_0096 DSC_0097 DSC_0100 DSC_0089 DSC_0088 DSC_0087 DSC_0086 DSC_0077 DSC_0080 DSC_0081 DSC_0085 DSC_0076 DSC_0074 DSC_0072 DSC_0070 DSC_0060 DSC_0063 DSC_0066 DSC_0068 DSC_0055 DSC_0053 DSC_0050 DSC_0049 DSC_0041 DSC_0044 DSC_0046 DSC_0048 DSC_0040 DSC_0039 DSC_0038 DSC_0037 DSC_0030 DSC_0033 DSC_0034 DSC_0035 DSC_0026 DSC_0029 DSC_0024 DSC_0023 DSC_0017 DSC_0018 DSC_0019 DSC_0021 DSC_0016 DSC_0013 DSC_0012 DSC_0009 CSC_0065 DSC_0002 DSC_0003 DSC_0005

Yorum yazabilmek için lütfen Oturum Açın