ESKADER’den Gazze Açıklaması

ESKADER’den Gazze Açıklaması

Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER)’nin, son günlerde İsrail’in Gazze üzerinde arttırdığı saldırılar sonucu yaşanan vahşete yönelik olarak bir basın açıklaması yayımlandı. Açıklama şöyle:

“Gazze bölgesi başta olmak üzere Filistin’in birçok noktası, uzun yıllardan bu yana İsrail işgal ve zulmüne karşı bir ölüm cephesi olarak duruyor. Biliyoruz ki bu cephenin varlığını tanıyan ve bu ölümleri bir katliam ve soykırım olarak gören tek ülke, bugünlerde yalnızca Türkiye.

Son yıllarda kültür mahfillerini besleyen önemli bir kuruluş olarak öne çıkan ESKADER, bu güne kadar edebiyat sanat ve kültür konularında yaşanan krizlere yahut var olan handikaplara dair birçok basın açıklamasını kamuoyuyla paylaştı. Bu duyurulardaki gaye, insanî bir takım hasletler üzerinden meselelerin değerlendirilmesini sağlamaktı. Gazze’ye yönelik bilhassa Ramazan’la birlikte kasıtlı olarak artan İsrail güçlerinin saldırıları sonucu başta çocuklar olmak üzere ölen sivillerin, savaşa dair ve savaşı hatırlatan hiçbir yönü olmadığını göstermek amacı taşıyoruz. Bu katliamın ne kadar acımasız olduğunu ortaya koyma çabamız, masum insanların onlarca yıldır yaşadığı bu zulmün hangi din üzere olursa olsun insanî hiçbir kural ve kaideye oturtulamayacağının altını bir kere daha çizmektir. Çünkü 15 gündür Gazze’den önümüze dökülen kahredici fotoğraflar, savaş görüntüsüne hiç benzemiyor. Bebekler, çocuklar, kadınlar, ihtiyarlar vücutları parçalanarak hunharca öldürülüyorlar. Sağ kalanlar ise açlık, susuzluk, hastalık, ilaçsızlık kıskacında inliyor. Ama insanlığın vicdanına kezzap dökülmüş sanki, Gazze’ye gidecek bütün merhamet ve yardım tünellerinin ucu kapatılmış.

İnsanın yaşama hakkının ve ihtiyacının bütün toplumlarda öncelikli hak ve ihtiyaç olduğu, yüce dinimiz İslâm kaidelerine göre de kimsenin yaşama hakkının gasp edilemeyeceğinin aşikâr olması, maksadımızın dayandığı temel noktalardır. Bu bağlamda yalnızca Gazze ve geniş anlamıyla Filistin değil, dünyada zulüm görmüş ve görmekte olan başta İslâm coğrafyasına mensup halklar olmak üzere haksızlığa uğramış, yaşama ve kendini savunma hakkı elinden alınmış, soyu tehlikedeki bütün insanların acısını paylaşıyoruz.

Maalesef ülkemiz sınırları içinde, son günlerde Gazze’de ölen yüzlerce sivilin arasında yüze yakın çocuğun öldüğünü umursamayan, hatta İsrail’i haklı gören kişiler ve kurumlar var. Masum bir çocuk her ne sebeple olursa olsun öldüğünde, hepimizin içinde bir yerin sızladığı inkâr edilemez bir gerçekken, şimdi bunca çocuk ölümü karşısındaki buz gibi suskunluk yetmiyormuş gibi bir de savunucu ifadelerin öne sürülmesini anlamakta zorlanıyoruz. Bu derin hissizlik ve umursamazlığın, bahsettiğimiz ölüm cephelerinin dışındaki küçücük sıyrık ve çiziklerde nasıl da tersi bir tepkiye dönüştüğünü görmek ise çok daha acıklıdır. Diliyoruz ki bu insanlık ayıbına üzülemeyen kalpler de yumuşayarak bu acıya ortak olsun.

Elbette acıyı yalnızca paylaşmak ve zalimlerin bu katliamlarını kınamak yetmiyor. İsrail’in bu zulmü unutulmamalı ve iyi tahlil edilmelidir. Zalimlerin sevgisini içimizden kovduğumuz gibi ayrıca onların; evlerimize, çarşı, pazar ve mağazalarımızın raflarına ve yaşadığımız bütün alanlara sıralanan ürünlerinden de uzaklaşmayı bilmeliyiz.

Bazı coğrafyalar ve şehirler ‘bin yıllık anamızın ak sütü’ gibidir. Çünkü içinde gönlümüz ve mazimiz tüllenmektedir.”

 

Yayın Tarihi: 22 Temmuz 2014

Yorum yazabilmek için lütfen Oturum Açın