ESKADER ve BASIN İLAN KURUMU PEYAMİ SAFA TOPLANTISI

Peyami Safa Terk Ettiğimiz Bir Dehadır

Basın İlan Kurumu ve ESKADER’in işbirliği ile düzenlenen “Matbuat Dünyasından Sanatkâr Çehreler” başlıklı toplantı dizisinin bu ayki konusu Peyami Safa olurken, Safa’yı anlatan Mehmed Niyazi Özdemir, efsanevi romancıyı her yönü ile değerlendirdi.

         Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER) ile Basın İlan Kurumu’nun birlikte organize ettiği ve Basın Müzesi’nde gerçekleştirilen “Matbuat Dünyasından Sanatkâr Çehreler” başlıklı toplantı dizisinde bu ay büyük mütefekkir ve romancımız Peyami Safa anıldı. Zamanımızın en önemli mütefekkirlerinden yazar Mehmed Niyazi’nin eşsiz anlatımıyla Peyami Safa’nın bütün yönleri ile ele alındığı toplantıyı romancı Serdar Üstündağ yönetirken, kalabalık bir dinleyici grubu programı büyük bir ilgiyle takip etti. Safa’nın nadir karşılaştığımız dehalardan olduğunu kaydeden Mehmed Niyazi, “Peyami Safa, gerçek bir nimettir ve toprak altında kalmış bir define gibidir. Nesillerimiz onu tanımadıkça çok şey kaybeder.” dedi.

                   BÜYÜK EMEKTARIN İZLERİ

         Açılış konuşmasını yapan ESKADER Başkanı Mehmet Nuri Yardım,  “Matbuat Dünyasından Sanatkâr Çehreler” toplantı dizisinin basına emek vermiş büyüklerimizin sanatkâr olanlarını yakından tanımak gayesi ile düşünülerek gerçekleştiğini belirtirken Peyami Safa’nın bu sanatkârlar arasında sembol bir isim olduğunu kaydetti. Mehmed Niyazi Bey’in Peyami Safa’yı öne çıkaran yazarımız olarak Peyami Safa’yı en iyi anlatabilecek isim olduğunun altını çizen Yardım, toplantının gerçekleşmesinde büyük katkısı bulunan Basın İlan Kurumu ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti yöneticilerine teşekkür etti. Ötüken Neşriyat’ın Peyami Safa’nın bugünkü nesillerle buluşmasına önemli katkılar sağladığını belirten Yardım, “Mehmed Niyazi, Peyami Safa hakkında bir biyografi kaleme almalı. Peyami Safa’nın adına başlatılan roman yarışması devam etmeli, adına bir enstitü kurulmalı.” dedi.

         Programın takdimini gerçekleştiren Serdar Üstündağ, Cumhuriyet dönemi romancılarının en önde gelenlerinden ve romancı denilince neredeyse ilk akla gelen isim olan Peyami Safa hakkında en çok makale yazmış ismin Mehmed Niyazi Özdemir olduğunu belirterek Peyami Safa ile ilgili kısa biyografik bilgiler aktardı. Safa’nın, Aziz Nesin başta olmak üzere birçok ünlü yazar ve şairle polemikler yaşadığını aktaran Üstündağ, Peyami Safa’yı unutulmaz yapan ve diğer romancılardan ayıran yönlerin neler olduğu sorusu ile sözü Mehmed Niyazi’ye bıraktı.

 

                   HER ŞEYE RAĞMEN ÖZE DÖNÜŞ

         Peyami Safa’nın “anadan doğma şair” İsmail Safa’nın oğlu ve İsmail Hami Danışment’e göre Akşemseddin Hazretleri’nin torunu olduğunu belirten Mehmed Niyazi, yaşadığı gel-gitlere rağmen özünü yaşayan bir yazar ve düşünce adamı olduğunu kaydetti. Safa’nın büyük idrak sahibi olduğunu söyleyen Mehmed Niyazi, “Bana sorarsanız geçen yüzyılın birkaç entelektüelinin başında gelir. Babası İsmail Safa, devrinin birçok şair ve toplum öncüsü gibi İkinci Abdülhamid’e düşmandı. Bu ise tanımadıkları bir padişahı basın yoluyla anlamaya çalışmaktan kaynaklanan mecburi bir durumdu. Bu karşıtlığından dolayı Sultan Abdülhamid İsmail Bey’i Sivas’a göndermişti ve şartlardan dolayı rahatsızlanarak vefat ettiğinde Peyami Safa sadece iki yaşındaydı. Babasının arkadaşı Abdullah Cevdet küçük Peyami’ye sahip çıkmıştır ve çocukluğunu bu dimağın tesiri altında geçirir. Sünnetinde Peyami Safa’ya Larousse hediye etmiş ve yolunu çizmiştir. Ancak Peyami Safa sonraları bu etkiden yavaş yavaş sıyrılarak millî bir kimliğe bürünmüştür.” dedi. Peyami Safa’nın maddi imkânsızlıklardan ötürü ortaokul son sınıfa kadar okuyarak sonraları kendisini yetiştirdiğini ve daha 18 yaşına gelmeden memuriyet hayatına atıldığını kaydeden Mehmed Niyazi, Safa’nın annesinin son derece kabiliyetli ve zeki bir kadın olduğunu düşündüğünü, Peyami Safa’nın daha 18 yaşında iken ağabeyiyle akşam gazetesi çıkaracak kadar kendine güvenen bir kişilik olmasının bunu doğruladığını belirtti.

                   BİNLERCE OKURU PEŞİNDEN SÜRÜKLEYEN YAZAR

         Peyami Safa’yı büyük bir fikir adamı ve romancı yapan üç yönü bulunduğunun altını çizen Mehmed Niyazi, ilk olarak gazetecilik yönünü ele aldı. Safa’nın gazetelere bu kadar yazı yazmak zorunda kalmamış olsaydı daha fazla sayıda kalıcı esere imza atabileceğini söyleyen Mehmed Niyazi, basınımızın bütün gazetelerinde köşe yazarlığı ile başyazarlık yaptığını, döneminde bir gazetenin tirajının ortalama 70 bin iken Safa’nın bir gazeteden diğerine geçiş yaptığında yaklaşık 60 bin okuyucusunu peşinden getirdiğini ve bugün bu durumun hayal bile edilemeyecek bir başarı olduğunu kaydetti. Safa’nın çok girift ilmî meseleleri ele alarak çok güzel fıkralar ortaya koymuş bir yazar olduğunu anlatan Mehmed Niyazi, “Fıkralarını hep büyük bir zevkle okudum ve bugün üzerimde izlerini taşıdığımı büyük bir mutlulukla söylüyorum. Necip Fazıl ile aynı dönemde yaşadılar ve dosttular. Necip Fazıl’ın İslâmî dozajı yüksek olduğundan ona pek yazı yazdırmazlardı. Bu yüzden millî meselelerin bütün yükü Peyami Safa’nın omuzlarındaydı. Müslümanlık, Safa’nın eserlerinde portakaldaki şeker gibiydi.” dedi. Profesörlerin üniversite öğrencilerine “Sulanmış kafa Peyami Safa” sloganı ile Safa’yı boykot ettirdiğini hatırlatan Mehmed Niyazi, döneminde de bugün olduğu gibi demokrasinin gereği olarak çeşitlenen farklı düşüncelerin memleketimizde hazmedilemeyişinden Safa’nın da büyük ölçüde payını aldığını belirtti ve Sabiha Serter’in hâtıralarından ilginç bir cümle nakletti: “Biz Türkiye’yi komünist yapardık. Ama Peyami Safa’yı ikna edemedik.”

                   “ENTELEKTÜELLERİMİZ ONU ANLAYAMIYOR”

         Peyami Safa’nın ikinci olarak fikircilik yönüne değinen Mehmed Niyazi, Safa’nın T.C. inkılaplarını tek başına değerlendirdiğini anlattıktan sonra konuşmasına şöyle devam etti:

“7 yaşında yakalandığı hastalığı ömür boyu çeken Peyami Safa bunu tek başına yaptı. Arkasından Türk İnkılabına Bakışlar adında âbidevî bir eser bıraktı. İnkılapları, milliyetçilik ve medeniyetçilik olarak iki alanda değerlendirdi. Türk Düşüncesi, dergicilik tarihimizin en önemli dergilerindendir. Tirajı çok yüksek olmasa da insanları çok etkilemiştir. Peyami Safa’nın çektiği acıları çeken çok az insan vardır ama yenilmemiştir. Bir tıp profesörü değildi ama bir tıpçı kadar bilgi sahibiydi. 20 yıl Almanya’da kaldım. Peyami Safa bir yılını Avrupa’da geçirdi. Ama Peyami Safa’nın Avrupa’yı anladığı kadar ben Almanya’yı anladığıma inanmıyorum. Yazdıklarından bu anlaşılıyor. Sartre’ı Camus’u ve son dönem Avrupa felsefesine Peyami Safa kadar hâkim olan bir entelektüelimizi tanımıyorum. Peyami Safa’nın teşhis ve tespitlerini bizim entelektüelimizin de anladığına inanmıyorum.”

         ACILARDAN GELEREK YAZILAN ŞAHASERLER

Son olarak Peyami Safa’nın romancılık yönüne değinen Mehmed Niyazi, acılardan gelen bir adam olarak 21-22 yaşında yazdığı romanlara bakıldığında, Safa’nın Rus olduğu takdirde bir Dostoyevski sayılacağını belirterek, onun çok büyük bir romancı olduğunu ifade etti. Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’nun bir şaheser sayılması gerektiğini vurgulayan Mehmed Niyazi, Matmazel Noraliya’nın Koltuğu romanının dünyanın önde gelen psikolojik romanları arasına katılabileceğini, çağımızın bütün fikirlerini dikte etmeden bir arada anlatan romanın ise Yalnızız olduğunu vurguladı. Yalnızız’ın aynı zamanda bizim roman dünyamızın baş eseri olduğunu söyleyen Mehmed Niyazi, ailesi ve hayatı hakkında da çeşitli bilgiler aktardıktan sonra konuşmasını şöyle tamamladı:

İnsan ve Millet kitabına bakarsak bu kitabı hiçbir sosyal bilimci yazamaz. Peyami Safa, gerçek bir nimettir ve toprak altında kalmış bir define gibidir. Nesillerimiz onu tanımadıkça çok şey kaybeder. Biz böylesi dehaları ideoloji ile körleştirirsek dehalardan mahrum kalırız. Peyami Safa ve Necip Fazıl gibi isimler olmasa bu millet yok olurdu. Bütün Medeniyetlerin sentez olduğunu söylemişti Peyami Safa. Biz Batı’ya düşman olduğumuz takdirde Batı’dan istifade edemeyeceğimizi, Batı’nın kölesi olmadan, sunduğu değerleri dikkate alarak yol almamız gerektiğini vurgulamıştı. Bana göre de bu fikri son derece doğrudur.”

Dinleyicilerin sorularına cevap veren Mehmed Niyazi, daha sonra dostları ve okuyucularıyla birlikte Peyami Safa adına hazırlanmış olan sergiyi gezdi

DSC_0001 DSC_0003 DSC_0005 DSC_0008 DSC_0018 DSC_0023 DSC_0025 DSC_0027 DSC_0031 DSC_0032 DSC_0034 DSC_0035 DSC_0038 DSC_0040 DSC_0041 DSC_0042 DSC_0044 DSC_0046 DSC_0062 DSC_0063 DSC_0064 DSC_0066 DSC_0068 DSC_0069 DSC_0070 DSC_0071 DSC_0072 DSC_0073 DSC_0076 DSC_0078 DSC_0079 DSC_0080 DSC_0082 DSC_0088 DSC_0090 DSC_0091 DSC_0095 DSC_0096 DSC_0099 DSC_0100 DSC_0102 DSC_0103 DSC_0104 DSC_0105 DSC_0111 DSC_0120 DSC_0122 DSC_0123 DSC_0132 DSC_0134 DSC_0136 matbuatcmyk çıktı alaınacak

Yorum yazabilmek için lütfen Oturum Açın