ESKADER VE BASIN İLAN KURUMU ABDÜLHAK ŞİNASİ HİSAR TOPLANTISI

“Hisar Geçmiş Zaman Medeniyetinin Yazarıdır”

ESKADER’in Basın İlan Kurumu ile birlikte gerçekleştirdiği “Matbuat Dünyasından Sanatkâr Çehreler” programında Abdülhak Şinasi Hisar’ı anlatan Sermet Sami Uysal, “Türk edebiyatında üslubu bu kadar güzel, bu kadar kuvvetli, bu kadar değişik başka bir sanatçı gelmemiştir.” dedi.

Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER) ile Basın İlan Kurumu’nun işbirliği ile düzenlenen ve geçtiğimiz ay ilki (Ahmet Midhat Efendi Toplantısı) gerçekleştirilen “Matbuat Dünyasından Sanatkâr Çehreler” seri toplantılarının ikincisi vefatının 50’inci yılı dolayısıyla Abdülhak Şinasi Hisar adına düzenlendi. Basın Müzesi’nde yapılan programda Hisar’ın bilinmeyen yönlerini edebiyatçı yazar Sermet Sami Uysal anlatırken sunuculuğunu akademisyen ve yazar Nur Özmel Akın yaptı.

VİRANE MEZARA BASIN İLGİSİZ KALDI…

Toplantının açılış konuşmasını yapan Mehmet Nuri Yardım, Abdülhak Şinasi Hisar’ın gözardı edilen medeniyetimizle bir köprü kurmamızı sağlayan ilk edebiyatçılarımızdan olduğunu vurgulayarak Mayıs ayı içinde ESKADER’in bir anma toplantısı düzenlediğini ve mezarına bir ziyaret gerçekleştirdiğini söyledi. Mezarıyla karşılaştırdıklarında gözlerine inanamadıklarını anlatan Yardım, “Zaten bir çeşmenin arkasında kalmış ve görünemez haldeydi. Uzun aramalar sonucu mezara ulaştığımızda mezar taşının devrilmiş olduğunu gördük. Fotoğrafladık ve haber olarak hem sitelerimizden duyurduk hem de basınla paylaşarak onların da duyurmasını ümit ettik. Ancak basın bir satır bile yer vermezken son derece ilgisizdi. Bu da bugüne önemli miras bırakmış değerlerimizi görmezden geldiğimizi gösteriyor. Bugünkü toplantıyla Hisar’ı hatırlatmak konusunda bir mesafe kaydedeceğimizi düşünüyorum.” dedi.

Programın sunumunu gerçekleştiren Nur Özmel Akın, Abdülhak Şinasi Hisar’ı onunla yakın dostluğu bulunan Sermet Sami Uysal’dan dinlemenin, ayrı bir önem taşıdığını söyleyerek Hisar hakkında kitabı bulunan Uysal’ın Abdülhak Şinasi Hisar adlı bu eseri Hisar henüz hayattayken kaleme almış olduğuna dikkat çekti. Abdülhak Şinasi Hisar’ın kısa bir biyografisini aktaran Akın, Hisar’ın yaşı epey ilerledikten sonra yazılarına ağırlık verdiğini, eserlerinin daha çok hatırat alanında olduğunu, kitaplarında eski İstanbul, Boğaziçi ve imparatorluktan miras aileleri işlediğini belirterek eserlerinden bahsetti. Sermet Sami Uysal’ın da özgeçmişini kısaca aktaran Akın, Uysal’ın Abdülhak Şinasi Hisar adlı eserinden alıntılar yaparak sözü Uysal’a bıraktı. Uysal şöyle konuştu:

“MEZARININ TERK EDİLMESİNE ŞARŞIRMADIM!”

“Daha o hayattayken yaşadığı apartman (Nimet Apt.) bir milyarder tarafından satın alındığında onun dairesini boşaltmasını istediler. Uzun uzun ev aramıştık o zamanlarda. Vefatının ardından ‘Burada Abdülhak Şinasi Hisar oturmuştur’ yazan bir plâket asılmasını istemiştik apartman sahibinden. Ancak tam tersi oldu. Yaşadığı giriş katı önce kuru temizlemeci sonra kebapçı yapılarak hatırası tamamen kazındı. Biz Avrupalıların kadirşinas yönünü alamadık. Onlar gibi müzisyenlerin yaşadıkları ve öldükleri evlere isimden de öte özgeçmişlerini yazarak belgeleyemedik. Başka alışkanlıklarını almayı tercih ettik.” diyerek sözlerine serzenişle başlayan Sermet Sami Uysal, bu minvalde düşünen bir toplumun mezarını o derece ihmal edişine şaşmadığını dile getirdi. Abdülhak Şinasi Hisar yetmişin üstündeyken kendisinin otuzlarını sürdüğünü ve bu yaş farkına rağmen dostluk kurduklarını söyleyen Uysal, “Evinde birçok eşyası vardı pek kullanmadığı ve evdeki hareket alanını kısıtlıyorlardı. Ben de kendisine hep bu eşyalardan bazılarını elden çıkarmasını önerirdim. Ama yetmiş yaşları sürmeye başlayınca onu çok iyi anladım. İnsan eşyalarına anlam yüklemeye başlıyor, özdeşleşiyor ve vazgeçemiyor.”

HEM TİTİZ HEM NAZİK…

Abdülhak Şinasi Hisar’ın varlık içinde darlık çekmiş biri olduğunu özellikle vurgulayan Sermet Sami Uysal, merak edilen ama gündeme gelmemiş yönleriyle Hisar’ı anlattı: “Öyle çok anı var ki… Benim için hepsi ayrı ayrı kıymetli. ‘Eşlerine Göre Ediplerimiz’ röportajlarını yaparken hiçbir sanatçıda Abdülhak Şinasi Hisar’da gördüğüm süzülmüş İstanbul inceliğini, o nezaketi görmedim. ‘Sen’ kelimesini hiç söylemezdi. Paris’te yaşadığı yer Sen Nehri kıyısındaydı ve ona sorduğumda Sen Nehri demek istemediğinden ‘Paris’i ortadan iki böle nehir’ diye tarif etmişti. Israrla sorduğum halde Sen Nehri diyememişti. Çok nazik olduğu gibi çok da titizdi. Onunla tanışmadan titizliğini duymuştum. Taha Toros onun cebinde kolonya şişesi taşıdığını, birinin elini sıkmak mecburiyetinde olduğunda elini cebine daldırıp fark ettirmeden kolonyaladığını anlatırdı. Biz tanıştığımızda bu alışkanlıkların bir kısmından vazgeçmişti. Nevi şahsına münhasırdı. Evinde sebze ve meyve bulunmazdı. Meyvenin mikrop taşıdığına, sebzenin pişse bile mikroptan arınmadığına inanırdı. Elma koktuğu için birlikte bindiğimiz taksiden inmişti bir gün. Aşırı şişmanlamasına yol açan da meyve yerine yediği Fransız tatlılarıydı.”

PROUST İLE AYNI OKULDAN MEZUN

Hisar hakkında kaleme aldığı kitabın 1961 yılında Hisar’ın kendisinin maliyeti karşılamasıyla sınırlı sayıda basıldığını, yıl içinde tükendiğini ve bir daha hiç basılmadığını anlatan Sermet Sami Uysal, Hisar’ın babasının sevdiği şairler olan Abdülhak Hamid ve Şinasi’nin isimlerini birleştirerek oğluna verdiğini ve Hisar’ın Galatasaray Lisesi son sınıf öğrencisiyken Jöntürklük hayaliyle Paris’e firar ettiğini, bundan dolayı diploma alamadığını, Paris’te diplomasız gidebileceği paralı bir okul olan Siyasal Bilgiler Okulu’na kaydolduğunu söyledi. Serbest düşüncenin üretilmesine imkân tanıyan bir okul olmasından Fransız modern edebiyatının kurucusu olan Marcel Proust ve Fransız ekonomisini düze çıkaran adam François Mitterrand’ı mezun ettiğini de kaydeden Uysal, “Abdülhak Şinasi Hisar’ın Proust’la benzerliği uzun cümlelerinden başka bir şey değildir. Proust da Abdülhak Şinasi gibi geçmiş zamanı yazmıştır ama Abdülhak Şinasi, geçmiş zaman ve Boğaziçi medeniyetinin yazarıyken Proust daha özel bir geçmişi kaleme almıştır. Bu bakımdan benzerlik söz konusu değildir. Abdülhak Şinasi’nin eserlerinde Boğaziçi’ni yaşarız âdeta. Yahya Kemal’de aynı mazi hasretiyle özgün şiirler kaleme almıştır.”

ESERLERİ YAŞARKEN DEFALARCA BASILMIŞTI

Abdülhak Şinasi Hisar’ın Yahya Kemal gibi zor bir insan olmadığını ve çalışma hayatı içindeyken büyük görevlerde bulunmadığını anlatan Sermet Sami Uysal, iyi bir yalıda doğmasına, Paris’te okumasına rağmen mütercimdik, bir sigorta şirketinde üyelik gibi görevlerde bulunduğunu ve yazı hayatına hayli yaşlı olduğu bir devirde başladığını vurguladı. İlk romanı Fahim Bey ve Biz’in ardından eserlerinde hep maziyi dile getirdiğini söyleyen Uysal, “Hepsi ayrı ayrı defalarca basılmıştı. Çünkü Türk edebiyatında üslûbu bu kadar güzel, bu kadar kuvvetli, bu kadar değişik başka bir sanatçı gelmemiştir. Taklit edenler de vardır ama o büyüyü yakalayamamışlardır. Günümüzdeki bazı yazarlar da ona benzemeye çalışıyor ama aslını yaşatmış oluyorlar, ona erişemiyorlar.” dedi. Doğum tarihi ile ilgili çelişkili ifadelere de açıklık getiren Uysal, 1887 olduğunu Abdülhak Şinasi’nin kendisinin verdiği bir bilgi olduğunu, araştırmacıların ise 1888 olarak tespit ettiklerini belirtti. Tanışma hikâyelerini de aktaran Uysal, Abdülhak Şinasi ile kendisine kitap imzalatma vesilesiyle tanıştıklarını ve gazetedeki röportajlarını takip etmiş olmasına çok şaşırdığını kaydetti. Abdülhak Şinasi’nin beklemediği alakası ile karşılaşarak o günden itibaren güvenini kazanmış olduğunu anlatarak bu yakınlığa güvenerek hakkındaki kitap üzerine çalıştıklarını dile getirdi. Evinin bütün duvarlarının Boğaz resimleri ile dolu olduğunu, salonun ise kitaplarla bezeli olduğunu söyleyen Uysal, Yahya Kemal ile aralarındaki husumetin sebebini de ilk kez açıkladı:

“Hep kopuk yaşadı. En üzüldüğüm tarafı da bu kadar altın kalpli birinin ölüm şekli ve cenazesini belediyenin kaldırmış olması. Haberi çok geç alabildim. Yahya Kemal ile aralarındaki dargınlık ise şundandır: Fransa’da aynı dönemlerde aynı kahveye gittikleri sırada Yahya Kemal hayranı olduğu Yunan asıllı şair Moreas ile karşılaşır. Herkese beyit yazan Moreas bir de Yahya Kemal’e yazar. ‘Şair Yahya Kemal, müthiş bir …….’ anlamını taşır bu beyit. Bu durumu Yahya Kemal, en yakınları da dahil hiçbirimize anlatmadı. Durumu bilen Abdülhak Şinasi ise dost meclislerinde Paris anılarını anlatırken gittikleri kahvede garsonların bile şiir meraklısı olduğunu anlatmak için bu meseleyi anlatmıştı ve Yahya Kemal bu durumdan haberdar olunca araları bozulmuştu.”

Dinleyicilerin büyük bir dikkatle takip ettiği program, çekilen hâtıra fotoğrafları ve ikramla sona erdi.

_DSC0001 _DSC0002 _DSC0004 _DSC0006 _DSC0007 _DSC0008 _DSC0009 _DSC0010 _DSC0012 _DSC0021 _DSC0024 _DSC0026 _DSC0028 _DSC0033 _DSC0036 _DSC0037 _DSC0038 _DSC0041 _DSC0044 _DSC0048 _DSC0050 _DSC0051 _DSC0052 _DSC0053 _DSC0054 _DSC0055 _DSC0061 _DSC0062 _DSC0063 _DSC0064 _DSC0065 _DSC0066 _DSC0071 _DSC0074 _DSC0075 _DSC0078 _DSC0079 _DSC0082 _DSC0083 _DSC0086 _DSC0087 A. Sinasi, Ayazpasa 1956 Abdulhak Sinasi 2 abdülhak şinasi hisar-güzel foto DSC_0073 eskader-afisi-sinasi-hisar-son-hali-cmyk

Yorum yazabilmek için lütfen Oturum Açın