DR. NECDET SUBAŞI: ORUÇ ÂDETA MİLLÎ BİR İBADET

DR. NECDET SUBAŞI:

ORUÇ ÂDETA MİLLÎ BİR İBADET

 Beyazıt Ramazan Sohbetleri’nde konuşan Diyanet İşleri Başkanlığı Strateji Geliştirme Başkanı Dr. Necdet Subaşı, “Ramazan bizim coğrafyamızda, elit sayılabilecek dindarlarla çok sıradan sayılabilecek halk dindarlarının buluştuğu bir zemin olarak dikkat çekiyor.” dedi.

 Türkiye Diyanet Vakfı‘nın organize ettiği ve İBB Kültür A.Ş.‘nin katkılarıyla düzenlenen 33. Türkiye Kitap ve Kültür Fuarı, Beyazıt’a kitap ve yazar taşımaya devam ediyor. Bu yıl Beyazıt Devlet Kütüphanesi‘nde yapılan ve Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği‘nin (ESKADER) katkılarıyla organize edilen Beyazıt Ramazan Sohbetleri‘nin sekizinci günkü konuşmacısı Diyanet İşleri Başkanlığı Strateji Geliştirme Başkanı Dr. Necdet Subaşı oldu.

 Türkiye’de dine bakış ve yaşayışa dair önemli saptamalar yapan Necdet Subaşı, toplum dokusunu oluşturan gelenek ve din ilişkisi ile sekülerleşme paralelinde dindarlığa bakışımızla ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu. Takdimini 33. Türkiye Kitap ve Kültür Fuarı Basın Danışmanı ve ESKADER Genel Sekreteri Elif Sönmezışık’ın yaptığı sohbette Subaşı’nın, ülkemizde ibadet ve dini vazifeleri yerine getirenler hakkında yaptığı araştırmalar sonucu elde ettiği son derece ilginç verileri ortaya koyduğu toplantıyı İl Kültür Müdürü Prof. Dr. Ahmet Emre Bilgili başta olmak üzere kalabalık bir dinleyici grubu dikkatle takip etti.

 Türkiye’de orucun diğer ibadetlere göre en çok ilgi gören, sevilen ve yaşanan bir ibadet olduğuna vurgu yaparak sözlerine başlayan Dr. Necdet Subaşı, değişik kategorilerdeki her insanın haz ve feyz aldığı bir ibadet olduğunu dile getirdi. Başkanlık bünyesinde yirmi dört bin kişi üzerinde yaptıkları, çok yeni ve kamuoyu ile paylaşılmamış araştırmanın neticesine göre önemli bir noktaya değinen Subaşı, sağlık sorunları ve oruca engel olabilecek mazeretler dışında Türkiye’de yüzde seksen üçlük bir oranın düzenli olarak oruç tuttuğunu kaydetti. Oruç başta olmak üzere, teravih gibi zor ibadetlere olan düşkünlüğün açıklaması zor bir seçim olduğuna dikkat çeken Necdet Subaşı, sözlerini şöyle sürdürdü:

NEDEN YÜZDE SEKSEN ÜÇ ORUÇLU?

 “Bu ibadetleri yapmak için gayret sarfederek ne gibi anlamlar yüklüyor insanımız, aslında bunu değerlendirmek lazım. Ülkemizde muhafazakârlığın yaşandığı yerler kadar, dinî yaşayışın en aza indiği seküler bölgelerde dahi oruç tutanların sayısı çok yüksek. Orucun neredeyse millî bir ibadet olduğunu açıkça söyleyebiliriz. Toplumun sekülerleşmesini sağlayan ve dinin gözden düşerek itibar kaybına uğramasını isteyen bir yönelimin varlığına rağmen oruç tutanların sayısının neden bu kadar yüksek olduğu ve bu durumun bizi neden şaşırttığı bu meselede en temel sorudur. Bu sekülerleşme propagandalarının başarısızlığının bir sonucudur. Bu bağlamı değerlendirirken dindarlık kavramı üstüne konuşmamız gerekiyor. Dindarlığın hepimize göre değişen tanımları var. Beldelere göre dindarlık çok değişken bir durum. Oruç tek başına bir ibadet olarak değerlendirebilecek bir durum değil, toplumda oruç üzerine bir siyaset edebiyatı da yapılabiliyor. Oruç tutanların tutmayanlara yönelik baskılarını konu eden çoğu subjektif haberler her yıl yapılıyor.”

ZOR İBADETLERİ SEVİYORUZ

 Yüzde seksen üçlük bu oranın kimilerini mutlu ettiğini, ama sekülerleşmeden yana ve laikliğin başarısına odaklanmış olanları ise huzursuz ettiğini dile getiren Necdet Subaşı, bunun bir çeşitlilik olduğunu ifade etti. Ramazanlarda oruç ve teravih kadar çok zor olsa da sahura kalkma konusunda toplumda bir titizlik olduğunu vurgulayan Subaşı, toplumumuzun bu tür ibadetlere yönelmesinin neleri temsil edebileceği konusunda sorgulamada bulunarak “Ramazan müslümanlığı” tanımlamasına dikkat çekti. “Ramazan coğrafyamızda, elit sayılabilecek dindarlarla çok sıradan sayılabilecek halk dindarlarının buluştuğu bir zemin olarak dikkat çekiyor. Birçoğumuz Ramazanlarda kendine çeki düzen veriyor, Kur’an ve sünnetle organik bir bağ içine giriyor, kişisel tavır ve ahlaklarını esaslı bir şekilde hizaya çekiyorlar.” diyen Necdet Subaşı, hac ibadetine olan alakanın da dikkat çekici olduğunu dile getirerek gitmek için sıra bekleyen binlerce kişinin bu alakanın bir delili olduğunu belirtti.

OSMANLI İSLAM’INA YÖNELİŞ

 Türkiye’nin bir dönüşüm içerisinde kendini yeniden inşa ettiğini kaydeden Necdet Subaşı, son yüz elli, iki yüz yıllık dönemin kendimize uygun bir kimlik repertuarı aramamız için uygun vasatlar arasında geçtiğini ifade etti ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tanzimattan sonra Türkiye müslümanlığı ‘bundan sonra ne olacak’ sorusuna cevap arayan ve cevapları test eden hareketlilik içinde bu güne kadar geldi. Batılılaşma bizim için bir hedefti ve hâlâ bu konuda tercihlerimizi gözden geçiriyoruz. İslamlaşma bizim için ileri bir modeldi. İslamlaşırsak gerçek anlamda mutlu bir topluluk üretip üretmeyeceğimizi test etmeye devam ediyoruz. Milliyetçilik ve Türkçülük çizgisinde bir model deneme arayışı da mevcut. Osmanlı’dan bize kalan bakiyenin yani İslam’ın yeni rejimin öncüleri tarafından çok da sempati ile karşılanmadığını biliyoruz. Saltanat, hilafet ve Osmanlı yapı düzeninin etkisi olan bir sistemi modern cumhuriyet içine taşımak istemedi ve her düzlemde İslam ile arasındaki mesafeyi açtığını beyan etti. Tek parti dönemi bunun en somut göstergesidir. Şu anda içinden geçtiğimiz süreçte hangi İslam sorusu konusunda değişik seçeneklerle karşı karşıya geliyoruz. Şu anda en popüler ilgi, Osmanlı’nın da kabullendiği İslam’a yöneliktir. Sekülerleşme ve dünyevileşme dediğimiz şey, sadece akademik alanda tartışılan bir konu olmaktan çıktı, ailemizi ve bize eşlik eden insanları yanımızda tutmamız giderek zorlaşıyor.”

Elif Sönmezışık

Vakıf Fuarcılık ve 33. Türkiye Kitap ve Kültür Fuarı

Basın Danışmanı

sonmezisikelif@gmail.com

tdv.kitapfuari@gmail.com

https://twitter.com/TDVKitapFuar

https://www.facebook.com/TDVKitapKulturFuarlari

Yayın Tarihi: 7 Temmuz 2014

Fotoğraflar: Ayşe Emine Sultan Çelik

Necdet Subaşı -2 Necdet Subaşı -3 Necdet Subaşı -4 Necdet Subaşı -5. Necdet Subaşı -5 Necdet Subaşı -6

Yorum yazabilmek için lütfen Oturum Açın