DİVAN ŞİİRİ MİLLİ KÜLTÜRÜN KOZMİK ODASI

ESKADER’in düzenlediği Bâbıâli Sohbetleri’nde bu hafta divan şiiri konuşuldu. Divan şiirini anlamaya dair bir konuşma yapan Prof. Dr. Muhammet Nur Doğan “Divan şiiri, millî kültürümüzün kozmik odasıdır.” dedi.

            Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği’nin (ESKADER) her hafta perşembe günleri Timaş Kitapkahve’de düzenlediği Bâbıâli Sohbetleri’nde bu hafta “Divan Şiiri ve Estetik” konulu bir toplantı gerçekleşti. Prof. Dr. Muhammet Nur Doğan’ın konuşmacı olduğu programda takdimi Abdullah Kaplan gerçekleştirdi. Doğan’ın günümüzdeki edebiyat anlayışını çok gerilerde ve sığ bırakan divan şiirinin metafizik boyutunu öne çıkaran ve divan şiirinin temel aldığı Kur’an ile ilişkisini ortaya koyduğu konuşması büyük ilgiyle takip edildi. Dinleyiciler arasında bulunan yazar Osman Akkuşak Darülaceze Başkanı Nevzat Bayhan, şair Halil Gökkaya ve diğer dinleyiciler de programa görüşleri ile katkıda bulundular.

DİVAN ŞİİRİNİ BİLDİĞİMİZİ SANIYORUZ

            Açılış konuşmasını yapan ESKADER Başkanı Mehmet Nuri Yardım, 180. Bâbıâli Sohbetleri’nin gerçekleştiğini hatırlatarak yaz aylarında dahi ara vermeden programın sürdüğünü dile getirdi. Divan şiirine son zamanlarda artan ilgiye dikkat çeken Yardım, “Divan şiirini bildiğimizi sanıyoruz. Son zamanlarda iyi şiirler ortaya çıkmadığına göre bilmiyoruz. Divan şiirinden gerektiği kadar faydalanamadığımız gibi, Tanzimat sonrası ve Cumhuriyet dönemi şairlerinden de istifade edemiyoruz.” diyerek divan şiirinin anlaşılması hususuna dair vurgu yaptı.

            Programda takdimi gerçekleştiren Abdullah Kaplan, konuşmacı Prof. Dr. Muhammet Nur Doğan hakkında biyografik bilgiler aktararak eserleri ve günümüze kazandırdığı divan şerhleri hakkında bilgi verdi. Doğan’ın şiirlerinin Hisar ve Pınar dergilerinde yayımlandığını ve çeşitli nesir çalışmalarının da Yedi İklim’de okuyucuyla buluştuğunu anlatan Kaplan, yazarın araştırma ve inceleme çalışmalarına dair anekdotlar aktardı.

EDEBİYAT DÜŞÜNCEYİ BESLEMELİ…

            Sözlerine ESKADER’i tebrik ederek başlayan Prof. Dr. Muhammet Nur Doğan, “Kültür ihtiva eden toplantıları istikrarlı bir biçimde gerçekleştirmek hele ki, bu toplantılar edebiyatla ilgili olduğunda oldukça zordur.” dedi. Dilin önemine değinen Doğan, dilin bir toplumun inancını ortaya koyarak düşünce sistemini ayakta tuttuğunu anlattı ve sözlerini şöyle sürdürdü:

            “Din aslında bir düşünme meselesidir. Kur’an insanların düşünme meselesine hitap eder ve düşündürtür. İmanı dinin temel maddesi haline getirmiş bir sistem. İradenin kullanılması da düşünme melekesinden geçer ve düşüncenin temel anahtarı dil ve edebiyattır. Edebiyat düşüncenin dil malzemesiyle estetik bahçesinde açmış bir çiçektir. Edebiyatı toplumun millî bünyesinin, millî değerler bakımından besleneceği kan dolaşım sistemi olarak düşünüyorum. Bu sebeple bir toplumda edebiyat yoksa düşünce sistemi beslenemez ve düşünce üretilemeyerek keşifler gerçekleştirilemez. Divan edebiyatı anlaşılmış bir edebiyat değildir. Aslında anlam, estetik ve düşünce sisteminin kapısı yeni aralanıyor. Bugünkü dil, kelimelerimiz bakımından mukayese edildiğinde, divan şiirinin zirve olduğu dönemdeki dilin onlarca kat fazla olduğu görülür. Divan nesri de şiiri kadar önemlidir. Hatta zaman zaman birbirine dönüşürler. Bugün divan şiirindeki kelimelerin çoğu lügatlerimizden düşmüş, kelime nüansları kaybolup gitmiştir. Şiir nüanslarla kendini gösterir. Şiir sanatlarının birçoğu zengin nüanslar hazinesi ile gerçekleştirilebilir.”

YOKOLAN NÜANSLARLA YİTEN ŞİİR

            Açıklamalarını örneklerle somutlaştıran Prof. Dr. Muhammet Nur Doğan, divan şiiri üzerine yaptığı incelemelerde mevcut lügatlerde bulunmayan birçok kelime ile karşılaştığını belirtti. Kelime kaybımızın çok ciddi bir boyuta ulaştığını kaydeden Doğan, iyi şiir yazma imkânımızın bu şartlarda olamayacağını, çünkü o zirve şiirinin dil malzemesinin elimizde mevcut bulunmadığını, divan şiirini anlamanın, kaybolmuş nüansları geriye çevirerek âdeta şifreli bir odaya girmek gibi olduğunu ifade etti. Divan şiirinde derinleşmeyi arkeolojik kazıya benzeten Prof. Dr. Muhammet Nur Doğan, “Bu kazılarda birçok sürprizle karşılaşıyorsunuz. Bu yüzden divan şiiri millî kültürümüzün kozmik odası. Ondan uzaklaşmak millî ruhumuzun özünden uzaklaşmak demek. Kur’an’ı en doğru anlayanlar şairlerimizdir.” dedi. Şairlerin Kur’an’daki yüksek estetik katmanını görebildiklerini anlatan Doğan, edebî bakıştan ve estetikten yoksun olanların Kur’an’ı anlamada eksik kalacaklarını dile getirdi. Klasik Türk Edebiyatı, Divan Edebiyatı gibi tanımlamaların sorunlu olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Muhammet Nur Doğan, sadece Edebiyat demenin çok daha doğru olacağını belirtti.

SADECE EDEBİYAT…

            “Bizi bin yıldır ifade eden düşünce sistemimizi inşa eden harfleri kaybetmiş olmak, bizi entelektüel düşünebilmekten mahrum bıraktı. Değerlerinizi kökünden yakalayabiliyorsanız münevver, mütefekkir ve entelektüel olabilirsiniz.” diyen Prof. Dr. Muhammet Nur Doğan, her şeyin kelime ile ifade edildiğini, eski ve yeni edebiyat kavramlarını kaldırmanın kültürümüzü anlama noktasında çok önemli olduğunu dile getirdi. Bugün olan olayların temelinde kadim meselelerin izleri olduğunun ve geçmiş anlaşılmadıkça bugünün de anlaşılmayacağının altını çizen Doğan, “Bugün divan edebiyatını aştığını iddia eden kimi şairler var. Bu mümkün mü? Vâkıf olmak bile zorken aşmak imkânsızdır.” dedi ve sözlerine şöyle devam etti:

SEVSEK DE BİLMİYORUZ, SEVMESEK DE…

            “Divan şiirini sevenlerin birçoğu onu göklere çıkarırlar ama okudukları beyitleri anlamazlar. Bir başkası da sevmez ama neyi sevmediğinden habersizdir. Dünya medeniyet arenasında hiç tartıya gelir bir yanı yok divan şiirinin? İran şiiri dahi divan şiirinin poetika gücüne sahip değildir. Bizim şairlerimiz şiirin şiirini yazmıştır. Nef’i bir şiir filozofudur. Şairlerimiz, şiirlerinde sanattan ve şiirden ne anladıklarını anlatmaktadır. Klasik şiirin en kudretli tarafı poetik yapısıdır. Bu yapı onu dünyada zirveye taşır. Fuzûlî’nin şiirlerinde poetika üzerine çok önemli yüz madde tespit ederek kitaplaştırmıştım. ‘Divan Şiirinde Şiir Felsefesi’ adıyla bunu daha geniş çaplı ortaya koymayı düşünüyorum. Hüsn ü Aşk ve Leyla ile Mecnun’da şiir felsefesine dair çok önemli bilgiler var. Estetik güzeli ve güzel sanatları irdeleyen bir bilim dalıdır. Bizim klasik metinlerimizde bu kavram geçmez. Belagat ve hüsn olarak geçer. Bu sebeple Hüsn ü Aşk, divan şiirinin çok anlam katmanlılığını yansıtan önemli bir eserdir. Çağların masalının yanında gerçek bir aşk hikâyesi ve şiirin hikâyesi vardır. ‘Sanat nedir?’in cevabı da divan şiirinin içindedir. Klasik edebiyatı magazin düşüncesine kurban edenler divan şiirinin derin katmanlarına girmeye çalışmıyorlar. Divan edebiyatının ticareti yapılmamalıdır. Bu milletin ruhunun anahtarı bulunsun diye derinleşilmelidir.”

            Divan şiirinin estetiğinin, Marksist ve Eski Yunan estetik bakışıyla ilgisi olmadığını özellikle belirten Prof. Dr. Muhammet Nur Doğan, çıkış noktalarının çok farklı olduğunu, Marksist ve Eski Yunan estetiğinde ruhun ve mânânın inkâr edildiğini, bütün bunların bizi metinlerimizi doğru anlama konusunda çalışmaya itmesi gerektiğini vurguladı. Mutlak güzelliğin Allah’a ait olduğunu hatırlatan Doğan, “Allah varlığı güzellik üzerine inşa etmiştir. Güzellik, asli bir değerdir, çirkinlik ise asli bir değer sayılmayıp, güzelliğin geçici bir süre olmamasıdır. Allah en yüce sanatkârdır. Şiir de edebiyat da kelimelerin sanatıdır. Kur’an divan şiirinin metodik kaynağıdır. Divan şairlerimiz Kur’an üslubunu taklid ederek şiir yazmışlardır. Kur’an zamanı ve mekânı önüne alıp gidiyor. Bütün bunların sonucunda divan şiiri entelektüel bilgi kaynağının temelini teşkil ediyor.” dedi. Şiirin altında bilgi ve kültür olması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Muhammet Nur Doğan, sadece şiir okuyarak şair olunmayacağını, tarih, din, felsefe, ekonomi, hukuk gibi alanlarda okumalar yapmanın şart olduğunu ifade etti. “Şiir hayatın endam aynasıdır.” diyen Prof. Dr. Muhammet Nur Doğan, şiirin bir kalıba bağlanmasının yanlış olacağını, aruz ve hece vezni ile şiir yazılabileceği gibi serbest şiirin de son derece kabul edilebilir olduğunu belirtti. Büyük bir ilgiyle takip edilen sohbet toplantısı, Ahmet Yüter’in Kur’an tilavetinin ve manzum duasının ardından hatıra fotoğrafları ile son buldu. Bâbıâli Sohbetleri’nin 23 Ocak Perşembe günkü konuşmacısı, şair ve yazar Hilmi Yavuz olacak.

Yorum yazabilmek için lütfen Oturum Açın