BÂBIÂLİ’DE SAHAFLAR GECESİ

         Edebiyat Sanat ve Kültür Araştımaları Derneği (ESKADER)’nin her hafta Timaş Kitapkahve’de devam eden Bâbıâli Sohbetleri’nin bu haftaki konuğu, eserleriyle ilim dünyasının seçkin isimleri arasında bulunan Prof. Dr. İsmail E. Erünsal’dı. Türkiye’de kültür ve edebiyat tarihi alanında yaptığı çalışmalarla tanınan Prof. Erünsal, Timaş Yayınları arasında çıkan Osmanlılarda Sahaflık ve Sahaflar adlı eserini tanıtırken; Cumhuriyet’in ilk yıllarından günümüze kadar sahaflar ve sahaflık hakkında geniş ve doyumsuz açıklamalarda bulundu. Bir yandan misafirlerin sorularına cevap verirken, bir yandan da katılımcıları sahaflığın altın yıllarını yaşadığı maziye götürdü. Prof. Dr. İsmail E. Erünsal ile birlikte, kâdim dostu olarak bilinen ve Osmanlılarda Sahaflık ve Sahaflar adlı eserini ithaf ettiği İbrahim Manav’ın derin bilgi ve tecrübeleriyle geceye renk kattığı toplantıyı, kültür tarihçisi ve yazar Mehmet Fatih Can yönetti.

         Programın açılış konuşmasını yapan ESKADER Başkanı Mehmet Nuri Yardım, sözlerinin başında “Bana göre üniversite de okuyan gençlerin bir hocaları fakültedeki profesörler ise diğer hocaları da sahaflardır. Sahaflar sadece kitap alışverişinin yapıldığı mekânlar değildir; bana göre ilim, irfan ve medeniyet ocaklarıdır.” dedi. Toplantıyı idare eden Mehmet Fatih Can da sahafların medeniyet taşıcıları olduklarını ve büyük bir misyona sahip olduklarını vurguladı.

         Eserini ithaf ettiği İbrahim Manav’a uzun ömürler dileyerek ve misafirlere teşekkür ederek konuşmasına başlayan Erünsal, “ağabeyim, dostum” dediği Enderun Kitabevi’nin sahibi (merhum) İsmail Özdoğan’a rahmetler dileyerek, bu meclisten haberdar olmasını temenni ettiği ruhuna birer fatiha okunmasını talep etti. Erünsal, daha sonra şöyle devam etti.

         “Biz, Türkiye’de araştırmacılar olarak çok şanslıyız. Çünkü hemen hemen bir çok sahada hiçbir şey yapılmamış, ne yapsak kıymete biniyor. Düşünün, şimdi İngiltere’de olsaydık, orada matbaanın icadından bu yana aradığınız, yazılacak her şey yazılmış zaten. Orada meslektaşlarımız orijinal şeyler bulmak zorunda, ama burada öyle değil, elhamdülillah belgelerini koyup ne yazsak oluyor, bitiyor. Biliyorsunuz, Amerika’da bir doktora tezi yazıyorsanız, muhakkak bir teoriye oturtmanız lâzım. Ama bizde öyle bir şey yok. Biz sadece bildiğimizi yazarız.”

         Prof. Dr. İsmail Erünsal konuşmasını şöyle tamamladı:

         “1977 de, Osmanlı Vakıf Kütüphaneciliği’ni yazmaya başladım. Yaklaşık 10-12 sene çalıştıktan sonra ilk Türk Kütüphaneler Tarihi’ni yazdım. Buradaki kitap meraklılarına söyleyeyim. Bu Türk Kütüphaneler Tarihi (2) dir. Sakın birincisini aramayın, çünkü öyle bir kitap yok. Sebebi şu, şimdi ben o kitabı yazdığımda Atatürk Türk Tarih Kurumu’na gönderdim.12 Eylül sonrasında, o sırada  Suat İlhan Paşa’mız var başımızda, kitabımı görmüş bakmış; “İyi de bunun Osmanlı’dan sonrası yok mu, böyle şey mi olur?” demiş. “Bu ikinci cilt olsun, biz bunun ismine Türk Kütüphaneler Tarihi 2 diyelim; bunun birinci cildi de daha sonra üçüncü cildi de yazılsın” demiş. Bizim kitap bir geldi, Türk Kütüphaneler Tarihi 2… Bendeki provalar tek nüsha olarak Osmanlı Vakıf kütüphaneciliği idi. 19. Yüzyılın ikinci yarısında son dönem matbaacılıkla ilgili çok belge çıktığı halde sahaf kısmı yok, arşivleri taradığımda sahaflarla ilgili sadece 2-3 tane ferman çıktı. Sahafların çoğu ulema sınıfındanmış, yani; müderris, imam, müezzin, kadı gibi mesleklerden olduğu için aynı mektebe kayıtlı olduklarından Muhallefad defterine kayıtları yapılma mecburiyeti var. Sahafların isimlerinin olacağını düşündüğüm için o defterleri taradım, 2200 defterden 200 tane sahaf terekesi çıktı. Yani 2,5 asırda 200 tane sahaf belgesi çıktı. Sahaflık sadece Müslümanlara ait bir meslek olduğu için herkes sahaflık yapamıyordu. Tahminimize göre her dönem ancak kırk kişi falan sahaflık yapabiliyordu. 500 kadar sahaf ismi buldum. Bunlardan da zaten kitabın sonunda bahsettim. Terekelerden araştırdığımda baktım sahafların sahaflarla olan münasebeti var ama diğer insanlarla münasebeti yer almıyor. Böyle olunca kitap meraklılarını araştırdım. Çünkü onlardan sahaflara borcu olanlar vardı orada isimleri tek tek çıkıyordu.”

                   UZUN VE MEŞAKKATLİ BİR YOL

         Arşivlerde en sağlam kayıtların maliye ile ilgili kayıtlar olduğunu, devletin alacağına çok iyi sahip çıkması sonucu bu kayıtların mevcut olduğunu vurgulayan Erünsal, sahafların fiyatların artmasını önlemek için müzayedelerde 500 akçelik kitapları da 50 bin akçelik kitapları da müşterek olarak satın aldıklarını söyledi. 2. Abdülhamid dönemine kadar okuma oranının çok düşük olmasına rağmen 2. Abdülhamid’ten sonra okur yazar oranının çok artması sebebiyle bu dönemde diğer vilayetlerden kitap talebinin arttığına vurgu yaptıktan sonra kadim dostu İbrahim Manav’a bıraktı.

                  

                   İBRAHİM MANAV’DAN HÂTIRALAR

         İbrahim Manav, söze Erünsal’ın Osmanlılarda Sahaflık ve Sahaflar adlı eserindeki mültefit sözlerine teşekkür ederek başladı. “Bu eser, sahaflık tarihi için gerçekten âbide bir eserdir.” diyen Manav, Erünsal için “Hocamız gerçekten iğneyle kuyu kazar gibi tek tek Osmanlı vakfiyelerini taramış.” dedi. Hâfızı Kütüplük müessessesinin varlığını ve önemini anlatan Manav, geçmişte sahaflar çarşısında Hacı Muzaffer Ozak ve yan komşusu Şemseddin Yeşil ile sahaflara gelen yazarlarla kitap düşkünü ünlü isimlerle olan hâtıralarını da anlattı. Kitapların baş düşmanı olan kitap kurtlarına karşı “Ya Kebikec” ile önlem almanın yaygınlığına değinen Manav, iki saatlik toplantının içinde yaşadığı istisna olaylar ve müstesna isimlerle diyaloglarını paylaştı.

         Toplantıyı takip edenlerden kültür tarihçisi Dursun Gürlek, Erünsal’ın Osmanlılarda Sahaflık ve Sahaflar adlı eserindeki kapağın Münif Fehim’in, resimdeki figürlerden birinin İbnü’lemin Mahmut Kemal’e ait olduğunu söyledi. “İbnülemin’in Sahaflar Çarşısı’ndan geçmesi olay olurmuş.” diyen Gürlek, diğer figürde yer alan kişinin çantasını taşıyan kişiye ait olduğunu ve 1,5 metre geriden yürümek mecburiyetinde olduğunu anlattığı konuşmada tarihî hâtıralarla dinleyicileri âdeta o günlere götürdü.

         Prof. Dr. İsmail E. Erünsal ve İbrahim Manav konuşmalarını tamamladıktan sonra toplantının sonunda dinleyicilerin sorularına cevap verdiler. Program, çekilen hâtıra fotoğrafları ile son buldu.

         Sahaf Raif Yelkenci’nin torunu Hasibe Yelkenci ile Sahaf Enderunî İsmail Özdoğan’ın oğlu Ahmet Özdoğan’ın da takip ettiği toplantıya iştirak edenler arasında Prof. Dr. M. Zeki Kuşoğlu, Osman Okçu, Dr. Yusuf Gedikli, Hüdavendigâr Onur, Şadi Polat, Şerif Aydemir ve Fatma Ersemyargıcıda katıldı.

DSC_0029 DSC_0026 DSC_0017 DSC_0016 DSC_0012 DSC_0004 DSC_0009.NEF DSC_0011 DSC_0032 DSC_0033 DSC_0034 DSC_0040 DSC_0043 DSC_0069 DSC_0057 DSC_0056 DSC_0050 DSC_0049 DSC_0089 DSC_0094 DSC_0100 DSC_0104 DSC_0110 DSC_0151 DSC_0144 DSC_0128 DSC_0113 DSC_0111 DSC_0153 DSC_0157 DSC_0161 DSC_0170 DSC_0172 DSC_0189 DSC_0186 DSC_0179 DSC_0175 s DSC_0190 DSC_0192 DSC_0194 DSC_0197 DSC_0199 DSC_0230 DSC_0226 DSC_0212 DSC_0204 DSC_0201 DSC_0234 DSC_0248 DSC_0251 DSC_0253 DSC_0254 DSC_0295 DSC_0290 DSC_0269 DSC_0266 DSC_0258 DSC_0298 DSC_0310 DSC_0317 DSC_0329 DSC_0324

Yorum yazabilmek için lütfen Oturum Açın