AHMET HAŞİM’İN DEĞERİ DAHA İYİ ANLAŞILACAK

             Modern Türk şiirinin kurucusu kabul edilen Ahmet Haşim, vefatının 80. yılında Cağaloğlu’nda düzenlenen bir anma programı ile hatırlandı. Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER)’nin haftalık “Bâbıâli Sohbetleri”nin 177’ncisi Ahmet Haşim’e ayrılmıştı. Timaş Kitapkahve’de gerçekleşen toplantıya, edebiyat öğretmenleri ve öğrenciler de büyük ilgi gösterdi.

              Toplantının açılışın yapan ESKADER Başkanı Mehmet Nuri Yardım, şiirleri ve nesirleriyle edebiyatımızda çok önemli bir yeri olmasına rağmen Ahmet Haşim’in genellikle göz ardı edildiğini belirterek konuşmasına başladı. Yardım, “Bu yıl ‘Melâl Şairi’mizin vefatının 80. yılıydı. Hiçbir yerde hakkında bir toplantı yapıldığını duymadık. Haşim, unutulmayı hak etmiyordu. Bu toplantı, bir bakıma vefasızlığın önüne geçmek için yapılıyor.” dedi. Ahmet Haşim’in aynı zamanda büyük bir nüktedan olduğunu belirterek, nüktelerinden örnekler veren Yardım, “Edebiyatla ilgilenen genç şair ve yazarlarımız Ahmet Haşim’i tanısalar hayatları daha da renklenir ve zenginleşir. Şiirleri de nesirleri de çok güzeldir. Bütün eserlerini Dergâh yayınları neşrediyor.” diyerek konuşmasını tamamladı.

            Toplantıyı yöneten edebiyatçı yazar İlyas Dirin, Ahmet Haşim’in Türk edebiyatındaki yeri üzerinde durdu. Şiirimize ve nesrimize getirdiği yeniliklere dikkat çekti. Dirin, “Ahmet Haşim saf şiiri seslendirmiştir. İstikrarlı bir çizgiye sahiptir ve hiçbir zaman bu çizgisinden de vazgeçmemiştir.” dedi. Ahmet Haşim’in yazı macerası ve edebiyatımızdaki seyrine de temas eden İlyas Dirin daha sonra sözü Ahmet Özdemir’e verdi.

                        “HATIRLANMASI İYİ OLDU”

Ahmet Haşim ile ilgili eserleri ve makaleleri bulunan Ahmet Özdemir, bizde sembolizmin temsilcisi ve modern şiirimizin gerçek temsilcisi olarak kabul edilen Ahmet Haşim’in hatırlanmasının önemine değindi. Ahmet Özdemir, edebiyat tarihçilerinin şairimizin doğum yılında bile anlaşamadıklarını hatırlatarak, “1883’ten 1888’e kadar değişik tarihler söyleniyor. Ben 1884 tarihini esas aldım.” diye konuştu. Haşim’in biyografisini ana hatlarıyla anlatan Özdemir, konuşmasına şöyle devam etti:

            “Ahmet Haşim annesini 1892’de kaybediyor. İstanbul’a 1894’te geliyor.

Şiire Muallim Naci ve yaşıtlarının şiirlerinin toplandığı bir kitabı okuması sonrasında başlıyor. Galatasaray Lisesi’ndeki öğretmenlerinden birinin ‘Senin daha ciddi işlerle ilgilenmeni beklerdim.’ demesi üzerine şiiri üç yıl bırakıyor.

Şükrü Saraçoğlu’nun yardımlarıyla Anadolu Şimendiferleri’nde işe giriyor. Arkadaşları, Haşim’in üst düzey görevlere gelemeyişini ‘hırçın ve kuruntulu olması’na bağlarlar. Ahmet Haşim’de üç eksilik vardı. Fiziki kompleks, Arap sanılma korkusu ve arkadaşlarına karşı kuruntu, vefasızlık düşüncesi. ‘Ben mezbeleye atılmış bir âbide gibiyim.’ diyen yazar, Yakup Kadri Karaosmanloğlu gibi en yakın arkadaşlarının eleştirilerini kaldıramaz.”

                        HAKKINDA EN ÇOK ŞİİR YAZILAN ŞAİR

            Konuşması sırasında sık sık Ahmet Haşim’den şiirler okuyan Ahmet Özdemir özetle şu görüşlere yer verdi:

            “Doktorundan öğrendiğimize göre uzun süre küs kalmazdı. Kızar, darılır, fakat affederdi. Yemeklerden en çok domatesi severdi. Çayı kendi elleriyle hazırlar ve misafirlerine ikram ederdi. Hayatı boyunca evlenmeyen şair, hayatının son gülerinde kendisine bakan bakıcısı Güzin Hanımla sembolik bir evlilik yapmıştır. Ahmet Haşim, bilhassa imlâ kurallarına dikkat ederdi. Yazım şekilleri arasında son zamanlarda kullanmayı sevdiği teknik dörtlükler vardı. Yaşadığı dönemde mizah dergileri tarafından en çok alaya alınan şairdir Ahmet Haşim. Şiirini Fuat Köprülü bile hicvetmiştir. Hakkında en çok şiir yazılan şairdir aynı zamanda. Necip Fazıl ‘Mırıl Mırıl’ şiirini ona ithaf etmiştir. Mustafa Necati  Karaer de ‘Zaman Merdiveni’ şiirini ona yazmıştır. Haşim ‘Güvercin’ adlı yazısında güvercinlerin bazı binalara konmayışını, o yapıların gerçek Osmanlı eseri olmamasına bağlıyor. Yakup Kadri Karaosmanoğlu ile askerliğini tamamlamış, Çanakkale cephesinde yedek subay olarak görev yapmıştır. Ahmet Haşim, değeri ileride daha iyi anlaşılacak bir edebiyatçımızdır.”

            Toplantıya dinleyicilerin de katkısı büyük oldu. Soru ve açıklamalarla toplantıyı renklendiren katılımcılar, Ahmet Haşim’in dönemindeki acıları bir bakıma hayal âleminde yaşayarak gidermeye çalıştığını söylediler. Pendik Belediyesi’nin katkılarıyla bir çok edebiyat edebiyat öğretmeni ile Fatih Cibali Lisesi öğrencileri toplantıyı sonuna kadar takip etti. Program, Ahmet Yüter Hoca’nın duası ve çekilen hâtıra fotoğrafları ile son buldu.

Yorum yazabilmek için lütfen Oturum Açın