Serap Öztuncer (Sanatalemi.net)
Vefatının onuncu yılında Türk müziğinin büyük ismi ve kültür adamı olan; Türk müziğinde bulunan pek çok formda unutulmayan eserlere imza atan Cinuçen Tanrıkorur Edebiyat Sanat Kültür Araştırmaları Derneği(ESKADER)’nin düzenlediği “Bâbıâli Sohbetleri”nde dün büyük bir coşkuyla anıldı. Programı sunan ESKADER Başkanı Mehmet Nuri Yardım, Cinuçen Tanrıkorur’un besteleri, müzik üzerine yazdığı makaleleri ve yetiştirdiği öğrencileri ile Klasik Türk müziğine büyük hizmetler veren bir sanatçı olduğunu belirterek, “Bir ud virtüözü olan Tanrıkorur bir ekol haline gelen ud çalış tarzı ile genç sazendelere yeni ufuklar açmış bir icracıydı.” dedi. Programa büyük ilgi vardı. Gelen dinleyiciler Tanrıkorur ismini daha yakından tanıma şansına sahip oldular.
Cinuçen Tanrıkorur için hazırlanmış bir film gösterisi ile başladı. Salonda bulunanlara duygulu anlar yaşatan filmde Cinuçen Tanrıkorur’un biyografisine ve hatıralarına geniş bir biçimde yer verilmiş.
BÜYÜK ADAMLAR DAR ÇERÇEVEYE SIĞMAZ
Müzik Araştırmacısı Zeki Yılmaz, Cinuçen Tanrıkorur için “Bazı kişilerin yaşarken kıymetleri bilinmez; bazıları da vardır ki arkalarından övgüler yağdırılır. Kişinin kişiliğini yüceltmek için araştırmalar başlar.” dedikten sonra şöyle devam etti:
“Müzik câmiası Cinuçen Tanrıkorur’un kıymetini daha çok biliyor; sağlığında yeterince anlaşılmamıştı. Ülkemizde her şeye yüzeysel bakıldığı gibi, müziğe de yüzeysel baktık. Büyük müzik adamlarını küçük bir çerçeveye sıkıştıramayız. Bu bir anda olacak bir şey değil. Bunun için yüksek bir kültüre sahip olabilmek gerekir. Güzeli, sanatlıyı, değerliyi çocuklarımıza vermeliyiz. Çocuk anlayamaz diyemeyiz. Her şey birikerek gelir, günü geldiğinde ortaya çıkar. Onlar bir derya, araştırınca arkalarında müthiş bir cevher var.”
CİNUÇEN’İN DE BİR ÇİZGİSİ VARDI
Müzisyen Zeki Yılmaz sözlerine şu şekilde devam etti:
“Cinuçen Tanrıkorur, birçok hastalığın pençesindeydi, onun bir başka hastalığı da müzik âlemine güzel bir şeyler vermekti. Öncelikle işin sanat tarafına bakıyordu. Eserlerinin değer kaybetmesini istemiyordu. Çok çeşitli sesler bazı eserleri tahrip ediyor, okurken kakafoni yapıyor. O yüzden eserlerinin çok fazla sesten okunmasını istemiyordu. Cinuçen Tanrıkorur, ister amatör, ister profesyonel olsun, güzel okuyan sanatçıyı nerede olursa olsun bulur, ziyaret eder, tebrik ederdi. Eğer bir sanatçının çizgisi olursa o çizgiden tanınır. Cinuçen’in de bir çizgisi vardı, o çizgi neticesinde bu güzel isme sahip oldu. Onun bir felsefesi de bildiğimi sormam, bilmediğimi öğrenirim. Bir yayınevi kurmaya çalışıyordu. Otantik sazlarımıza ait hiçbir metot yoktu. Birlikte yola çıktığı arkadaşları çekilince yayınevi başarılı olamadı. Ayrıca çok yönlü biriydi. Türk kültürünün her konusu onun için çok mukaddesti. Eline kalem aldığında bunu çok iyi kullanırdı. Osmanlıyı anlatan her konuya çok meraklıydı. Elinde udu, beyninde Türk kültürünün güzelliği ile dünyayı dolaştı bunları yabancılara anlatabilmek için ve başarılı da oldu. Yurt dışından gelen cazip tekliflere vatanına bağlılığından dolayı hayır, ben ülkeme borçluyum o borcumu ödemek için geri dönmek zorundayım.”
O BİRÇOK DİLE HÂKİM GERÇEK BİR ENTELEKTÜELDİ
Söz sırası Gönül Paçacı Hanım’a geldiğinde ise Gönül Hanım şu şekilde anlattı, büyük sanatçıyı: “Biz müzisyenler örgütlenmeyi bilmeyiz. Barihûda Hanım Cinuçen Bey’in mirasına sahip çıkıyor. Râuf Yekta Bey, ‘Mimarlar taşlarla bina yapar, ressamlar renkleri konuşturur; biz mûsikîşinâslar yaptığımız işle havaya düğüm bağlarız.’ der. Cinuçen Bey gayreti ve ilhamıyla çok değerli eserler vermişti. Gerçek bir entelektüel ideolojisi vardı. Cinuçen Bey, o ifade biçimine sığınmamış gerçekten çok değerli eserler ortaya koymuştur. Belagati yüksekti. Bütünlüklü sanatkârlar tarihimizde çok az. O birçok dile hâkim gerçek bir entelektüeldi. Ayağı bastığı yere ilişkin bütünlüklü bir sanatkârdı. Bu alanın gerisine nüfuz etmek için çok gayret etti.”
Konuşmalar arasında söz alan Mehmet Nuri Yardım, Cinuçen Tanrıkorur’un büyük bir müzisyen olduğu kadar iyi bir yazar olduğunu da hatırlatım, eserlerinden örnekler verdi. Daha sonra Barihüda Hanım’a, “O büyük bestekâr olduğu kadar çok iyi, üslup sahibi bir yazardır aynı zamanda. Nasıl bir çalışma yöntemi izliyordu.” sorusuna Barihüda Tanrıkorur şu cevabı verdi:
“Bir eser ortaya çıkarmak için uzun araştırmalar yapar, detaylarına kadar inerdi. Çok az uyku uyur, çok çalışırdı. Eser ortaya çıkması için sanatçı ilham bekliyor sanır bazı kişiler; ama Cinuçen Bey hep çalışır; hep oturur, yazardı. Asla ilhamı beklemezdi. Bir mimar gibi planlardı büyük eserlerini.”
Barühüda Tanrıkorur eşini anlatırken, “Vefatının onuncu yıldönümünde ‘Türk Müziğinin El Kitabı’ adlı bir kitap hazırladık, fakat yayınlatamadık. Beş cilt halinde beş yüz beş eser yayına hazırladık, onu da bastıramadık. Mektupları ve mülâkatları yine yayına hazır. Bütün bu eserler himmet sahibi müzikseverleri bekliyor.” dedi.
SANATKÂR BÖYLE OLMALI
Cinuçen Tanrıkorur ile yakınlığı olan Dr. Sait Başer ‘’Cinuçen Bey son derece titiz biriydi.” diye başladı sözlerine ve şöyle devam etti:
“Medeni cesaret kat sayısı çok yüksekti. Bestelerinde saflık yaşantısında da, şahsiyetinde de vardı. Önce çok titiz olduğu için ondan uzak durdum. Zaman içerisinde onun olgunluğunu ve hızını gördüm. O kültürün bütün şubelerinin sancılarını duyan insandı. Mûsiki hayatın bütün şubelerinden tesir alan ve bütün şubelerine tesir eden olgudur. Sanatkâr böyle olmalı.”
Sait Bey’in eşi Fatma Başer de Hocasıyla ilgili duygu ve düşüncelerini şöyle dile getirdi:
“Şevk veren bir sanatkârdı. Mûsikîşinâslar bakımından çocuklar da dâhil mûsikiyle alakası olan herkese bir şeyler söylerdi. Notalarını herkesle paylaşırdı. Kâğıtlarının arkasına hususi notlar yazarak notalarını verirdi. Tavrıyla, duruşuyla, düşünceleriyle iz bırakan bir şahsiyetti. O mûsiki hayatına mâl olan bir mûsîkişinâstı. Sanatını ciddiye alır, mûsîkiye başladığı zaman son derece ciddileşirdi.”
Türk Mûsikisinin terminolojisine hâkim olduğunu hissettiren küçük Mehmet Yusuf gelenekte olduğu gibi önce Cinuçen Tanrıkorur’un bestelemiş olduğu Hüzzam bir ilâhi ile giriş yaptı. Yine bestesi Cinuçen Tanrıkorur’a ait olan ‘Günaydınım Nar Çiçeğim’ adlı eserini neyi ile üfledi. Ritimci Enes Durceylan ise bendiri ile eşlik etti. Dinleyicileri mest ederek programa renk kattılar. Hasan Kılıçatan ve Ali Sungur Yardım da okudukları ilahilerle programın manevi havasını yükselttiler.
Cinuçen Tanrıkorur anma toplantısı Ertuğrul Arpat ve Musa Orak’ın Kur’an-ı Kerim’den okudukları aşirler ile Topkapı Çinili Camii İmam Hatibi Ahmet Yüter Hoca’nın şiirli üslubuyla yaptığı duayla son buldu.
Yağışlı havaya rağmen büyük ilgi gören anma programını Prof. Dr. İsmail Kara, Ömer Faruk Berksan, Emine Eroğlu, Şerif Aydemir, Ali Hakkoymaz, Recep Arslan ve Fatma Yargıcı’nın da aralarında bulunduğu pek çok kültür sanat insanı takip etti.