• Anasayfa
  • Eskader
  • Medeniyetimiz
  • Sanat Alemi
  • İletişim

Posts in category Genel

Eşref Edib rüzgârı Zeytinburnu’nda da esti.

Ara17
2011
Yorum Gönder Yazar: ESKADER

Eşref Edib rüzgârı Zeytinburnu’nda da esti
Elif Çelik (Sanatalemi.net)

Gazeteci yazar, fikir ve dâvâ adamı Eşref Edib Fergan hakkında Bâbıâli’de esen rüzgâr, dün Zeytinburnu’nda da devam etti. Zeytinburnu Belediyesi tarafından düzenlenen “Vefatının 40. Yılında Eşref Edib Fergan” toplantısına geniş bir katılım oldu. Fergan hakkında 15 Aralık Perşembe günü ESKADER tarafından Cağaloğlu’nda büyük bir program düzenlenmiş ve onlarca yazarın ve yüzden fazla dinleyicinin katılımıyla Eşref Edib anılmıştı.
Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleşen ve İsmail Coşkun’un idare ettiği toplantıda, Eşref Edib’in arkadaşı Mehmet Fırıncı ve Fergan’ın bütün eserlerini yayıma hazırlayan Fahrettin Gün konuştular.
İsmail Coşkun toplantıyı açarken yaptığı konuşmada Eşref Edib’in bir fikir ve aksiyon adamı olduğunu belirterek, “O, Türkiye’nin problemli zamanlarında yaşamış, memleket meseleri için çözümler üretmiş bir aydındır.” dedi. Daha sonra dinleyicilere hitap eden Fahrettin Gün, 1995’te Eşref Edib’in çıkardığı Sebilürreşad hakkında tez hazırladığını belirterek torununun kendisine, “Biz maddi mirasına sahip çıktık, siz de manevi mirasına sahip çıkınız.” şeklinde bir temennide bulunduğunu söyledi. Gün, Eşref Edib’in Kara Kitap ve Pembe Kitap gibi eserlerinin yakında Beyan Yayınları arasında çıkacağını müjdeledikten sonra, “Yazarımızın biyografisini hazırlıyorum, inşallah önümüzdeki yıl içinde o da yayımlanır.” dedi.

ÇOK ŞEFKATLİ BİR İNSANDI
Daha sonra konuşan Bediüzzaman Said Nursi’nin talebelerinden ve Eşref Edib’in dostlarından olan Mehmet Fırıncı, Fergan’la 1952’de tanıştığını ifade ettikten sonra, “Çok şefkatli bir insandı. Muhsin Alev vasıtasıyla tanıştım kendisiyle. Gayreti, himmeti büyüktü.” dedi. Fırıncı, daha sonra dönemli ilgili bilgiler verdi ve şunları söyledi:
“O zamanlar pozitivist bir anlayış vardı. Bazı çevreler, ‘Din terakkiye manidir’ diyordu. Bunların karşısında da Mehmed Âkif, Bediüzzaman ve Eşref Edib gibi münevverler ise dine lâkayt kalındığı için gerilediğimizi savunuyordu. Bu iki fikir cereyanı arasında ciddi bir mücadele vardı.”
Eşref Edib’le Fuat Şemsi Beyin Emirgan’daki evinde toplantılara katıldığını söyleyen Mehmet Fırıncı, o toplantılara Hamit Çağıl, Murat Bey gibi şahsiyetlerin iştirak ettiğini kaydetti.

KERAMET GÖSTERMEK
Mehmet Fırıncı Eşref Edib’le ilgili hâtıralarını anlatırken şöyle dedi:
“Eşref Edib’le bir gün Emirgan’daki toplantıya giderken yolda bana ‘Yahu Bediüzzaman’la çok görüştüm. Ama ben hiç kerametini görmedim’ deyince ben de şu cevabı verdim. ‘Efendim, sizler âlim, münevver insanlarsınız. Size kerametini göstermemiştir. Bakın benim gibi ümmi olan, fırıncılık yapmış sade bir vatandaşı sizinle aynı meclislerde bir araya getirdi. Bundan âlâ keramet mi olur?’ deyince merhum Eşref Edib epey güldü.”
Programın sonlarına doğru yine söz alan Fahrettin Gün, 1908’de ilk sayısı çıkan Sırat-ı Müstakim’in büyük bir ilgi gördüğünü, İslâm âleminde de takdir edildiğini söyledi. Gün, “O zaman Sırat-ı Müstakim’i eşref Edib Ebu’l Ula Mardin ile birlikte çıkardılar, sonra araları açıldı. Eşref Edib bıraktı.” dedikten sonra sözlerini şöyle tamamladı:
“Eşref Edib hep çalışmış, yazı yazmış, eser vermiş bir insandır. Milli Mücadele yıllarında da boş durmamış, daha sonra da kenara çekilmemiştir. Sebilürreşad gazetesinin yayınlamasına izin verilmeyince bu defa kitap neşriyatına başlar. 1940’lardaki çoğu tercüme olan İslâm Ansiklopedisi’ndeki hataları görünce Küçük Türk İslâm Ansiklopedisi’ni neşreder.”

“Eşref Edib Bir Kahramandı.”

Ara16
2011
Yorum Gönder Yazar: ESKADER

 Cumhuriyet tarihimizin mümtaz gazeteci, yazar ve fikir adamı Eşref Edib Fergan, vefatının 40. yılında dostları ve sevenleri tarafından saygıyla anıldı. ESKADER’in Cağaloğlu’nda düzenlediği toplantıya büyük bir ilgi vardı.
Belkız Sürücü (Sanatalemi.net)

Basın ve fikir hayatımızın seçkin ismi Eşref Edib Fergan, Cağaloğlu’nda düzenlenen önemli bir toplantı ile anıldı. Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER)’nin düzenlediği “Bâbıâli Sohbetleri” çerçevesindeki programa yüksek bir katılım oldu. Timaş Kitap Kahve’de gerçekleşen toplantıda konuşmacılar Eşref Edib’in hayatını, hizmetlerini, mücadelelerini ve eserlerini anlattılar. Bu arada Eşref Edib ile birlikte çalışan ve onu yakından tanıyan gazeteciler, yazarlar ve yayıncılar da unutamadıkları hâtıralarını dile getirdiler.
Eşref Edib’in efsanevî hayatının özetle anlatıldığı toplantıda, Fergan’ın özellikle Sırat-ı Müstakim ve Sebilürreşad mecmualarıyla düşünce ve inanç dünyamıza büyük hizmetler ettiği vurgulandı. Konuşmalar esnasında Eşref Edib’in Mehmet Âkif Ersoy ve Bediüzzaman’la dostluğu sık sık hatırlatıldı. Âkif’le âdeta ayrılmaz bir bütün oldukları hususu vurgulandı. Özetle, “Eşref Edib, Mehmed Âkif’in Milli Mücadele’deki büyük rolünü milletimize anlattı, Bediüzzaman ve talebeleri ile Risale-i Nurlara sahip çıktı.” denildi. Bütün bunlara rağmen vefatından sonra cenaze törenine büyük kalabalıkların katılmadığı üzüntüyle ifade edildi.
Açılış konuşmasını yapan ESKADER Başkanı Mehmet Nuri Yardım, Eşref Edib Fergan’ın unutulmaması gereken değerli bir gazeteci, yazar, fikir ve inanç adamı olduğunu belirterek şöyle dedi:
“Sabah, Eşref Edib’in Edirnekapı Sakızağacı Mezarlığı’ndaki kabrini ziyaret ettik. Genç nesiller ne yazık ki bu efsane adamı tanımıyor, eserlerinden ise haberleri yok. Bize düşen büyük hizmetleri gerçekleştirmiş, ülkemizin en zor dönemlerinde Mehmed Âkif Ersoy ve Bediüzzaman Hazretleri ile birlikte ülkemizdeki ve İslâm âlemindeki insanları uyandırmış olan Eşref Edib Fergan’ı bugün de tanıtmak ve yaptığı büyük hizmetleri minnet ve şükranla anmaktır. Bugün burada her yaştan dinleyici görüyorum. Bu sevindirici bir gelişme, Eşref Edib gibi değerlerimizi hatırlamaya başladığımızı gösteriyor. Eşref Edib’in bütün eserlerini neşre hazırlayan Fahrettin Gün Bey’e ve bunları yayımlayan Beyan Yayınları’nın sahibi Ali Kemal Temizer’e bu vesile ile çok teşekkür ediyorum.”
Mehmet Nuri Yardım’dan sonra Dursun Gürlek, Mehmet Fırıncı, Fahrettin Gün, Mehmet Şevket Eygi, Mehmet Cemal Çiftçigüzeli, Süleyman Yalçın, Mürsel Bey, Abdullah Işıklar, Musa Çağıl ve Latif Salihoğlu sırayla konuştular. İşte o konuşmalardan kısa özetler:

 Dursun Gürlek (kültür tarihçisi):

“Biz insanları iki şekilde tanırız vicahen ve gıyaben. Ben Eşref Edib Beyi hem gıyaben hem de vicahen tanıdım. Tokat İmam Hatip Lisesi’nde talebe iken çıkan dergileri takip ederdim. Daha sonra İstanbul’da Eşref Edib’i Sebülürreşad bürosunda ziyaret ederek Eşref Edib Beyle bire bir tanışma imkânı yakaladım. O sıralarda Karanlık Gecelerin Nurlu Sabahı kitabına nazire tarzında bir kitap kaleme almıştım. Tabii gençliğimin verdiği cesaretle Eşref Edib’e kendimce karaladığım bu kitabı vererek yayımlanmasını istedim. Eşref Edib o muhteşem hoşgörüyle kesinlikle benim gibi genç adamı rencide etmeden kitap yazmam için vaktin henüz çok erken olduğunu söyledi ve ileride kitap yazmam için bazı tavsiyelerde bulundu.”

Mehmet Fırıncı (Bediüzzaman Said Nursi’nin talebesi, Eşref Edib’in arkadaşı):

“1950’li ve 60’lı yıllarda Bediüzzaman’ı ve Risale-i Nurları müdafa etti. Muhsin Alev Beyle dostluğu vardı. Eşref Edib Bey Bediüzzaman’ın ilk biyografi kitabını yazmıştı. Eşref Edib’le Muhsin Bey vasıtasıyla tanıştım. Her Perşembe akşamı Eşref Edib’in evinde toplanır, sohbet ederdik. Bana elyazması bir Kur’an- ı Kerim hediye etmişti. Eşref Edib Hutuvat-i Sikke adlı eseri İngiliz işgali altında zor şartlar içinde iken bastı ve dağıttı. Bir ara Bursa’ya birlikte gittik.”

Fahrettin Gün (Eşref Edib’in eserlerini yayına hazırlayan araştırmacı yazar):

“Önceleri Sebilürreşad’ı incelemiş, meşhur eseri Kara Kitab’ı okumuştum. Eşref Edib’i, 1995’de master çalışmalarını yaparken tez konusu olarak düşündüm. Konu olarak Eşref Edip’in çıkardığı Sırat-ı Müstakim ve Sebülürreşad dergilerini seçtim. Din ve siyaset ilişkilerini, incelerken bu çalışmalarım Beyan Yayınları tarafından bastırıldı. Son çalışma Eşref Edib’in Mehmet Âkif’le alakalı eserine 2005’te başladım, kitabı geçen yıl bitirebildim. Şimdi üstadın son bir eseri kaldı, onu da inşallah yakında neşrederiz. Eşref Edib o kadar mütevazı bir insanmış ki Milli Mücadele yıllarında yaptığı hizmeti anlatmaktan utanarak çekinirmiş. Tutuklanıp Diyarbakır’daki İstiklal Mahkemeleri’nde yargılandığında bile bu hizmetlerini pek anlatmazmış. Çünkü ona göre yapılan hizmetler anlatılmazmış. Şayet Eşref Edib olmasaydı, Mehmet Âkif’in Milli Mücadele’deki rolünü öğrenemeyecektik.”

Mehmet Şevket Eygi (gazeteci yazar, Milli Gazete köşe yazarı):

“Bâbıâli’de kendisiyle tanıştım. Eşref Edib’le büyük bir dostluk kurduk. Çocukluğumda ilk takip ettiğim dergiler arasında Sebilürreşad da vardı. Muhsin Alev sayesinde tanıştık. O muhtevaya çok ehemmiyet veriyordu. Ben de muhteva ile birlikte derginin teknik özelliklerine dikkat çekiyordum. Kendisini görmeden anlatmak zor.  O sabır heykeli, sebat âbidesiydi. Nur hizmetlerinin de gönüllü destekçisiydi.”

Mehmet Cemal Çiftçigüzeli (Mehmet Âkif Vakfı Başkanı, gazeteci yazar):

“O zamanlar biz gençler büyüklerimizi ziyaret ederdik. Ziyaret ettiğimiz kişilerden biri de Eşref Edib’ti. Eşref Edib’le merhum avukat Bekir Berk vasıtasıyla tanıştım. Eşref Edib’in Türkçesi Risale Türkçesinden daha hafif olduğu için onun yazılarını daha çok okurduk. Eşref Edib Sebülürreşad ile bize çok şey öğretti. Müslümanların nasıl haksızlıklarla tutuklandıklarını gösterdi. Kısacası o üstün bir gazeteci, değerli bir münevver ve inançlı bir fikir adamıydı.”

Prof. Dr. Süleyman Yalçın (Aydınlar Ocağı eski Başkanı):

“Eşref Edib merhumu Kuşçubaşı’nın Hâtıraları çalışması münasebetiyle tanıdım. O zaman İslâm Türk Ansiklopedisi’ni çıkarıyordu. Büyük bir gayret, heyecan ve iman adamıydı. Ona geç de olsa sahip çıkılması çok iyi olmuştur. Allah rahmet eylesin.”

Mürsel Bey (Eşref Edib’in çalışma hayatında mesai arkadaşı):

“Sebilürreşat’ta çalıştım. Eşref Edib Beyin kurduğu Âsâr-ı İlmiye Kütüphanesi’nde iki yıl işçi olarak bulundum. O zamanlar henüz çocuk yaştaydım. Unutamadığım iki hâtıram var. Biri paket yaparken fazla ip kullanmıştım. Bana iktisadı öğreterek israftan kaçınmamı tavsiye etti. Çok tutumlu birisiydi. Bir de anlattığı mühim bir hâtırası vardı üstadın. Kastamonu’da okuma yazma bilmeyen bir Rum bakkal, her gün bir Rumca gazete satın alır, sonra da bu gazete kâğıdına zeytin ve peynir sarıp dağıtırmış. Kendisine ‘Okuma bilmiyorsun bunu neden yapıyorsun?’ diye sorduklarında, ‘Çünkü bu gazete davamı savunuyor’ diye cevap verirmiş.

Abdullah Işıklar (Işıklar Kitabevi’nin sahibi, eski yayıncı):

“Eşref Edib’le yakından tanıştım, dost olduk. Onun eserlerini basıp dağıttık. Kendisiyle, Hasan Basri Çantay’ın yanına gidince tanışmıştım. Bir çok müşterek hâtıralarımız oldu. Hasan Basri Çantay’ın, Sebilürreşad’ın 50. yılı dolayısıyla kaleme aldığı yazı çok önemlidir. O zamanlar Fetih dergisini çıkarıyordum. Bir gün Osman Öztürk’ün nikahı vardı. Eşref Beyle gittik. İçeri girdiğimizde aralırnda Ömer Nasuhi Bilmen’in de bulunduğu çok değerli âlimler vardı. Hepsi Eşref Edib Beyi görünce ayağa kalktılar. Ona hürmet ettiler.”

 Latif Salihoğlu (Yeni Asya Gazetesi Köşe Yazarı):

“Yeni Asya’daki köşemde sık sık Eşref Edib’ten bahsederim. Çünkü bizim irfanımızda yeri büyük, iman hizmetlerinde gayreti fazladır. Sebilürreşad mecmuasında çok değerli makaleler bulunuyor.”
Toplantı, Hâfız Şahin Sava’nın okuduğu Kur’an-ı Kerim, Ahmet Yüter’in yaptığı dua ile tamamlandı. Programın sona ermesinden sonra Beyan Yayınları’ndan çıkan Eşref Edib’in Mehmed Âkif isimli eseri konuşmacılara hediye edildi. Büyük bir coşku ile devam eden toplantı, konuşmacıların ve dinleyicilerin çektiği hâtıra fotoğrafları ile son buldu.
Toplantıya katılanlar arasında Abdurrahman Şen, Mustafa Doğan, Safa Mürsel Sıradağ, Muzaffer Doğan, Süleyman Bağlan, İslâm Yaşar, İsmail Hakkı Avcı, Fatma Ersem Yargıcı, Atilla Şahiner, Şerif Aydemir, Recep Arslan, Yusuf Gedikli, Hüdavendigâr Onur, Mustafa Nadir Önay, Erol Mermer, Musa Çağıl, İbrahim Özgün, Mehmet Emin, Uğur Canbolat, Harun Yöndem, Umut Bulut, Hüseyin Gökçe, Yusuf Dursun, İsmetullah Güler, Faruk Gökbulut, Tuğrul Tanser, Ali Kemal Temizer, Mekki Yassıkaya, Tevfik Ekiz, Nihat Çeçen ve Erkan Cav da vardı.

Eşref Edib Fergan anılıyor…

Ara14
2011
Yorum Gönder Yazar: ESKADER

Türk basın hayatının öncü gazete ve dergilerinden olan Sırat-ı Müstakim ve Sebilürreşad’ın mimarı, büyük mücadele ve dâvâ adamı Eşref Edib Fergan, vefatının 40. yılında ESKADER tarafından Bâbıâli’de yâd ediliyor.

Yiğit Özdemir (Sanatalemi.net)

Basın hayatımızda etkili olmuş Sırat-ı Müstakim ve Sebilürreşad gazetelerinin kurucusu, büyük mücadele ve inanç adamı, gazeteci yazar Eşref Edib Fergan, vefatının 40. yılı dolayısıyla ESKADER tarafından anılıyor.  Bâbıâli Sohbetleri çerçevesinde yâd edilecek olan Eşref Edib hakkındaki toplantı, Timaş Kitap Kahve’de 15 Aralık Perşembe günü saat 18.00’de başlayacak. Mehmet Şevket Eygi, Mehmet Fırıncı, Fahrettin Gün, Mehmet Cemal Çiftçigüzeli, Dursun Gürlek ve Latif Salihoğlu’nun konuşmacı olarak söz alacağı toplantıyı Mehmet Nuri Yardım yönetecek.

Toplantıda Eşref Edib’in Milli Mücadele yıllarındaki hizmetleri, yakın dostu Mehmed Âkif’le birlikte gerçekleştirdiği faaliyetler, basın çalışmaları ve İslâmî eserleri üzerinde durulacak. Konuşmacılar, Eşref Edib’in bir dâvâ ve fikir adamı olarak hayatını, düşüncelerini ve ideallerini de anlatacaklar. Toplantıya katılanlar, konuşmacılara soru sorabilecek veya konu hakkında katkıda bulunabilecekler. Programla ilgili ayrıntılı bilgi almak isteyenlerin (0212) 5112323-5112324 numaralı telefonları aramaları gerekiyor.

BASINIMIZDA BİR ÖNCÜ
1882 yılında Türkistanlı bir ailenin çocuğu olarak Selanik Vilayetine bağlı bir sancağın merkezi olan Serez’de dünyaya geldi, 15 Aralık 1971 tarihinde vefat etti. Cumhuriyet’ten önce ve Türk basın hayatında büyük yankılar uyandırmış olan Sırat-ı Müstakim ve Sebilürreşad gazetelerinin mimarıdır. Mehmed Âkif’le birlikte Milli Mücadele’ye en büyük desteği veren münevverlerdendir. Serez’de Sıbyan Mektebi’ni ve Rüştiye’yi bitirdi, Müftü Ümaduddin Efendi’den ilimler tahsil etti. Bir yıl kadar Mahkeme-i Şeriyye’de kâtip olarak çalıştıktan sonra İstanbul’a geldi. Mekteb-i Hukuk’a devam ederken Atik Ali Paşa Camii’nde Medrese derslerini takip etti. Eşref Edib, 2. Meşrutiyet’in ilanından hemen sonra yayın hayatına başlayan Sırat-ı Mustakim, ardından da Sebilürreşad ekibi içinde yer aldı. Milli Mücadele yıllarında Sebilürreşad’ı Ankara, Kastamonu ve Kayseri’de yayınladı. Sebilürreşad’ın baş yazarı İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Akif Ersoy’du.
Eşref Edib, Mehmet Âkif ile birlikte kalemiyle Milli Mücadele’ye katılan bir gazeteciydi. Onlar silaha karşı kalemi kullandılar. İstanbul’a karşı Ankara’yı destekleyen Sebilürreşad’ın geniş halk kitlelerini etkileyen faaliyetlerinde hizmetleri geçti. Yirmi iki yıl aradan sonra 1948’de yeniden çıkmaya başlayan Sebilürreşad’ın sayfalarında, Ömer Rıza Doğrul, Kâzım Nami Duru, Cevat Rifat Atilhan, Tahirü’l Mevlevi (Tahir Olgun), Ali Fuad Başgil ve Hasan Basri Çantay’ın yazılarına yer verildiği görülmektedir. Bu ikinci dönemde Sebilürreşad, Şubat 1966’ya kadar, tam 362 sayı yayınlanmıştır. Eşref Edib, dinî, ahlakî ve siyasî konularda sade bir üslupla yazılar kaleme aldı.
Ayrıca Eşref Edib, hayatı boyunca İslâmî çizgideki basını destekledi. Çeşitli konulardaki yazılarını Tevhid-i Efkar, Yeni Sabah, Millet, Diyanet, Yeni Asya, Yeni İstiklal; Bugün, Sabah, İttihad gibi dergi ve gazetelerde yayınladı. Eşref Edib Fergan’ın yayımlanmış başlıca şu eserleri bulunuyor: Mehmed Akif Hayatı ve Eserleri, Bediüzzaman Said Nursi ve Nurculuk, İnkılap Karşısında Akif-Fikret, Gençlik-Tan’cılar, Misyoner ve Müsteşriklerin Yazdıkları İslam Ansiklopedisi’nin İlmi Mahiyeti, Pembe Kitap, Çocuklarımıza Din Kitabı, Kur’an-Garp Mütefekkirlerine Göre Kur’an’ın Azamet ve İhtişamı Hakkında Dünya Mütefekkirlerinin Şehadetleri, Risale-i Nur Müellifi Bediüzzaman Said Nur Hayatı Eserleri Mesleği. Şimdi bütün eserlerini Beyan Yayınları kültür hayatımıza kazandırıyor.

Mazhar Osman anıldı.

Ara09
2011
Yorum Gönder Yazar: ESKADER

Mazhar Osman, Türk Psikiyatrisinin öncüsüydü

İmran Aydın (Sanatalemi.net)

Eskader’in düzenledeği ve Timaş’ın ev sahipliğini yaptığı Babıâli Sohbetleri’nde, bu hafta Mazhar Osman Uzman anıldı. Yönetimini Mehmet Nuri Yardım’ın yaptığı sohbette konuşmacı olarak Prof. Dr. Şahap Erkoç ve Prof. Dr. Sefa Saygılı oldu.

Cağaloğlu’nda Timaş Kitap Kahve’de gerçekleşen sohbetin açılış konuşması ve konuşmacıların takdimi, Mehmet Nuri Yardım tarafından yapıldı. Sohbetin ilk bölümünde Mazhar Osman Uzman’ın biyografisi sunum eşliğinde Şahap Erkoç tarafından anlatıldı. İkinci bölümde ise Prof. Dr. Sefa Saygılı, Uzman’ın çarpıcı özelliklerini anlattı.

Şahap Erkoç,Uzman’ın tababeti Üsküdar İdadisi’ni bitirdikten sonra Mekteb-i Mülkiyeye gitmek istediğini fakat yaşının tutmadığını mektep ararken istemeye istemeye Tıbbiye Mektebi’ne girdiğini ilk olarak söyledi. Ancak bunun da zor olduğunu çünkü mektebin sivil idadilerden çıkanları istemediğini ancak altı ay süren bir sınavda 340 kişiden iki kişinin kazandığı bu sınavdan Mazhar Osman’ın da başarıyla çıkanlar arasında olduğunu belirti. Ardından kimse seçmediği için Asabiye-yi Adliyeyi seçtiğini anlattı. 24 yaşında ders vermeye başladığını 25 yaşında iki ciltlik Tababeti Ruhiye kitabını yazdığını belirti.

Erkoç, Uzman’ın görüş olarak o sıralarda çekişme halinde bulunan Alman ve Fransız ekollerinden Alman ekolünü seçtiğini ve bunun temsilcisi ve yerleştiricisi olduğunu sıraladı. 1. Dünya Harbi’nden sonraLa PaixHastanesi’ne tayin edildiğini, bu hastanede müsamereler düzenlediğini ve basının buna ilgisi ile Uzman’ın popülerleştiğini belirtirken bunun şu anda bile ilgi uyandıran sansasyonel konular seçmesine bağladı.

1919 yılında İstanbul Seririyatı adlı dergiyi çıkaran Uzman’ın olağanüstü bir çalışma yaptığını iddia eden Şahap Hoca derginin yayınının 1951’e kadar sürdüğü ve o dönemin şartlarına göre bunun mucize gibi kabul edilmesi gerektiğini belirtti. Bundan sonra Erkoç Uzman’ın Toptaşı’na tayinini bundan sonra Reşadiye Kışlasına tayinini ve 1933 yılındaki üniversite reformuyla İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesinin Psikiyatri Bölümü Anabilim Dalı Başkanlığı yaptığı dönemlerden bahsetti.

Prof. Dr. Erkoç, Uzman’ın biyografisini anlatırken çarpıcı özelliklerinden bahsetmeyi de unutmadı. Mazhar Osman’ın hiçbir iktidarla ters düşmediği hatta giyimini bile döneme göre düzenlediğini, hiçbir zaman kovulmadığını kovulacağını duyup kendisinin istifa ettiğini, konferanslarına halkın ve o dönemin edebiyatçılarının büyük önem verdiğini, konferanslarında hastalarını da getirip, kitaplarında hastalarının çarpıcı özelliklerini resimlerle anlattığını örnek olarak söyledi.

Şahap Erkoç Hoca, Mazhar Osman’ın tıbbî tabirlerinin Türkçe olduğunu da sözlerine ekledi. Örneğin sadizme zalim aşkı, mazoşizme hırpalanma keyfi gibi Türkçe tabirleri gösterdi. Erkoç, bunları belirtirken Mazhar Osman’ın çalışkanlığını ve dernekçiliğini de örnekledi. Cemiyeti Tıbbiyeyi Şahane, Tababeti Adliye ve Asabiye Cemiyeti, Yeşilay gibi bu kurumların bazılarında kurucu bazılarında yönetici olduğunu belirti.

Şahap Erkoç Hoca’nın ardından Sefa Saygılı Hoca, Mazhar Osman’ın ahlakî düsturlarını, Yeşilay hakkındaki sözlerini, din ve ruh sağlığı ilişkisi hakkında söylediklerini , Freud’un Psikanaliz Nazariyesi hakındaki görüşleri belirtti. Prof. Dr. Sefa Saygılı, ayrıca Mazhar Osman’ın nüktedan kişiliğinden bahsederken, nüktelerinden de alıntılar yaptı.

Konuşmanın ardından konukların soruları cevaplandırıldı. Toplantı Ahmet Yüter’in duasıyla sona erdi. Programın sona ermesinden sonra konuşmacılar ve dinleyiciler hâtıra fotoğrafları çektirdiler. Çıkışta bütün dinleyicilere Prof. Dr. Sefa Saygılı’nın Mazhar Osman kitabı armağan edildi. Programı büyük bir dikkatle takip eden dinleyiciler arasında Yeşilay Başkanı Av. Muharrem Balcı, Beşir Ayvazoğlu, Gazanfer Sanlıtop, Sadettin Kaplan, Prof. Dr. Mustafa Nutku, Şerif Aydemir, Fatma Ersem Yargıcı, Yüsra Mete, Erol Mermer, Necmettin Üçyıldız, Recep Arslan, Halil Gökkaya ve Faruk Gökbulut da bulundu.

Dr. Mazhar Osman Anılıyor…

Ara07
2011
Yorum Gönder Yazar: ESKADER

Türk Tıbbının Efsanevî İsmi Unutulmadı

Mazhar Osman Vefatının 60. Yılında Bâbıâli’de anılacak

Yiğit Özdemir (Sanatalemi.net)

Türkiye’de psikiyatri sahasında bir sembol isim hâline gelmiş, ülkemizin yetiştirdiği en büyük hekimlerden biri olan, ruh ve sinir hastalıkları mütehassısı Ord. Prof. Dr. Mazhar Osman Usman, Bâbıâli’de düzenlenen bir toplantı ile anılacak. Ruh hekimliği yanında renkli şahsiyeti ve kültür adamı yönüyle de hâfızalarda iz bırakan Mazhar Osman, vefatının 60. yılı münasebetiyle hatırlanıyor. Toplantı, Timaş Kitap Kahve’de (Alayköşkü Caddesi, No.5 Cağaloğlu) 8 Aralık Perşembe günü saat 18.00’de başlayacak.

Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği’nin düzenlediği ve Mehmet Nuri Yardım’ın yöneteceği toplantıda, Prof. Dr. Sefa Saygılı ve Prof. Dr. Şahap Erkoç, ünlü hekimin hayatını, hizmetlerini, eserlerini ve fikirlerini anlatacaklar. Tıp camiasından değerli katılımların da beklendiği toplantıdan sonra, Prof. Dr. Sefa Saygılı’nın Mazhar Osman kitabı dinleyicilere armağan edilecek. Toplantıyla ilgili olarak ayrıntılı bilgi almak isteyenlerin 0 212 5112323-5112324 numaralı telefonları aramaları veya www.medeniyetimiz.com veya www.sanatalemi.net sitesini ziyaret etmeleri gerekiyor.

PSİKİYATRİ’NİN TÜRKİYE’DEKİ BABASI

Mazhar Osman 1884’te Meriç Nehri üstündeki Sofulu’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Kırklareli’nde yaptı. Askerî tıbbiyeyi 1904 yılında sınıf birincisi olarak bitirdi. Berlin’de “Nöroloji” ve Münih’te “Psikiyatri” bilgisini ilerletti. İstanbul’a döndükten sonra Gülhâne Askerî Hastânesinde, Wietting Paşanın asistanı oldu. 1914’te Haydarpaşa Askerî Hastanesi “Nöro Psikiyatri” bölümü şefi ve FransızLa Paix Hastanesibaşhekimi oldu. Birinci Dünya Savaşı sonunda bu görevlere bir de Toptaşı Akliye Hastanesi Başhekimliği katıldı. Toptaşı Tımarhânesi’ndeki acıklı durum, Mazhar Osman’ı çok etkiledi. Uzun yıllar hükümete raporlar yazarak bu konuda ilgi bekledi. 1927 yılında Bakırköy’de emrine verilen eski bir süvârî kışlasında ilk akliye kliniğini kurdu. Her yıl yeni bölümler açıp değerli hekimler yetiştirerek, 2000’den fazla hastanın tedavisi için uğraştı. Mazhar Osman, tıp öğreniminin geliştirilmesi için 1912 yılından beri yaptığı yayınlar ve mücadeleler, 1933’te İstanbul Dârülfünu’nun kapatılıp İstanbul Üniversitesi açılıncaya kadar sürdü. Mazhar Osman, yeni üniversitenin Tıp Fakültesinde, Psikiyatri Kürsüsü Direktörlüğü’ne tâyin edildi. Tıp Fakültesi’nde verdiği dersler yıllarca büyük ilgiyle tâkip edildi. Mazhar Osman, Türkiye’de modern cüzzam hastanesinin kuruluşu için de çok çalıştı. Üstünde durduğu bir başka konu da, milletlerarası uyuşturucu madde ticaretine engel olunması gayretleriydi. 15 Eylül 1951 tarihinde İstanbul’da vefat etti.

Mazhar Osman’ın akıl hastalıkları, sinir hastalıkları ve psikiyatri kitaplarıyla Türkçe, Almanca ve Fransızca yazdığı ilmî yazılar 200’ü geçiyor.  Ansefalit Üzerindeki Etüdler, Haşiş Tiryakiliğinin Rûhî Neticeleri, Ansefalit Sendromlarına Karşı Aşılar, Merkezî Asabî Cümlenin Sifilis Tedâvisi Kriteryumu ve Multipl Sklerosis’in Viral Etiyolojisi adlı kitaplar, yayınlarının ları belli başlılarıdır. Dönemin bir çok yazarı, edebiyatçısı ve aydınıyla dostluklar kurmuş bulunan Mazhar Osman’la ilgili hâtıralar, pek çok eserde geçiyor.

Kültür ve Sanatın Nabzı Bâbıâli’de Attı.

Ara02
2011
Yorum Gönder Yazar: ESKADER
belediye-4
.
İmran Aydın (Sanatalemi.net)
İstanbul’da kültür ve sanat faaliyetlerini yönetenler, Bâbıâli’de bir araya gelip meselelerini konuştular. Çok yararlı geçen toplantının sonunda, kültürel çalışma yapanların sık sık bir araya gelmesi ve istişarelerde bulunması konusunda mutabakata varıldı. Kültür müdürleri, mahalli değerlerin öne çıkarılması gerektiğini söylediler
Cağaloğlu dün akşam tamamen İstanbul’daki kültür sanat faaliyetlerinin konuşulduğu bir toplantıya mekân oldu. İstanbul’da kültüre yön verenler Bâbıâli’de bir araya gelip meselelerini konuştular. Çok yararlı geçen toplantının sonunda, kültürel çalışma yapanların sık sık bir araya gelmesi konusunda mutabakata varıldı. Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER) Bâbıâli Sohbetleri’nin 80’ncisinde İstanbul’daki belediyelerin kültür müdürlerini bir araya getirdi. Toplantıya katılan yöneticiler, düzenledikleri faaliyetleri ve karşılaştıkları meseleleri anlattılar, önümüzdeki dönem içinde yapmayı plânladıkları faaliyetleri dile getirdiler. Yönetimini sosyolog ve Eskader.net Sitesinin Yönetmeni Hülya Saygı’nın gerçekleştirdiği sohbette konuşmacılar, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sosyal ve Kültürel İşler Daire Başkanlığı Kültür Müdürü Hüseyin Öztürk, Zeytinburnu Belediyesi Kültür Müdürü Mustafa Aydın, Üsküdar Belediyesi Kültür Müdürü Recai Çalışkan, Sultanbeyli Belediyesi Kültür Müdürü Mehmet Mazak, Pendik Belediyesi Kültür Müdürü Nuri Sincanlı, Güngören Belediyesi adına Mustafa Doğru, Bağcılar Belediyesi Kültür Şefi Bünyamin Gün katıldılar. ­
HÜSEYİN ÖZTÜRK’TEN DEĞERLENDİRME
hseyin_ztrk
ESKADER Başkanı Mehmet Nuri Yardım’ın açış konuşmasından sonra programı yöneten Hülya Saygı, İstanbul’da belediyelerin kültür ve sanat çalışmalarındaki yeri ve değeri üzerinde durdu. Saygı, konuşmacılara şu ana kadar belediyelerin gerçekleştirdikleri ve gerçekleştirmek istedikleri kültürel ve sosyal faaliyetlerin neler olduğunu sordu. Ardından programa geçildi. İlk konuşmayı İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültürel ve Sosyal Daire Başkanlığı Kültür Müdürü Hüseyin Öztürk yaptı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve diğer belediyeler işbirliği içinde genel olarak yapılan faaliyetlerden ve düzenlenen etkinliklerden bahseden Öztürk, belediyelerin bu zor yükümlülüğü başarıyla yerine getirdiklerini savundu. Avrupa kentlerine kıyasla çok az olan 15 milyon liralık ayrılmış bütçenin bulunduğunu, ancak buna rağmen eskiden Beyoğlu’na sıkışmış kültür sanat faaliyetlerinin artık her yerde yapıldığını söyledi. Öztürk, artık belli bir zümre değil halk gerçeği göz önüne alınarak faaliyetleri gerçekleştirdiklerini belirtti. Öztürk, bunun için sadece kültür merkezleriyle sınırlı bir faaliyetin yapılmadığını kültür ve sanata odaklı vakıf ve derneklerle de iş birliği içinde olduklarını dinleyicilere iletti. Daha önce 4 yerde etkinlik düzenlenirken bugün 22 yerde faaliyet tertip ettiklerini vurgulayan Öztürk, sözlerine şöyle devam etti:
“Amacımız halka yayılma ve halka bilgi aşılamadır. Bu konuda belli bir bölgeyi değil İstanbul’un varoşları dahil bütün semtlerini ve ilçelerini hedefliyoruz. Bunu dile getirirken amacımızın asla medyatik kişilerin meşhur edilerek salonların doldurulması olmadığı ortadadır. Bunun için kanaat önderleri çağrılıyor, marka olmuş büyükler ile ilgili anma programları yapılıyor, çocuklara yönelik tiyatrolar destekleniyor, tiyatro sinema gibi görsel sanatlar icra ediliyor.”
Vatandaşlarımızın ve sanatseverlerin yapılan çalışmalardan memnun olduğunu hatırlatan Hüseyin Öztürk, sözlerini şöyle tamamladı:
“Amacımız sanatı yaymak. Çocuklara ve tiyatroya çok önem veriyoruz. Gösteri Sanatları Merkezi’nde bir çok sanatçı yetiştirdik. Kenar semtlerdeki çocuklara da sahip çıkarak onları da bu çalışmaların içine almaya çalışıyoruz. Kültürel ve sosyal faaliyetler vatandaş gözünde olumlu görülüyor. Yaptırdığımız anketlerde bunu görüyoruz. Halkımızın gözünde İstanbul’da metrobüsten sonraki en olumlu gelişme kültür ve sanat programlarıdır.”
İLÇELERDE KÜLTÜR SANAT RÜZGÂRI
Öztürk’ten sonra ilçe belediyeleri kültür müdürleri ile yetkilileri de görüşlerini dile getirdiler. Yapılan konuşmalarda özetle şöyle denildi:
Recai Çalışkan (Üsküdar Belediyesi Kültür Müdürü):
recai_alkan
“Belediye olarak geleneksel bazı faaliyetleri devam ettiriyoruz. Üsküdar Kâtibim Şenlikleri ve Üsküdar Sempozyumları böyledir. Ayrıca yarışmalar düzenliyor, gençlere yönelik örgütlerle kültür ve sanat faaliyetleri tertipliyoruz. Onların projelerine destek oluyoruz. Faaliyetlerimizi takip eden yaklaşık 30 bin üyemiz var.”
Bünyamin Gün (Bağcılar Belediyesi Kültür Şefi):
bnyamin_gn
“Başta bazı sıkıntılarımız vardı, zamanla onları aştık. Sabırla hareket ettik, bugün salonlarımız ağzına kadar tıklım tıklım doluyor. Bilgi evleri açıyoruz. Halkımızın ayağı salonlara alıştı. Artık vatandaşlarımız, toplantıları takip ediyor, faaliyetlere iştirak ediyorlar. Gelişme günden güne artıyor. Merkez olarak diğer ilçeleri kullanan halkın artık Bağcılar Belediyesi’nin kurumları aracılığı ile bu alışkanlıktan vazgeçti. Artık halkımız sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını belediye sınırları içinde karşılıyor.”
Mustafa Doğru (Güngören Belediyesi Kültür Şefi):
mustafa_doru
“Güngören’de kültür merkezi kurduk. Halkı kültür ve sanata alıştırdık. Bugün binlerce takipçimiz vardır. Bilgi evlerinde gençlerimiz sosyalleşiyor, öğrencilerimiz ödevlerini yapıyor. Başarıları da artıyor. Halkımıza ve gençlerimize yönelik önemli programlar plânlıyoruz.”
Mehmet Mazak (Sultanbeyli Belediyesi Kültür Müdürü):
mehmet_mazdak
“Kültürel faaliyetlere yeni bir bakış açısı getirdik. Faaliyetlerimizin başarıya ulaşması için kendi kültür değerlerimizi markalaştırma yolunda adımlar attık. Bunun için ilk olarak kendi belediyemizin Aydos Kalesi etkinliklerini markalaştırmak istedik. İstanbul adıyla bilinen çiçeği tanıtmaya ve yaygınlaştırmaya gayret gösterdik.”
Mustafa Aydın (Zeytinburnu Belediyesi Kültür Müdürü):
mustafa_aydn
“Kültür merkezi faaliyetleri dışında geziler ve yarışmalar düzenledik. Vakıflar, dernekler ve yazarlarla işbirliği içinde bazı çalışmaları gerçekleştirdik. Kitap okuma yarışması düzenliyoruz. Kitabı ve okumayı sevdirmeyi amaçlıyoruz. Merkez Efendi Hazretleri ve Mesir Macunu Haftası’nı her yıl gerçekleştiriyoruz. Özellikle Zeytinburnu’nun Ebedî Sâkinleri gibi programlarla yerel değerleri öne çıkarmaya çalışıyoruz.”
Nuri Sincanlı (Pendik Belediyesi Kültür Müdürü):
nuri_sincanl
“Vatandaşların sahip olduğu kültürel değerlere yönelik faaliyetleri önemsedik. Çok faaliyet yapmaya çalışıyoruz. Pendik’te faaliyet yapan derneklerle ortak çalışıyoruz. El sanatlarına önem veriyoruz. Yapılan faaliyetlerde artık internetin hızlı bir reklam ve denetim aracı olduğunu örnekleyerek sosyal medyaya ağırlık verdik. En büyük sorunumuz ise Kamu İhale Kanunu. Bir çok çalışmanın rahat yürümemesinde bu kanunun tesiri çok. Dolayısıyla kanunla düzenlemeler ve ıslahat yapılmalıdır.”
KAMU İHALE KANUNU
Toplantıda neredeyse her konuşmacı, Kamu İhale Kanunu’ndan bahsetti ve meydana getirdiğini sıkıntılara temas etti. Bu ortak bir rahatsızlıktı. Genel olarak kamu ihale kanunun kırtasiyeciliği artırması, denetim korkusuyla kültürel faaliyetlerin çok sık dokunarak yapılması, bunun neticesinde firmaların yetersiz kalitede faaliyetler düzenleyebilmesi problemleri dile getirildi. Bu kanunun faaliyetleri düzenleyen kurumların elini kolunu bağladığı niteliği gereği ihaleye uygun olmayan etkinliklerin yapılmasını çoğu zaman yavaşlattığı bazen engellediği ileri sürüldü.
BİR HÜLYA: YERELLİK
Konuşmacıların fikir birliği içinde savundukları yerellik belli ki gündemlerinin ve misyonlarının ana maddelerindendi. İlk olarak Hüseyin Öztürk’ün büyük belediyesinin faaliyetlerini sıralarken diğer ilçelerin de faaliyetlerini yerel bazda gerçekleştirmeleri gerektiğini söyledi. Ardından sözü alan Recai Çalışkan da mahalli unsur olarak düzenledikleri ve markalaşmış bulunan “Üsküdar Belediyesi Kâtibim Şenlikleri”ni örnek olarak gösterdi. Sultanbeyli Belediyesi Kültür Genel Müdürü Mehmet Mazak bu konuya çok önem verdiklerini bunun için ilk olarak Aydos Kalesi etkinliklerini markalaştırma ve ilçenin adının bu yolla anılmasını sağlama amaçlarının bulunduğunu kaydetti. Pendik Belediyesi Kültür Genel Müdürü Nuri Sincanlı farklı bir bakış açısıyla yaşayan halkın getirdikleri kültür değerlerini ortaya çıkarmak ve sahiplenilmesi amacıyla buna yönelik sergiler, kurslar ve etkinlikler gerçekleştirdiklerini söyledi. Zeytinburnu Belediyesi Kültür Genel Müdürü Mustafa Aydın da bu çerçevede Mehmet Nuri Yardım işbirliği içinde gerçekleştirdikleri “Zeytinburnu’nun Ebedi Sakinleri” söyleşilerini örnek gösterdi. Konuşmada yerelliğe önem verilirken belediye faaliyetleri kapsamında yapılanların tekdüzeliğinden yakınıldı. Aynı kişilerle, aynı tarz programlarla yapılan faaliyetlerin ilçelerin birbirinden ayrılan zenginliklerini ortaya çıkarmada bir engel olduğu belirtildi.
DİNLEYİCİLER DE KONUŞTU
Dinleyiciler arasında bulunan Kültür A.Ş. eski Genel Müdürü Nevzat Bayhan da bu konuda evrenselleşmenin ve markalaşmanın yerel değerleri ortaya çıkarmakla mümkün olabileceğini söyledi. Bayhan, bunun için ilçelerin kendi yaşayan değerleri ve zenginlikleriyle bütünleşmesi gerektiğini kaydetti. Vatandaşlar ile belediyeler arasında işbirliği olması gerektiğini vurgulayan Bayhan, iyi nesillerin yetiştirilebilmesi bakımından yaşayan değerlerin hatırlanması ve tanıtılması gerektiğini sözlerine ekledi. Bayhan bu şekilde kültür sanat faaliyetlerinin kalitesinin de artacağını söyledi.
Bu konular dışında ayrıca programların nasıl yapıldığı, belediye üniversite ilişkileri, millete mal olmuş değerlerin belediyelerce nasıl tanıtıldığı ve tanıştırılabileceği, basının etkinliklere ilgisi, hangi alanlarda daha çok faaliyetlerde bulunulduğu ve belediye bünyesindeki sinemaların işleyişi konuları konukların soruları çerçevelerinde tartışıldı.
Programın sonunda Mehmet Cemal Çiftçigüzeli, Recep Arslan, İsmail Yeşilbağ, Sürur Öztürk, Mehmet Nuri Yardım ve Yusuf Dursun da yönelttikleri sorular ve yaptıkları açıklamalarla programa katkı sağladılar. Yaklaşık üç saat boyunca büyük bir coşku ve heyecanla devam eden toplantıya katılanlar arasında Şerif Aydemir, Bestami Yazgan, Abdurrahman Şen, Hasan Zübeyir, Fatih Ersem Yargıcı, Nidayi Sevim, Cafer Vayni, Sadettin Kaplan, İbrahim Özgün, Ali Hakkoymaz da vardı.
belediye-1
Hülya Saygı’nın başarıyla yönettiği program, konuşmacılara ve dinleyicilere verilen kitap armağanları ile hâtıra fotoğraflarının çekilmesiyle son buldu.

Kursiyerlerden “Köşe yazısı”…

Kas30
2011
Yorum Gönder Yazar: ESKADER

Elif Çelik (Sanatalemi.net)

Birlik Vakfı’nda Pazar günleri düzenlenen “Yazı ve Editörlük Kursu”na katılanlar, köşe yazısı yazdılar. Daha önce haber, hikâye, deneme yazan ve birer röportaj yapan öğrenciler, bu defa birer köşe yazısı da kaleme aldılar. Öğrenciler yazılarında farklı konulardaki duygu ve düşüncelerini gazetelerde yayımlanabilecek birer köşe yazısı formatında yazdılar. Ders salonunda değerlendirilen köşe yazılarının genelde başarılı olduğu görüldü. Kursta bu hafta “portre” yazıları ele alınacak ve devam eden öğrencilerin kaleme aldıkları portre yazıları okunup değerlendirilecek.

Mehmet Nuri Yardım’ın yönetiminde devam eden “Yazı ve Editörlük Kursu”nda önümüzdeki haftalarda “Makale”, “Roman”, “Araştırma”, “İnceleme”, “Şiir” ve “Tiyatro” türleri ayrı ayrı ele alınacak. Edebî metinlerin tahlil edildiği kurs sırasında “kitap ve dergi editörlüğü” konusu da geniş biçimde işlenecek. Öğrencilerin yazı çalışmaları derste değerlendirilirken başarılı bulunanlar, dergi ve sitelerde yayımlanıyor. “Yazı ve Editörlük Kursu”na devam edenlere 31 Ocak 2012 tarihinde belge verilecek. Pazar günleri 13.00-15.00 saatleri arasında gerçekleşen kurs, Çemberlitaş’ta Atikali Paşa Camii karşısında, Yeniçeriler Caddesi, No: 13 adresinde devam ediyor. Kursla ilgili olarak ayrıntılı bilgiyi, 0 (212) 511 23 23 veya 5112324 numaralı telefonları arayarak öğrenmek mümkün.

Gürbüz Azak, İbrahim Çallı’yı anlatacak…

Kas30
2011
Yorum Gönder Yazar: ESKADER

Zeytinburnu Belediyesi tarafından düzenlenen “Zeytinburnu’nun Ebedî Sâkinleri” başlıklı seri toplantılar devam ediyor. Zeytinburnu ilçesindeki mezarlık, hazire ve türbelerde yatan tanınmış şahsiyetlerin ele alındığı toplantılarda bu hafta Türk resminin usta ismi İbrahim Çallı’yı ressam ve yazar Gürbüz Azak anlatacak. Toplantı, 2 Aralık Cuma günü Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezi’nde saat 19.00’da başlayacak.

İbrahim Çallı (1881-1960) Türk resim sanatının usta ve öncü isimlerindendir. Denizli Çal’da doğdu. İlk resim derslerini, askeri okula girmek için geldiği İstanbul’da, bir resim öğretmeninden aldı. Daha sonra Kapalıçarşı’da çalışan ressam Ruben Efendi’den resim öğrendi. 1906 yılında Şeker Ahmet Paşa’nın oğlu İzzettin Bey aracılığıyla Sanayi-i Nefise Mektebi’ne girdi. Altı yıllık okulu üç yılda bitirdi. 1910 yılında Maarif Nezareti’nin açtığı ‘Avrupa’ya tahsile gönderilecek öğrenciler’ yarışmasında birinci oldu. Mekân portre çalışmaları gerçekleştiren ressam İbrahim Çallı, dönemin diğer sanatçıları gibi toplum meselelerini ele aldı. 1947 yılında emekli oluncaya kadar İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde adına açılan atölyede resim öğretti. Şeref Akdik, Refik Epikman, Elif Naci, Ali Çelebi, Zeki Kocamemi, Mahmut Cuda, Muhittin Sebati gibi birçok ünlü ressam yetiştirdi. 1950 yılında kurulan Ressamlar Derneği’ne önderlik etti.

Belediyelerde Kültür Sanat Konuşulacak.

Kas28
2011
Yorum Gönder Yazar: ESKADER

 Yiğit Özdemir (Sanatalemi.net)

İstanbul’da başta Büyükşehir Belediyesi olmak üzerek ilçelerin gerçekleştirdiği kültür sanat faaliyetleri, Cağaloğlu’nda düzenlenen bir panelde  konuşulacak. Bâbıâli Sohbetleri çerçevesindeki toplantı Timaş Kitap Kahve’de, 1 Aralık Perşembe günü saat 18.00’de başlayacak. Alayköşkü Caddesi, No. 5 adresindeki programı, sosyolog ve ESKADER yöneticilerinden Hülya Saygı yönetecek.
Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER) tarafından hazırlanan toplantıya, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sosyal ve Kültürel İşler Daire Başkanlığı Kültür Müdürü Hüseyin Öztürk, Fatih Belediyesi Kültür Müdürü Fuat İnci, Zeytinburnu Belediyesi Kültür Müdürü Mustafa Aydın, Üsküdar Belediyesi Kültür Müdürü Recai Çalışkan, Ümraniye Belediyesi Kültür Müdürü Tuba Kartal, Güngören Belediyesi Kültür Müdürü Mustafa Doğru,Sultanbeyli Belediyesi Kültür Müdürü Mehmet Mazak, Güngören Belediyesi’nden Süheyla Sülez, Bağcılar Belediyesi’nden Bünyamin Gün ile Esenler Belediyesi Kültür Müdürlüğü’nden bir yetkili konuşmacı olarak katılacak.

KÜLTÜR SANAT ÇALIŞMALARI KONUŞULACAK
ESKADER’in düzenlediği toplantıya katılan belediyelerin kültür müdürleri, bugüne kadar yaptıkları çalışmaları özetleyecek, önümüzdeki dönem içinde gerçekleştirecekleri faaliyetlerden de bahsedecekler. Kültür müdürleri ve yetkilileri, toplantıya katılan dinleyicilerin sorularına da cevap verecekler. Konuyla ilgili olarak ayrıntılı bilgi almak isteyenlerin 0 212 5112323 – 5112324 numaralı telefonları aramaları veya www.sanatalemi.net sitesini ziyaret etmeleri gerekiyor.

Şerif Aydemir’i ziyaret…

Kas28
2011
Yorum Gönder Yazar: ESKADER

Hülya Saygı (Sanatalemi.net)

Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER)’nin Müdürü Şerif Aydemir’i dernek yöneticileri Yedikule’deki evinde ziyaret etti. ESKADER’de göreve başlaması ve geçirdiği ameliyat dolayısıyla gerçekleşen kutlama ziyaretinde, kültür sanat faaliyetleri ve dernek bünyesinde önümüzdeki dönemde yapılması plânlanan faaliyetler konuşuldu. Yaklaşık üç saat süren ziyaret esnasında bugüne kadar yapılan çalışmalar üzerinde duruldu. Bundan sonraki etkinlikler hakkında önemli istişarelerde bulunuldu. Buluşmada sıcak sohbetler ve ikramlar eşliğinde şiir, sinema ve diğer kültür sanat konuları üzerinde etraflıca duruldu. Ziyarette bulunan ESKADER yöneticileri ve mensupları Erol Mermer, Mustafa Nadir Önay, Yusuf Dursun, Ahmet Yüter, Atilla Şahiner, İsmetullah Güler, Ahmet Habib, Halil Gökkaya, Ali Hakkoymaz, Hülya Saygı ve Mehmet Nuri Yardım, daha sonra Şerif Aydemir’le ve Aydemir Ailesiyle vedalaşıp ayrıldılar.

« Önceki Yazılar Newer Entries »

Kategoriler

  • Genel

Son Yazılar

  • 2011 ESKADER ödülleri açıklandı…
  • ESKADER Basın Bülteni
  • Yazar,Gazeteci,Fikir Adamı Ziya Şakir anıldı.
  • Ziya Şakir anılıyor…
  • Sanat Tarihçisi,duayen Oktay Aslanapa’ya Saygı Günü.

Takvim

Mayıs 2012
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Ara    
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

Üye İşlemleri

  • Kayıt Ol
  • Giriş
  • Yazılar RSS
  • Yorumlar RSS
  • WordPress.org

EvoLve theme by Blogatize  •  Powered by WordPress ESKADER - Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği