
Eşref Edib rüzgârı Zeytinburnu’nda da esti
Elif Çelik (Sanatalemi.net)
Gazeteci yazar, fikir ve dâvâ adamı Eşref Edib Fergan hakkında Bâbıâli’de esen rüzgâr, dün Zeytinburnu’nda da devam etti. Zeytinburnu Belediyesi tarafından düzenlenen “Vefatının 40. Yılında Eşref Edib Fergan” toplantısına geniş bir katılım oldu. Fergan hakkında 15 Aralık Perşembe günü ESKADER tarafından Cağaloğlu’nda büyük bir program düzenlenmiş ve onlarca yazarın ve yüzden fazla dinleyicinin katılımıyla Eşref Edib anılmıştı.
Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleşen ve İsmail Coşkun’un idare ettiği toplantıda, Eşref Edib’in arkadaşı Mehmet Fırıncı ve Fergan’ın bütün eserlerini yayıma hazırlayan Fahrettin Gün konuştular.
İsmail Coşkun toplantıyı açarken yaptığı konuşmada Eşref Edib’in bir fikir ve aksiyon adamı olduğunu belirterek, “O, Türkiye’nin problemli zamanlarında yaşamış, memleket meseleri için çözümler üretmiş bir aydındır.” dedi. Daha sonra dinleyicilere hitap eden Fahrettin Gün, 1995’te Eşref Edib’in çıkardığı Sebilürreşad hakkında tez hazırladığını belirterek torununun kendisine, “Biz maddi mirasına sahip çıktık, siz de manevi mirasına sahip çıkınız.” şeklinde bir temennide bulunduğunu söyledi. Gün, Eşref Edib’in Kara Kitap ve Pembe Kitap gibi eserlerinin yakında Beyan Yayınları arasında çıkacağını müjdeledikten sonra, “Yazarımızın biyografisini hazırlıyorum, inşallah önümüzdeki yıl içinde o da yayımlanır.” dedi.
ÇOK ŞEFKATLİ BİR İNSANDI
Daha sonra konuşan Bediüzzaman Said Nursi’nin talebelerinden ve Eşref Edib’in dostlarından olan Mehmet Fırıncı, Fergan’la 1952’de tanıştığını ifade ettikten sonra, “Çok şefkatli bir insandı. Muhsin Alev vasıtasıyla tanıştım kendisiyle. Gayreti, himmeti büyüktü.” dedi. Fırıncı, daha sonra dönemli ilgili bilgiler verdi ve şunları söyledi:
“O zamanlar pozitivist bir anlayış vardı. Bazı çevreler, ‘Din terakkiye manidir’ diyordu. Bunların karşısında da Mehmed Âkif, Bediüzzaman ve Eşref Edib gibi münevverler ise dine lâkayt kalındığı için gerilediğimizi savunuyordu. Bu iki fikir cereyanı arasında ciddi bir mücadele vardı.”
Eşref Edib’le Fuat Şemsi Beyin Emirgan’daki evinde toplantılara katıldığını söyleyen Mehmet Fırıncı, o toplantılara Hamit Çağıl, Murat Bey gibi şahsiyetlerin iştirak ettiğini kaydetti.

KERAMET GÖSTERMEK
Mehmet Fırıncı Eşref Edib’le ilgili hâtıralarını anlatırken şöyle dedi:
“Eşref Edib’le bir gün Emirgan’daki toplantıya giderken yolda bana ‘Yahu Bediüzzaman’la çok görüştüm. Ama ben hiç kerametini görmedim’ deyince ben de şu cevabı verdim. ‘Efendim, sizler âlim, münevver insanlarsınız. Size kerametini göstermemiştir. Bakın benim gibi ümmi olan, fırıncılık yapmış sade bir vatandaşı sizinle aynı meclislerde bir araya getirdi. Bundan âlâ keramet mi olur?’ deyince merhum Eşref Edib epey güldü.”
Programın sonlarına doğru yine söz alan Fahrettin Gün, 1908’de ilk sayısı çıkan Sırat-ı Müstakim’in büyük bir ilgi gördüğünü, İslâm âleminde de takdir edildiğini söyledi. Gün, “O zaman Sırat-ı Müstakim’i eşref Edib Ebu’l Ula Mardin ile birlikte çıkardılar, sonra araları açıldı. Eşref Edib bıraktı.” dedikten sonra sözlerini şöyle tamamladı:
“Eşref Edib hep çalışmış, yazı yazmış, eser vermiş bir insandır. Milli Mücadele yıllarında da boş durmamış, daha sonra da kenara çekilmemiştir. Sebilürreşad gazetesinin yayınlamasına izin verilmeyince bu defa kitap neşriyatına başlar. 1940’lardaki çoğu tercüme olan İslâm Ansiklopedisi’ndeki hataları görünce Küçük Türk İslâm Ansiklopedisi’ni neşreder.”




















