YAZAR ÖZDEMİR ÖZSOY ANLATIYOR

Özdemir Özsoy’dan Düne ve Bugüne Hâtıralar

ESKADER,  Bâbıâli Sohbetleri’nin 150’ncisi bu hafta gerçekleştirildi. Yazar Özdemir Özsoy, edebiyat tutkunu, vefalı dinleyicilerine “Gönül Dostları’ndan Unutulmaz Hâtıralar”ı anlattı. Toplantı, Timaş Kitapkahve’de Mehmet Nuri Yardım’ın koordinatörlüğünde başladı. Bu haftaki toplantıda yazar Özdemir Özsoy, Necip Fazıl’dan Osman Yüksel Serdengeçti’ye, Ahmet Kabaklı’dan Dilâver Cebeci’ye kadar yakından tanıdığı pek çok şair, yazar, gazeteci ve fikir adamı hakkındaki duygu ve düşüncelerini dinleyicilerine samimi, mütevazı bir üslupla aktardı, herkesin haklı takdirini kazandı. Mehmet Nuri Yardım, yazarın hayatından ve eserlerinden kesitler paylaştı, sonrasında da sözü Özdemir Özsoy’a havale etti.

5 BİN YAŞINDA BİR ADAM DİLÂVER CEBECİ

Bursa’da doğup büyüyen Özdemir Özsoy, yaşadığı şehrin tarihi kimliğinden oldukça etkilendiğini belirterek konuşmasına başladı. Bilgi birikimde yaşadığı şehrin tarihi, kültürel zenginliği ve karşılaştığı şahsiyetlerin payının büyük ve çok önemli olduğunu söyledi. Özdemir Özsoy, İstanbul’da tanıdığı şahsiyetler arasında şair ve yazar Dilâver Cebeci’den özellikle bahsetti. Özsoy, hayatında Dilâver Cebeci’nin büyük yeri olduğunu ve köklü bir dostluklarının olduğunu hatırlattı. Özdemir Özsoy konuşmasına şöyle devam etti:

         “Dilâver Cebeci’yle can ciğer dostluğumuz oldu. Bu değerli şair arkadaşımla tanışınca şiir yazmaktan vazgeçtim. O seviyede ve o ruhta yazamam diye düşündüm.”

Bursa’da Karagöz Mezarlığı’nın varlığını dinleyicilerle paylaşan yazar, mezarlığın kitabesinin ortadan yok olduğunu üzülerek belirtti. Kitâbede yazılı olduğunu söylediği sözler bütün dinleyicilerin dikkatini çekerken, “Hangi gölgeye sığınırsanız sığının, cihana gaflet uykusu sirayet etmiş.” sözünü nakletti. Yazar Özsoy, kaybolan kitabeyi bulabilmek için heyecanlı bir araştırmacı edasıyla arayışını ısrarla sürdürdüğünü dinleyicilerle paylaştı. Özdemir Özsoy “Benim nazarımda Dilâver Cebeci, Türkiye’nin en iyi şairdir. Onda gördüğüm vasıfları diğer şairlerde göremedim.” Dedikten sonra onun meşhur “Türkiye’m” şiirinden bazı mısralar okudu:

‘Düğünüm, derneğim, halayım, barım,

Toprağım, ekmeğim, namusum, arım,

Kilimlerde çizgi çizgi efkârım,

Heybelerin nakışına ölürüm.’

“Dilâver Cebeci’nin şiirlerinin olgunluğundan âdeta dallar yere değiyordu. Dürüst bir dava adamı, yiğit ve yürekli adamdı Dilâver Cebeci.” Diyen Özsoy, şairin şiirleri gibi zarif ve levendâne olduğunu ve hasretinin ömrü boyunca bitmediğini, insanı ve ülkesini “düzlüğüne, yokuşuna ölürüm” dedirtecek kadar çok sevdiğini belirtti. “İrfan ve tasavvuf sahibi olan Cebeci eski ve yeni yazıyı bilirdi.” diyen Özsoy’un aktardığı şu sözler dinleyicileri şairin derinliği hakkında fikir verdi:

“Yunus’un işaret ettiği insanlardandı. Bir ayet okunduğunda ayeti kalbinde yaşar, ayetin tefsirine ihtiyaç duymazdı. Yaşını ve memleketini hiç sormadım çünkü bu âlemdeki yerini ve görevini bilen bir insandı. Yazarlar Birliği’nde kendisine kaç yaşında olduğu sorulunca verdiği cevap oldukça düşündüren cinstendir: ‘5000 yaşındayım, Türklerle birlikte doğdum, Türklük nerde ben oradayım.’ demiştir. Hukuk sahibi, bildiklerini gayet iyi aktaran bir insandı.”

YAĞMUR GÖKÇE: GERÇEK DÜŞMANLIĞI

Tarihe, edebiyata mal olmuş müstesna şahsiyetlerden hâtıralarını paylaşan Özdemir Özsoy Necip Fazıl, Cahit Külebi, Orhan Veli ve Attilâ İlhan’ı da yakından tanıdığını belirtti. Şiirlerinden mısralar paylaşan Mehmet Nuri Yardım’ın “Şiir yazmayı bırakmamalıydınız hocam, mutlaka sizden bir şiir kitabı bekliyoruz” temennisi dinleyicilerden de büyük destek buldu. Yardım, Özsoy’un şu şiirini okudu:

         Derelerde sular taşıp çağlarken

         Arafat’ta çadırları bağlarken

         Yeşil kubbe karşısında ağlarken

         Ezan gibi konuşurdu gözlerin

 

         Bazı ısıtırdı gün doğar gibi

         Bazı üşütürdü kar yağar gibi

         Bazen de yaz gibi, ilkbahar gibi

         Hazan gibi konuşurdu gözlerin

         Yardım, daha sonra Özdemir Özsoy’un, kendi eşini tanıdığında yazdığı şiirden birkaç mısra paylaştı: “Sana sormayı unuttum /  O iri yağmur damlalarında / Ne işin vardı.”

Tanık olduğu dönemin zorluklarını dinleyicilerle paylaşan yazar özellikle gençlere tarihi öğrenmenin, tarihi olayları analiz etmenin öneminden söz etti. Mehmet Nuri Yardım yazarın, haftalık Devlet gazetesinde 23 Kasım 1970 tarihinde yayınlanan “Gerçek Düşmanlığı” başlıklı yazısında Özdemir Özsoy, “Fikir Meydanı” başlıklı yazısını ise Yağmur Gökçe adıyla kaleme aldığının açıkladı. O yazının ilk satırlarını dinleyicilerle paylaşan Yardım, “Babıâli Sohbetleri’nin önemini bir kere daha idrak ettik. Tanıyamadığımız değerleri burada dinliyor ve kendilerinden istifade ediyoruz.” dedi ve sözkonusu yazıdan kısa bir bölüm okudu:

“Gerçeklerden kaçmak, asırlar boyunca kimseye ve hiçbir cemiyete fayda sağlamadığı gibi korktuğumuzun başımıza gelmesini de önleyememiştir. Öyleyse bu kaçış bir gafletten ibarettir. Ülküsüz, inançsız insanların zavallılığı her cephesi ile böyle hallerde kendini gösterir. İnanmadığını, inanmaya ihtiyacı olmadığını söylemekle bir insan, farkında olmadan içinde bulunduğu bozgunu, kaçışı itiraf etmektedir. Kuvvetli görünmek gayreti, zaafın en açık belirtisidir.”

Üstün İnanç başta olmak üzere bir çok değerli dinleyicinin dikkatle takip ettiği sohbet toplantısı Ahmet Yüter Hoca’nın duası ve çekilen hâtıra fotoğrafları ile son buldu. Toplantının sonunda yazarın Hüzünlü Şarkılar isimli kitabı bütün dinleyicilere armağan edildi.

eskader150cmyk IMG_2068 IMG_2069 IMG_2070 IMG_2071 IMG_2072 IMG_2074 IMG_2077 IMG_2078 IMG_2080 IMG_2081 IMG_2083

Yorum yazabilmek için lütfen Oturum Açın