RÖPORTAJDAN BİYOGRAFİYE PORTRELER MEHMET GÜNDEM

Başarısızlık İnsanın En Gerçek Hikâyesi

Bâbıâli Sohbetleri’nin konuğu olan gazeteci yazar Mehmet Gündem’in “Röportajdan Biyografiye Portreler” başlıklı konuşması, bir beyin fırtınasına dönüştü. Dinleyiciler de program boyunca sorularıyla katkıda bulundular.

ESKADER’in düzenlediği Bâbıâli Sohbetleri’nde konuşan gazeteci yazar Mehmet Gündem, “Artık varmak istediğim yer, insanı kendi duygu dünyası ve yaşanmışlığı içerisinde yakalamak.” dedi.

         Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER)’nin Timaş Kitapkahve’de her perşembe gerçekleşen Bâbıâli Sohbetleri’nde bu haftanın konuğu gazeteci yazar Mehmet Gündem oldu. Dinleyenlerin sık sık konuşmaya iştirak ederek sorular sorduğu, samimi ve ufuk açıcı bir sohbet atmosferi yaşandı. Mehmet Gündem’in “Röportajdan Biyografiye Portreler” başlıklı, düşünce soruşturmasına sevk ederek insanı ve hayatı tahlil ettiği, söyleşilerden kazandığı tecrübeleri ile yazma sorumluluğu ve yazarlığın mahiyetini açık yüreklilikle ve bütün detaylarıyla anlattığı programı Elif Sönmezışık yönetti.

ÖRNEK BİR GAZETECİ VE RÖPORTAJ YAZARI

Toplantının açılış konuşmasını yapan ESKADER Başkanı Mehmet Nuri Yardım, 4 Mart gününün ESKADER’in kuruluş yıldönümü olduğunu hatırlattı. İlim ve edebiyat dünyamızın seçkin yazarlarını anmak münasebeti ile bir mevlit gerçekleştirdiklerini dile getiren Yardım, geleneksel hale getirerek her yıl tekrarlayacaklarını dile getirdi. Konuşmasını Mehmet Gündem’in bir röportaj yazarı ve gazeteci olarak örnek bir isim olduğunu söyleyerek devam eden Mehmet Nuri Yardım, her meslekte olduğu gibi gazeteciler arasında da işine lâyık olamayan kötü vasıflı kişilerin bulunduğuna dikkat çekti. Yaklaşık üç yıldır devam ettirdiği Yazı ve Editörlük kursunda Gündem’in eserlerini tavsiye ettiğini belirten Yardım, “Mehmet Gündem biyografide, röportajda ve portrede çok değerli bir isim. Eserlerini okumak, bu dallarda verimli olmak isteyen gençlere önemli ipuçları kazandıracak ve faydalı olacaktır.” dedi.

Açılış konuşmasının ardından sözü alan Elif Sönmezışık, Mehmet Gündem’in önce Tercüman, Zaman, Milliyet ve Yeni Şafak gibi Türkiye’nin önde gelen gazetelerinde yayımlanan haftalık söyleşilerle dikkatleri çektiğini ve köşe yazarlığının ardından “insanı anlama” yolculuğuna TRT-Haber ekranlarında hazırlayıp sunduğu Gündem’e Özel adlı televizyon programındaki portre söyleşilerle devam ettiğini anlatarak, Gündem’in aynı zamanda bir sosyal bilimci olduğunu hatırlattı. Son dönemlerde yayımlanan Lüzumlu Adam ve Lüzumsuz Adam (İshak Alaton) biyografi çalışması ile Gündem’in yazarlık sürecini farklı bir alana taşıdığını dile getiren Sönmezışık, insanı merak etmeye ve anlamaya zorlayan nedenlere dair sorusu ile sözü Mehmet Gündem’e bıraktı:

         “GAZETECİLİK BİR YAŞAMA BİÇİMİ DEĞİLDİR”

Gündem konuşmasına son yıllarda tespit ettiği bir gazetecilik hastalığı bulunduğuna dikkat çekerek başlarken kendi hayatından örnekler vererek bu tespitin sebeplerini sıraladı. Durmaksızın 18 yıl boyunca insanlara sorular sorduğunu ve cevaplar aradığını anlatan Gündem, geriye dönüp baktığında gazete için yapılan hiçbir çalışmanın kalıcı olmadığını ve hiçbir problemini çözmediğini dile getirdi. Gazetecilik hastalığının da bu üretim safhasında herkes tarafından bilinme ve kabul gördüğünü düşünme sorunu olduğunu söyleyen Mehmet Gündem, aslında bunun böyle olmadığını fark etmekle hayata bakışının değiştiğini ifade ederek konuşmasını sürdürdü:

“Bunu fark etmek benim için büyük bir hayal kırıklığıydı. İnsan kendini kandırmaya çok yatkın. Gazetecilerin bir kısmı kendi kazançları ile elde edemeyecekleri üst düzey bir hayat yaşarlar. Önemli kişilerle önemli yerlerde bulunurlar sık sık. Bu durum gazeteciliğin bir yaşam biçimi değil, bir meslek olduğunu unutturur. Bunu bir hak olarak görmeye başlarlar. Böyle olunca hayata olan tesiri azalır. Soruları hep başkasına sormak, insanlara yukarıdan bakarak konuşmak, her şeyi bildiğini düşünmek, öğrenme ihtiyacı duymamak başgösterir. 18 yıl boyunca yaklaşık bin beş yüz kişiye soru sordum. Zamanla soruların dışa dönük ve aynı konulardan oluşmuş olduğunu fark ettim. Aynı insanla defalarca gidip aynı şeyleri konuşmak… Türkiye’de sorunların varlığından geçinen bir kitle var. Bunu anladığımda kaybolduğumu hissettim. Yaptığım işin insan olarak bana bir kalite getirip getirmediğini sorgulamaya başladım ve getirmediği sonucuna vardım. Muhatabıma sorduğum soruları aynı anda kendime sormaya başladım. Cevaplar ise çoğu zaman iç açıcı değil… Aslında hiçbir şey kendimizin dışında olmuyor, kendimizin de dâhil olduğu bir sistem içinde oluyor.”

                   ARTIK KALICI İNSAN YETİŞMİYOR

İnsanın alışkanlıklarını terk etmesinin dünyanın en zor işlerinden biri olduğunu anlatan Mehmet Gündem, yazma eyleminin bile bir alışkanlık olduğunu, ama buna fazladan değer atfettiğimizi, mesleğimizi hayat biçimimiz olarak benimsediğimizi belirtti. “Hiçbir meslek bir hayat biçimi olamaz.” diyen Gündem, olursa insanın kaybolacağını, birçok gazetecinin bu boşluk duygusunu yaşadığını ifade etti. İnsanın kendine fazladan yüklediği anlamlar yüzünden asıl varlığını ihmal ettiğini dile getiren Mehmet Gündem, röportajdan portreye derken, aslında dışarıdan içe yolculuğu anlatmak istediğini kaydetti.

“Bir başkasının hikâyesini okurken aslında kendi hikâyemizin de o an devam ettiğini bilerek, başkasının doğruları ve yanlışları üzerinden kendi hikâyemize yoğunlaşmamız gerekiyor. Bana sorarsanız Türkiye’de yanıldığımız nokta, sürekli kendimizi öne çıkarma sorunu. Bu yüzden bizim yaşadığımız dönemde çok kalıcı, başkalarını etkileyen insanlar yetişmiyor. Farkında mısınız, bir kuşak gidiyor ve yerine kimse gelmiyor. Bugünün değerleri bu dünyayı terk ettiğinde bizden sonraki nesil ne yapacak? Kimi örnek alıp kimden etkilenecekler? Biz kendimize insanı yakalayalım hedefi koymuyoruz. Ama tanınmak ve kendimizi lüzumlu sanmak çok önemli. Artık varmak istediğim yer, insanı kendi duygu dünyası ve yaşanmışlığı içerisinde yakalamak” diyen Gündem, insanın giderek kendinden uzaklaştığının farkına varması gerektiğini söyledi.

ÇOK OKUNMAK, İYİ YAZMAKTAN DAHA MI ÖNEMLİ?

Bir akademisyen, yazar ve gazeteci arasındaki büyük farklar olduğunu dile getiren Mehmet Gündem, gazetecinin kullanmak üzere bir şeyleri merak ettiğini, öğrenmekle ilgilenmediğini, bir akademisyenin ise daha çok anlama duygusuyla hareket ettiğini söyleyerek, şöhret duygusunun da gazeteciler ya da televizyoncularda samimiyeti azaltan bir ruh hali oluşturduğuna dikkat çekti. Bu durumu çok iyi yazan olmak yerine çok okunan olmanın önem kazanması şeklinde açıklayan Gündem, insanların bu tür değerlendirmelerle kendilerini bulabileceklerini ve farklı bakış açıları sayesinde kendilerinin de farkına varabileceklerini belirtti. Bu noktada iyi ve dolu hayatlarla karşılaşarak onlarda yolculuk yapmaya büyük ihtiyaç olduğunu, bilmek ile idrak etmek arasında büyük farklar bulunduğunu, birçok şeyi bilirken idrak edemediğimizi ifade etti.

“Yaşanmış hayatlar, yaşandığı gerçeklikte bize ulaşıyorsa bu bizim için bir fırsattır” diyen Mehmet Gündem, bir kitabın insanı bilmediği bir yere, bilmediği bir hayatın içine götürdüğünü, ne kadar insan varsa o kadar yaşanmışlık olduğunu dile getirerek “İnsan Muhteşem bir şey. Herkesin hayatı çok özel. İnsanı bilmek önemlidir. Bunu da bütün gerçekliği ile aktarmak gerekir. Bir hayat size başarılı aksettirilirse kendinizi o yaşanmışlık içinde bulabilirsiniz. Bu insanı zenginleştirir. Herkesin hayatını merak edebiliriz ama her hayattan bir kitap çıkmaz. Son otuz yıldır biyografi kitaplarının neredeyse tamamı başarı üzerinden gidiyor. Ben ise başarının çok da gerekli bir sebep olmadığı kanaatindeyim. Çünkü başkalarının başarıları üzerinden bir şey öğrenemeyiz. Şartlar hep değişkendir. Ama başarısızlıklar çok şey anlatır. İnsanı başarısızlığa götüren yollar birbirine çok yakındır. Başarısızlıkların ardından ayağa kaldıran duygu çok önemlidir. Bilmemiz gereken de budur. Zaten hikâye o duygunun içindedir.” dedi.

“HAYATTA OLANIN BİYOGRAFİSİNİ YAZMAK DAHA ANLAMLI”

         Sık karşımıza çıkan biyografilerin anlatım sorunlarına değinip örnekleyerek konuşmasına devam eden Mehmet Gündem insanın en zor konuştuğu konunun ölüm olduğunu, bir insanın ölümden bahsedebilmesinin onun derinliğinin bir göstergesi olabileceğinin altını çizdi. İnsanların hayatını zorlaştırmamak aksine kolaylaştırmak gibi bir endişe taşıdığını ve bu yüzden faydalı olabileceği her konuda genç nesille bağlantı kurarak tanıdığı hayatlardan edindiği izlenimleri aktarmak istediğini dile getirdi.

         Yaşayan birinin biyografisini yazmanın toplum bakımından işe yarar bir tarafı olması ve yazarın suiistimal etmeden gerçekçi bir üslupla bir hayatı kitaplaştırması gerektiğini belirterek önemli kişilerin hayattayken biyografisinin yazılmasının daha anlamlı olduğuna dikkat çeken Mehmet Gündem, merak edilenlere cevap bulmanın ve yazılmaması gereken hususların tespitinin de mümkün olduğunu dile getirdi. “Ne zaman bir insana duyarlı olmaya başlarsak o zaman varlığımız bir işe yarayacak demektir.” diyen Mehmet Gündem, bütün detayları ile kendi hayatına bakışındaki değişimleri ve bu değişimlerle birlikte hayatında araladığı yeni kapıları, insanın insana olan ihtiyacının ne denli önemli olduğunu anlattı. Hayatında etkilenmek istediği isimler arasında Bediüzzaman Said Nursî ve Sezai Karakoç bulunduğunu belirten Gündem, Fethullah Gülen’le 11 Gün adlı kitabının yazım sürecindeki söyleşileri esnasında Gülen ile yaşadığı hâtıralardan birkaçını dinleyenlerle paylaştı.

         Program sonunda, Kur’an tilâvetinin ardından Ahmet Yüter, Mehmet Gündem için kaleme aldığı manzum duayı okudu ve dinleyenler Gündem ile hâtıra fotoğrafları çektirdiler.

1 1-mgundem 2 2-mgundem 3 4 4-mgundem 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 141 mehmet gundem afiss DSCF0109 DSCF0110 DSCF0111 DSCF0113 DSCF0116 DSCF0117 DSCF0118 DSCF0120 DSCF0123 DSCF0124 DSCF0128 DSCF0130 DSCF0134 DSCF0135 DSCF0136 DSCF0152 DSCF0163

Yorum yazabilmek için lütfen Oturum Açın