KÖKLERİMİZE DÖNMELİYİZ

_DSC0024

 Sinema yazarı İhsan Kabil, “Bir çok yönetmenimiz maalesef sinemaya bir Batılı, bir oryantalist gibi bakıyor. Sinemada başarılı olabilmek için kendi köklerimize, geleneklerimize ve kültürümüze dönmeliyiz.” dedi.

            Sinema yazarı ve teorisyeni İhsan Kabil, “Türk Sineması’nda Yeni Arayışlar”ı anlatırken 100. yaşına yaklaşan Yeşilçam sinemasının kilometre taşları olan yönetmenleri ve filmleri anlattı.

Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER)’nin düzenlediği “Bâbıâli Sohbetleri”nin 173’ncü toplantısının konuşmacısı İhsan Kabil’di. Programın başında kısa bir konuşma yapan ESKADER Başkanı Mehmet Nuri Yardım, İhsan Kabil’in hem Türk sinemasını hem de dünya sinemasını çok iyi bildiğini, bu konuda önemli yazılara ve eserlere imza attığını söyledi. Yardım, “İhsan Kabil, gerek sinema festivallerindeki aktif rolü, gerek sempozyumlarda sunduğu tebliğlerle bu sanatın daha seviyeli bir hâle gelmesi için büyük çaba harcamaktadır.” ifadesini kullandı.

Toplantının takdimini yapan senarist – yönetmen Erol Mermer de İhsan Kabil’in başta İstanbul’da olmak üzere Anadolu’da ve yurtdışında sinemaya çok değerli katkılar sunduğunu belirterek, “Ancak İhsan Bey çok mütevazı ve mahviyetkâr bir insan olduğu için geniş kesimler, hatta sinemayla ilgilenenler bile kendisini pek tanımaz. Ama o, gerçekten de bu alanda çok büyük emeklerin sahibidir, sinemamıza hizmetleri büyüktür.” dedi.

Konuşmasına dinleyicileri selâmlayarak başlayan İhsan Kabil, 2014 yılında, yüzyılını tamamlayacak olan sinemamızın önemli aşamalardan geçtiğini söyledi. 1914’te yapılan ilk filmden itibaren Türk sinemasının önemli kilometre taşlarına vurgu yapan Kabil, Cumhuriyet’ten hemen sonra Muhsin Ertuğrul ile sinema çalışmalarının sürdüğünü söyledi. Ertuğrul’un 1931’de çektiği “Söz Bir Allah Bir” filminin bir çıkış olduğuna temas eden Kabil, Muhsin Bey’in ilk “sanatkâr kanunu”nun çıkarılmasında emeği geçtiğini de ifade etti.

İLK FİLMLER ÇOK ACEMİ

Türkiye’deki ilk sinema ürünlerinin teknik ve muhteva bakımından çok zayıf olduğunu hatırlatan İhsan Kabil, “Meselâ 1930’lu yıllardaki “Kahveci Güzeli” filmi, acemice çekilmiş sahnelerle doludur.” diye devam etti. Ömer Lütfü Akat ve Halit Refiğ’in sinemada yeni açılımlar yapmak istediklerine dikkat çeken İhsan Kabil, “Ne yazık ki, bunu başaramıyorlar. 60’lı yıllardan sonra bazı yönetmenler, bize özgü filmleri denemek istiyorlar. Arayışlar dönemi başlıyor. Memduh Ün, Metin Erksan, Atıf Yılmaz, Lütfü Akat, Halit Refiğ, Osman Seden gibi yönetmenlerin çabalarını görüyoruz. Ama bize özgü bir sinema dili kuramıyorlar.” dedi.

BAŞARILI FİLMLER KARAMSAR

“Yılanların Öcü”, “Susuz Yaz” gibi filmlerin toplumsal mesaj verdiklerini kaydeden İhsan Kabil, konuşmasına şöyle devam etti: “Ama nedense bu filmlerin hepsi çok karamsar, çok kötümser. Bir çıkış, bir çözüm sunmuyor, bir ümit vermiyorlar. Üstelik çelişkiler çok. Çatışma unsurları çok fazla. Elbette bir filmde çatışma olabilir. Ama gereksiz yere fazla abartılmamalı. Bizim geleneğimizde çatışma olsa da aşkınlık ağır basar, metafizik bakış galip gelir. Bu bizim insanımızın, inancının gereğidir.”

1970’li yıllardan sonra Halit Refiğ’in “Ulusal Sinema”, Yücel Çakmaklı’nın “Milli Sinema” ve sol kesimin “Devrimci Sinema” gibi arayışlarının sürdüğüne işaret eden İhsan Kabil, 80’li yıllarda Erden Kral, Ali Özgentürk, Ömer Kavur, Zeki Ökten, Reha Erdem gibi yönetmenlerin filmleriyle öne çıktığını hatırlattı. İhsan Kabil konuşmasının ilerleyen bölümlerinde şunları söyledi:

 “Yücel Çakmaklı çizgisini popüler hâle getiriyor. Mesut Uçakan tezli sinema üzerinde duruyor. ‘Kelebekler Sonsuza Uçar’ önemli bir film. Salih Diriklik iyi bir yönetmen ama devam etmiyor. Salih Gökmen adıyla sinema kitabı yazdı. İsmail Güneş ‘Çizme’ filmiyle bir çıkış yaptı. Yönetmenlerimiz arasında başarılı filmlere imza atanlar var ama genel olarak köklere bağlılık bakımından sıkıntı var. Rahmetli Ahmet Uluçay sinemada bir yerli ve başarılı çıkıştı. ‘Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak’ çok güzel bir film. Semih Kaplanoğlu’nun ‘Süt’, ‘Yumurta’, ‘Bal’ üçlemesi önemlidir. Derviş Zaim’in ‘Gölgeler ve Suretler’, Mahmut Fazıl Coşkun’un ‘Uzak İhtimal’, Atalay Taşdiken’in ‘Kızkardeşim Mommo’, Mehmet Tanrısever’in ‘Sürgün’, Faysal Soysal’ın ‘Üç Yol’ ve Osman Sınav’ın Mustafa Kutlu’nun hikâyesinden aktardığı ‘Uzun Hikâye’, anılması gereken önemli filmlerdir.”

YERLİ KAYNAKLARA YASLANILMALI

Türk sinemasının başka sinemaları taklit yerine yerli kaynaklara yaslanması ve yerli düşüncelerden beslenmesi gerektiğini ifade eden İhsan Kabil, “Yalın sinema yapılmalı. Mütevazı olmalı, fazla iddialı olmamalı. Bunun için kısa filmlerden başlamak lâzım. Edebiyatta nasıl romandan önce hikâye ile başlanıyorsa sinemada da yönetmenlik yapmak isteyenlerin önce kısa film ile kendilerini ispatlamaları gerekiyor.” diye konuştu.

Bir soru üzerine Kabil, İran Sineması’nın başarısını şu faktörlere bağladı: “İran’da devlet sinemayı destekliyor. Bu sinemada şiddet yok, müstehcenlik yok. İran Sineması kendi kültürüne, geleneklerine, medeniyetine sahip çıkıyor. Batı sinemasını taklit etmiyor. Bizim bir çok yönetmenimiz maalesef sinemamıza bir Batılı gibi, bir oryantalist gibi bakıyor. Bunun neticesinde de bize ait olmayan garip filmler ortaya çıkıyor.”

 Son 15-20 yıl içinde çekilen bazı dinî muhtevalı filmlerin de gerçeği yansıtmadığını, o mistik ruhu veremediğini ifade eden İhsan Kabil, aceleye gelmiş/getirilmiş olan bu filmlerin sanattan, estetikten uzak olduğunu ifade etti. Başarılı filmlerin insan zaaflarını ortaya çıkarmaması gerektiğini söyleyen Kabil, sözlerini şöyle tamamladı:

“İnsan fıtratına uygun filmler yapılmalı. Bu konuda Metin Erksan’ın ‘Sevmek Zamanı’ çok başarılı ve iyi bir örnektir. Yücel Çakmaklı Küçük Ağa, Kuruluş gibi filmlerle ciddi bir çıkış yaptı. Medeniyetimize dönük filmlerdi. Rasim Özdenören’in ‘Çok Sesli Bir Ölüm’ ve ‘Reis Bey’ filmleri de bu anlamda başarılı birer örnek olarak önümüzde duruyor. Bu çizginin güçlendirilerek devam ettirilmesi gerekiyor. Sinema çok önemli bir araç. Bu sanatla öz kültürümüzün zarafetini ve büyük medeniyetimizin ihtişamını yakalayabilir ve gelecek nesillere armağan edebiliriz.”

Üstün İnanç, Mustafa K. Topaloğlu, Şerif Aydemir, Ahmet Yüter ve diğer dinleyicilerin soruları ve katılımları ile zenginleşen, seçkin bir dinleyici kitlesinin büyük bir dikkatle takip ettiği sinema toplantısı, hâtıra fotoğraflarının çekilmesiyle son buldu.

_DSC0006 _DSC0009 _DSC0013 _DSC0014 _DSC0016 _DSC0018 _DSC0021 _DSC0023 _DSC0024 _DSC0027 _DSC0030 _DSC0031 _DSC0032 _DSC0035 _DSC0036 _DSC0039 _DSC0040 _DSC0042 _DSC0043 _DSC0044 _DSC0046 _DSC0047 _DSC0050 _DSC0051 _DSC0054 _DSC0055 _DSC0062 _DSC0063 _DSC0065 _DSC0069 _DSC0073 _DSC0074 _DSC0085 _DSC0090 _DSC0095 _DSC0096 _DSC0097 _DSC0102

Yorum yazabilmek için lütfen Oturum Açın