GÜNÜMÜZ HAT SANATINA GENEL BİR BAKIŞ

Hattatın Önceliği Kazancı Değil Sanatı

Hattat Savaş Çevik, “Bâbıâli Sohbetleri”nde yaptığı konuşmada, Hat Sanatının günümüzdeki temel meseleleri üzerinde durdu. Çevik, “Hattatın önceliği kazancı değil sanatı olmalıdır.” dedi.

ESKADER’in Bâbıâli Sohbetleri’ne konuk olan hattat Savaş Çevik, “Eski hattatları aratmayacak kadar iyi hattatlarımız var. Kurslar artmalı ve yaygınlaşmalı. Yetişen hattatlar da kılı kırk yararak eser vermeli.” dedi.

Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER)’nin Perşembe buluşmaları olan Bâbıâli Sohbetleri’ne evsahipliği yapan Timaş Kitapkahve’de bu hafta Türkiye’nin önde gelen hat üstatlarından Savaş Çevik konuktu. “Günümüz Hat Sanatına Genel Bir Bakış” başlığını taşıyan konuşmasında, “Bugünkü hat sanatının konumu nedir, ne durumdadır ve gelecekte nasıl olmadır?” sorularını kısa bir tarih gezintisi ile mukayeseli olarak irdelerken hat sanatının hangi mecraya kaydığına dair öngörülere kapı aralayan bir konuşma yaptı. Konukların da soruları ile katkıda bulundukları programı, klasik sanatlarda ve bilhassa hat sanatı alanında çalışmalarını sürdüren Ayşe Emine Sultan Çelik yönetti.

Toplantının sunuş konuşmasını yapan ESKADER Başkanı Mehmet Nuri Yardım, son zamanlarda artan ilgi ve öğrenim sahalarının genişlemesi ile klasik sanatlarımızın yeniden altın devrini yaşadığını dile getirirken daha önceki toplantılarda Hasan Çelebi ve Fuat Başar gibi üstatlarını ağırlayan ESKADER’in geleneksel sanatlarımızın bugünkü en usta temsilcilerini Bâbıâli Sohbetleri’ne konuk etmeye devam edeceği müjdeledi. İSMEK başta olmak üzere birçok kuruluşun hat, tezhip, minyatür ve ebru gibi sanatlarımızın yaygınlaştırılmasındaki etkisinden söz eden Yardım, “Sanatlarımızın öğretilmesi hususundaki bu genişlemenin ardından derinleşmenin de mümkün olacağına inanıyorum. Üniversitelerin Anadolu’da yaygınlaşması güzel sanatlar alanındaki çalışmaların da artmasını sağladı.” diyerek hattat Savaş Çevik’n de 1980’li yıllardan itibaren sanatı yaşatan hocalardan biri olduğunu kaydetti.

Sonrasında sözü devralan Ayşe Emine Sultan Çelik Osmanlı’da hat sanatının gelişmesinin meşakkatli olduğunu ve bayrağın elden ele, talebeden talebeye, nesilden nesile taşındığını söyleyerek bayrak sahiplerinden birinin de Savaş Çevik olduğunu belirtti. Savaş Çevik hakkında biyografik bilgiler aktaran Çelik, sanatkârın yurt içi ve dışında 30’u aşkın ödülün sahibi olduğunu, klasik hat çalışmaları yanında modern hat çalışmalarına da yöneldiğini, 22 kişisel sergi açtığını ve 80’i aşkın karma sergiye dahil olduğunu anlatarak grafik alanında ihtisası bulunduğunu ve yıllardır akademilerde hocalık yaptığını hatırlattı ve sözü Savaş Çevik’e devretti.

HAT SANATININ ÖNÜ AÇILDI

Savaş Çevik bir sohbet ortamında sanat meraklıları ile buluşmanın kendisini mutlu ettiğini dile getirerek kültürümüzde yaşanan değişimlerin ardından bu tür toplantıların özlenen sohbetlerin bir nebze de olsa gerçekleştirilmesini sağladığını söyledi. Günümüz hat sanatına dair değerlendirmeleri bugünkü hattatlara kamuoyunun sık sık sorduğu sorular üzerinden yapacağını ifade eden Çevik, hat sanatının bugünkü durumunu anlatmaya yönelik soruların öyle yüzeysel cevaplarla geçiştirilemeyeceğinin altını çizdi. Kendisinin içinde bulunmaya başladığı 1973-74 yıllarından itibaren bir pencere açarak günümüze kadarki hat sanatının son 35 yılını mercek altına aldığı konuşmasına şöyle devam etti:

“Benim başladığım yıllarda ülkedeki hattat sayısı bir elin parmaklarından birkaç fazlaydı. Bilhassa 1995 ve 2000 yılları arasındaki zaman diliminde hat talebeleri çığ gibi büyüdü ve hattatların sayısı arttı. Bugün ise bir rakamla ifade edemediğim kadar çok sayıda hat talebesi var. Bu gelişme hat sanatının yanı sıra, ebru, minyatür ve özellikle tezhip alanında yaşandı. Hatta tezhip kendi alanında kalitesine kalite katarak ilerlemeye devam ediyor. Cumhuriyet tarihi dönemi boyunca altın çağını bugüne en yakın tarihlerde yaşamaya başladı. Türkiye’nin her yanında sergiler açılıyor, binlerce insan hat çalışıyor, hat önü açılmış bir sanat olarak karşımıza çıkıyor.”

TEKNOLOJİ İLE MALZEMEDE BEREKET, YAZIDA KISIRDÖNGÜ

Hat sanatının dışındaki gelişmelerin ve bilhassa teknolojik olanların bu sanata yeni tekniklerin ve yeni formların ortaya çıkmasına neden olduğunu belirten Savaş Çevik, geleneksel yöntemlerin üretilen farklı malzemelerle geliştiğini kaydetti. “Bugün eskiden olduğu gibi yalnızca is mürekkebi ile değil, hat için özel üretilen inceltilmiş kaliteli mürekkeplerle eser verilebiliyor. Kaligrafi sanatı da bizde ve bütün dünyada gelişme seyrine açıldı. Sanatçılar çoğalıyor. Önceleri güçlükle bulduğumuz malzemeler yazı alanındaki üretime yönelik talepler arttıkça piyasada çoğalmaya başladı. El yapımı kâğıtlar da bir çeşit ve bolluk arz ediyor. Sadece klasik malzeme kullanılmasına yönelik bir saplantı oluşmamalı bana göre. Bütün bu malzemeler, hat sanatının icrası için son derece ideal. Özellikle gelişen fotoğraf teknikleri ile kareleme ve iğneleme gibi yöntemleri uygulayarak zaman harcamak zorunda kalmıyoruz. Bu yüzden arkamızı dönmek yanlış olur. Bu gelişmeler güzel ama, zaman geçtikçe hat sanatı da form bakımından değişikliğe uğruyor. Bu değişiklikler klasik formların ve yazı çeşitlerinin önemini kaybetmesine neden oldu.” diyen Çevik, bu deformasyon ve unutulmuşluklar için birkaç neden sıraladı ve bunları bir bir açarak önümüzdeki yıllarda karşılaşabileceğimiz yazı kısırlığına dair önlem alınması gerektiğini belirtti.

KAZANÇ SANATI GÖLGELER Mİ?

En bilinen formlardan biri olan “Kıt’a Formu”nun günümüzde neredeyse hiç kullanılmadığını anlatan Savaş Çevik, Hilye Formu’nun günümüzde büyük talep görmesinin sevindirici olduğunu kaydetti. Ancak bu çoğalmanın da dejenerasyon sınırlarını zorladığına, gösterişli olan “Celi” ve “Sülüs” gibi yazı çeşitleri ön plana çıkarken “Nesih” gibi küçük yazı formlarının talep görmemezlikten giderek azaldığına dikkat çeken Çevik, “Azalan yazı formlarının da sanatkârları azalıyor. Muhakkak, Reyhani, Talik gibi formları yazan hattatları çok az sayıda” dedi. Kufi çeşitlerinin de talep görmediğinden Türkiye’deki varlığının giderek azaldığını anlatan Çevik, bu denge sorununun nedenlerini şöyle sıraladı:

“Günümüzde hattatlar çoğalıyor, eser veriyor ve sergiliyorlar. Elbette eserlerini de satmak durumundalar. Alıcılar ise yaşadığı mekâna uygun yazılar talep ediyor. Talep edilen daha çok yazıldıkça sanatı etkiliyor. Bu durum bütün dünyanın bütün sanatları için geçerli. Çözümleri birlikte aramamız lazım. Osmanlı’daki hattatlar zümresi geçimlerini hat sanatından sağlamıyordu. Aynı zamanda başka meslekleri vardı. Öyle hattatlarımız vardı ki sanatından kazanç elde etmeyi uygun görmüyor ve aldığı bedelleri bağışlıyordu. Mehmet Şevki Efendi böyle bir hattattı. Aslında doğru olan hattatların birinci planda profesyonelliği düşünmemesidir. Kazancını hat sanatına bağlamamalıdır. Bütün hayatını profesyonellik üzerine kuran sanatkârlar, zamandan ve kaliteden tasarruf etmek zorundadır. Bu da sanata gem vurur. Sanatkârın kazanç sorunu bütün dünyada tartışma konusudur. Bu güne dek devlet adamları, hünkarlar, bir toplumun önde gelen aileleri sanatçıların profesyonelleşme ihtiyacını gidermiştir. Bizde de durum aynıdır ve başta padişahlar olmak üzere vezirler, paşalar ve varlıklı insanlar sanatkârı korumuştur. Sarayda bir sanatçı grubu buluyordu. Gelir sorunları yoktu. Yalnızca sanat icra ediyorlardı. Cumhuriyet’ten sonra durum değişmiştir. Bu durum bizi ikilemde bırakıyor. Amatör bir ruhla sanatına sarılarak yeni bir şey ortaya koyma telaşı ile hayatını sürdürme telaşı arasında kalıyor sanatkâr.”

SANATA ÖZGÜR BAKMAK, ÖZGÜRCE YAZMAK

Aşırı büyük, görkemli eserlerin ortaya çıkışı ile talebin bu yönde olmasının sanatı ikinci plana ittiğini dile getiren Savaş Çevik, bu gerçeklikle kendisi de dahil bütün sanatkârların iç içe olduğunu belitti. Önceden herkesin kendine göre bir işi olduğunu ve sanatkârların hat sanatını hobi olarak yürüttüğünü anlatan Çevik, “Ben de 10 yıl boyunca eskiz çalıştım ve bundan para kazanabileceğim eğitim aşamasında bir kere bile aklıma gelmedi. Bugün insanların böyle düşünmesini bekleyemem. Ama hattatlar başka bir işten kazanç sağlayarak hat sanatına eğilmeli ve daha özgür eser vermeliler” dedi.

Bugün kaybolan formaları ve hat çeşitlerini duyurmak istediğini söyleyen Savaş Çevik, koleksiyonerlerin ve talep edenlerin bu değişime doğrudan katkıda bulunduklarını belirtti. “Klasiğin dışında farklı arayışlar içinde oldum ve olmaktayım. Ön yargılı olmadan, sanatın her türünü kalitesinden taviz vermeden icra etmek zorundayız. Klasik bilgisi olmayanın arayışta bulunması mümkün değildir. Klasikten habersiz yapılmış yorumlar dejenerasyon ve hiçtir” diyen Çevik, sanatlarımızın yorumcu ve eleştirmenlerinin çok az sayıda olduğunu, Türkiye’de bu eksikliğin hissedildiğini, sanatlarımızı hakkıyla yorumlayanların 3-5 kişiden fazla olmadığını ifade etti. Yönlendiren ve geleceği gören yorumculara ihtiyaç duyduğumuzu anlatan Saavaç Çevik, sözlerini şu cümlelerle noktaladı:

HAT SANATINA SAĞLAM MÜNEKKİTLER GEREKLİ

“Yozlaşmayı önleyen, sanata yön veren beyinlere ihtiyaç var. Eserlerin sunumlarında da eksik kalıyoruz. Mekândan tutun çerçevelemeye ve tanıtıma kadar günümüz teknolojisine uygun sunum tekniklerine ihtiyacımız var. Yoksa sanatlarımızı istediğimiz seviyelere ulaştıramayız. Görsel teknikler, sanatın anlaşılması ve tanınmasında büyük yardımcıdır. Yurt dışında sanat eserlerine gösterilen itina bize ders verir nitelikte. Her yenilik güzel değildir, sanat da değildir. Farklı olmak endişesi sanatı yok etmemeli. Modern sanat klasikten çok daha zordur. Çünkü dejenere olması bıçak sırtı bir meseledir. Farkında olmadan dejenere edebilirsiniz yorumlarken. Bugünkü bazı levhalar 7-8 çalışmanın bir araya geldiği kolaj çalışması gibi görünüyor. Tam bir kargaşa hakim. Yapılan her çalışma iyi demek değildir. Benim çalışmalarımda da vardır bu. Deneme olabilir ama kabul görene dek bir iddia taşımamalı. İslam coğrafyasının her köşesinde çok iyi sanatkârlar yetişiyor. Türk sanatkârlar hat sanatı için çok çalışmışlardır, ancak sadece Türk hattatlar iyidir demek haksızlık olur. Kim çok çalışıyorsa o iyidir. Yeterli olmadıkça hattatların sergi açamaması gerekir.”

Ahmet Yüter’in Kur’ân tilaveti ve Savaş Çevik için yazdığı manzum duayı okumasının ardından program hâtıra fotoğraflarının çekilmesiyle ile son buldu.

_DSC0003 _DSC0005 _DSC0008 _DSC0009 _DSC0011 _DSC0012 _DSC0013 _DSC0015 _DSC0016 _DSC0017 _DSC0020 _DSC0021 _DSC0023 _DSC0024 _DSC0025 _DSC0027 _DSC0028 _DSC0029 _DSC0031 _DSC0032 _DSC0034 _DSC0035 _DSC0039 _DSC0049 _DSC0054 _DSC0055 _DSC0056 _DSC0057 _DSC0061 _DSC0062 _DSC0066 _DSC0070 _DSC0073 644177_497799463602328_368475464_n

Yorum yazabilmek için lütfen Oturum Açın