BÂBIÂLİ’DEN AHMET MİDHAT GEÇTİ

547574_115436495291679_2144945238_n

Ahmet Midhat Efendi vefatının 100. yılında, bütün ömrünü harcadığı Bâbıâli’de anıldı. Dursun Gürlek, Vahap Akbaş ve Erol Ülgen, yazarın hayatı, eserleri, fikirleri ve çalışma tarzı hakkındaki ilgi çekici bilgileri dinleyicilerle paylaştılar.

         Yeni Türk edebiyatının öncü isimlerinden, basın dünyamızın ilk ustalarından gazeteci, yazar ve düşünür “Hace-i Evvel” Ahmet Midhat Efendi ömrünü geçirdiği Bâbıâli’de sevenleri tarafından saygıyla anıldı. Aşırı soğuk havaya rağmen Ahmet Midhat Efendi’yi sevenler salonu boş bırakmadı. İki saati bulan program boyunca tam bir beyin fırtınası esti.

         Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER) tarafından düzenlenen “Bâbıâli Sohbetleri”nin 130’ncusu büyük yazar Ahmet Midhat Efendi’ye ayrılmıştı. Mehmet Nuri Yardım’ın takdimini yaptığı toplantıda konuşmacı olarak Dursun Gürlek, Vahap Akbaş ve Erol Ülgen vardı.

         Mehmet Nuri Yardım, açış konuşmasında bu yıl vefatının 100. yılında  hatırlanan ve bir çok yerde anılan Ahmet Midhat Efendi’nin aslında uzun zaman unutulmaya terk edildiğini, hatta küçümsendiğini vurgulayarak, “O, bir romancı ve yazar olarak edebiyatımıza büyük hizmetler etmiş, yazarlar yetiştirmiş, aynı zamanda ilk gençlik yıllarında yaşadığı ömrü hatırlayarak, gençlerin hata yapmamaları için koruyucu ve önleyici tedbirlere dikkat çekmiştir. Sadece bir yazar değil, aynı zamanda dinî konularda eserler vererek bir kanaat önderi rolü de üstlenmiştir. Ahmet Midhat Efendi, evvelâ hatırlamamız, hakkında daha fazla programlar yapmamız ve azminden ışık almamız gereken mühim bir şahsiyettir. Günümüz için son derece iyi ve örnek bir münevverdir.”  dedi.

DİNÎ ESERLERİNDEN BAHSEDİLMEZ

         İlk konuşmacı kültür tarihçisi Dursun Gürlek, Ahmet Midhat Efendi hakkındaki nüktelerle süslediği konuşmasında, edebiyat tarihçilerinin onun daha ziyade romanlarını gündeme getirdiklerini, dinî eserlerini ise görmezden geldiklerini hatırlattı ve “Bir yazar bütün yönleriyle bir bütündür. Bütün cephelerinden bahsetmek zorundasınız.” diye konuştu. Gürlek, konuşmasında özetle şöyle dedi:

“Ahmet Midhat Efendi Tercüman-ı Hakikat gazetesini âdeta ailece çıkarıyordu. Ailenin diğer fertleri de bu çalışmalara iştirak ederlerdi. Çok çalışkan bir insan olan Ahmet Midhat Efendi, bir taraftan edebî eserlerini ve romanlarını yazarken öte yandan cemiyetin sosyal hayatıyla ilgili ihtiyaçlarına da cevap veriyordu. Fikir hayatında da rolü büyüktü. Meselâ batılı yazarlardan bazıları İslâm’a ve Müslümanlara çatarken onlara önce Ahmet Midhat Efendi cevap veriyordu.”

         Yazar ve şair Vahap Akbaş da, dinleyicileri selâmlayarak konuşmasına başladı. Akbaş, Ahmet Midhat Efendi hakkında ilk önemli çalışmalardan birini Orhan Okay’ın yaptığını ve Batı Medeniyeti Karşısında Ahmet Midhat Efendi isimli eseri ile bu edebiyatçımızın dünya görüşünü çok güzel bir şekilde ifade etmiştir. Ahmet Midhat Efendi’nin avam dilinde “Ahmed-i Mithat”, akraba, aile efradı arasında “efendi baba”, iş hayatında ise “efendi” diye anıldığını hatırlatan Akbaş, “Ona protokolde ‘efendi mümaileyh, efendi hazretleri” diye hitap ediyorlardı.” dedi. Beşir Fuad’ın ise ona “hakim” diye seslendiğini belirten Akbaş, konuşmasında özetle şu görüşlere yer verdi:

İLK SAHNELENEN ESER ‘EYVAH’ ONA AİTTİR

         “Mustafa Nihat Özon Türkçede Roman kitabının üçte birini Ahmet Midhat Efendi’ye ayırmıştır. İlk eserlerinden biri olan Müşahedat’ı Necmettin Turinay yayına hazırlamıştır. Yine Sabri Koz, onun hakkında ciddi çalışmalar yapmıştır. Berna Moran, Türk Romanına Eleştirel Bakış kitabında Efendi’nin edebiyatımıza yenilikler getirdiğini söylemiştir. O her şeyden önce halk romancıdır, halkın arasında yetişmiştir. Ahmet Midhat Efendi, siyaset yapmadan da edebiyat yapılabileceğini ispatlamıştır. Halkın arasında yetişmiş, halkını sevmiştir. Halkından kopan Servet-i Fünuncular’ı dekadanlıkla suçlar. Servet-i Fünuncular ona hücum ederler. Fikret de bir şiirinde onu “timsal-i cehalet” olarak ilan eder. Gelenekçidir, milletinin değerlerine bağlıdır. Eyvah adlı tiyatro eseri bizde ilk defa sahnelenen eserdir. Ama yanlışlıkla Namık Kemal’in Vatan Yahut Silistre zikredilir. Eserleri 200’ün üzerindedir. Avrupa’da Bir Cevelan çok güzel bir eserdir ve 1044 sayfadır. Ne yazık ki henüz basılmamıştır. Musiki hayatı da vardır, ama bilinmez. Bağdat’a giderken ressam Osman Hamdi Beyle tanışır. Osman Hamdi Bey, ona batılı eserleri ve yazarları öğretir. Muhammet Can Bakır Atar adında ilginç bir şahsiyetle tanışır. Bu kişi de onu etkilemiştir. Ahmet Midhat Efendi Bağdat’ta okullar için bir ders kitabı hazırlamıştır. Adı Hâce-i Evvel’dir. Muarızları bu isimle onu küçültmeye çalışmışlardır. Ama bu isim ona unvan olmuş ve edebiyatımızın ilk hocası, ilk öğretmeni olarak kabul edilmiştir.”

İMPARATORLUK YAZARI

         Son konuşmacı Erol Ülgen ise Ahmet Midhat Efedi’nin bir imparatorluk yazarı olduğunu belirterek, “İşte görüyorsunuz, bu soğuk kış gününde bu imparatorluk yazarı bizi bir araya getirdi, buluştur. O büyük bir deryadır. Onun hakkında sadece edebiyatçılar değil, devrin diğer aydınları da çok güzel değerlendirmeler yapmışlardır.” dedi.

         Ülgen konuşmasında şu hususlara da yer verdi: “Ahmet Midhat Efendi hakkında bir çok çalışma yapıldı, ama yeterli değil. Değişik yönleri üzerinde de durulmalıdır. Meselâ ben Ahmet Midhat Efendi’de Çalışma Fikri kitabımı yayınladım. Onunla 1990’lı yıllarda tanıştım. Çok küçük yaşlarda kendisini yetiştirmeye gayret göstermiştir. O, batıyı ve Doğuyu iyi bilen bizi iyi anlatan mükemmel bir şahsiyettir. Ahmet Midhat Efendi çok iyi bir çevreye sahiptir. Devlet katında dostları, edebiyatçılar arasında arkadaşları vardır. O dönemi iyi tanıyan, bu ülkeyi seven ve geleceğe eser ve iz bırakmak isteyen bir aydındı. Tıp ve hukuk dallarını çok önemsemiştir. 20 bin civarında makale yazmıştır. Toplumun bütün dertlerine deva bulmak istemiş, her konuda kalem oynatmıştır. İktisattan edebiyata, hukuktan, dine muhtelif konularda eser vermiştir. 1900 yılına kadar eser vermiş, ancak bu tarihten sonra on yıl kadar yazı yazmamıştır. Hüseyin Rahmi Gürpınar, Ahmet Rasim, Necip Asım gibi yazarlar yetiştirmiştir. O dönemden sonra gelen bir çok edebiyatçı Ahmet Midhat Efendi’nin tesirinde kalmıştır. Rusya’da bile talebeleri vardır. Rızaettin Fahrettin onun hakkında eser kaleme almıştır.”

         Toplantı çekilen hâtıra fotoğraflarla sona erdi. Sohbet toplantısına Asım Gültekin, Mehmet Kâmil Berse, Şenol Tombaş, Fatma Ersem Yargıcı, Serdar Üstündağ, Mehmet Sait Fidan, Şaban Kurt, Recep Seyhan da katıldı.

TANZİMAT’IN ÖNCÜLERİNDEN

         Tanzimat devrinin öncü isimlerinden biri olan Ahmet Midhat Efendi 1844 yılında İstanbul’da doğdu. 28 Aralık 1912’de İstanbul’da hayatını kaybetti. İstanbul Mısır Çarşısı esnafından Hacı Sülayman Ağa’nın oğludur. Babasını küçük yaşta kaybetti. 1854’te Vidin’de bulunan ağabeyi Hâfız Ali Ağa’nın yanına gönderildi. Tahsiline burada başladı. 1857’de ailesi ile birlikte İstanbul’a döndü. Mısır Çarşısı’nda bir aktarın yanına çırak verildi. Ağabeyinin yanında çalıştığı Midhat Paşa’nın yanına girdi. Midhat Paşa 1861’de Niş Valiliği’ne tayin edilince ağabeyi ile birlikte Niş’e gitti. Rüştiyeyi orada bitirdi. Rusçuk’da Tuna Vilayeti Kalemi’ne memur oldu. Çalışkanlığı ile Midhat Paşa’nın gözüne girdi. Paşa ona kendi adını verdi. Bu arada özel dersler alarak Fransızcasını ilerletti. 1866’da mütercim olarak gittiği Sofya’da evlendi. Tuna gazetesinin başyazarı oldu. 1869’da Midhat Paşa ile birlikte Bağdat’a gitti. Vilayet matbaası ve resmi vilayet gazetesi Zevra’nın müdürü oldu. İlk kitabı olan Hece-i Evvel adlı ders kitabını burada yazdı. 1871’de ağabeyi ölünce İstanbul’a döndü ve matbaa kurarak kendi kitaplarını basmaya başladı. Bir yandan da Basiret gazetesine yazılar yazıyordu. Devir ve Bedir isimli iki gazete çıkardı. Bu gazeteler kapatılınca Dağarcık ve Kırkambar dergilerini yayınladı. Yazıları dolayısıyla Namık Kemal, Ebüzziya Tevfik gibi yazarlarla birlikte Rodos’a sürgüne gönderildi. 3 yıl kaldığı Rodos’ta Medrese-i Süleymaniye isimli bir okul açıp ders verdi. 5. Murat’ın affıyla 1876’da İstanbul’a döndü. 1876’da İttihat gazetesini yayınlamaya başladı. Muhalif tutumunu yumuşatarak 2. Abdülhamid’e yakınlaştı. Devletin resmi gazetesi Takvim-i Vakayi ve devletin basımevi olan Matbaa-i Amire’nin müdürlüğüne tayin edildi. 1878’de Osmanlı Sarayı’nın desteğiyle Tercüman-ı Hakikat gazetesini kurdu. 1888’de İsveç’te toplanan Müsteşrikler Kongresi’ne katıldı. 1895’te Meclis-i Umur-ı Sıhhiye ikinci reisi oldu. Aynı yıl Sabah gazetesinde yayınlanan “Dekadanlar” başlıklı yazısıyla Servet-i Fünuncuları tenkit etti. Vefatına kadar Darülfünun’da dünya tarihi ve dinler tarihi dersleri verdi, hayır müesseselerinde çalıştı.

         Roman, hikâye, tarih, araştırma ve inceleme dallarında pek çok kitabı bulunan Ahmet Midhat Efendi’nin başlıca eserleri şöyle: Kıssadan Hisse, Esaret, Hasan Mellah, Hüseyin Fellah, Dünyaya İkinci Geliş yahut İstanbul’da Neler Olmuş, Yeryüzünde Bir Melek, Felatun Bey’le Rakım Efendi, Paris’de Bir Türk, Süleyman Musuli, Karnaval, Dürdane Hanım, Letaif-i Rivayat, Müşahedat,  Hayal ve Hakikat, Jön Türk, Çengi, Üss-i İnkilab, Tarih-i Umumi,  Menfâ,  Müntehabat-ı Tercüman-ı Hakikat,  Müntehebat-ı Ahmed Midhat.

130 ahmet mithat efendi afiss 3846_115436708624991_1366620892_n 34701_115436538625008_1516147511_n 62120_115436588625003_862705028_n 307653_115436761958319_2103929280_n 407231_115436725291656_1642823847_n 430853_115436698624992_1090559621_n 547574_115436495291679_2144945238_n 563700_115436601958335_1414288233_n ahmet midhat efendi-1 ahmet midhat efendi-2 ahmet midhat efendi-3

Yorum yazabilmek için lütfen Oturum Açın