• Anasayfa
  • Eskader
  • Medeniyetimiz
  • Sanat Alemi
  • İletişim

Monthly archives for Aralık, 2011

2011 ESKADER ödülleri açıklandı…

Ara30
2011
Yorum Gönder Yazar: ESKADER

 

ESKADER Ödülleri Açıklandı

Yiğit Özdemir (Sanatalemi.net)

Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER) Ödülleri bugün açıklandı. Prof. Dr. Nevzat Atlığ “Özel Ödül”e lâyık görülürken, Cahide Keskiner, Niyazi Sayın ve Üstün İnanç “Üstün Hizmet Ödülleri” ile mükâfatlandırıldılar. “Tiyatro”da Turan Oflazoğlu, “Müzik”te Fırat Kızıltuğ, “Kurum”da Çocuk Vakfı, “Kitap Yayıncılığı”nda ise Dergâh Yayınları’na ödül verildi. Türk Edebiyatı Dergisi yılın en başarılı dergisi olarak kabul edildi. Ayşe Kulin, Gülten Dayıoğlu, Bedir Acar, Leylâ İpekçi, İnci Enginün, Zeynep Kerman, Nuray Yılmaz, Müjgan Cunbur, Sevinç Çokum, Uğur Derman ve Mustafa Armağan da ödüllendirilenler arasında. “Sinema”da “Bir zamanlar Anadolu’da” ise, en çok beğenilen film oldu.

AMAÇ KÜLTÜR SANAT DÜNYASINI CANLI TUTMAK

Bu yıl dördüncüsü gerçekleşen ödüllerle ilgili açıklamayı, ESKADER Başkanı Mehmet Nuri Yardım yaptı. Çemberlitaş’taki Basın Müzesi’nde düzenlenen basın toplantısında konuşan Yardım, 2008’den beri yapılan ödüllendirmelerin kültür ve sanat dünyamızı canlı tutmak amacıyla gerçekleştirildiği belirterek, “28 dalda 31 kişi ve kuruma ödül vermiş bulunuyoruz. Bu ödüllendirme ile hem kültür sanat dünyamıza emeği geçmiş olan ustaları hatırlayıp kendilerine şükran borcumuzu sunmak, hem de yeni ürün veren genç edebiyatçıları ve sanatçıları teşvik etmek istiyoruz. Bu arada yıllardan beri kültür sanat dünyamıza ciddi katkı sağlayan kurumları da unutmak istemiyoruz.” dedi. Ödüllerin 500 dernek üyesi tarafından teklif edildiğini, dernek yönetimi olarak da bir çok kültür sanat adamına müracaat edilerek tavsiyelerinin alındığını kaydeden Yardım, konuşmasını şöyle tamamladı: “Daha önceki üç yıl boyunca yaptığımız değerlendirmeler çok beğenilmişti. Umarız ki, 2011 yılı için açıkladığımız bu ödüller de takdir görür. Ödül törenimizi her zaman olduğu gibi Nisan 2011’de gerçekleştireceğiz. Ödül kazananları tebrik ediyoruz. Kültür sanat dünyamıza hayırlı uğurlu olsun.”

2011 ESKADER ÖDÜLLERİ

Araştırma: Eski İstanbul Kahvehaneleri (Cem Sökmen, Ötüken Neşriyat)

Basın: Bedir Acar (Star Gazetesi Kültür Sanat Yönetmeni)

Biyografi: Peyami Bey (Nevzat Kösoğlu, Ötüken Neşriyat)

Çocuk Edebiyatı: Gülten Dayıoğlu (Çocuklar için yazdığı bütün kitaplarıyla)

Çocuk Yayıncılığı: Damla Yayınları

Deneme: Gecenin İkinci Rüyası (Leyla İpekçi, Timaş Yayınları)

Dergi: Türk Edebiyatı Dergisi (Yayın Yönetmeni: Beşir Ayvazoğlu)

Edebiyat Tarihi: Yeni Türk Edebiyatı Metinleri (5 cilt) İnci Enginün-

Zeynep Kerman (Dergah Yayınları)

Gezi: “Gezelim Görelim” televizyon programı. Hazırlayıp sunan:

Nuray Yılmaz TRT

Hâtıra: Hayat-Hüzün- (Dürbünümde Kırk Sene)- Ayşe Kulin

(Everest Yayınları)

Hikâye: Asla Pes Etme (Mukadder Gemici, Dergâh Yayınları)

İnceleme: Osmanlı Dönemi Türk Kadın Şairleri- Müjgan Cunbur, Türk Kadınları

Kültür Derneği Genel Merkezi Yayınları)

Karikatür: Sayha (Hasan Aycın, İz Yayıncılık)

Klâsik Türk Sanatları: Ömrümün Bereketi (Uğur Derman, Kubbealtı Neşriyatı)

Kitap Yayıncılığı (özel): Dergâh Yayınları

Kitap Yayıncılığı (kamu): Zeytinburnu Belediyesi Kültür Yayınları

Kurum: Çocuk Vakfı (Başkanı: Mustafa Ruhi Şirin)

Mektup: Firaklı Nağmeler (Mehmet Âkif’in Kızına Mektupları)

(Timaş Yayınları, Hazırlayan: Ömer Hakan Özalp)

Müzik: Fırat Kızıltuğ (Türk müziğine katkılarıyla)

Roman: Lâcivert Taş (Sevinç Çokum, Kapı Yayınları)

Sinema: Bir Zamanlar Anadolu’da (Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan)

Şiir: Kesik Dil (İbrahim Gökburun, Profil Yayınları)

Tarih: Gerçek Tarihin Peşinde (Mustafa Armağan, Timaş Yayınları)

Televizyon Programı  : “Bizden Nağmeler” (Adnan Çoban, Kanal 24)

Tercüme: Medeniyetler Diyaloğu (Roger Garaudy’den tercüme: Cemal Aydın,

Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları)

Tiyatro: Turan Oflazoğlu (Türk tiyatrosuna katkılarıyla)

Üstün Hizmet Ödülleri: Cahide Keskiner, Niyazi Sayın, Üstün İnanç

Özel Ödül: Nevzat Atlığ. 

Kategori Genel

ESKADER Basın Bülteni

Ara30
2011
Yorum Gönder Yazar: ESKADER

ESKADER Ödülleri açıklanıyor

Yiğit Özdemir (Sanatalemi.net)

Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER)’nin her yıl verdiği kültür sanat ödülleri açıklanıyor. Ödül sonuçlarıyla ilgili basın açıklaması, 30 Aralık Cuma günü saat 14.00’te Çemberlitaş’taki Basın Müzesi’nde yapılacak. ESKADER yöneticilerinin ve üyelerinin katılacağı toplantıda 2011’de yıl boyunca yapılan değerlendirmeler sonucunda belirlenen ödüller ve sahipleri duyurulacak.

ESKADER Başkanı Mehmet Nuri Yardım’ın yapacağı açıklamada, ödüllerin hangi kişi ve kurumlara verildiği belirtildikten sonra, gerekçeleri de dile getirecek. Basın Müzesi’nin Divanyolu Caddesi, No: 84 Çemberlitaş adresindeki binasında gerçekleşecek olan basın toplantısı ile ilgili olarak bilgi almak isteyenler 0 (212) 5138458- 0 (212)5112323 numaralı telefonları arayabilecekler. ESKADER Ödülleri, 2008 yılından beri düzenli olarak veriliyor. Ödüller, her yıl Aralık ayının sonunda açıklandıktan sonra Nisan ayında törenle sahiplerini buluyor.

Kategori Genel

Yazar,Gazeteci,Fikir Adamı Ziya Şakir anıldı.

Ara29
2011
Yorum Gönder Yazar: ESKADER
Kategori Genel

Ziya Şakir anılıyor…

Ara29
2011
Yorum Gönder Yazar: ESKADER

 

Ziya Şakir Bâbıâli’de anılıyor

Yiğit Özdemir (Sanatalemi.net)

Çeşitli konularda yazdığı 300’e yakın eseriyle tanınan araştırmacı yazar, gazeteci ve fikir adamı Ziya Şakir Soku, Cağaloğlu’nda düzenlenen bir toplantıda anılıyor. Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER) tarafından hazırlanan “Bâbıâli Sohbetleri”nin 84’ncüsü özellikle tarihî romanları ve araştırmalarıyla tanınan Ziya Şakir’e ayrıldı. Toplantı, 29 Aralık Perşembe günü saat 18.00’de başlayacak.

Prof. Dr. Ali Birinci’nin ifadesine göre, “Cumhuriyet devrinin ilk büyük sözlü tarih yazarı” olan Ziya Şakir hakkında Ayda Üstündağ, Yard. Doç. Dr. Yavuz Selim Karakışla ve Tahsin Yıldırım konuşacak. Toplantıyı, Medeniyetimiz.com sitesinin Yayın Yönetmeni Fatma Ersem Yargıcı yönetecek. Dedem Ziya Şakir kitabının yazarı olan Ayda Üstündağ, dedesiyle ilgili hâtıralarını anlatırken, Yavuz Selim Karakışla Ziya Şakir’in fikirleri ve eserleri üzerinde duracak, Tahsin Yıldırım ise yazarın hayatını dile getirecek.

TARİHİ SEVDİREN ADAM

1883’te Sultanahmet’te doğan Ziya Şakir Soku, İstanbul, Bursa ve Halep okullarında eğitim aldı. Henüz 15 -16 yaşlarında iken İrtika mecmuasında yayınlanan yazıları takdir topladı. Dönemin yasaklamaları neticesinde takma isimler kullanarak pek çok dergi ve gazetede yazılarını yayınladı, Hanımlara Mahsus Gazete, Çocuklara Mahsus Gazete ve Terakki gazetelerinin başyazarlığını yaptı. Cemiyeti İnkılabiye ile İttihat ve Terakki cemiyetlerine katıldı. Ziya Şakir Mısır’a gittiğinde İtalyan sinemacılarla tanışmış ancak İtalyanların Trablusgarb’a saldırmaları üzerine döndüğü İstanbul’da Divan-ı Harp’de muhakeme edilerek Sinop’a sürüldü. Balkan Harbi başladığında gönüllü olarak katıldığı Balkan harbi döneminde tuttuğu notlardan daha sonra Meçhul Asker, Edirne Müdafaası adlı eserlerini oluşturdu. Bursa’da Ertuğrul gazetesinin başyazarlık görevini yürüttü. Memuriyet görevi ile gittiği Sivas’ta bir süre avukatlık yaptı. Sivas Sanayi-i Mektep müdürlüğü görevini yürüttü ve o dönem aldığı desteklerle bu okulu örnek bir eğitim merkezi haline getirdi.

Cumhuriyet’in ilanından sonra hayatını kalemiyle kazanan Ziya Şakir bir çok eseri önce gazetelerde tefrika edildi. 1930’lardan 1960’lara kadar en çok okunan yazarlardan biri olan Ziya Şakir’in muhtelif gazetelerde bine yakın tefrikası ve makalesi yayımlandı. Çocukluğunda misafir edildiği Yıldız Sarayı’nı ve Sultan İkinci Abdülhamid’in, özel hayatını, hususi özelliklerini, kendisine ulaştırılmış özel yazı ve hâtıratı kullanarak ve yaşayan insanlarla bizzat görüşerek hazırladığı Abdülhamid’in Son Günleri baş eseridir. Çok farklı konularda 300’ü aşan eser bırakan Ziya Şakir 22 Aralık 1959 tarihinde vefat etti. Bir çok müstear isim de kullanan Ziya Şakir, “araştırmacı gazetecilik” mesleğinin öncülerinden biri olarak kabul ediliyor. 300’e yakın eserlerinden bazıları: Sultan Hamid ve Mikado, 1897 Yunan Harbi, Bir Haremağasının Anıları, İttihad ve Terakki, Yakın  Tarihin Üç Büyük Adamı Talat, Enver ve Cemal Paşa, Meçhul Asker, Kan Dalgası, Hilâl ve Zambak, Poyraz Ali, Esmer Gül, Ölüm Mangası, Hatice Sultan, Fatih İstanbul’u Nasıl Aldı, Timurlenk ve Üç Boz Atlı, Hazreti Muhammed, Hazreti Ali, Hazreti Fatıma, Hazreti Hatice ve Hazreti Hamza, Hazreti Mevlâna, Nasrettin Hoca, Sadullah Ağa, Cinci Hoca, Molla Fenari, Şeyh Şamil, Nuri Demirağ, Celal Bayar, Haliç ve Eyüp Sultan, Mezhepler Tarihi, Bektaşilik. Ziya Şakir’in bir çok eseri sinema filmi yapıldı.

 

 

 

Kategori Genel

Sanat Tarihçisi,duayen Oktay Aslanapa’ya Saygı Günü.

Ara22
2011
Yorum Gönder Yazar: ESKADER

 

Asırlık çınar Aslanapa’yı dostları yalnız bırakmadı

Belkız Sürücü (Sanatalemi.net)

Sanat tarihçisi ve hocaların hocası olarak bilinen asırlık çınar Oktay Aslanapa için yapılan saygı toplantısında dostları onu yalnız bırakmadı. 98. yaşına giren Oktay Hoca’yı meslektaşları ve öğrencileri anlattılar. Bâbıâli Sohbetleri’nin bu seferki konuğu Türk-İslâm sanatının aksakalı olarak bilinen Prof. Dr. Oktay Aslanapa idi. Uğur Derman’ın tespitine göre Rumî takvime göre 100. yaşı kutlanan Oktay Aslanapa, “Bu toplantı benim için büyük bir sürpriz oldu. Eski dostlarımı, talebelerimi ve arkadaşlarımı burada gördüm, çok mutlu oldum.” dedi. Timaş Kitap Kahve’de gerçekleşen toplantıya büyük bir katılım oldu.

“Bâbıâli Sohbetleri”nin 83’ncüsünde konuk Türk sanat tarihinin dünya çapında tanınan ismi Prof. Dr. Oktay Aslanapa oldu. Sahasında pek çok eser veren, makale yazan ve binlerce öğrenci yetiştiren Aslanapa’nın konuşmaları dikkatle takip ettiği ve çok mutlu olduğu görüldü. Mehmet Nuri Yardım, toplantıyı açarken yaptığı konuşmada, “Oktay Aslanapa Hocamız, sanat kalemizin temel burçlarındandır. Ona sanat tarihçileri ve mimarlar çok şey borçludur. ESKADER olarak bu minnet ve şükran borcumuzu bu toplantı ile ödemek istedik. Kendisine daha nice sağlıklı, huzurlu yıllar diliyoruz.” dedi.

ŞİNASİ ESKİKAYA: “HOCA SON DERECE MÜTEVAZI”

İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi eski Dekanı ve öğretim üyesi Prof. Dr. Şinasi Eskikaya, yakından tanıdığı Oktay Aslanapa’yı anlatmaya başlarken heyecanlı olduğunu söyledi. Şinasi Eskikaya, konuşmasına şöyle devam etti:

“Size bir hatıramı anlatmak istiyorum. Yarım asır önce İngiltere’de master yaparken Chon Worn adında bir meslektaşımla Osmanlıca bir tercüme yaparak tanıştım. Chon Worn Türkiye’deki eserleri çok iyi biliyordu. Oktay Hoca ve hizmetlerinden de haberdardı.”

Gerçek sanatkârları ve ilim adamlarını toplum olarak tanıyamadığımızı, onlara gereken değeri veremediğimizi söyleyen Eskikaya, bu tür toplantıların bir vefa borcu olduğunu söyledi. Eskikaya konuşmasına şöyle devam etti;

“Hocamız Türk müziğine hayrandır. Her Pazar günü Türk müziği konserlerini takip eder. Cemal Reşit Rey’de geçen Pazar Klasik Türk Devlet Korosu tarafından kendisine bir şilt verilmesi de çok anlamlı olmuştur. Bu da Perizat Altınay’ın teşvikleri ve Mehmet Güntekin’in isteğiyle olmuştur. Hoca çok mütevazı bir kişiliğe sahiptir. Hiçbir zaman kendisinin ön plana çıkmasını istememiştir. Fakat öyle olaylar meydana gelmiştir ki pes dedirtecek konuma getirtiyor insanı. Hocanın memleketi olan Kütahya’da bir konuşma yapan bir eski Kültür Bakanı, herkesten bahsederken hocaya dair tek kelime etmiyor. Gerçekten çok acı bir olay.”

Şinasi Eskikaya bir gün Süleymaniye’de hoca ile beraberken, bu anı ölümsüzleştirmek ister ve muhteşem caminin önünde hocanın fotoğrafını çeker. Böylece tarih kokan iki değer bir kareye girmiş olur. Eskikaya, Aslanapa Hocanın 98. yaşına girdiğini öğrenince kendisine, “Dünyanın en yaşlı insanı 115 yaşında.  İnşallah sizde onun rekorunu kırarsınız” der. Bunun üzerine Oktay Hoca şu karşılığı verir: “Yalnız başıma kırmamın bir anlamı yok. İnşallah beraber kırarız.”

ARA ALTUN: “HİZMETLERİ BÜYÜKTÜR”

Daha sonra konuşan İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Başkanı ve Güzel Sanatlar Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ara Altun da Oktay Aslanapa’nın yaptığı hizmetleri anlattı. Kendisinin sanat tarihinde öğrenci olduğu yıllarda, doğrudan doğruya Türk sanatıyla ilgili bir elin parmaklarını geçemeyecek kadar yayın olduğuna dikkat çeken Altun, “1960’lı yılların sonlarında Londra’dan dönen Aslanapa, ilginç bir sürpriz yaparak Türk Mimarisi çalışmaları teklifiyle dönmüştür. 4 ciltlik eser ortaya koymuştur. Çok değerli bir hizmettir bu. Çünkü biz sanal alemden hazır bilgi edinmeye alışmışız. Ama bu kadar sağlam bir bilgiyi başka bir yerde bulamayız. Hoca iyi bir hafridir. İyi ve şanslı bir hafridir. Diyarbakır İç Kale’de yaptığı çalışmalar çok değerlidir ve kullandığı yöntem ortaçağ kazılarında kullanılan bir yöntem haline gelmiş.”

Oktay Hocanın hususi hayatı üzerinde de duran Prof. Ara Altun, sözlerine şöyle devam etti:

“Hocanın ilginç ve esprili bir yapısı, yaklaşımları vardır. Herkesi yönlendirmeye çalışmış, iyi bulduğu çalışmaların yayınlanması için çaba sarf etmiştir. Çok sayıda nankörlük ve ihanetle karşılaşmasına rağmen bunlara karşı hoşgörü anlayışını ortaya koymuştur. Öğrencileri tarafından emekliliği üzerine hazırlanan ‘Hizmette 40 Yıl’  adlı kısa özgeçmiş eseri, katkılarla bir kaynak belge niteliği taşımaktadır. Doktorasının 50. yıl dönümünden dolayı Viyana Üniversite’si rektörü tarafından ödül, Dışişleri Bakanlığı tarafından verilen üstün hizmet ödülü hocanın nazarında gönlünün ödülü olan sayısız öğrencilerinin sayısız başarılarının yanında çok değer ifade etmiyor.”

ÇELEBİ BOZKURT: “39 DERECE ATEŞLE DERSE GİRDİ”

Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi Enstitüler Müdürlüğü Genel Sekreteri olan Çelebi Bozkurt, Oktay Aslanapa Hoca ile 1985’ten bu yana aynı ortamlarda bulunduğunu söyledi. Çelebi Bozkurt Oktay Hoca ile yaşadığı bir hâtırayı şöyle anlattı:

“Hocayla bir fotoğraf çekmeye giderken arabayı bir ara sokakta park ettim. Yürümeye devam ettim. Sonra Hocanın yanımda olmadığını fark edince dönüp geriye baktım. Hocamız sahipsiz bir kalıntının başındaydı. Bu, Altı Mermer Kilisesi’nin kalıntısıydı. Üzerindeki bilgileri okuyordu. Böyle bir eserin kalıntı hale gelmesinden çok muzdarip olduğunu ifade etmişti. Bu olayla, bizim bakıp geçtiğimiz yerlerden hocanın görerek geçtiğini ve çok dikkatli olduğunu anlıyoruz.”

Oktay Hocanın zamana çok dikkat ettiğini, hiçbir randevusunu kaçırmadığını hatırlatan Çelebi Bozkurt, “Bir ara 39 derece ateşle yatıyordu, rahatsızdı. Ama dersi vardı. O haldeyken bile kalktı ve öğrencilerine ders vermeye gitti. Talebelerine ve derslerine bu kadar titizlikle değer verir.” dedi. Hiçbir konuşma ve toplantı teklifini çevirmediğini belirten Bozkurt, konuşmasına şöyle devam etti:

“Hocaya bir gün ‘Efendim, geriye dönüp baktığınızda dolu dolu bir hayat yaşadınız mı? Yoruldunuz mu?” sorusunu yönelttim. Bana şu cevabı verdi: “Evet yoruldum, mücadeleyle geçen bir hayat… Hocayı üzen tek şey hemen hemen bütün arkadaşlarının cenazelerine katılması yani arkadaşlarının kalmaması. Ama yine de öğrencilerinden moral buluyor.”

SUPHİ SAATÇİ: “AÇIK ÖĞRETİM ÖĞRENCİSİYİM”

Oktay Aslanapa’nın birebir öğrencisi olma talihini tatmadığını söyleyen Mimar Sinan Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Suphi Saatçi de konuşmasında şöyle dedi:

“Hocayı kitaplarından takip ettiği için kendisini hocanın açık öğretim öğrencisi olarak nitelendiriyorum. Oktay Aslanapa, Türk sanatı ve Türk mimarisini birleştirmiştir. Ve ortaçağdan itibaren takdim etmiştir. Bundan daha önce böyle bir çalışma yapılmamıştır. Bizim oluşumumuzun etkilenme sonucu ortaya koyduğu sentezdir bu eseri. Anadolu topraklarında meydana gelen mimari çalışmalarının dışında yakın coğrafya ile de bütünlük içinde araştırmalar yapmıştır. Kuzey Irak, Kıbrıs, Kırım ve Azerbaycan ile ilgili eserleri ve araştırmaları bulunmaktadır.”

Yard.doç. dr. Ahmet Vefa Çobanoğlu da Aslanapa’nın öğrencisi olduğunu belirterek, “Oktay Hoca, bir sanat tarihçisi olarak odasını atik ve azimli öğrencilerine âdeta tahsis etmiştir. Kütüphanesinden faydalanmaları için çaba sarf etmiştir. Çünkü hoca karşısındaki insanda bir ışık gördü mü teşvik eder, yüksek motivasyonla yönlendirme yapardı.” şeklinde konuştu.

Son konuşmacılardan Seval Özcan Ata, Oktay Aslanapa ile bir nehir söyleşi gerçekleştirmeye çalıştığını belirterek, “Hoca ile tanışmamı, ailece halıcı olmamıza borçluyum. Halıcılık konusunda bir danışman ararken araştırmalarım sonucunda Oktay Aslanapa Hocaya ulaştım.” dedi. Yaklaşık dört aydır Hoca ile birlikte çalıştıklarını ifade eden Seval Özcan Ata, kısa konuşmasında şunları söyledi:

“Kendisine sorular sorup cevaplar alıyorum. Ona bir gün ‘En yakın arkadaşınız kim?’ diye sorduğumda ‘Eşim ve ailem’ dedi. Sanat tarihini seçimi konusunda ailesi hocaya hiçbir engel teşkil etmemiş aksine ona destek vermiştir. Çocukluğunda yaz tatillerini çini fabrikasında geçirmesi onun için bir temel olmuştur.”

Program fikrinin sahibi Perizat Altınay, hayatında bir ideal insan olan Hocayı çok yakından takip ettiğini ve sevdiğini ifade ettikten sonra unutamadığı hâtıralarını anlattı.

Konuşmaların tamamlanmasından ve soruların sorulmasından sonra Oktay Aslanapa, teşekkür konuşmasında özetle şöyle dedi:

“Bu toplantı beni mutlu etti. ESKADER ve Timaş yöneticilerine teşekkür ediyorum. Her adımda bir dostla karşılaştım. Hâtıralar gözümün önünde canlandı. Sanat tarihini şuurlu seçtim. Üniversitede yalnız dört bölüm varken sanat tarihini tercih ettim. Türk-İslâm tarihi üzerine Avrupa’ya gidecek öğrenciyi seçmek için düzenlenen yarışmaya katılarak sanat tarihi araştırmalarına başladım. Berlin’e gittim. Orada Almancayı daha iyi öğrenebilmek için öğrenci müfettişi olan Reşat Şemsettin Sirer’den hiç Türkçe konuşulmayan bir yere gönderilmesini rica ettim. Ricam kabul gördü. 2. Dünya Savaşı dolayısıyla geri gelen hocanın tekrar gitmesi için Reşat bey ve edebiyat fakültesi dekanı Hamit Orgunsu büyük çaba sarf etmişlerdir. Türk-İslâm tarihini araştırmak için Viyana’yı seçip orada doktoramı tamamladım. Prof. Didis’in yanında asistan olarak sanat tarihi çalışmalarına başladım. Didis Kırşehir’de Türk Sanatı kitabı hazırlıklarına başladı. Kitapta yapılan kubbe ve kümbet mukayeseleri tepki topladı. Daha sonra Reşat Şevket ile çalışmalarımıza devam ettik. 4 yıl da Edmın’la çalışmalar yaptım. Türk-İslam Kürsüsü’nün kurulmasını teklif ederek 1 oy farkla kabulünü sağladım.”

Toplantının sonunda, “Bütün sanatlar arasında öncü olan hangisidir?” sorusuna Aslanapa, “Mimari esas olduğu sanat dallarıyla ayrılmaz bir bütündür.” diyerek sanat görüşünü ortaya koymuştur.

Toplantıda Âşık Fuat Çerkezoğlu, sevilen türküleri canlandırırken, Ahmet Yüter Hoca da Oktay Aslanapa için hazırladığı manzum duayı okudu. Toplantı hâtıra fotoğraflarının çekilmesiyle son buldu. Perizat Altınay’ın hocaya takdim ettiği armağan ise çok beğenildi. Programı başından sonuna kadar takip eden Oktay Aslanapa’nın eşi Günseli Aslanapa da bu gün dolayısıyla çok mutluğu olduğunu açıkladı. Kalabalık bir dinleyici topluluğunun bulunduğu programa iştirak edenler arasında şu isimler dikkat çekti: Dr. Metin Eriş, Ömer Faruk Berksan, Şerif Aydemir, Fatma Ersem Yargıcı, Hülya Saygı, Recep Arslan, Mustafa Nadir Önay, Ahmet Yüter, Yüsra Mete ve Şadi Polat.

 

Kategori Genel

Selim Nüzhet Gerçek anıldı.

Ara20
2011
Yorum Gönder Yazar: ESKADER

Derlemelerin Babası unutulmadı

Türkiye’de ilk Derleme Müdürü olan ve Türkiye Bibliyografyası’nı yayınlayan araştırmacı yazar Selim Nüzhet Gerçek’i, Mehmet Türker Acaroğlu anlattı.

Yiğit Özdemir (Sanatalemi.net)

Türkiye’nin ilk Derleme Müdürlüğü’nü yapan ve Türkiye Bibliyografyası’nın kurucusu olan Selim Nüzhet Gerçek, Zeytinburnu’nda düzenlenen bir toplantıda anıldı. Türk edebiyatının seçkin ismi Abdülhak Şinasi Hisar’ın kardeşi olan Selim Nüzhet Gerçek’i, yine derleme müdürlüğü yapan araştırmacı yazar Mehmet Türker Acaroğlu anlattı. Zeytinburnu Belediyesi’nin Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlediği ve Mehmet Nuri Yardım’ın yönettiği toplantıya, yakın tarih meraklıları, ilgililer ve öğrenciler katıldı. Toplantı, “Zeytinburnu’nun Ebedî Sâkinleri” programı çerçevesinde gerçekleşti. Programı sunan Mehmet Nuri Yardım, Türkiye’de kültüre, sanata ve medeniyete hizmet eden unutulmuş şahsiyetleri anmaya ve anlamaya devam ettiklerini belirterek şunları söyledi:

“Sosyal bilimlerde, tarih ve edebiyat dallarında okuyan gençlerimiz bile ne yazık ki bir çok eser bırakmış olan âbide şahsiyeti, kültür adamını, münevveri tanımıyor. İsmail Saib Sencer’den Selim Nüzhet’e kadar pek çok ilim ve irfan adamımız var, ama bunlar büyük ölçüde unutuldu. Bu çalışmalarımızın amacı da toplum olarak hâfızamızı tazelemek, değerlerimize sahip çıkmak, dün ile yarın arasında köprü olmaktır. Dünkü büyüklerimizi tanırsak kültür hayatımız daha zengin, daha renkli ve daha canlı olur. Eski değerlerini tanıyan gençliğin kendine güveni de artar.”

GERÇEK’LE TANIŞMASINI ANLATTI

Selim Nüzhet Gerçek hakkında tek biyografik kitabın yazarı olan araştırmacı yazar Mehmet Türker Acaroğlu konuşmasına, unutulmuş değerli bir şahsiyeti hatırlayan ve hatırlatanlara teşekkür ederek başladı. Selim Nüzhet ile tanışmasını anlatan Acaroğlu, Gerçek’in birinci, kendisinin ise beşinci derleme müdürü olduğunu hatırlattı. Acaroğlu, Selim Nüzhet’in yaptığı çalışmaları ve gerçekleştirdiği hizmetleri dile getirirken “Selim Nüzhet, Basma Yazı ve Resimleri Derleme Müdürlüğü’ne getirildikten sonra bir çok kıymetli araştırmalar yapmış, çalışmalar gerçekleştirmiştir. Türkiye Bibliyografyası’nın yayımını düzenli hale getirmiştir.” dedi. Selim Nüzhet Gerçek’in Türk müzeciliğine ve tiyatrosuna da büyük katkılar sağladığını ifade eden Acaroğlu konuşmasında özetle şöyle dedi:

“Derleme çalışmaları çok önemlidir. Türkiye’de bu hizmetleri Selim Nüzhet Gerçek gerçekleştirmiştir. Daha sonra gelen derleme müdürleri de bu çalışmalara hız vermişlerdir. Ama bugün derleme çalışmalarının arzu edilen noktada olduğunu söylemek zor. Daha iyi olmalı. Bütün dergilerin, gazetelerin sadece bilgisayar ortamında derlenmesi yetmez, bütün araştırmacılara ve halka da açılmalıdır.”

DERLEME ÇALIŞMALARININ BABASI

Türkiye’de derleme çalışmalarını başlatan ve Türkiye Bibliyografyası’nın da mimarı olan Selim Nüzhet Gerçek, (1891-1945) İstanbul Rumelihisarı’nda doğdu. Galatasaray Lisesi’ni ve Cenevre Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ni bitirdi (1914). 1921’e kadar İsviçre’de kaldı. Nîrenk, Yarın ve İleri gibi dergi ve gazetelerde yazıları çıktı. Darülbedayi’de tarihî oyunları sahneye koydu (1923). 10 yıl süreyle Robert Kolej’de Türkçe ve tarih hocalığı yaptı. 1934’te Basma Yazı ve Resimleri Derleme Müdürlüğü’nü kurdu ve uzun yıllar yönetti. Büyük edebiyatçımız Abdülhak Şinasi Hisar’ın kardeşi olan Selim Nüzhet Gerçek, Merkezefendi Mezarlığı’nda yatıyor. Yayımlanmış bazı eserleri: Türk Matbaacılığı, Türk Temaşası: Meddah-Karagöz, Ortaoyunu, Türk Gazeteciliği,  Türklerde Tiyatro, Türk Taşbasmacılığı ve Atalar Sözü. Selim Nüzhet Gerçek hâtıralarını ise, İstanbul’dan Ben de Geçtim adlı kitabında topladı.

 

 

Kategori Genel

Oktay Aslanapa Bâbıâli’de…

Ara20
2011
Yorum Gönder Yazar: ESKADER

Oktay Aslanapa Bâbıâli’de
Yiğit Özdemir (Sanatalemi.net)
Türk sanat tarihinde çok değerli eserleri ve çalışmaları bulunan, hocaların hocası Prof. Dr. Oktay Aslanapa için Bâbıâli’de bir saygı toplantısı yapılıyor. 98 yaşına giren ve bereketli ömrüne bir çok hizmeti sığdıran Aslanapa’nın hayatını ve hizmetlerini, meslektaşları, dostları, öğrencileri ve yakınları anlatacak. Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER)’in düzenlediği toplantı, Timaş Kitap Kahve’de 22 Aralık Perşembe günü saat 18.00’de başlayacak. Alayköşkü Caddesi, Nu. 5 Cağaloğlu adresinde gerçekleşecek olan toplantıyla ilgili olarak ayrıntılı bilgi almak isteyenlerin, 0 212 5112323 – 5112324 numaralı telefonları aramaları veya www.sanatalemi.net ile www.medeniyetimiz.com adlı siteleri ziyaret etmeleri gerekiyor.

        BEREKETLİ ÖMRE SIĞAN ESERLER

1914 yılında Kütahya’da doğan Oktay Aslanapa 1934 yılında Bursa Lisesi’nden, 1938 yılında İstanbul Edebiyat Fakültesi’nden ve Yüksek Öğretmen Okulu’nun Sanat Tarihi Bölümü’nden mezun oldu. Türk sanatı tarihçisidir. Osmanlı mimarisini en iyi bilen bir bilim adamı, halı sanatı konusunda önemli eserleri ve araştırmaları bulunan bir akademisyendir. Almanya’da ve Avusturya’da Türk sanatı üzerine doktora yapan Aslanapa, 1960 yılında profesör oldu. Eserlerinden bazıları şunlardır: Osmanlılar Devrinde Kütahya Çinileri, Karaman Devri Sanatı, Selçuklu Sanatı Bibliyografyası, Selçuklu Halıları, Kıbrıs’ta Türk Eserleri, Yüzyıllar Boyunca Türk Sanatı, Kırım ve Kuzey Azerbaycan’da Türk Eserleri.

 

Kategori Genel

Sanatalemi.net Edebiyat Yarışması Sonuçlandı.

Ara19
2011
Yorum Gönder Yazar: ESKADER

 

Sanatalemi.net  Edebiyat Yarışması Sonuçlandı

ESKADER’( Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği)e bağlı olarak yayın yapan Sanatalemi.net sitesinin, vefat etmiş beş yazarı adına düzenlenen 1. Edebiyat Yarışması’nın sonuçları belli oldu.

 Yiğit Özdemir ( Sanatalemi.net )
Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER)’ne bağlı olarak yayın yapan Sanatalemi.net’in, daha önce sitede köşe yazarlığı yapan, vefat etmiş beş yazarı adına açtığı 1. Edebiyat Yarışması’nın sonuçları belli oldu. Buna göre Yasin Mortaş “Şiir”, Leyla Asan “Hâtıra”, Aslınur Akdeniz “Makale”, A. Yasemin Yüksel “Deneme”, Ülkü Uslu ise “Hikâye” dallarında birinci seçildiler.

Ali Hakkoymaz,  Bestami Yazgan, Cansaran Kızıltaş, Erol Mermer, Fatma Ersem Yargıcı, Hatice Opak Bilgin, Hüdavendigar Onur, Hülya Saygı, Hüseyin Sarıkoç, İbrahim Kalkan, Kemal Çiftçi, Mehmet Nuri Yardım, Recep Arslan, Şerif Aydemir ve Yusuf Dursun’un değerlendirme kurulunu oluşturdukları yarışmada 1. 2. ve 3. seçilen yarışmacılarla mansiyon kazananlar ve eserlerinin isimleri şöyle:

ŞİİR: 1. Yasin Mortaş: “Gün Tenha”, 2. Alparslan Akdağ: “Bir Hüseyin’em Kerbela’da”, 3. Yeter Demir Ekinci: “Yâr-î Gâre İstanbul Mektubu” Mansiyonlar: Mehmet Faruk Habiboğlu “Anadolu Divanı”, İbrahim Şahin “Alev Kanatlı Kuşlar Gördüm”, Mahmut Öztürk “Taş Kasidesi”.

HÂTIRA: 1. Leyla Asan: “Gönül Köprülerini Kurmaya Gidiyoruz”, Osman Arşın: “Dolma Kalem ve Mürekkep”, Nihat Malkoç: “Evvel Giden Ahbaba Selam Olsun Erenler”. Mansiyonlar: A.Yasemin Yüksel: “Nisan Sonunda Bahar Gelen Yollarda”, Taner Yüksel: “Bir Sonsuz Rüyaya Açılmış Gözler”, İbrahim Özgün: “Kırık Hikâye”.

MAKALE: 1. Aslınur Akdeniz: “Şaman, Peygamber, Mürşid ya da Tanrı İnsan”, 2. Mahmut Öztürk: “Yeniden Çanakkale Yeniden Büyük Bedir”, Ömer Said Güler: “Dargın İki Ustada Farklı İki Kavram”, Mansiyonlar: Cansu Küren: “Kutsal Bir Anahtardır Kültür”, Yüsra Mesude: “Tanpınar’da Bir Terkip Olarak İstanbul”, Can Şen: “Bir Akşamdı”.

DENEME: 1. A.Yasemin Yüksel: “Evlerimizin Gözleri: Sardunyalı Pencereler”, 2. Ümit Çalışıcı: “Yıkılmadık”, 3. Hatice Kübra Göklü: “Bir Kutlu Teselli” Mansiyonlar: Serdar Üstündağ: “Servi Gölgesi”, Belkıs Sürücü: “Keşke Ben de Yansaydım”, Serpil Kaya: “Yeşil İnci Bursa”.

HİKÂYE: Ülkü Uslu: “Plastik Kaplar”, Abuzer Altunbaş: “Küçük Çoban”, İbrahim Şahin: “Gül’ün Müjdesi” Mansiyonlar: Selda Gülşen Uslu: “Fırtına”, Ümit Çalışıcı: 2. “Protestom”, Nuriye Erdoğan: “Aksak Güvercin”

         EDEBİYATA YENİ İMZALAR

Yarışmada dereceye giren, mansiyon alan ve ödül almadığı halde değerli yazı ve şiirlerini gönderenlerin çalışmaları, Sanatalemi.net ve Medeniyetimiz.com sitelerinde yayımlanacak. Ödül tarihi ve yeri ise daha sonra açıklanacak. Şiir, hikâye, makale, deneme ve hâtıra dallarında açılan Sanatalemi.net Edebiyat Yarışması, hayatta iken sitede köşe yazılarını yayımlatan Ahmed Yüksel Özemre (hâtıra), Ergun Göze (makale), Hamit Can (deneme), Olcay Yazıcı (şiir) ve Ümit Fehmi Sorgunlu (hikâye) adına düzenleniyor. Her yıl tekrarlanacak yarışma ile, hem yazarların adının yaşatılması, hem de genç edebiyatçıların teşvik edilmesi amaçlanıyor.

Yarışmayla ilgili kısa bir açıklama yapan ESKADER Başkanı ve Sanatalemi.net sitesinin Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Nuri Yardım, “Yarışmaya tahminimizin üstünde çalışma gönderildi. Oluşturduğumuz yetkin jürimiz, bazen eser seçiminde zorlandılar. Her beş dalda da çok değerli çalışmalar vardı. Bu kıymetli yazı ve şiirler Sanatalemi.net ve Medeniyetimiz.com sitelerinde yayımlanacak. Yarışmaya katılan şair ve yazarların ödülleri, yakında açıklanacak bir tarihte ve yerde törenle sahiplerine verilecek. Yarışmaya gösterilen büyük ilgi bizi çok sevindirmiştir. Bütün katılımcıları, seçici kurul ve ESKADER yönetimi adına kutluyorum. İnşallah her yıl bu yarışmayı tekrarlayacağız. ”

 

Kategori Genel

Sevdiklerine ‘Mektup’ yazdılar…

Ara17
2011
Yorum Gönder Yazar: ESKADER

Sevdiklerine ‘Mektup’ yazdılar
Elif Çelik (Sanatalemi.net)
Unuttuğumuz ‘mektup’, bir kursta yaşatılmaya çalışılıyor. Edebiyatçı yazar Mehmet Nuri Yardım’ın yönetiminde Birlik Vakfı’nda devam eden “Yazı ve Editörlük Kursu”nda öğrenciler, sevdiklerine birer mektup yazdılar. Kursta ‘Mektup’ türünün işlenmesinden sonra ev ödevini alan öğrenciler, en yakınlarına birer mektup yazmaya başladılar. Mektuplar birer kâğıda yazıldıktan sonra zarflanıp postayla muhataplarına gönderildi. Kurs hocası Mehmet Nuri Yardım, “Edebiyat ve yazının değişik türlerini inceliyoruz. Röportaj, Haber, Makale, Hikâye, Deneme, Roman, Araştırma, İnceleme, Şiir ve Hâtıra türlerini işlerken, bugün artık ne yazık ki unutmaya başladığımız Mektup türünü de ele aldık. Bilindiği gibi ‘Mektup’ hem edebiyatımızın önemli bir türü, hem de sosyal ve kültürel hayatımızın ayrılmaz bir parçasıydı. Bu güzel gelenek ne yazık ki bugün unutuluyor. Cep telefonlarının ve bilgisayarların yaygınlaşmasından sonra kimse sevdiğine ve yakınlarına mektup yazmaz oldu. Biliyorum zor ama, belki bu şekilde gençlerimizi mektup yazmaya özendirmiş oluruz.”

Kursla ilgili olarak ayrıntılı bilgi, 0 (212) 5112323 veya 5164127-28 numaralı telefonlardan veya sanatalemi.net sitesinden alınabilir.
 

Kategori Genel

Selim Nüzhet Gerçek anılıyor…

Ara17
2011
Yorum Gönder Yazar: ESKADER

Selim Nüzhet Gerçek anılıyor
Elif Çelik (Sanatalemi.net)

Türkiye’de ilk derleme müdürü ve Türkiye Bibliyografyası’nın kurucusu olan Selim Nüzhet Gerçek, Zeytinburnu’nda bir toplantıda anılacak. Türk edebiyatının seçkin ismi Abdülhak Şinasi Hisar’ın kardeşi olan Selim Nüzhet Gerçek’i, yine derleme müdürlüğü yapan araştırmacı yazar Mehmet Türker Acaroğlu anlatacak. Zeytinburnu Belediyesi’nin düzenlediği ve Mehmet Nuri Yardım’ın yöneteceği toplantı, 20 Aralık Salı günü saat 19.00’da Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleşecek. Acaroğlu’nun Selim Nüzhet Gerçek hakkında yayımlanmış bir eseri bulunuyor.

 

DERLEMELERİ BAŞLATAN KİŞİ
Türkiye’de derleme çalışmalarını başlatan ve Türkiye Bibliyoğrafyası’nın da mimarı olan Selim Nüzhet Gerçek, (1891-1945) İstanbul Rumelihisarı’nda doğdu. Galatasaray Lisesi’ni ve Cenevre Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ni bitirdi (1914). 1921’e kadar İsviçre’de kaldı. Nîrenk, Yarın ve İleri gibi dergi ve gazetelerde yazıları çıktı. Darülbedayi’de tarihî oyunları sahneye koydu (1923). 10 yıl süreyle Robert Kolej’de Türkçe ve tarih hocalığı yaptı. 1934’te Basma Yazı ve Resimleri Derleme Müdürlüğü’nü kurdu ve uzun yıllar yönetti. Büyük edebiyatçımız Abdülhak Şinasi Hisar’ın kardeşi olan Selim Nüzhet Gerçek, Merkezefendi Mezarlığı’nda yatıyor. Yayımlanmış bazı eserleri: Türk Matbaacılığı, Türk Temaşası: Meddah-Karagöz, Ortaoyunu, Türk Gazeteciliği,  Türklerde Tiyatro, Türk Taşbasmacılığı ve Atalar Sözü. Hâtıralarını, İstanbul’dan Ben de Geçtim adlı kitabında topladı.

Kategori Genel
« Önceki Yazılar

Kategoriler

  • Genel

Son Yazılar

  • 2011 ESKADER ödülleri açıklandı…
  • ESKADER Basın Bülteni
  • Yazar,Gazeteci,Fikir Adamı Ziya Şakir anıldı.
  • Ziya Şakir anılıyor…
  • Sanat Tarihçisi,duayen Oktay Aslanapa’ya Saygı Günü.

Takvim

Aralık 2011
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Kas    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Üye İşlemleri

  • Kayıt Ol
  • Giriş
  • Yazılar RSS
  • Yorumlar RSS
  • WordPress.org

EvoLve theme by Blogatize  •  Powered by WordPress ESKADER - Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği